Milletvekili Sera Kadıgil'in canlı yayınında NATO karşıtı bir kadının şiddetle gözaltına alındığı, diğer kadın polisler tarafından araç içerisinde şiddete devam edildiği görülüyor.
Bu ne yaaa! Dört polis, manavdan gazeteciyi gözaltına almak nedir!!!
Kayhan ne yapmış olabilir, aylardır her gün İBB davasında aleni yargılamaları takip ederek geçiyor. Duruşmaya giren herkesin gördüğünü, duyduğunu yazıp anlatıyor. Kanser tedavisi gören annesi var, onun her şeyine Kayhan koşuyor. Ömrü hastane sırası Silivri duruşma salonları arası geçiyor. Yapmayın, etmeyin insanları bu kadar mağdur etmeyin.
Kayhan da, Hazar da iyi birer gazetecidir.
#GazetecilikSuçDeğildir
#GazetecileriSerbestBırakın
Gazetecilik faaliyetine 'terör' soruşturması: Muhabirimiz Kayhan Ayhan'ın ifadesi tamamlandı
İBB davasını ilk celseden beri takip eden muhabirimiz Kayhan Ayhan, "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasıyla evinde gözaltına alındı. Emniyet ifadesi tamamlanan Ayhan'a sorulan soruların tamamı gazetecilik faaliyetleri ve duruşma takibine ilişkin olmasına rağmen soruşturma Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından açıldı ve gazetemize destek paylaşımı da soruşturmaya dahil edildi. Geceyi Vatan Emniyet'te geçiren Ayhan'ın sabah adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
https://t.co/i9E2Flv3aq
BirGün Gazetesi muhabiri,Silivri davalarını her gün takip eden Kayhan Ayhan, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla evine gelen polis ekiplerince gözaltına alındı.
Hukuk dışı ters kelepçe videosunun hakkını verebilmek için Deniz Göktaş’ı 5 kez aynı şekilde yürütmüşler. Polisin çektiği görüntüleri de iktidar medyasına servis etmişler. Kendi yazdıkları kurallara da uymuyorlar.
Güç gösterisini 32 yaşında solcu bir komedyen üzerinde bu şekilde yapmak utanılacak şey…
📌Türkiye'nin savunma devi ABD'li şirkete mi satılıyor?
Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, ABD'nin en büyük fon şirketi BlackRock'un, 35 milyar dolarlık savunma devi ASELSAN ile ilgilendiğini aktardı.
Arıkan, satın alma için ise, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın görevlendirildiğini söyledi.
https://t.co/G5mNRyTE7U
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız hala Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Türk Bilim İnsanı Akciğer Kanseri İlacı Buldu
Türk bilim insanı Dr. Gizem Karslı Uzunbaş'ın, MIT ve Harvard'a bağlı Broad Enstitüsü'ndeki ekibiyle birlikte 6 yıl süren çalışmasının ürünü olan akciğer kanseri ilacı, FDA onayı aldı.
Bu başarı sadece bilim dünyası için değil, milyonlarca hasta ve ailesi için de yeni bir umut anlamına geliyor.
Bir Türk bilim insanının dünya tıbbına yön veren bu başarısı alkışı hak ediyor.
Dr. Gizem Karslı Uzunbaş'ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 👏👏🇹🇷🇹🇷🙏🙏🙏
Muhittin Böcek’in yeni ifadesi yine ortaya çıktı!
Bu kaçıncı ek ifadesi, doğrusu ben de sayısını unuttum. Ancak dikkat çeken bir durum var: İddialar parça parça, ihtiyaç oldukça, taksit taksit ortaya çıkıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun kendisinden 15 milyon Euro istediği iddia ediliyor.
Bunun 5 milyon Euro’sunun ise “havala” sistemiyle ödendiği öne sürülüyor.
Peki, 5 milyon Euro gibi olağanüstü büyüklükte bir ödeme ilk ifadelerde neden yok? İnsan böyle bir parayı sonradan mı hatırlar?
İfadede ayrıca şu cümle yer alıyor:
“Muratpaşa Belediye Başkanının Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü, belediye başkan adaylıklarının belirlenmesi konusunda kendisine birtakım güvenceler verdiğini ve bunun karşılığında yüklü miktarda harcama yapacağını ve ödeme gerçekleştireceğini öğrendim.”
Söz konusu Muratpaşa Belediye Başkanı, mutlak butlan kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden Ümit Uysal.
Dahası var…
Parayı verdiği söylenen iş insanının kim olduğu belirtilmiyor. Öyle bir iş insanı ki, sadece Muhittin Böcek’in değil, başka kampanyaların da milyonlarca Euro’luk ihtiyaçlarını karşılıyor. Ama ismi yok.
5 milyon Euro’nun hangi tarihte, hangi kaynaktan temin edildiği açıklanmıyor.
Havala işlemini yapan kişi ya da döviz bürosuna ilişkin somut hiçbir bilgi verilmiyor. Sadece üzerinde isim ve telefon numarası bulunan bir kâğıt ile 100 liralık bir banknottan söz ediliyor.
Ben yıllar önce havala sistemini araştırıp kitaplaştırmış bir gazeteciyim. Bu sistemin nasıl işlediğini, hangi izleri bıraktığını, hangi bağlantılarla yürüdüğünü iyi biliyorum.
