Geçiştirmiyorum ey ahmak, tam tersine senin gibi 25 yıldır bunun binlerce katını geçiştirenlere kızıyorum. Kalkıp o yüzden milletin parasını önemsiyormuş gibi abuk subuk konuşma. Şu an sadece ne kadar namert ve ne kadar samimiyetsiz olduğunu ispat etmiş oldun.
Zira yazdıklarıma hiçbir cevap veremiyorsun hiçbirine doğru değil diyemiyorsun.
@TlFnCu1907 Gönül isterdi ki bu söylemler samimi olsun ve beş parasız halde iktidara geldikten sonra milyarder olanlara da sorulsun bu sorular. Ama siz ihanetin ortağısınız. O yüzden 2-3 milyonu sorarsınız fakat yüzlerce milyarı sormazsınız.
Para girdi çıktısının tek başına vergi doğuran bir olay olduğunu zanneden aptaldır. Bu tabloları paylaşanlar da aptallaştırdıkları kitlelere oynuyorlar.
Oğuzhan'ın bunu yapmasından rahatsız iseniz ve fakat mesela bir çetenin 500 milyon TL gibi uçuk vergisinin "silinmesi"neden rahatsız değilseniz siz de hainsiniz demektir.
Çünkü sizin için verginin ödenip ödenmemesi mühim değildir. Mesela Oğuzhan aynı Oğuzhan olsaydı, bu para trafiği de 163 milyon değil 163 milyar olsaydı ve gemiciklerde domuz pişirme partileri yapan biri olsaydı veya "düşük profilli bir başbakanın oğlu" olsaydı ve vergiden kaçındığı veya vergi kaçırdığı için değil de vergi borçları yasal(!) olarak silindiği için vergi ödemiyor olsaydı, o zaman çok severdiniz kendisini.
Wrong. Anything consisting of "parts", "components" etc. cannot be God. God, technically must be only uniform. Any "parts" or "components" are created. Any "design" is created. Whereas God is not created but expected to be the creator.
Therefore, God is one, but not "numerically", God is one but not by "unit" or "piece". God is one by not counting; God is one by being "ONLY".
@AlperK1318@turker_aknc Hiç ilginç değil. Her zamanki gibi sipariş davalar, sipariş uyduruk şeyler. Derneğin parasını "ödünç alıp sonra yerine koymak" gibi ahmaklık yapmış da olabilir; fakat bu sipariş edilen türde bir dava olmaz.
Tam tersine "bütün borçlarım şahsi, dernekle ilgili hiçbir şey bulamazsınız" demiş. Siz nerenizle okuyorsunuz? Şu ana kadar ortaya konan bütün belgeler de şahsiydi, hiç dernekle ilgili bir şey koymadınız ortaya?
Haluk Levent yapmaz demiyorum; ama siz ve sizin gibi namertler kesin yapar. Dolayısıyla ortaya belge koyamayan siz iken, sözüne güven olmayacak olan da sizsiniz. Üstelik şu an görüldüğü itibarıyla da açıkça ve utanmadan adamın ifadesi hakkında bile yalan söylüyorsunuz.
Bu kadar salya saçarak bu olayı günlerdir yazanlar içerisinde şahsi olaylar dışında henüz bir tane belge koyabilen çıkmadı. Tam tersine işte bu sözde gazeteci Türker'in yaptığı gibi adamın söylemediği şeyleri söylemiş gibi alenen yalan yazılıyor. Eğer elinizde bir tek tane belge olsaydı şimdiye kırk kere afişe ederdiniz.
O yüzden bu noktadan sonra getireceğiniz belgelerin de sahte olacağı kesinleşmiş oldu. Çünkü şimdiye kadar belge olsaydı, şahsi borçlarının veya bin liralık komik ve şahsi EFT'lerin peşinde koşmaz o belgeleri yayınlardınız. Yayınlayamadığınıza göre, bulamadığınız belgeleri kendiniz üretmekten başka seçeneğiniz kalmadı.
Birincisi, Kuran kendi kendini okumaz, ben Resulü gönderdim ki size okusun diye diyor. İkincisi, sadece okumasın aynı zamanda sizi temizlesin ve size öğretsin diye diyor. Kuran size kendi kendini öğretecek demiyor, bir resul gönderdim size kitabı öğretecek diyor.
Allah sizin kadar iyi bilmiyor olmalı ki hep Kur'an'a uyun diyecegine resule uyun demiş. Sizin kadar iyi bilmiyor olmalı ki hep Kur'an'ı size resul öğretecek demiş de Kur'an size kendi kendine öğretecek dememiş. Üstelik bu yalanı söylemeyin diye Cuma 3'ü de indirmiş, ölüp gider de artik öğretemez zannetmeyin, sonraki nesillere de devam edecek diye boşuna söylemiş demek.
Allah'ın dinini Allah'tan iyi bilenler, gerçekten apaçık ayeti inkar ediyorlar.
