Gazeteciliğe ilk başlandığım dönemler, benim için bir rol modeldi Hasim Soylemez! Çok değerli ve kıymetli bir insandı. Vefatini duyunca çok üzüldüm. Mekanin cennet olsun üstadım…
Mahmut Arıkan:
📌Okulda düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden Yusuf Tarık Gül'ün ismi listede yok. İtirazlar gelince parantez içine aldılar.
📌Fotoğraflarını bile basına servis etmediler. Bakanlar cenazesine bile katılmadı Yusuf'un.
☝Bütün bunların sebebi yavrumuzun babası #KHK'lı bir polis memuruymuş
📌Bu ülkede çocuklar için kılınan cenaze namazlarında dahi politik saflar belirlemeye hiç mi utanmadınız! Hiç mi yüzünüz kızarmadı sizin?
Bugün hukuk devletinin kalan son kırıntılarını da alt üst eden bir karar verildi:
Anayasa Mahkemesi (AYM), dün yayımlanan kararıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin “Meclis Kararı” olarak adlandırdığı işlemleri yargı denetimi dışında bıraktı.
Bir hukukçu olarak, bunun sadece teknik bir mesele olmadığının, bunun anayasal düzen açısından bir uyarı niteliğinde olduğunun altını çizmek isterim;
•Hukuk devleti, sadece yurttaşın değil yasama organının da hukuka bağlı olmasıyla mümkündür.
•AYM, geçmiş içtihatlarında TBMM kararlarını “içtüzük değişikliği” niteliğindeyse denetim kapsamına alabiliyordu.
•Yeni kararda ise, TBMM kararlarının içeriğine bakılmaksızın yalnızca “yöntem” esas alınarak denetim dışı bırakıldığı görülüyor.
•Karşı oyda açıkça uyarıldı:
“Hukuk devletinin asli unsuru, ‘yönetilen’ kadar ‘yasama organı’nı da hukuka bağlamaktır. Aksi hâlde normatif hiyerarşi zarar görür.”
•Bu yaklaşım, TBMM çoğunluğuna, “parlamento kararı” adı altında sınırsız yetki alanı açma riskini doğuruyor.
Kaldı ki kararda karşı oylar, meselenin ciddiyetini ortaya koyuyor.
Olağanüstü hal KHK’larının anayasa hükmünde kararnameye dönüştüğü dönemi hatırlatmak isterim. Anayasasızlaştırılmış bir dönem ve o dönemin büyük mağduriyetini toplum olarak yaşadık ve hâlâ bedellerini ödüyoruz.
Şimdi ise, “olağan dönemde” TBMM kararları yargı denetiminden muaf hale geliyor.
Bu yalnızca hukuk adına değil, demokratik toplumun tamamı için bir tehdittir.
Üstelik sessiz sedasız bir dayatmadır!
•Hukuk devletini korumak, sadece yargının değil, toplumun ortak sorumluluğudur.
•Yargı, yasamanın üstünde değil; onu da hukuka bağlayan bir denge hattıdır.
•Eğer bugün susarsak, yarın “hukuk devleti vardı” demekle yetiniriz.
Bu nedenle bu kararı iyi irdelemeli, tehlikeli sonuçlarını idrak etmeli ve karşı durmalıyız!
AYM’nin de kendisini sessiz sedasız imha etmesine fırsat vermemeliyiz!
Tüm kamuoyu bu meseleyi etraflıca tartışmalı ve olası tehlikeyi ifşa etmelidir.
https://t.co/ItFTO1Ur1h
Bir KHK’li daha intihar ederek yaşamına son verdi!
Salihli’den 51 yaşındaki KHK’li öğretmen Ali Ülker, yaşadığı haksızlıkların, yalnızlığın ve ağır travmaların altında ezilerek yaşamdan koparıldı.
KHK zulmü devam ediyor.
KHK’lerin emekçileri sosyal ölüme mahkûm edip, sistematik olarak cezalandırması yetmezmiş gibi yaşanan mağduriyet çözülmedikçe birer cinayete dönüşüyor.
