#AnayasaMadde90 açıktır:
Temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmeler, kanunlarla çatıştığında öncelikle uygulanır.
AİHM kararlarını yok saymak yalnızca hukuku değil, ülkenin itibarını ve ekonomisini de zedeliyor.
Anayasa herkes için bağlayıcıdır; seçilerek uygulanamaz.
Anayasa'nın 90. maddesi karşısında, uluslararası insan hakları standartlarını yok sayan bir yaklaşım kabul edilemez.
Mahkemelerin, AİHM içtihadını dikkate alması; yalnızca bireysel adaletin değil, aynı zamanda hukuk güvenliğinin ve öngörülebilirliğin de temel şartıdır.
Kararların uygulanmaması, sorunu çözmez; aksine derinleştirir.
#AnayasaMadde90
3/
Bu dosyada verilecek karar; HSK tarafından meslekten çıkarılan hâkim ve savcılar başta olmak üzere, benzer hukuki durumda bulunan birçok kişi açısından emsal niteliğinde sonuçlar doğurabilir.
AİHM kararlarının uygulanmaması, yalnızca geçmişte verilmiş bir ihlalin sürmesi anlamına gelmez; aynı zamanda benzer dosyalarda yeni ihlallerin önünü açar.
Bu durum, yargıya olan güveni zedelerken, bireylerin adil yargılanma ve etkili başvuru haklarını da fiilen zayıflatmaktadır.
Bağlayıcı kararların gereği yerine getirildiğinde, hem hak ihlalleri azalır hem de hukuk düzeni güç kazanır.
#AnayasaMadde90
🧵 AYM'den Önemli Bir Karar Bekleniyor.
📌 Anayasa Mahkemesi, yargı mensuplarının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına ilişkin önemli bir bireysel başvuruyu 02.07.2026 günü görüşülmek üzere gündemine aldı. (Başvuru No: 2024/58346)
Yalçınkaya ve benzeri AİHM kararları, yalnızca bireysel başvuruların sonucu değil; iç hukukta giderilmesi gereken yapısal sorunlara işaret eden emsal kararlardır.
Bu kararların gereğinin yerine getirilmemesi, on binlerce kişinin adalete erişimini geciktirmekte; aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası sorumluluğunu ve kamu maliyesi üzerindeki yükü artırmaktadır.
Hukukun üstünlüğü, bağlayıcı kararların uygulanmasıyla korunabilir.
#AnayasaMadde90
📌Anayasa'nın 90. maddesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuktaki yerini açıkça belirlemektedir.
📌Bu hüküm uyarınca, AİHM kararlarının dikkate alınması bir tercih değil, anayasal bir yükümlülüktür.
📌Buna rağmen, bağlayıcı nitelikteki ihlal kararlarının yargı mercilerince görmezden gelinmesi yeni hak ihlallerine, yeni mağduriyetlere ve ülkemizin uluslararası alanda tazminat ödemeye devam etmesine neden olmaktadır.
📌Anayasa'nın üstünlüğü ancak hükümlerinin eksiksiz uygulanmasıyla anlam kazanır.
#AnayasaMadde90
@AYMBASKANLIGI@TCYargitay@TC_Danistay@adalet_bakanlik
AİHM İhlal Kararı Sonrası Cuma Günü Yaptığımız Yeniden Yargılama Başvurusu Sonucu Bugün Beraat Kararı Verildi
Müvekkilimiz, ağır ceza mahkemesinin 23.01.2018 tarihli kararıyla, ByLock kullandığı iddiası esas alınarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmıştı. İlk derece mahkemesi, müvekkile atfedilen ByLock ID’si, GSM hattı, kullanıcı adı, şifre ve log kayıtları üzerinden kullanıcı aidiyetinin sabit olduğu kanaatine varmış; bu kabulden hareketle örgüt üyeliği suçunun oluştuğu sonucuna ulaşmıştı.
Buna karşılık yargılama süreci boyunca, ByLock verilerinin ham hâliyle savunmaya açılmadığı, kullanıcı aidiyetinin bağımsız ve denetlenebilir teknik incelemeyle ortaya konulmadığı, dosyada mesaj, mail, grup yazışması veya örgütsel talimat içeren herhangi bir içerik bulunmadığı, ayrıca müvekkilin FETÖ/PDY hiyerarşisine bilerek ve isteyerek dahil olduğunu, örgütün cebir ve şiddet amacını bildiğini ve özel kastla hareket ettiğini gösteren somut delillerin mevcut olmadığı ileri sürülmüştü.
Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığımız başvuruda, özellikle AİHS m. 6 ve m. 7 kapsamında; adil yargılanma hakkının, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, kanunilik ilkesinin, kişisel cezai sorumluluk ve suçun manevi unsurunun bireyselleştirilmesi yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürdük.
