@neyikaybettik Her zaman dipdiri bir hakikat
Bu nasıl bir dünyâ, hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamânı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim
Necip Fazıl Kısakürek
Borsada yazılı olmayan 6 kural 👇
• Eğer bir hisse +8'i geçip tavana kitleyemiyorsa düşer.
• Eğer bir hisse tabana gelip kitleyemiyorsa yükselir.
• İlk 15 dakika açılış fiyatının üzerinde durmaya çalışan hisse yükselir.
• İlk 15 dakika açılış fiyatının altında durmaya çalışan hisse düşer.
• Zirvelerde gerçekleşen bölünmeler mal dağıtmak içindir.
• Piyasa yükselirken Bist30 hisseleri, piyasa yatayken yan kağıtlar yükselir.
#Borsaistanbul #bist100
Aha !
Tilkiyi kuyruğundan yakaladım😊
Size ne demiştim;
“tavuklara operasyon varsa, tilkiler de işin içindedir”.
Bakın tavukçulara operasyonun ardından ne buldum…
Türkiye’de kısmen soya üretilse de soya ticaretinin büyük çoğunluğu yabancı bir firmanın tekelindedir; Kargil.
Peki, tavukçulukla alakası nedir?
Ülkemizde tavuk yeminin %50’den fazlasını soya küspesi oluşturuyor.
Yani hammaddeyi Kargil tedarik etmek istiyor ama henüz pazara hakim değil.
Lakin ülkemizdeki tavukçular yem için hammaddeyi bu firmadan almak istemiyorlar. Bu konuda milli düşünüyorlar. Farklı tedarikçileri ve hammaddeleri tercih ediyorlar.
Tabi bu firmadan alışveriş yapan Kargildaş birkaç firma var elbet.
Tutuklama şu şekilde gelişiyor.
Tavukçuların kendi aralarında yazıştıkları bir whatsapp grubu var.
Onlar aralarında konuşurlarken;
“mangal sezonu başlıyor onun için hammadde fiyatları yükseldi. Bizim de tavuk fiyatlarını güncellememiz gerekiyor”, diye yazışıyorlar.
Tabi Kargildaşlar durur mu.
Onlar hemen bu yazışmaları bildiriyorlar.
Hukukçular da hemen bu tavukçular hakkında
“fiyatlar konusunda kartel oluşumu yapıyorlar”, diye şikayette bulunuyorlar.
İşte o şikâyet neticesinde tavukçulara operasyon yapılmış.
Peki, esas derin gerekçe nedir?
Amerikan soya küspesini Türkiye’de pazarlamaktır.
Bu tavukçulara her fırsatta dava açıp, problem çıkarıp, ceza yazdırıp bıktıracaklar. Onlar da lanet olsun diyerek firmalarını satışa çıkaracaklar...
Peki, satışa çıkarılan firmaları kimler alacak?
Elbette kargilgiller alacak!
Böylelikle Amerikan soya küspesi, Türkiye’mizde bir güzel pazarlanmış olacak.
Aslında ülkemizde buna benzer operasyonlar ilk defa yapılıyor değil.
Şu şarkı sözlerini hatırlar mısınız;
Zeytin yağlı yiyemem aman,
Basmadan fistan giyemem aman.
Bu şarkının arkasında da muhteşem bir tilkilik hikayesi vardır. Araştırın görün.
Şimdi tavukçular üzerinden,
zamana sari olarak,
yeni bir hikâye yazılmak isteniyor.
Topkeyün uyanık olmalıyız.
Tavuklarımızı tilkilere kaptırmamalıyız.
S-400’ler alınırken kabadayılığı kimseye bırakmadık. ABD’ye rağmen aldık diye naralar atılıyordu. Şimdi ne oldu da satmaya kalkıyorsunuz?
Seri yalancı Trump bir hışımla geldi, kendisini imparator gibi karşıladınız, Hiç mi direnemediniz? Hiç mi dik duramayacaksınız? Böyle bir karar gerçekleşirse bu kadim devleti düşüreceğiniz durumu hiç düşündünüz mü?