Böylesine büyük iddiaların; isim, tarih, para hareketi ve somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Görünen o ki, Muhittin Böcek anlatmaya devam edecek. Ama ihtiyaç oldukça, taksit taksit…
Mide bulandıran olay!
İstanbul Ümraniye'de bir fast food zincirinden sipariş edilen tavuktan kurt çıktı.
Durumu bildirmek için şubeye giden kadın, karşısında yetkili bulamadı.
O sırada diğer müşteriler ise aynı şubeden sipariş vermeye devam etti.
Ankara’da NATO zirvesi yaklaşırken TEMA vakfı gönüllüsü yaşlı kadınların da aralarında bulunduğu
yüzlerce kişi terör şüphesiyle gözaltına alındı!
Şu ana kadar 100’den fazla kişinin tutuklandığı soruşturmaya o fotoğraf damga vurdu.
BARIŞ TERKOĞLU ANLATIYOR | ONLAR ÖZEL
https://t.co/y1bzRC5PGP
Şair, yazar Ataol Behramoğlu'ndan Kemal Kılıçdaroğlu'na:
"Son seçimde cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini bu sütunda birkaç kez yazdım.
Buna karşın yine tıpış tıpış gidip elbette lehinde oy kullandık ve yazık ki yine kaybettik.
Anketlerde açık ara önde görünen adaylardan biri seçime girse, bugün belki bambaşka bir Türkiye’de olurduk. Yazık ki olmadı.
Şimdi bulunduğumuz içler acısı durum Kılıçdaroğlu’nu üzmüyor mu?
Görünen o ki üzmüyor.
Dün adalet için yüzlerce kilometre yürüyen siyasetçi, bugün o günkünden daha açık olarak AKP yandaşı olduğu görülen bir yargıyı alkışlıyor.
Butlan kararını siyasi bulmadığını söylüyor. İBB davası denen zulüm süreci hakkında bir eleştirisi yok.
Hatta açıkça dile getirmese de bu adaletsizlikleri, yıllarca genel başkanlığını yaptığı partisine bu yıkıcı saldırıları, pek sevdiği “arınma”nın gereği olarak gördüğü anlaşılıyor...
Sözcü televizyonundaki tavrına ve söylediklerine yapılan eleştirileri tekrar etmeyeceğim.
Ben, yazının girişinde sözünü ettiğim TV programındakiyle taban tabana zıt bir Kılıçdaroğlu gördüm.
Sükûnetini yine korumaya çalışsa da zaman zaman patlamamak için kendini zor tuttuğu görülüyor, fırsat yakaladığını düşündüğü yerlerde sözü gereksizce uzatıyor, kendisine yöneltilen soruyu soruyla yanıtlamak gibi sıradan polemik yöntemlerini sıklıkla kullanıyor, genel merkeze polis saldırısının onun isteğiyle yapıldığını gösteren belgeli kanıtları görmezden gelmeye çalışıyor, zaman zaman (benzetme hoş görülsün) kükreyen fare örneğini anımsatırcasına sesini yükselterek sözüm ona Erdoğan’a yükleniyordu.
Selahattin Demirtaş’ın yıllarca hapiste kalmasına yol açan dokunulmazlığın kaldırılması kararından ötürü pişmanlık duymadığını söylemesi, onu hapishanede defalarca ziyaret ettiğini söyleyerek kendini aklamaya çalışması, ölümüne neden olduğu birinin mezarını ziyaret etmekle sorumluluktan kurtulmuş olunacağını sanmak kadar tuhaf ve duygusuzcaydı.
Sayın Kılıçdaroğlu! Önemli olan bugün, şu anda ne yapmakta olduğunuzdur.
Yükselen CHP ve halk muhalefeti karşısında paniğe kapılan iktidar ve destek aldığı dış güçler, bu yükselişi durdurmak için her türlü kötülüğü yapıyor.
Ülkenin kalbur üstü aydınlarından sokaktaki sıradan yurttaşa kadar milyonlarca insanımızın apaçık gördüğü bu gerçeği siz ve yandaşlarınız görmüyor musunuz?
Nasıl görmezsiniz?
Son TV programında, “Ülkeyi bu duruma kim getirdi, Erdoğan değil mi?” diye kükrüyordunuz.
Ülkeyi getirildiği bu durumdan, arındırma masalıyla CHP oylarını yüzde üçlere, beşlere düşürerek Erdoğan’a bir seçim daha kazandırarak mı kurtaracaksınız?
Yol henüz tükenmemişken CHP’nin seçilmiş genel başkanıyla el ele vererek partinizi ve muhalefeti daha da yükseltin ya da ısrarınızdan vazgeçerek ülkemizin demokrasi ve bağımsızlık tarihine adınızın kara harflerle yazılmasına engel olun.
Bilinçli bütün yurttaşlar, bütün vatanseverler sizden bunu bekliyor.
Taleplerimiz net:
Tutuksuz ve adil yargılamayla bu mağduriyetler sona erdirilsin. Bu karar için artık erteleme yok, bahane yok, gerekçe yok. Adalet için kaybedilecek bir saatimiz bile yok.