KHK’liler herhangi bir somut dayanak olmadan, tamamıyla keyfi uygulamalarla sadece işlerinden atılmakla kalmadılar sosyal ve toplumsal yaşamlarına da müdahale ederek ölüme terk edildiler.
Bu cinayetlere sesiz ölümlere daha ne kadar seyirci kalacaksınız?
Yetmedi bu bu ölüm, işkence, zulüm?
Bu zulmün sona ermesi için, bir başka cinayetin yaşanmaması için KHK’ler derhal iptal edilsin!
Tüm ihraçlar hiçbir ayrıma uğramaksızın görevlerine iade edilmeli; uğradıkları maddi ve manevi kayıplar eksiksiz biçimde telafi edilmelidir.
@RTErdogan@TBMMresmi@adalet_bakanlik
#KHKRejimineSon
#KHKSoykırımı
#KHK #khklargidecekbizkalacağız
#khklariptaledilsin #khkzulmüneson #khklilerçözümbekliyor #khklaröldürüyor #khklari̇çinmecliseçağrı
Uçurtma Avcısı/The Kite Runner filminde şöyle bir diyalog vardı «Yalnızca bir günah vardır, o da hırsızlık! Diğer bütün günahlar, hırsızlığın başka bir türüdür!» Bu annenin özgürlüğünü çaldığınız gibi! yeni doğurduğu çocuğunun adalet ve özgürlük hakkını da elinden aldığınız gibi!
Ne kadar kolaymış bu iş yau!!!
Yıllarca boşuna 40-50 bin canla, 100 milyarlarca dolarla bedel ödemişiz!!
Bütün mesele, Ankara’da yüzde 7-8 oyu olan bir siyasetçinin çıkıp
“Sayın kurucu önder, lütfen örgütünüze silah bırakma çağrısı yapınız” demesine,
onların da “ayıp ettin, lafı mı olur, emrin olur abi” demesine bakıyormuş!!!
Sanatçılar “terörsüz Türkiye istemiyor” diye bir liste yapmışlar.
Benim adımı da listeye koyup hedef göstermişler…
Ben “Hepimiz kardeşiz” derken,
siz daha nerede durduğunuzu bile bilmiyordunuz.
O zaman biz, bu ülkede insanlar ölmesin analar ağlamasın diye her alanda dil döküyorduk.
Ama şunu bilin… Terörden daha büyük bir sorunu var bu ülkenin. O da, “YOLSUZLUK “
Yolsuzluk, terörden on kat daha tehlikelidir. İç çatışmaya harcanan paranın üç katı yolsuzluk yapıldı bu ülkede.
Bir çocuğa tecavüz edenle, bu halkın ekmeğini, geleceğini çalan hırsızın farkı yok.
Yolsuzluk yapan siyasetçi veya her kimse, en büyük teröristtir.
Asıl yolsuzluk yapanlar yüzünden 40 yılda ülkenin düştüğü derin yoksulluğu görmelisiniz! Sokağa çıkın, insanlara dokunun. Milletin anası ağlamış anası.
Bugün…
Emekliler yaşam mücadelesi veriyorlar. Bir profesörün, hakimin, savcının, doktorun, öğretmenin, askerin, memurun, işçinin aldığı maaş yürek yakıyor.
Ama bir avuç hırsız hâlâ bu ülkenin kaynaklarını göz göre göre çalıyor ve yiyip bitiriyor.
Ben yıllardır bu ülkenin barışı için filmler yaptım, şarkılar söyledim.
Şunu çok iyi bilin ki…
Bu ülkeye barış gelse bile, bu denli büyük yolsuzluk ve adaletsizlik olduğu sürece bu ülke asla iflah olmayacak.
Yolsuzluk terörle eş değerdedir.
��imdi siz de…
Adamsanız,
bu yazdıklarımı da televizyonlarda ve köşe yazılarınızda yayınlarsınız.
Ali Mahir Başarır ile görüşen Ekrem İmamoğlu:
"Ben, 21 metrekare bir odada kalıyorum. Beyefendi 1150 odalı bir sarayda kalıyor.
Benim bütçem burada haftalık 3500 TL. O'nun İletişim Başkanlığı'nın bütçesi milyarlarca lira para.