Yeniçeriler de diktik. Gerisini Trump düşünsün, ki şöyle düşünüyor;
Suriye'de Fransa, Katar (İngiltere), ABD birlikte aldığımız Lazkiye Tartus civarındaki petrol ve doğalgaz çıkarma işini Türkiye'nin Yeni Osmanlıcı çerileri koruyacak.
Alkış.
Bu sırada Suriye Türkiye'ye bir müddet vize uygulayacak,
Türkiye'den dondurulmuş piliç (tavuk eti) ve yumurta ithalatını süresiz olarak yasaklayacak.
Alkış.
Suriye domates, üzüm, yumurta, elma, patates, incir, kiraz ve biberin de yer aldığı 20'ye yakın tarım ve hayvancılık ürününe ithalat yasağı uygulayacak.
Ama Türkiye'de milyonlarca Suriye'li yerleşik kalmaya devam edecek.
Alkış.
Tüm bunlara karşılık Türkiye o bölgede Jandarma olacak. Türk halkı da askeri gösterişi sever.
Alkış.
Gelelim Rusya meselesine;
AB, ABD'den medet ummayacak. Rusya'ya karşı yeni cephe açmak istiyorsa Türkiye'yi kullanacak.
Alkış.
Zaten Türk halkı askeri gösterişi sever.
Alkış.
Türkiye, 3 kat pahalı doğalgazı ABD'den alacak. 200'ün üzerinde yolcu uçağı alacak.
Alkış.
Buna mukabil Tom Barrack ve ben, Erdoğan'a meşruiyet vereceğiz.
Alkış.
Gazze'de Hamas'ın işi bitti. Türkiye'nin Gazze konusunda Mısır'la anlaşmaları harika oldu. Biz İsrail'e destek verirken bizi hiç suçlamamaları ve Gazze'nin ABD himayesinde bir turistik manda olmasına ortak olmaya çalışmaları harika.
Alkış.
Orada da Türk askeri olabilir. Yeter ki düzen korunsun.
Alkış.
Türkiye PKK Kurucu önderliği ile anlaşacak, barış süreci başlatacak ve yeni anayasa yazma sürecinde Tom Barrack'ın görüşlerine değer verecek.
Özerkliğe ve kantonal sisteme giden bir yol çizilmeli.
Tek ulus söyleminden vaz geçilecek.
Türk değil, Türkiyeli denilecek
Alkış.
Suriye'nin İsrail'le yapılacak olan İbrahim Anlaşmasına ses çıkarmayacağından ve bu anlaşmayı destekleyeceğinden eminim.
Alkış.
İsrail, Suriye ile yapacağı İbrahim Anlaşması karşılığında Suriye'nin Süveyda bölgesinden çekilirken, Şam'ın güneyini silahsızlandıracak. Hermon dağı hariç, İsrail Golan'ın bir kısmından da çekilecektir.
Suriye'nin Esad döneminde olduğu gibi bir savaş gücüne sahip olması savaş sebebi olacaktır.
Alkış.
Paranız neden bir türlü elinizde kalmıyor? İşte o kişilere.
Araştırmalarla ortaya çıkan, fakirliğe sürükleyen alışkanlıklar: 10 madde
1. Sabah kalkar kalkmaz telefonuna bakmak (Stanford Üniversitesi)
2. Uyku saati düzensiz (Harvard Üniversitesi)
3. Yemek saati her gün farklı (Columbia Üniversitesi)
4. Oda dağınık (Princeton Üniversitesi)
5. Egzersiz alışkanlığı yok (Stanford Üniversitesi)
6. Para yönetimini ertelemek (Chicago Üniversitesi)
7. Bildirimleri sürekli açık tutmak (MIT)
8. "Meşgulüm"ün diline dolanması (Yale Üniversitesi)
9. Başkalarıyla kendini sürekli kıyaslamak (Columbia Üniversitesi)
10. Hedef belirlemeden her günü geçirmek (McGill Üniversitesi)
Turizm tanıtım geliştirme ajansı 2021 yılında kuruldu. O tarihten bugüne kadar vergilerimizden 16,4 milyar lira para aktarıldı. Bu sadece bütçeden aktarılan tutar bir de turizmcilerden alınan paylar var ki onlar çok daha büyük rakamlar. Ama tüm bunlara rağmen gelin görün ki turizmin hali içler acısı. Şimdi soru şu; bu kadar parayı hangi ölçü ve kriterlere göre, kimlere, nerelere harcayıp tanıtım yaptınız? Ya da bu kadar para harcanıyorsa turizm neden bu halde? Bu soruları sadece biz değil Türk turizmcisinin de ayrıca kendisine sorması gerekiyor!
