İddialar çok vahim.
NTV’nin haberine göre Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik eski Genel Müdürü Taha Çakmak, kurumun birikimini fona yatırma karşılığında Tera’dan elden 1 milyon dolar almış ve kendisinin para koyduğu hisseye Tera tarafından yatırım yapılmasını istemiş.
Bir de SPK çalışmıyor diyor kızıyoruz.
Gayet de güzel çalışmışlar.
Şimdi halka arz’da bile tarife buysa, çok hızlı artan hisselere ve fonlara göz yummanın tarifesini siz hesaplayın (gitti yine henüz 5 takipçili hesap)
@samiltayyar27 Aynı ayakkabı kutuları gibi süreç. Siz yakında bu adamları büyükelçi yaparsınız. Gerçekten tuz koktu lafı çok hafif kalıyor. Şeytan ülkeden ayrılmış sizi bırakmış. Zira bu kadar kötülüğü insan olan yapmaz. Artık insan olmak suç bu ülkede.
Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur!
Diyanet Vakfı’nın "Bizim borsa ve fonlarla işimiz olmaz, paraları faizsiz uçuruyoruz" minvalindeki epik basın açıklamasını derin bir huşu içinde okuduk. Vakfımızın "Asılsız iddia, algı operasyonu" dediği konuya, devletin resmi kurumu Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) kayıtlarıyla ufak bir şeffaflık ayarı çekelim.
Malum, hafıza-i beşer nisyan ile maluldür ama KAP kayıtları asla unutmaz.
"O fonlarda paramız yok" Çelişkisi:
Açıklamada "Adı geçen portföy yönetim şirketlerinde kaynağımız yoktur" deniyor. Doğrudur, hepsinde yoktur ama resmi MKK raporuna göre Aktif Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’nun (TLK) toplam paylarının tam %59,65’i kime ait dersiniz?
Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi’ne. Yani "Orada paramız yok" dediğiniz milyarlık fonun adeta gizli hamisi ve ana ortağı bizzat sizsiniz.
"Değer Kaybı Yaşanmadı" Mucizesi:
Piyasa dalgalanırken milyarlarca liralık fon payının enflasyon karşısında hiç erimediğini iddia etmek finansal bir başarı değil, düpedüz bir mucizedir. Bu üstün portföy yönetim dehasını acilen Wall Street’e ihraç etmeliyiz.
"Mevzuat" ve "Fetva" İkilemi:
Açıklamada yasal mevzuat gereği paranın "etkin değerlendirilmek zorunda" olduğu söylenmiş. Peki, kendi çatınız altındaki Din İşleri Yüksek Kurulu’nun "Zekat paraları hak sahiplerine ulaşmadan fonlarda işletilemez, nemalandırılamaz" fetvası ne olacak?
Anlaşılan vakıf işlerine gelince dünyevi mevzuatı, vatandaşa gelince uhrevi fetvayı rehber edinmeyi iyi biliyor.
Netice itibarıyla; ortada ne bir borsa iftirası var ne de montaj bir belge. Sadece devletin sistemine düşmüş, milyarlarca liralık nakdin tek bir katılım fonuna bağlandığını gösteren kapı gibi bir KAP raporu var.
Vakfımızın açıklamasına inanacak olursak; tablodaki 1,2 milyardan fazla pay muhtemelen sistem hatasıdır, zira Diyanet Vakfı parayla değil, tamamen "gönül bağıyla" fon yönetmektedir!
Kamuoyuna saygıyla, finans dünyasına ibretle duyurulur.
“Ben de şimdi, milletimin huzurunda, bu
dosyanın hesap defterini kapatıyorum.
560 milyar dediler.
560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler; onun da üçte ikisini, maden kanununu açmadan, davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan "zarar" diye yazdılar.
Örgüt dediler.
Şemaya koydukları adam "Ben örgüt yöneticisi değilim" dedi. Örgütün kuruluş cümlesinin sahibi "Ben onu şablon olarak gördüm" dedi. Yöneticiler birbirini bu
salonda tanıdı.
Casus dediler.
Delil diye beş dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı adamın devletin en üst isimleriyle fotoğrafları sorulmadı bile.
