En babasız evlerin,annesiz sofraların ve bir kenar mahallenin ıslak kaldırım taşına oturmuş ne yapacağını bilemeyen evsizin çaresizliğinde, acımasızca yağan yağmurun tene mızrak gibi saplandığı o sancılı yalnızlıkla sesleniyorum. en bitmeyen gecelerin muhakkak güneşi doğuyor.
herkesin bir gece otururken, ne yaparsa yapsın kendisini aynı sevgi ve merhametle karşılayacak birini mahvettiğini anladığı olmuştur. benim olmadı. ben bu hayata vicdanımı rahat, başımı dik tutmak için gelmişim.
Başka yolun kalmayınca, önündeki tek yolu yürümek zorunda kalacaksın. İnsan mecbur kalınca, yapacaklarını aklınız dahi almaz; yapamam dediğini yapar, bilemem dediğini bilir, gücüm yetmez dediğine güç yettirir. Bazen sadece mecbur kalman gerekir, ilerlemek için.
bu deveyi güdemedik, bu diyardan göçerken de yol ortasında yalınayak, yalnız başına kala kaldık. işte tam da böyle hissediyorum.
olsun, Allah kerim, kalk ve yürümeye devam et.
Beni ayağa kaldıran her ihtimalden yoruldum. O ihtimallerin acabasından, çabasından düşüncesinden ve bitkinliğinden uzak kalmak istiyorum. Debelenmem bitmeyecek sanki, durgunluğumu bulamıyorum. Bir tek belirli yer bana yetecek bunu biliyorum. O an gelinceye kadar yokuştayım.