•Spor salonunun yanına tavuk pilavcı açın.
•Üniversitenin yanına kahve standı açın.
•Metro çıkışına simitçi açın.
•Yurtların yanına çamaşırhane açın.
•Okulun yanına kırtasiye açın.
•Adliyenin yanına fotokopici açın.
•Sanayi sitesinin yanına oto yıkamacı açın.
•Çocuk parklarına pamuk şekerci ve baloncu açın.
•Noterin yanına sigortacı açın.
•Sahilde buz satın, dondurmacı açın.
•Kamp alanında tüp ve kömür satın.
•Stadyumun önünde atkı ve forma satın.
•Plaza bölgelerinde paket servis olarak salata ve sağlıklı yemek satın.
•Mezarlık girişinde çiçek satın.
İnsanların para harcamak istediği yere değil, para harcamak zorunda kaldığı yere gidin.
İnsan trafiğinin olduğu yerde ihtiyaç vardır, ihtiyaç olan yerde de para vardır.
Küçük sermayeyle iyi paralar da böyle işlerde kazanılır.
Bir zamanlar Ortadoğu'nun İsviçre'siydi...
Bu mistik ve büyülü ülke yarım asırda nasıl ve neden harabeye çevrildi ...
Türkiye aynı tehlikenin eşiğinde !!!
İbret alınmalı ; tarih tekerrür etmeden önce !!!
Gelin Lübnan tarihine bir göz atalım birlikte...
yazıYORUM
Neler Oluyor ve Dünya Nereye Gidiyor? 4
Türkiye...
Trump'ın; ''Türkiye'nin çok büyük ve yıpranmamış bir ordusu var.'' sözlerine, Tom Barrack'ın ''Artık dünyanın jandarması değiliz'', ''Suriye'de Federasyon ya da ona benzer bir şey olmalı'', ''Bence Türkiye, tüm bu olayların merkezinde olabilir'', sözlerini eklerseniz ve The Economics dergisi ''The Don's New World Order'' kapağını incelerseniz olan bitene şaşırmazsınız.
Trump'ın sürekli sert bir şekilde NATO'yu eleştirmesi ve ABD'nin NATO'dan çıkacacağını söylemesi sebepsiz olmadığı gibi; Trump'ın sürekli bizi övmesi de sebepsiz değil.
Müesses Nizam tarafından Tek dünya birliğinin olmazsa olmaz parametrelerinden olan Tek Dünya Devleti ve Ordusu'na giderken, yakın gelecekte kurulması planlanan Avrupa, Ortadoğu vs Nato'sunun ayak sesleri bunlar ve bu bölgelerden bazılarının güvenlik ve kontrol işlerinin Türkiye'ye ihâle edilmesi sözkonusu.
Bir taraftan bu bölgelerin güvenliğinin ve idâresinin bize verilmesi gururumuzu okşayıp ''Yeniden Büyük Osmanlı'' idealini canlı tutacak, tarihi geçmişimiz sebebiyle halkta sempati oluşturacak ve siyasilere artı olarak yazacak; fakat diğer taraftan Türkiye sorunlar yumağına gömülüp, sorunlardan başını kaldıramayıp enerjisinin bölünmesi sonucu, etrafının askeri açıdan kuşatılması ile enerji ile ticaret yollarından bypass edilmesine seyirci kalıp müdâhil olamayacaktır.
Plân en başından beri ''Türkiyenin büyütülüp küçültülmesi'' senaryosuna göre dizayn ediliyor.
Tabii ki olayların zâhiren jeostratejik, jeopolitik, ekonomik yönleri olduğu gibi; TEOpolitik yönleri de mevcut.
Yeni Dünya Düzeni kurulana kadar, kısa ve orta vadede bize bölgede ihtiyaçları var.
Fakat gelecekte asıl plânları Ortadoğu NATO'su kurulduğunda, yeniden dizayn ettikleri İran'ı yada bölgedeki başka bir ülkeyi NATO'ya almak ve bizi NATO'dan çıkarmak.
