Son düdüğe kadar mücadeleden vazgeçmeyecek futbolcularımızın, Fenerbahçemiz için sahaya yüreğini koyacağına ve tüm engelleri aşarak başarıya ulaşacağına inanıyoruz.
Bu arma için, bu büyük taraftar için, şanlı Fenerbahçemiz için…
Sonuna kadar mücadele, sonuna kadar inanç! 💛💙
Fenerbahçe tarihini ve İsmail Kartal’ın o tarihteki yerini bilmeyen KARA CAHİLLERE İslam Çupi’den gelsin.
İslam Baba’nın 8 Ocak 1991 tarihli yazısının finali şöyle:
"Deniz fenerleri yalnızdır hep…
O büyük ve şaşmaz yol göstericiliği yaparken kapısını hiçbir gemi ve gemici çalmaz. Belki sancağa dönmüş bir burundan deniz fenerinin hafif gri yeniş beyaz silüetine sesi lodosa harman edildiği için pek boğuntulu fışkıran bir-iki düdük böğürmesi gelir. Bu sahibi görülmeyen gizli bir teşekkürdür sadece…
Sonra deniz feneri azgın lodos dalgalarının belini ıslatan, belini döven acımasızlığı ile baş başa kalır. Delicesine esen rüzgar, çakılmış bir hayatın beton iliklerine girer çıkar.
Birkaç martı aç çığlıklarla konulması mümkün olmayan damının üstünde dönenir durur. Deniz analarını köklerini azgın denizin kopardığı dev yosun hevengleri, belki o Fener’in küçücük yeşil bahçesidir.
Dünya kapkaranlıktır, deniz daha da karanlık… Görebildiği tek aydınlık tepesindeki Fener’dir.
Sakın bu Fener, İsmail olmasın."
Nasıl bir korku, nasıl bir paniğin içine düşmüşse artık…
Sözde “Adalet” bakanı, devam eden İBB davasıyla ilgili hüküm veriyor.
Muhittin Böcek’e iftiracı ol diye teklif, baskı, şantaj yaptığını kendi itiraf ediyor.
Belgelere cevap verirken e-devletten aktif-pasif taşınmazları göstermek yerine, hızla sattıklarını gizlemeye kalkıyor.
Bana atmaya kalktığı iftiraya, "Bir cevap verecek misiniz?" diye soranlar için:
Ben o cevabı, beş ay önce verdim.
Boğaziçi’nde gerçek ortaya çıktı.
Cumhurbaşkanı geldiğinde kampüsü kapatanlar,
Genel Başkanımız Özgür Özel geldiğinde öğrencilerin selini durduramadı.
Kayyum düzeni gidecek,
özgür üniversite kazanacak.
"Ezeli rakibimiz yasa dışı bahis, karaborsa biletten gelen paraya tenezzül ederken, 100 küsür yıllık formaya illegal bahis sitesinin ismini koyarken, Fenerbahçe'nin kasasına 1 haram lira dahi sokmadığımız için kendimizle gurur duyuyoruz."
Ali Koç
Trabzonsporlu Gazeteci Nihat Genç’in tarihe geçen Fenerbahçe sözleri..
Çoğu Fenerbahçeli bile böyle güzel anlatamazdı Fenerbahçe’yi !! 🟡🔵
Aramıza fitne sokan FETÖ’cü şerefsizler utansın !!
Attığım her adımda desteğinizi,
Aldığım her nefeste bu renklerin ağırlığını hissettim.
Ne söylesem eksik, ne kadar şükretsem az…
Her anının kıymetini bilerek…
Sırtımda 20 sezon, yüreğimde bir ömür.