AİHM, Karslı ve Diğerleri/Türkiye kararında, Yalçınkaya kararında ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda, ByLock kullanımına ilişkin teknik tespitlere otomatik ve belirleyici cezai sonuç bağlanmasının AİHS m. 7 bakımından kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını; ayrıca dijital delillere etkili erişim, delilin doğruluğunu tartışma, savunmanın teknik verileri denetleyebilmesi ve mahkemenin kişiselleştirilmiş değerlendirme yapması bakımından AİHS m. 6 güvencelerinin sağlanmadığını tespit etti.
Bu arada, dosyaya kodlama ve fişleme iddiasına ilişkin Veri Analiz Raporu girmiştir.
AİHM’in ihlal kararı üzerine cuma günü CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduk. Mahkeme, başvurumuz üzerine derhal duruşma günü vererek dosyayı pazartesi günü duruşmaya aldı. Bugün yapılan duruşmada, önceki mahkûmiyet hükmü kaldırılarak müvekkil hakkında beraat kararı verildi.
Bu karar, AİHM ihlal kararlarının iç hukukta yalnızca şekli bir yeniden yargılama sebebi olarak görülemeyeceğini göstermesi bakımından önemlidir. Yeniden yargılama, ihlalin sonuçlarını gerçekten giderecek şekilde yürütülmeli; önceki mahkûmiyetin dayandığı delil standardı, savunmanın delile erişim imkânı, suçun maddi ve manevi unsurları, kişisel cezai sorumluluk ve kanunilik ilkesi yeniden ve etkili biçimde değerlendirilmelidir.
Ceza yargılamasında mahkûmiyet, teknik veri veya kolluk değerlendirmelerine otomatik sonuç bağlanarak kurulamaz. Özellikle TCK m. 314/2 kapsamında, kişinin örgüt hiyerarşisine bilerek ve isteyerek dahil olduğu, örgütün cebir ve şiddet amacını bildiği ve süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk arz eden örgütsel faaliyet yürüttüğü her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve denetlenebilir delillerle ortaya konulmalıdır.
Bu dosyada verilen beraat kararı, AİHM’in Yalçınkaya, Karslı ve devam kararlarının iç hukukta etkili şekilde uygulanması; dijital delillerin denetlenebilirliği; ByLock yargılamalarında otomatik mahkûmiyet yaklaşımının terk edilmesi ve kişisel cezai sorumluluk ilkesinin yeniden merkeze alınması bakımından önem taşımaktadır.
İşte size samimiyet testi:
Madem çözüm için meclise yasalar geliyor.Eğer bu ülkenin demokratikleşmesinden bahsediyorsanız.#KHKları tüm sonuçları ile iptal edin.
#KHKlarİptalEdilsin.
AİHM'nin yönelttiği sorular, yalnızca tek tek başvuruları değil; OHAL dönemindeki ihraç sisteminin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bakımından hukuka uygunluğunu da ilgilendiriyor.
Danıştay;Yüksek Disiplin Kurulunca son savunma alınmadan devlet memurluğundan çıkarma cezası verilemez.
Olağan dönemde yapılan terör disiplin soruşturmalarına da emsal niteliğinde olup YDK kararı öncesi son savunma alınması gerekmektedir.
OHAL KHK'larıyla İlgili AİHM'in Olası İhlal Gerekçeleri
1- ⚖️ Kanunilik ilkesinin ihlali
Kamu görevinden çıkarma gibi ağır sonuçlar doğuran işlemlerin açık, belirli ve öngörülebilir bir hukuki temele dayanmaması.
2- 📜 Hukuki belirlilik eksikliği
Kararlarda soyut anayasal veya yasal hükümlerin tekrarlanması, kişiye özgü somut gerekçelerin ortaya konulmaması.
3-❓ "İrtibat" ve "iltisak" kavramlarının muğlaklığı
Bu kavramların sınırlarının belirsiz olması nedeniyle keyfî uygulamalara açık hale gelmesi.
4- 🔍 Öngörülebilirlik ilkesinin ihlali
Geçmişte hukuka uygun görülen rutin ve yasal faaliyetlerin yıllar sonra ihraç gerekçesi yapılmasının kişiler tarafından öngörülememesi.
5- 👤 Bireyselleştirilmiş değerlendirme yapılmaması
Kişinin kendi fiilleri yerine genel değerlendirmeler ve kalıp ifadelerle işlem tesis edilmesi.
6- 📄 Yeterli gerekçe bulunmaması
İhraç kararlarında kişiyi neden kamu görevinden çıkarmayı gerektirdiğinin somut ve ikna edici biçimde açıklanmaması.