Ticaret ve enerji yollarından dışlanmış, ekonomisi zayıflamış, NATO'dan çıkarak savunmasız ve desteksiz kalmış olan Türkiye ise; işgal dâhil her türlü saldırı ve operasyona açık hâle gelecek.
Son olarak yıllardır Rothschield ailesinin Türkiyeye yatırımlar yapması ile, Rothschield kontrolündeki BlackRock şirketinin başkanının neden Türkiyeye gelmiş olabileceğini ve Cumhurbaşkanımızla neler görüşmüş olabileceğine de değinelim ve olası senaryoları yazalım.
Yeni enerji ve ticaret yolları aktif hâle gelene kadar, kısa ve orta vadede Türkiye'nin konumu gereği, doğu-batı arasında enerji, ticaret ve tedarik transit geçiş yolu olmasını plânlıyorlar.
Ve bölgesel güvenliği sağlama, kontrol ve jandarmalık görevi için Türkiye'nin askeri gücünü ve bölgedeki tarihi geçmişini kullanmak istiyorlar.
Ayrıca kurulması plânlanan Ortadoğu ve Avrupa NATO'su gibi oluşumlarda bizi kullanmak istiyorlar.
Bunlar için askeri ve teknolojik gelişmişlik gerekiyor.
Askeri ve teknolojik gelişmişlik içinse, finans gücü gerekiyor.
Ayrıca;
Kanal İstanbul, Ada İstanbul/Ekümenopolis projeleri dışında; Yeni Dünya Düzeniyle uyumlu olmak için Dijital TL/Para teknolojisi ve altyapısı, Blockchain, Yeni Dünya Düzeni'nin Gıda, Tarım, Hayvancılık, Sağlık, Tıp, İklim, Karbon, İletişim, Emniyet, Güvenlik... vs politikalarına uyumlu altyapıların hazırlanması ve otomasyon, dijitalizm ile robotik sistemlere geçmek için hazırlıklar yapılması gerekli.
Ve tüm bunlar içinse büyük bir finans gücü gerekiyor.
Türkiyeyi ilerde kendileri teslim almak ve yönetmek için hazırlamak, geliştirmek ve dönüştürmek istiyorlar.
İstanbul'da kurulan ve hâlen geliştirilen, ve yeni ''Yeni Wall Street'' ve ''Yeni Manhattan'' olması beklenen ''İstanbul Finans Merkezi'' kompleksi bile bu senaryolarla ilgili.
Ve gelecek olan yeni küresel pandemi'de Türkiyenin kendi plânları ve çıkarları için ayakta kalabilmesı için, finans gücüne ve desteğine ihtiyacı olduğu da unutulmamalı.
Sayın Cumhurbaşkanının BlackRock başkanı ile görüşmesinden birkaç gün sonra yaptığı konuşmasında kurduğu aşağıdaki cümleler ve kullanmış olduğu kelimeler, öngörülerimizi ve tahminlerimizi destekler nitelikte.
"Türkiye çok uluslu şirketlerin merkezi olacak.
Düzenlemeleri en kısa zamanda hayata geçireceğiz, Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak.
Transit ticaret' te küresel cazibe merkezine dönüştürmek...
İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyor.
Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz''
Ortadoğudaki ve Dünyadaki gelişmeler karşısında eğer Türkiye küresel güçlerin dayattıkları plânlara aykırı hareket etmek yoluna giderse; Türkiyeyi kendi içinde sıkıştırmak için, barış süreci meselesi pürüzlenebilir ve terör tekrardan aktif hâle getirilebilir.
Ekonomik yaptırımlar ise her zaman için masada hazır bekliyor.
Ayrıca hükümeti sıkıştırmak için İmamoğlu meselesini de gündemlerine alabilirler.
Önümüzdeki dönemde Türkiye kendisine verilen diğer talimatlar ile birlikte, barış süreci, af, anayasal değişiklikler, Heybeliada ruhban okulunun açılması gibi ''ödev''leri yerine getirmesi konusunda sıkıştırılacak.
Ayrıca önümüze Kıbrıs ve Kudüs sorunları da getirilecek.
