Bitlis Ahlat’tan değerli büyüğüm Adnan Nacaroğlu ile beraber Türk Dünyasının Bilge Lideri, Türkmen Beyimiz, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’yi makamında ziyaret etmenin onurunu yaşadık.
Liderimizin mübarek ellerini öperek hayır dualarını almak; bizler için yalnızca bir ziyaret değil, aynı zamanda kutlu davamıza bağlılığımızı ve ülkümüze olan sadakatimizi bir kez daha tazelemek olmuştur.
Ömrünü Türk milletine adamış Liderimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı uzun ömürler diliyoruz. 🇹🇷
#DevletBahçeli #MHP #ÜlküOcakları #Teşkilat
@dbdevletbahceli
Bölgesel barış ve güvenliği tehdit eden saldırgan politikaları karşısında İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde etkisizleştirilmesi, ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir
Devlet BAHÇELİ
MHP Genel Başkanı
İsrail’in yayılmacı politikaları bölgeyi kriz ve yıkımla anılan bir tehdit kaynağı haline getirmiştir.
Türkiye’yi kışkırtmaktan, millî güvenlik alanlarına müdahaleden vazgeçilmelidir; Türkiye çatışma aramaz ama tehditlere seyirci kalmaz.
Devlet BAHÇELİ
MHP Genel Başkanı
Mekke Anlaşması’nın Kudüs Paktı’na dönüştürülmesi, Ortadoğu Barış Konseyi, Ankara Deklarasyonu ve yaptırımlarla hukuk temelli barış mimarisi kurulmalıdır.
Devlet BAHÇELİ
MHP Genel Başkanı
Şehit ailelerinin ve gazilerimizin her derdi, her meselesi, her talebi Türk devletinin ve milletimizin sorumluluğundadır. Onları asla dünün PKK ortaklarının istismar ve provokasyon emellerine terk etmemeliyiz.
Hele hele terör örgütü PKK’nın döşediği mayının patlamasıyla kız kardeşini kaybetmiş bir şehit abisine, “PKK ile olan siyasi menfaat ilişkilerini eleştirdiği için” çok ağır küfür eden Lütfü Türkkan’ı bünyesinde barındıran, menfaatleri için kılıktan kılığa giren İYİ Partili tiyatrocuların istismar senaryolarına hiç bırakmamalıyız.
Bunları en iyi, eski İYİ Parti milletvekili İsmail Koncuk, partisinden istifa ederken şöyle tarif etmişti: “İYİ Parti seçimi kazanmak için PKK talebine bile evet der.”
Şimdi de siyasette tutunmak için her türlü kutsalı istismara başladılar…
@Yildiraycicek9
Türkiye, Terörsüz Türkiye hedefiyle iç cephesini tahkim ederken, komşularının istikrarını kendi güvenliğinin ayrılmaz bir parçası saymakta; diplomasi, arabuluculuk, ekonomik iş birliği, insani yardım ve bölgesel sahiplenme üzerinden barış üretmeye çalışmaktadır. İsrail yönetimi ise Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada kriz, çatışma ve insani yıkımla anılmaktadır. Terörsüz Türkiye’de alınan mesafe, terörsüz bölge yolunda yaşanan olumlu gelişmeler kaos ve çatışma ikliminden beslenen İsrail’in dengelerini sarsmış, oyunlarını bozmuştur. İsrail yönetiminin izlediği saldırgan ve yayılmacı siyaset, bütün bölgenin geleceğini tehdit eden başlıca güvenlik sorunlarından birine dönüşmüştür
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli:
Bölgesel barış ve güvenliği tehdit eden saldırgan politikaları karşısında İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde etkisizleştirilmesi, ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir.
18 Ağustos 2026 tarihinde İdlib şehri kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne Suriye’nin altyapısı ve yeteneklerini hedef alan, toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal eden İsrail saldırısı, devletlerin egemenlik haklarına, toprak bütünlüğüne ve uluslararası hukuka aykırı küstah tavrının yeni bir göstergesi olmuştur. İster tarihi yayılmacılığının ve hukuk tanımazlığının tezahürü, isterse de yaklaşan seçimlere dönük bir girişim olsun; yapılan hukuka, barışa ve bölgesel huzura yönelik kabul edilemez bir saldırıdır. Türkiye karşıtlığını her geçen gün daha da tırmandırırken uluslararası desteğini ve meşruiyetini giderek kaybeden İsrail yönetimine çağrımız nettir.
Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan, ülkemizin millî güvenlik alanlarına dolaylı veya doğrudan müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden ve Türkiye karşıtı çevreleri cesaretlendiren söylemlerden vazgeçilmelidir. Türkiye çatışma arayan bir ülke değildir. Bununla birlikte, kendisine yönelen tehditleri görmezden gelecek, egemenlik haklarının ihlal edilmesine seyirci kalacak veya millî güvenliğini başkalarının insafına bırakacak bir ülke hiç değildir.