Üçüncüsü, keza apaçık ayette dağın başındaki bir vadiyi taş toprağı kutsal sayıp Musa'nın ayakkabıyla basmasına izin vermemiş diyorum, hala Kur'an coğrafya kutsamaz diyor. Kutsamış işte biraderim, siz okumaktan ve anlamaktan aciz misiniz? Bayağı bayağı Taha 12'de dağın başındaki bir yer için kutsal vadi demiş, ayakkabıyla girme demiş. Daha ne desin sizin anlamanız için?
Kitabı bu kadar açık inkar eden birinin ben Müslümanım demesine hacet yoktur.
İnsan bunca açık yalanı nasıl söyleyebiliyorlar diye şaşıracak gibi oluyor.. Sonra hatırlıyor bunlar bazı sahabenin peygamberden ve hatta Allah'tan iyi bildiğine de inanıyor. Bunların dedeleri "devletin bekası" ayağına Muaviye'nin yalanlarına katılıp Ali'ye beynamaz diyor ve onu kâfir biliyorlardı. Keza kâfir babanın kâfir oğlu Yezid'i desteklerken Hz. Hüseyin'e de kâfir asi diyorlardı.
İnatçı, iftiracı ve alçak olan, yüzlerce yıl da geçse değişmiyor işte. Allah'ın tertemiz dediği Ali'ye kâfir diyen, Allah'ın güzel ahlak için gönderildi dediği Muhammed'e "sahabe ona ahlak öğretiyordu" diyen namert, yani Allah ve resulu hakkında bile bolca yalan söyleyen bu ve benzeri kâfirler, birkaç müslümana iftira atmış şaşırtıcı değil.
Yine Kur'an'ın mesajının çarpıtıldığı ve Allah'ın takdirinin aşağılandığı bir yazı.
"Muhakkak ben senin rabbinim. Ayakkabılarını çıkar, şüphesiz sen KUTSAL Tuva vadisindesin" (Ta-Ha 12).
Dağın başında bir mekan var, bildiğin dağın başında. Etrafında hiçbir yerleşim bir şey de yok. Ama Allah o mekana "KUTSAL" diyor ve hatta o derece ki; Musa'ya "ayakkabını çıkarmadan buraya girme" diyor ve siz buna coğrafi fetişizm diyorsunuz? Coğrafya Allah'ın değil mi?
Bakın tekrar düşünelim: Sizin "binadan başka bir şey değil" diyerek çarpıtmak istediğiniz Kabe gibi bir bina bile yok. Bayağı dağın başında taş topraktan başka hiçbir şey olmayan bir vadiye ayakkabıyla basma diyor, çünkü orası KUTSAL diyor!
Tekrar bakalım; sizin izah ettiğiniz gibi bir şey mi?
- O bölgede yaşayan insanlar için önemli; günümüz insanı için bir önemi yok.
Hayır. (Musa'nın konuşma için dağa çağrıldığı) O bölgede kimse yok; yani bölge insanı için önemli bir yer değil orası, tam anlamıyla dağın başı; belki de o güne kadar kimsenin gidip görmediği bir yer. Demek ki konunun bölge insanıyla veya o tarihle bir ilgisi yok.
- Dağ taş niye önemli olsun.
Oysa Tuva vadisi dağ ve taştan başka hiçbir şey değil. Buna rağmen Allah o taşlara ayakkabbıyla basma diyecek kadar orayı önemsemiş. Demek ki sizin zannınızın aksine Allah önemli diyor.
- Coğrafya sadece sahtekarların otoritesi için önemli.
Hayır. Allah ayette o mekanın "MUKADDES" yani kutsal olduğunu doğrudan doğruya söylemiş. Mekanı kutsal sayan "sahtekar otoriteciler" değil; doğrudan doğruya Allah'ın kendisi. Demek ki size göre Allah sahtekar bir otoriteci.
Ve siz Allah'ın bu anlatısına "coğrafya fetişi" diyen acayip bir arkadaşın yazısına "maşallah güzel makale" demişsiniz.
Edip Bey unuttunuz mu bilmiyorum lakin Kur'an'da sayıların seçilmişliği üzerine bir sürü kitabınız var. Kur'an coğrafya kitabı değil diyen siz; Kur'an matematik kitabı mı ki böyle "Matematik fetişizmi" yapıyorsunuz?
Allah'ın sayıları seçmesi, onun üzerine birçok kitap yazdıracak kadar sizi büyülüyor ve "matematik fetişi" gibi saçma bir şey söylemiyorsunuz; fakat aynı Allah'ın aynı kitabında mekan seçmesi veya kişi seçmesi zorunuza gidiyor ve "coğrafya fetişi, kişi fetişi" diye Allah'ın seçimlerini alaya alıyorsunuz.
Oysa nasıl ki Matematik Allah'ındır. Coğrafya da ve diğer her şey de O'nundur. Neyi seçeceği konusunda yani irade ve otoritesi hakkında size danışacak da değildir.
Kur'an'ı yarım yamalak okuyorsunuz.