Rüşvet dediler.
Rüşveti verdiği söylenen "hissettik" dedi. Parayı aldığı söylenen beni "ilk defa Vatan Emniyet'te" gördüğünü söyledi. Rüşvet dedikleri her şeyin sonu bir kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptı.”
📍 Silivri
Öncelikle Allah'tan rahmet ailesine başsağlığı dileyelim.
Beyefendinin vefatı ile Üsküdar da başkanlık için yeniden seçim yapılacak
Ancak seçim günü oy vermesin diye gözaltına alınan üç üye şu anda serbest
Şimdi o üç üye yeniden hapse atılacak mı?
Hazırlansınlar mı??
Ferdi Zeyrek hayatını kaybettiğinde “çarpıldı” diyen, Hasan Bitmez kürsüde öldüğünde “Allah’ın gazabı böyle olur” diyen ve hatta bunu alkışlayan AKP’liler, şimdi “ölünün arkasından konuşulmaz” diyor. Siz gidin o ahlakı ve terbiyeyi kendinize saklayın. Hangi yüzle konuşuyorsunuz?
Takasbank TERA’nın 2.nci işleyişine katkı koymuş.
Böylelikle fon fondan çıkmak isteyenin parasını hisse satarak değil (hisse satarsa suni değerinin yükselttikleri hisseler düşmeye başlar) Takasbank’tan kredi çekerek karşılamış.
Yani Takasbank piyasayı bozucu harekette bulunmuş
Daha dramatik iki konu daha var
1. Fon işlemlerinde “SPK”nın haircut kuralı var. Teminatı 1.1 çarpanla alman lazım. Nedeni basit bir hisse bir günde %10 düşebilir. Teminat açığı olunca da “margin call” yapılır ek teminat istenir.
Takasbank burada 2.1 çarpanla teminat almış! Yani bu hisselerin dandik olduğunu biliyor! Ancak bu fonların diğer kendi fonlarla ilişkisinde bu açığın olabileceği konusunda kimseyi uyarmıyor! Peki uyarmayan kim?
2. Tutanaklarda Yunus Arıncı Takasbank Genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi. Eski görevi ise Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı!! Yani görevde kalsa CB tarafından tüm bu sistemi denetlemesi istenen kurulun başkanlığını yapmış biri
Tel tel dökülüyorlar
Murat Ağırel gazetecilik yaptığı için, iddiaları muhatabına sorup araştırdığı için gözaltında. Haber yaparız ‘Neden yaptın’ diye gözaltına alınırız, haberdeki iddiaları meslek etiği gereği taraflara sorarız yine gözaltına alınırız. Murat Ağırel haberi araştırdığı için gözaltında.
Bu paraların binde biri İBB dosyasında çıkmadı! Etkin pişmanlık da böyle olur işte; “duydum, hissettim”lerle değil!
Yusuf Ulutaş, AKP döneminde Beyoğlu Belediyesi’nde başkan yardımcısıydı; ardından Esenyurt’a atanan kayyımın sağ kolu oldu.
Hani belediyeyi korumak için kayyım atamıştınız… Peki belediyeyi, hatta ülkeyi sizin atadıklarınızdan kim koruyacak?
@EsenyurtBLDYS@UlutasYusuf #yolsuzluk #esenyurt
Esenyurt Belediyesi soruşturmasında "kasa evi" ortaya çıktı: 7 milyon dolar ve 400 bin Euro ele geçirildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Esenyurt Belediyesi'ne yönelik soruşturmasında, rüşvet paralarının saklandığı değerlendirilen daire basıldı.
•Park ve Bahçeler Müdürü İbrahim Doğancıoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın rüşvet paralarının temininde kullandığı aracılardan biri olarak belirlendi.
•Gözaltına alınan Doğancıoğlu mahkemece tutuklandı.
•Doğancıoğlu etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi.
•Ulutaş'ın kendisinden, başka bir kişinin üzerine ev kiralamasını ve eve iki kasa yerleştirmesini istediğini söyledi.