İsrail’in Suriye sahasında Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla kesişen hamleleri, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlamaya dönük arayışları ve bölgesel parçalanmayı teşvik eden yaklaşımları dikkatle takip edilmektedir. İsrail yönetiminin, Türkiye’nin barış ve istikrar üretme kapasitesini kendisine yönelik bir tehdit gibi algılaması vahim bir stratejik hatadır. Türkiye’nin amacı İsrail dâhil hiçbir ülkeyle savaşmak değildir. Ancak hiç kimse Türkiye’nin barış iradesini zafiyet, itidalini acziyet, diplomasiyi önceleyen yaklaşımını caydırıcılıktan yoksunluk olarak yorumlama hatasına da düşmemelidir.
Türkiye, Terörsüz Türkiye hedefiyle iç cephesini tahkim ederken, komşularının istikrarını kendi güvenliğinin ayrılmaz bir parçası saymakta; diplomasi, arabuluculuk, ekonomik iş birliği, insani yardım ve bölgesel sahiplenme üzerinden barış üretmeye çalışmaktadır. İsrail yönetimi ise Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada kriz, çatışma ve insani yıkımla anılmaktadır. Terörsüz Türkiye’de alınan mesafe, terörsüz bölge yolunda yaşanan olumlu gelişmeler kaos ve çatışma ikliminden beslenen İsrail’in dengelerini sarsmış, oyunlarını bozmuştur. İsrail yönetiminin izlediği saldırgan ve yayılmacı siyaset, bütün bölgenin geleceğini tehdit eden başlıca güvenlik sorunlarından birine dönüşmüştür.
Son yıllarda Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler; insan hakları ihlallerinin zirve yaptığı ve uluslararası hukukun giderek daha fazla aşındığı, siyonist yayılmacılığın endişeleri artırdığı bir süreci ifade etmektedir. İsrail hükümetinin işgal politikalarını genişleten teolojik sapkınlığı, sivilleri hedef alan hukuka aykırı askeri operasyonları ve Türkiye’ye dönük tehditkâr açıklamaları, bölgesel barış ve güvenlik açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Bu süreçte Netanyahu’nun dini kimliği ve Yahudiliği siyasi hedefler doğrultusunda araçsallaştıran söylemleri de, hem dinin evrensel ahlaki değerlerine hem de Yahudi toplumunun tamamına mal edilemeyecek, siyasi tercihlerin dinle özdeşleştirilmesi riskini beraberinde getirmiştir. İsrail, mevcut yönetim eliyle yalnızca bölge için değil, bütün insanlık için bir tehdit kaynağı hâline gelmiştir. Bu yönüyle İsrail’in bölgede telafisi imkânsız sonuçlar doğuracak saldırganlıklardan vaz geçmesi ve hukuk zeminine çekilmesi zorunlu hale gelmiştir.
Arşivden:
Samimi bir Ülkücüye sitem etmeyi ar ederim ama gelin bunun adını dertleşme olarak koyalım. Dertleşelim ki, karşılıklı eksiğimizi, yanlışımızı görelim. Fikirlerimiz için çarpışırken, derdimiz, daha iyi, daha kaliteli, daha etkili olmak adınadır.
https://t.co/Bbu3EL2Ujw
MHP’nin il ve ilçe başkanları, Ülkü Ocakları başkanları, Belediye başkanları, milletvekilleri, milliyetçi-ülkücü dernek, vakıf, sendika temsilcileri, temsil noktasında sıfat taşıyanlar… Her şeyi geçtik Türkgün’den bir haberi sosyal medyada beğenmeye, paylaşmaya imtina ederse, biz kime ne anlatalım?
Türk milletinin ülkü ve istikbal davasının öncüsü olan Milliyetçi Hareket Partisi, aynı ülkü, değişmez irade, sarsılmaz inançla kutlu hedeflerine yürümektedir.
#YalovaMHP#YalovaÜlküOcakları
İl Başkanımız Mustafa Deviren ve teşkilat mensuplarımızla birlikte Ülkü Ocakları Yalova İl Başkanlığımızı ziyaret ettik.
Ocak Başkanımız Soner Şahin’e ve kıymetli Ocak mensuplarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
Ülkü Ocakları; aklın irfanla, ahlâkın imanla, adanmışlığın fedakârlıkla yoğrulduğu; millet ve vatan sevgisinin gönüllerde istikamet bulduğu kutlu bir mekteptir.
Bu kutlu çatının altında yetişen her genç, Türk milletinin yarınlarına uzanan sağlam bir köprüdür.
#ÜlküOcakları
Düzce Valisi Sn. Mehmet MAKAS’ı makamında ziyaret ederek gecikmiş tebriklerimi ilettim. Erzincan ve Kırıkkale’de yaptığı başarılı çalışmalarını Düzce’de de devam ettiren Sn. Valimize göstermiş olduğu misafirperverliği dolayısıyla teşekkür ediyorum.
Kırklareli Belediye Başkanımız Sayın Derya Bulut’a kıymetli misafirperverlikleri için teşekkür ediyor; Kırklareli’ne önemli hizmetlerde bulunan Başkanımıza çalışmalarında başarı ve kolaylıklar diliyorum.