Ama Ekrem Bey'in bugün milyonlarca X hesabı var."
Bence intersitenizin açıklamasında yer alan "Bağımsız" ifadesini kaldırın! Saray talimatıyla yapılan yayın gazetecilik değil! Siz bu şekilde yayın yaptığınız sürece yapılan hukuksuzları meşrulaştırmış oluyorsunuz! https://t.co/v7xktxAbTd
Isveç'te o sıradan bir günde hiç bir gazeteci, bir siyasetciye veya bakana yalakalık olsun diye haber yapmaz veya tiwit atmaz. Egerki Isvec'te yasayan bir vatandas olarak bunu yapiyorsa o baska! :)
🔹İsveç’te sıradan bir gün..
Ulaştırma Bakanı kendi kullandığı araçla bir yol açılışına geliyor..
🔹Güvenlik kuvvetlerine kendini tanıtıyor, güler yüzlü bir şekilde neden orada olduğunu anlatıyor.
🔹Malum, İsveç-Norveç de olsanız güvenlik önemli. Hele de bu çağda: Asker-polis nereden bilecek sizin Bakan ya da MV olduğunuzu? Hem de İsveç’te.
🔹Avrupa’nın gözünü seveyim. Medeniyet başka bir şey. Bizim daha 40 fırın ekmek yememiz lazım. Daha geçen hafta parti otobüsünü güvenliği sağlamaya çalışan iki polisin üzerine sürdüler yaw!!!
Cem Küçük'ten MİT Tırlar Operasyonu ile ilgili ibretlik itiraf...
ABD’nin emriyle Suriye’ye Silah göndermişler.
Bu iş için MİT’i kullanırken YAKALANMIŞLAR.
ABD bu hainlere fırça atmış.
15 Temmuz Kumpası ABD-İsrail Projesine Hizmet etmeyen Asker vs Devlet Görevlilerine yapıldı.
Kanserle mücadele eden KHK’lı doktor baldızım, ebediyete göçtü, inşallah şehitlere katıldı.
Vefalı, cömert, yardımseverdi. Zor sınavlar yaşadı. Yuvasından, mesleğinden,yurdundan oldu. Gurbette tutunmaya çalışırken sağlığını yitirdi.
Allah rahmet etsin,
mekanı Cennet olsun.
🤲🤲🤲
Çok üzüldüm. Onu bu platformda tanıdım. R farkıyla onunla adaştık. Sokakta çalışmak zorunda bırakılan çocuklardan, deprem felaketinde mağdur olan insanlara kadar yardım için çırpınışlarına şahidim. Gerçekten ülkesi ve insanları için dertlenen birisiydi. Allah rahmet eylesin.
Aklı tutulanlar, vicdanı kuruyanlar yüzünden
15 yaşında bir kız, bir bayram gecesi
Bayram kıyafetinden ç��kıp kefen giydi
Sorumluluğumuz tam olarak budur
Bayramlığı kefen yaptıran o acıdır
SÜMEYRA’nın DRAMI MİLAT OLSUN
Aynı durumdaki annelere yeniden yargılama yolu açılsın.
Bir annenin hangi suçtan yargılandığına bakmaksızın cezaevindeyken çocuğunu kaybetmiş olması kendine “insanım”diyen herkesin vicdanını sızlatabilmelidir.
15 yaşındayken kardeşlerinin sorumluluğunu yüklenerek yükün altında ezilen günahsız bir çocuğun ölümü karşısında ise “ vicdanımız sızladı”sözcüğü bile kifayetsiz kalır.
Aynı ülkenin vatandaşları olarak acınız acımızdır diyebilmeliyiz. Aileye sabır diliyorum. #sümeyragelir
Günlerdir, Sümeyra’nın hikâyesi dolanıyor zihnimde...
Onunla yaşıt bir kızım var;
bu yüzden yüreğimde büyüyen sızıya kelimeler yetmiyor.
O masum yüz,
zulmedenlerin uykusunu haram eden bir korkuya dönüşsün... #sümeyra
BU DÖNEMIN ZULMÜNÜ ANLATAN NET BİR FOTOĞRAF
Anne Melek GELİR hapiste, üç kardeş evde.