1- Peygamberin görevi tebliğ ile sınırlı DEĞİLDİR. Cuma 2 ayetini nereye koyacaksınız? Sizin resulün görevini izah etmenize gerek yok. Allah bu resulü ben ne için gönderdim sorusuna direkt orada cevap veriyor. Size ayetlerini okusun (yani yazılı olarak da değil bayağı okumak tabiri var) ama sadece okumasın aynı zamanda sizi temizlesin diye ve aynı zamanda öğretsin; hem kitabı hem de hikmeti. Bunları teker teker ayrı ayrı saymış. Siz bunlardan birini -okumak- cımbızlayıp onu da olduğu gibi bırakmamış "tebliğ" diye çarpıtmışsınız.
Siz bayağı bayağı Kur'an'ı inkar ediyorsunuz. Allah direkt, doğrudan doğruya "sadece okumak değil ayrıca öğretsin diye gönderdim" dediği halde yok sadece tebliğle sınırlı diye inat etmek, Allah'a kafa tutmak ve hükmünü kabul etmemektir. Kaldı ki dediğim gibi okumak ifadesini de çarpıtıp tebliğe çeviriyorsunuz.
2- Enbiya ve Ahzap'taki "tebliğ et" ayetlerinin bu bağlamla bir ilgisi yoktur. Allah açıkça diyor ki "sen tebliğ ettin, öğrettin, temizlemek için gerekeni yaptın; fakat onlar ittiba etmedi mi; o artık onların sorunu, senin bu konuda sorumluluğun yok" diyor. Siz kalkıp bunu "tek görevi tebliğ" diye çok çarpık bir anlama getiriyorsunuz. Allah o ayetler sadece "onları zorla cennete sokamazsın, sen anlatmak, öğretmek, göstermekle mükellefsin gerisi onların seçimi" diye gayet güzel izah ediyor; siz bunu kalkıp "tek görevi tebliğ" diye dar ve alakasız bir kalıba sokuyorsunuz. Üstelik buradaki hitap da müslümanlara değil. Siz bayağı bayağı dar kapsamı olan bir şeyi herkese de genişletiyorsunuz.
Ne acayip ki Allah'ın daralttığı kapsamı genişletmeye; Allah'ın geniş tuttuğu kapsamı ise daraltmaya çalışıyorsunuz.
3- Kur'an'da coğrafi detaylar kutsallık nesnesi değildir diyerek, "coğrafi fetiş" diyerek aşağıladığınız şey doğrudan doğruya Kur'an'ın kendisidir:
"Muhakkak ben senin rabbinim. Ayakkabılarını çıkar, KUTSAL Tuva vadisindesin" (Ta-a 12).
Dağın başında bir mekan var, bildiğin dağın başında.. Etrafında hiçbir yerleşim bir şey de yok. Ama Allah o mekana "KUTSAL" diyor ve hatta o derece ki; Musa'ya "ayakkabını çıkarmadan buraya girme" diyor ve sen buna coğrafi fetişizm diyorsun? Coğrafya Allah'ın değil mi? Bak tekrar düşün: Dağın başında taş topraktan başka hiçbir şey olmayan bir vadiye ayakkabıyla basma diyor, çünkü orası KUTSAL diyor!
Kur'an'a bütünüyle aykırı bu fantezi yazısına Edip Bey "maşallah güzel makale" demiş. Hatırlatayım kendisi sayıların kutsallığı üzerine bir sürü kitap yazmış. Hadi ona da "Kur'an'da matematik fetişizmi yoktur" diyelim? Edip Bey kafayı 19'a takmış Kur'an matematik kitabı değildir diyelim?
Allah'ın bazı sayıları seçmiş olduğunu biliyorsunuz ve buna Matematik fetişi demiyorsunuz; fakat mekanı seçmesine gelince ne alakaysa açıkça ayet olmasına rağmen "coğrafya fetişi" diyerek Allah'ın takdirini aşağılıyorsunuz. Keza kişileri seçmesine gelince de zorunuza gidiyor ve kişi fetişi diyorsunuz.
Siz Kur'an'a tabi olmuyorsunuz; Kur'an size tabi olsun istiyorsunuz.
@Notlar1864@gokceekatuun Peki.. Sen de "yeşil pasaport" niye var onu "düşün bakalım". Diğer ülkeler senin pasaportunun rengini normalde neden önemsesin?
@yenisafak Bakara suresi biraz uzun, onun yerine makara suresini okur diye düşünmüştük.
İnanılmaz bir alay etme boyutu.. Bakara makara diyen bakanların üstüne bakara okuyan bakanlar.. Alay etmede müthiş bir boyut. Alayı ediyorlar, ifşa olunca alay ettikleri konuya aynen devam ediyorlar.
Sadece "diğerlerini" değil bunu da bilmiyormuşsun. Depremden sonra bir asker benimle atışıyordu, eşimiz dostumu şu kadar enkaz kaldı dedik diye "biz günlerce çalıştık" dedi, hangi günden itibaren diye sordum, yazdıklarını silip gitti. Yani biz ilk günden sahadaydık diyen asker yok, ama asker ilk günden sahadaydı diyen senin gibi "bilmiyorum"cular çok.