7- ⚖️ Adil yargılanma hakkının ihlali
Kişinin aleyhindeki delillere etkili şekilde erişememesi ve bunlara karşı savunma yapma imkânının kısıtlanması.
8- 🛡️ Silahların eşitliği ilkesinin zedelenmesi
İdarenin sonradan topladığı delillere dayanabilmesine rağmen başvurucunun bunlara etkin şekilde karşı çıkamaması.
9- 📂 İhraç anında mevcut olmayan delillere dayanılması
İşlem tesis edildikten aylar veya yıllar sonra elde edilen bilgilerin ihraç işlemini haklı göstermek amacıyla kullanılması.
10- 📱 Tek veya belirleyici delile aşırı ağırlık verilmesi
ByLock, Garson, Bank Asya, sendika üyeliği gibi unsurların yeterli bireysel değerlendirme yapılmaksızın belirleyici kabul edilmesi.
11- ⚖️ Orantılılık ilkesinin ihlali
Kamu görevinden sürekli çıkarma gibi çok ağır bir yaptırımın, kişinin bireysel durumu yeterince değerlendirilmeden uygulanması.
12- 🏛️ Etkili yargısal denetimin sağlanamaması
Mahkemelerin idarenin değerlendirmelerini yeterince sorgulamaması ve gerçek anlamda bir denetim yapmaması.
13- 🔒 Usul güvencelerinin yetersizliği
Savunma hakkı, delillere erişim, tanık dinletme ve çelişmeli yargılama gibi temel güvencelerin tam olarak sağlanmaması.
14- 📚 AİHM içtihadıyla uyumsuzluk
Özellikle Yüksel Yalçınkaya/Türkiye ve Şaban Yasak/Türkiye (BD) kararlarında vurgulanan kanunilik, öngörülebilirlik, bireyselleştirme ve usul güvenceleri ilkelerine aykırılık.
👉Bu başlıklar, AİHM'in Mehmet Candar ve bağlantılı başvurularda taraflara yönelttiği soruların da odaklandığı temel hukuki sorunları yansıtmaktadır. Elbette Mahkemenin nihai kararında hangi maddelerden ihlal tespit edeceği, başvuruların somut özelliklerine ve Türkiye'nin sunacağı savunmalara göre belirlenecektir.
@AYMBASKANLIGI@adalet_bakanlik@muhteremince
AİHM, KHK ihraç dosyalarını Hükümete bildirmeye başladı. Sorulan sorular, Mahkeme’nin ihraçları kanunilik, öngörülebilirlik, özel hayat, savunma hakkı, ölçülülük ve etkili yargısal denetim boyutlarıyla ciddi şekilde inceleyeceğini gösteriyor.
AİHM kısa süre önce mahkûmiyet kararları bakımından da önemli ihlal kararları verdi.
Artık Türkiye’deki mahkemelerin AİHM kararları 1.000’er 1.000’er geldikten sonra harekete geçme alışkanlığını terk etmesi gerekiyor.
Mahkûmiyet dosyalarında mevcut AİHM içtihadı gecikmeden uygulanmalı; KHK ihraçlarında ise “irtibat” ve “iltisak” gibi belirsiz kavramlarla insanların mesleklerinden ve kamusal hayattan süresiz biçimde dışlanmasının ciddi bir insan hakları meselesi olduğu görülmelidir.
Mahkemelerimiz, ihlali AİHM karar verdikten sonra değil; ihlal daha fazla derinleşmeden önce çözmelidir.
Hukuk devleti bunu gerektirir.
Mahkeme özellikle "iltisak" ve "irtibat" kavramlarının hukuken yeterince açık ve öngörülebilir olup olmadığını sorguluyor. Bu kavramların kamu görevinden çıkarma işlemlerinde hangi ölçütlerle uygulandığı ayrıntılı biçimde incelenecek.
AİHM’DEN 23 ÖNCÜ DOSYADA HÜKÜMETE KRİTİK “İRTİBAT-İLTİSAK” SORULARI
AİHM, KHK ile ihraç edilmiş, aralarında müvekkilimizin de olduğu 23 öncü dosya belirleyerek Hükümete tebliğ etti.
Burada sorulan en kritik soru mealen şu: İrtibat ve iltisak kavramını İLK KEZ OHAL KHK’ları ile getirdiğine göre, bunların suç olduğunu daha önceden bu insanlar nasıl bileceklerdi?
Soruların tarzından AİHM’in olaya hakim olduğu ve çok güçlü ihlal kararları çıkacağı anlaşılıyor.
AİHM, khk ile gerçekleşen ihraçların tamamını kanunilik ilkesinin yani madde 6 ve 8. Maddelerden ihlal kararı verecektir. Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan haklar, laf ebeliği ile ortadan kaldırılamayacağına hükmedecektir.