Büyük abla Sümeyra, diğer iki çocuğa bakıyor. Büyük abla görüşlerde annesini Sakarya Ferizli Kadın Cezaevine ziyarete gidiyor. Anne Bolu’ya nakil istemesine rağmen, nakli yapılmıyor. Böylece zulmü katmerleşiyor.
Büyük abla diyoruz ama yaşı 15. Onun yaşıtları evlerde kendi odalarını bile toplamıyorlar. Ama bu ablanın omuzuna dünyanın yükü binmiş.
Annesiyle bu büyük kardeşin, zaman zaman da diğer kardeşlerin cezaevindeki buluşmalarını düşünün!
Sümeyra oradan ayrıldıktan sonra annesinin cezaevindeki ruh halini, çocuk ta cezaevinden ayrıldıktan sonra geri dönerken ki ruh halini bir düşünün!
Büyük kardeşin küçüklerle bir araya geldiklerinde ne konuştuklarını, daha doğrusu nasıl ağlaştıklarını bir düşünün!
Ve bir gün geliyor bu kız çocuğu sabah kalkamıyor ve epilepsi hastalığı nedeniyle öbür tarafa göç ediyor.
Annenin bu haberi alışını bir düşünün!
Ve bu anne cezaevi aracıyla cenazeye getiriliyor. Eller kelepçeli, yanında jandarmalar.
Çocuk mezara giderken anne ise cezaevine geri dönüyor. Hangi suçundan, hangi eyleminden!
Çevrede olanlar bu durumu seyrediyorlar. Medyadan haber alanlar yine bu durumu normalmiş gibi karşılayıp hayatlarına devam ediyorlar.
Kalbur üstü aile çocukları gibi algılanmıyorlar. Adeta “zenci” muamelesi görüyorlar.
Halbuki yeri çatlatacak bir olay.
Belki Hazreti Muhammed’in ümmeti için “ümmetime toplu felaket verme” şeklinde yaptığı ve kabul olduğu duası olmasa yerin altının üstüne gelaceği bir olay.
Böyle büyük bir zülüm var mı!
Kur’an‘da bahsediliyor; inananlar ateşlere atılıyor, onları ateşlere atanlar ve sessiz kalanlar da çevrede oturup insanların yanışlarını seyrediyorlar.
“Hendek halkı” diye geçiyor Buruç Suresinde; Ashâbü’l Uhdud kavmi.
https://t.co/la8F24UIwd
Bugün bu zulme sessiz kalanlar ile Kur’an’da bahsedilen ateşte yananları seyredenler arasında fark var mı? Bana göre yok.
Kur’an bunları anlatılırken, o zulümü seyredenlerin sonlarının neresi olduğunu da bize haber vermiş oluyor.
Ve bizi ihtar ediyor Allah; sizler de bu tür durumlara seyirci kalırsanız sizi de cehenneme atarım diyor.
O yüzden atalarımız demiş ki “zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur.”
Kısaca bu dönemde madalyonun diğer yüzü olarak kendi elleriyle ahirlerini berbat eden insanları seyretmiş oluyoruz.
Esasında acınacak hal, bu çocuk ve ailesinden ziyade seyredenlerin hali.
(Arşive kaydedilmek üzere patreon hesabıma da ekledim. Takip edebilirsiniz)
https://t.co/h22YTXDRI8
@AYMBASKANLIGI@TCYargitay@ekrem_imamoglu@eczozgurozel@herkesicinCHP
Cem Küçük, 15 Temmuz kimin darbesiymiş açıkça ifade etmiş! Muhalefete seçimle-meçimle uğraşmayın kazanamazsınız diyor! Bu 15 Temmuz vasayet sisteminin itirafı!
Cem Küçük:
“Hâlâ seçim kazanacaklarını sanıyorlar.”
“15 Temmuz sonrası kurulan sistemi anlamadılar.”
“Bugünkü güvenlik bürokrasisinin yüzde 70’i 15 Temmuz sonrası atandı.”