İnsanlar neden saçma sapan şeylere bu kadar para harcar? sorusuna antropolojik, iktisadi, evrimsel ve psikolojik açılardan yaklaşan Veblen'in klasikleşmiş "Aylak Sınıfın Teorisi" kitabını okudum. Veblen, tüketimin rasyonel bir şekilde ihtiyaçları karşılamaya hizmet etmediğini, tarih boyunca servetin, boş zamanın ve lüksün toplumsal üstünlüğü görünür kılmanın araçları haline geldiğini anlat��yor. Geçmiş toplumlardan modern yaşama uzanan çizgide, insanların çoğu zaman faydadan çok saygınlık peşinde koştuğunu tarihsel örneklerle gösteriyor.
Yayımlanmasının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen kitap hala güçlü bir açıklama gücüne sahip. Bugünün marka tutkusu, gösterişli yaşam biçimleri ve sosyal medyada sergilenen zenginlik kültürü, Veblen'in "gösterişçi tüketim" kavramını her gün yeniden doğruluyor. Tüketim kültürünün tarihsel kökenlerini ve sınıfların kendilerini nasıl görünür kıldığını anlamak isteyen herkese öneririm. @heretikyayin yayınlarından.
@Nursel_DRBY Aleni yalan söylüyor ifadeniz ağır olmuş hocam.
Güzin Göksu @guzun4rgoksu hanımın bu makalesi
belki paradigmanızı değiştirir.
https://t.co/6fE4wkF9oB
@VHD_Shud Sırf kitap hakkında bir farkındalık olsun, ilgilenenler bir fikir edinsin diye bu kitabın ilk 8 bölümünü Türkçe geniş özet şeklinde çevirdim, fakat dipnotları çeviremedim; kalan yirmiye yakın bölümü de ömrüm olursa özet çeviri yapacağım inşaallah.
👇👇👇
https://t.co/nheV97P7pf
"El cese al fuego es la mayor mentira creada por el mundo y por Israel, no hay cese al fuego en Gaza, nos matan día y noche, el día que menos gente muere al menos 13 personas son asesinadas, es una desgracia".
Un palestino denuncia las continuas matanzas de "Israel" en Gaza en un falso cese al fuego que ya ha dejado más de 1000 palestinos asesinados en 8 meses.
Hussam Ebu Safieh, "İsrail'in rehineler için ölüm cezası" ile öldürülecek olan Filistinli doktorlardan biridir (diğer 95 doktor arasında).
Onu öldürmelerine izin verme.
Bunu yeniden yayınlayın.
حاولت اسرائيل خداع العالم وإظهار أن الطبيب حسام أبو صفية بصحة جيدة عبر حلاقة وتصفيف شعره ولكن ولسوء حظهم تم كشف الحقيقة
أثار التع��يب الوحشي والضرب واضحة بشدة على جسده
فضح هذا الإرهاب واجب على كل حر حول العالم
Birmingham Üniversitesi'nde bulunan Kur'an-ı Kerim el yazması, 2015 yılında radyokarbon tarihleme yöntemiyle incelenmiş ve 1370 yıllık olduğu, yani Hz. Muhammed (s.a.v.)'in zamanına ait olduğu tespit edilmiştir. Yazı karakterleri aynıdır ve tek bir kelimesi bile değişmemiştir.
ve dedikleri gibi:
"Çocukların gülüşü bir çiçeğin açması gibidir."
ya Gazzeli, Doğu Türkistanlı çocukların hüznü;
ya Epstein Sapıklığı'na maruz çocukların çığlığı?
her yerde 'Kötülük Çiçekleri...!
ya da Alişanzâde Hakkı Bey'in çevirisiyle
'Elem Çiçekleri...'
İngiltere’nin Yunanistan Yıllık Raporları yayınlandı. Şu an Açık Erişim hemen ulaşabilirsiniz. İlerde kitap olarak da kütüphanenize alabilirsiniz. Çalışmanın 3. Cildi halen yayına hazırlanmakta. Yakın bir tarihte onu da meraklıların bilgisine sunacağız. https://t.co/jqEKVK2Qrq
Bayram hediyesi...
"KELİMAT: Kur'an'da Yakın Anlamlı Kelimeler ve Kavramlar"
Prof. Dr. Ali KARATAŞ (https://t.co/lyTrzM7waA) ve tefsir akademisyenlerinin emeklerinin ürünü.
https://t.co/NjetRhcuAK
Eşim “İbn Arabi’de Varlık Felsefesi” isimli tezi yazalı 23 sene oluyor. Tüm külliyatı senelerce orjinalinden okudu; biriktirdiği bilgilerle birlikte 10-15 gün gibi bir zaman zarfında yazdığını hatırlıyorum. Aldığı atıflara bakıyorum konu üzerine yazılmış daha ehil bir tez de yok. Ki dediğim gibi çok da özenilmemişti, oğlumuz yeni doğmuştu.
Bu bilginin tevazu vermemesi İbn Arabi’yi bomboş bir okumaktır. İsterse sırtında taşısın külliyatını.
Enis Hoca söz konusu olduğunda da ilmine duyduğumuz saygıyı ve kendisine olan sevgimizi hatırlarız. Bildiği konularda insan ahkam kesmek bile istemez, onu aktarmak paylaşmak ister.
Enis Hoca hatasını anlamayı da bilir, bilginin en üst tonundan konuşmayı da. İlmi ona bir edep vermiş deriz.
Kimileri de birincil kaynak okumayı tuhaf biçimde entelektüel aristokrasi sanıyor. İbn Arabi’den birkaç pasaj okuyunca metafiziğin bütün tarihini kavradığını, iki tasavvuf terimi öğrenince ontoloji tartışmalarını aştığını düşünüyor. Daha kötüsü, akademik emeği küçümsemeyi de düşünsel cesaret zannediyor. Çay çorba içtiği kim varsa kapıdan uğurladığı an arkasından atıp tutmayı üstünlük belliyor.
Oysa bu İslam’a, ahlaka mugayyir çok leş bir tavır. Ben zaten biliyordum ve Enis hoca’ya da söylemiştim fakat Enis Hoca o zaman hüsnü zannı bırakmamış ve hayırla anmıştı kendisi. Şimdi şu tavra muhatap olmasını “ah hocam bunlar böyledir” diyerek karşılıyorum.
Bu insanların ruhunu bilen birisi olarak derim ki “hakikati doğrudan okuyorum” diyen insanların dili çoğu zaman en skolastik dildir. Her itirazı cehalet sayar bunlar. Her metodolojik eleştiriyi “ruhu anlamamakla” suçlarlar. Her akademik yaklaşımı küçümseyerek kendi sezgilerini merkezi konuma yerleştirirler. Bu tavır düşünsel özgürlükten değildir. Olsa olsa modern çağın entelektüel narsisizmidir bu. O da Anadolu’nun bağrında orta segment bir tıp fak. Mezununa kaldı.
Vay bana vaylar bana su vermez çaylar bana.
Enis Hocam. Bu insanlara cevap vermekle zamanınızı harcamayınız. İlminize ihtiyacımız var.
Saygılar.