•Küçükçekmece Atatürk Mahallesi'ndeki Avrupa Konutları 1 Sitesi'nde bir daireyi arkadaşı adına kiraladı ve eve iki kasa koydu.
•İfade üzerine Başsavcılık adrese operasyon düzenledi.
•Tamamen boş dairede iki siyah kasa bulundu.
•Polis ekipleri kasaların açılması için çilingir beklerken Ulutaş'ın annesi Ayşe Ulutaş ile kuzeni Mustafa Zahit Seval, ellerinde iki boş valizle anahtar kullanarak daireye girdi.
•İkisi içerideki kolluk ekiplerince yakalandı.
•İlk görüşmede kendilerini adrese Ulutaş'ın avukatının gönderdiğini söylediler.
•Şüphelilerin üzerinden kasa anahtarı çıktı, kasa şifresini de ekiplere verdiler.
•Kasalardan 7 milyon ABD doları ile 400 bin Euro nakit çıktı.
İstanbul derelerinde 100 metrelik yapılaşma yasağı, 2013'te AK Parti yönetimindeki Kadir Topbaş dönemi İBB Meclisi tarafından 10 metreye düşürüldü. Dönemin Mimarlar Odası İst. Büyükkent Şubesi Başkanı Prof. Dr. Deniz İncedayı ve Şehir Plancıları Odası Başkanı Tayfun Kahraman (şu anda cezaevinde) bu doğa katliamına karşı hemen tarihi bir iptal davası açtı. Dava 7-8 yıl sürdü sonunda Danıştay kararı iptal etti ama bu 7-8 yılda deyim yerindeyse atı alan Üsküdarı geçti. Ekrem İmamoğlu ve şu anda hepsi cezaevinde olan şehir planlamacı ekibi ile dere yataklarının yapılaşmaya açılmasını durdurarak bu alanları kamusal yeşil alanlara dönüştürme stratejisi başlattı. Bu seldi, İstanbul büyük bir deprem bekliyor. Aklıselim, vatansever ve yurtsever br kadro ile acilen önlemler alınmalı. İnsanların hayatı söz konusu.
Halkı 2.17 milyar TL dolandıran Fatma Betül Sayan Kaya elini kolunu sallayarak geziyor ve bu sırada fon yolsuzluğunu anlatan gazeteci Bahadır Özgür gözaltına alınıyor. ‘Sonuna kadar gidilecek’, ‘ucu kime dokunursa dokunsun’ hamasetleri sıralanırken tarihin en büyük skandalını gazetecileri susturarak örtmeye çalışıyorlar.
Tottenhamı UEFA Şampiyonu oldugu sene yeneriz kücümserler.
ManU'yu depte yeneriz kücümserler.
1 Milyar € değerindeki Liverpool'u aynı sezonda içerde 2 kere yeneriz kücümserler.
O ligin 16. sından 6 yerler. Takdir-i İLAHİ
Halk Tv'ye kayyum, CHP'ye mutlak butlan, kaybedilen belediyelere çöküş, en güçlü rakibin 30 yıl önceki diplomasına iptal. Hepsi demokratik ve bağımsız hukuk ülkesi olduğumuz için. Yersen...
OSMAN GÖKÇEK!
Ailece akşam yatıyorsunuz beni düşünüyorsunuz, sabah kalkıyorsunuz beni düşünüyorsunuz. Zordur kuyruk acısı!
Tutuklatmayı başaramadınız, şimdi de itibar suikastına devam mı ediyorsunuz?
Vız gelir, tırıs gidersiniz!
CEVABIMI SANA TELEFONDA VERDİM, PAZARTESİ GÜNÜ TELEVİZYON YAYININDA DA KAMUOYUNA AÇIKLADIM!
Kaç defa cevap verince anlayacaksın?
Sakine Hanım’ı tanıyorum. Hayatım boyunca yalnızca iki kez gördüm. Çok iyi bir avukattır. Kimin avukatlığını yapıyor bilmiyorum,ilgilenmiyorum.Kendisine vekâlet vermedim. Aramızda sözleşme veya mali ilişki yok.
BÜYÜK İFŞANIZ BU MU?