#BirÖmürFenerbahçe 💛♾️💙
BİR KUPA HİKAYESİ
29 Aralık 2023’te Arabistan’da yaşanan Süper Kupa krizinin faturasının Fenerbahçe’ye nasıl kesildiğini unutmadık. Ardından Urfa’ya alınan kupa maçında Fenerbahçe, sembolik bir duruş sergileyerek U19 çocuklarıyla sahaya çıktı ve maçın birinci dakikasında oyundan çekildi. Ancak Fenerbahçeli çocuklar sahayı terk edebilmek için oyunun durmasını beklerken, Galatasaraylı oyuncular “kendilerine yakışanı yaparak” gol atmayı tercih etti. Fenerbahçeli Çocukların sahadan çekilmesiyle Gsli oyuncuların zafer kazanmışçasına yaptıkları sevinç gösterisini de unutmadık.
Zira bu sevinç, yalnızca bir anlık refleks değil; bir karakterin, bir zihniyetin ve bir tiynetin açık ifşasıydı. Tam da bu nedenle, Süper Kupa finalinden hemen önce Riva’da düzenlenen “ortak basın toplantısı” görüntüleri, bir Fenerbahçeli olarak beni rahatsız etti. Karşımızdaki turuncu-poşetli yapı; yalnızca sportif açıdan değil, etik değerler ve güven duygusu bakımından da iflas etmiş, illegal ilişkilerle anılan ve ancak kazandığı zamanlarda dostluk, adalet ve insanlık nutukları atmayı marifet sayan bir organizasyondu.
Bu yüzden Riva’da verdikleri dostluk mesajları, geçmişin hafızasıyla yan yana konulduğunda sahici olmaktan uzak, tamamen stratejik ve kontrollü bir algı çalışması izlenimi yaratıyordu.
Dün akşam oynanan final maçı da bu tabloyu doğrular biçimde başladı. Belli ki maçı hakem HU Meler’in marifetiyle kazanabileceklerini düşünüyorlardı. Nitekim maçın henüz başında es geçilen net bir penaltı pozisyonu, bu planın sahaya yansımasıydı.
Ancak ayağının tozuyla, daha 48 saat önce Lazio formasıyla son kez sahaya çıkmış Guendouzi’nin attığı golü iptal edecek bir gerekçenin kalmaması oyunun seyrini değiştirdi. Ardından Oosterwolde’nin Sow’u hatırlatan yarım Sowaşata golü, turuncu-poşetliler için tüm hayallerin sonu oldu. Kerem biraz daha dikkatli olsa, Levent pas yerine şutu tercih etse, Talisca topu bir tık daha sert dürtse skor tarihi bir hezimete dönüşebilirdi.
SEREMONİ
Kupa seremonisine çıkmayan bu turuncu-poşetli yapının, ortak basın toplantısında sergilediği samimiyetsiz “birlik ve kardeşlik” mesajları sahada tamamen hükmünü yitirdi. Adalet ve dostluk kavramlarını yalnızca işler yolunda giderken hatırlayan bu anlayışa duyulan güvensizlik; hakem kararlarından seremonideki tavırlara kadar her an kendini hissettirdi.
Urfa’da sahadan çekilen gencecik çocukların getirip Fenerbahçe A Takım kaptanı Skriniar’a teslim ettiği bu kupa ise yalnızca sahadaki üstünlüğün tescili değil; samimiyetten uzak “ortak basın toplantısı” görüntülerinin aksine, gerçek gücün ve hakikatin kimde olduğunun açık bir göstergesiydi.
Bu kupa, vitrine konulacak bir metal parçası değil; üzerinde Urfa’da sahadan çekilen çocukların sessizliği, oyunun durmasını bekleyen masum bakışları ve o bakışların karşısında atılan “yakışıksız bir golün utancı” var. Zira bazı kupalar kazanılmaz; taşınır. Bazıları sevinçle kaldırılmaz; sorumlulukla emanet edilir. İşte dün gece O çocukların Skriniar’a emanet ettiği kupa tam olarak böyledir. Çünkü hakikat her zaman gürültüyle gelmez; bazen suskunluğun içinden yürür ve eninde sonunda doğru yere ulaşır. Fenerbahçe için bu kupa, bir maçın değil, bir hafızanın, bir vicdanın ve kirletilemeyen bir duruşun tescilidir.