HODRİ MEYDAN!
Sakine Hanım’la avukat-müvekkil, danışman-danışan veya mali ilişkim olduğunu tek bir belgeyle ispatla, gazeteciliği bırakacağım!
İSPATLAYAMAZSAN MİLLETVEKİLLİĞİNDEN İSTİFA EDECEK MİSİN?
Üstelik Almanya’da görüştüğüm herkesi, Sakine Hanım da dâhil olmak üzere, eksiksiz biçimde başsavcı vekiline anlattım!
Gelelim bahsettiğin ses kaydına!
Siz iyi bilirsiniz usulsüz dinlemeyi, ses kaydı almayı!
HAMAG dosyasını araştırırken, müvekkiliyle ilgili beni arayan Ali Rıza Töngür’ün avukatı, konuşmamızı izinsiz kaydetmiş .
Edindiğim bilgiye göre kayıt, Derya üzerinden Gökçek’e ulaşıyor.
Hülya ve Ahmet Gökçek’e yapılan alışveriş merkezi satışına aracılık eden Derya Sinem isimli kişi Gökçeklerin baskısı ile Avukat hanımı ‘’kaynak sensin ‘’diye tehdit ediyor, işleri iptal ediliyor ve baskı görüyor. Bu konuyla ilgili yazışmalar da mevcut!
İZİNSİZ ALINAN SES KAYDI SENİN ELİNDE NE ARIYOR?
Kimlere haber kaynaklarımı öğrenmek için baskı yapıldı? Kimler tehdit edildi?
SAYIN BAŞSAVCI, BU İDDİALAR ARAŞTIRILMALIDIR! Soruşturmada tanıklık yapacak kişiler baskı altına alınmış. @ankaracbs@adalet_bakanlik
Asıl meseleye gelelim!
Araştırmamda, Velbert’teki alışveriş merkezinin satışına aracılık eden Derya Sinem’in, Gökçek ailesi dışında Mustafa İlbak ve Çeçen ailelerinden kişilere de Almanya’da gayrimenkuller sattığına ilişkin bilgiler bulunuyor.
Başka kimlere, hangi taşınmazlar satıldı? Alıcılar arasında Türkiye’den firar edenler var mı? Paralar nereden geldi? Gerçek faydalanıcılar kimler?
BUNLARI ARAŞTIRMAMDAN MI KORKUYORSUNUZ?
Ve son teklifim!
Benim ve ailemin, senin ve ailenin son 15 yıllık mal varlıkları, banka hesapları, fon ve kripto yatırımları, tüm para hareketleri, HTS ve baz istasyonu kayıtları incelensin!
YARIN BİRLİKTE SAVCILIĞA DİLEKÇE VERELİM!
VAR MISIN OSMAN GÖKÇEK?
ÖNCE TELE1, ŞİMDİ HALK TV!
Halk TV’ye kayyım atandı, ekran karartıldı!
Yapılan açıklamada, Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla soruşturma yürütüldüğü; 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 11 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
Peki, gazetecilikten, gerçeklerden, halkın haber alma hakkından bu kadar mı korkuyorsunuz?
Suç varsa hukuk gereğini yapar. Ancak bir soruşturmayı gerekçe göstererek televizyonun yönetimine el koymak, yayınlarını durdurmak hangi demokrasi anlayışına sığar?
Önce TELE1, şimdi Halk TV…
Daha kaç televizyonun ekranı karartılacak? Daha kaç gazetecinin sesi kesilecek?
Bugün yaşananları yalnızca Halk TV’ye yönelik bir müdahale olarak görmüyorum. Bu, bağımsız gazeteciliğe, basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına verilmiş bir gözdağıdır.
Anayasa’nın 28. maddesi açık:
“Basın hürdür, sansür edilemez.”
Peki, gerçek ne?
Basın hür değildir! Sansür ediliyor!
Anayasa’da güvence altına alınan bir hakkın, uygulamada nasıl ortadan kaldırıldığını hep birlikte görüyoruz.
Gazetecileri susturabilirsiniz, ekranları karartabilirsiniz. Ama gerçekleri ortadan kaldıramazsınız.