Bize yapacakları yatırımlar, kredi ve finans desteği onlarla uyumlu olmamıza göre şekillenecektir.
Son tahlil de;
Trump'ın Cumhurbaşkanımız için söylediği; ''onun yapması gerekenler var'' cümlesini iyi düşünmek gerekiyor.
En nihâye;
Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü Allah bilir.
''Onlar tuzaklar/plânlar yaparlarken, Allah da karşı plânlar yapıyordu.
Ve Allah plân yapanların en hayırlısıdır.''
(Enfâl 30)
İsrail ile normalleşecek miyiz? Trump'tan bayram hediyesi. ABD Başkanı Donald Trump, İran'la barış anlaşması yapmak için Türkiye'nin de içinde olduğu bölge ülkelerinden İsrail ile normalleşme öngören İbrahim Anlaşmalarını imzalamasını istedi. Trump; "Aralarında Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün’ün de bulunduğu tüm ülkelerin derhal İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamasını zorunlu olarak talep ediyorum." Şimdi ne olacak? Zorunlu olarak.. İsrail ile normalleşecek miyiz? Gazze'yi unutacak mıyız? İmzalayacak mıyız?
İnsanlığın dijitalleşmesi en ince ayrıntısına kadar titizlikle planlanmıştır. 4. Sanayi Devrimi de insan karşıtı bir projedir.
Ülkelerdeki siyasi çalkantıların bu projelerle yakından bir alakası vardır. Neticede insanoğlunun dönüşümü söz konusu.
Bu sayede dünyada yeni bir düzen getirecekler. Fakat bu, büyük bir zorbalıkla gerçekleşecek.
https://t.co/4wQDR1yK93
TARIMDA EN BÜYÜK EZBERİ BOZUYORUZ:
“Hastalık saçıyor" dediğiniz atalık tohumlar mı suçlu, yoksa öldürdüğünüz topraklar mı?
Her yıl aynı nakaratı dinliyoruz: "Atalık tohumlar ev yapımıdır, sertifikasızdır, hastalık saçar, emeğiniz boşa gider. Hibrit tohum kullanın, bolca da ilaçlayın..."
Tarımı sadece kimyasal şişelerinden ibaret sanan, toprağı ise kuru bir saksı gibi gören "uzmanlara" ekolojik bir ders verme vakti geldi.
1. Toprak Cansız Bir Saksı Değildir
(Sertifikalı Tohum Çelişkisi)
Yapılan birçok bilimsel çalışma ve saha deneyi, asıl sertifikalı/hibrit tohumlarda hastalık riskinin çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
2. Canlı Toprakta Hastalık İlerleyemez!
Velevki tohumdan hastalık bulaştı canlı bir toprakta hastalık ilerleyemez
3. Salgını Yaratan Tohum Değil, Kimyasallardır!
Toprağı çöle çeviren. modern uygulamalarıdır
Pestisitler, sentetik gübreler, aşırı toprak işleme ve tek ürün ekimi.
4.Atalık Tohum Bir Hafızadır
Atalık tohumlar, yüzyıllardır bu coğrafyanın iklimine ve hastalığına karşı direnç geliştirmiş canlı birer kütüphanedir.
#AtalıkTohum #OnarıcıTarım #DoğalTarım #Ekoloji
JAPONYA’DAN BOMBA HABER — ARTIK SAKLAYAMIYORLAR!
Profesör Robert Clancy az önce kanıtları ortaya döktü:
Dev bir Japon araştırması 20 MİLYON kişiyi takip etti ve korkunç gerçeği ortaya çıkardı:
Tüm fazla ölümler sadece aşılanmış grupta!
Aşılanmamış grupta? SIFIR fazla ölüm.
Ve en öldürücü detay: Her pekiştirici dozdan tam 3 ay sonra ölüm oranlarında ani patlama yaşanıyor.
Tepe noktası ise aşıdan yaklaşık 100 gün sonra vuruyor.
Desen o kadar net ki inkar etmek imkânsız.
COVID aşılarıyla ilgili gerçekler artık bastırılamıyor. Veriler ortada, örtbas çöküyor!
Dünya bunu görmeli.
Bu kadar “tesadüf” olur mu?
"1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek yeni bina yasası aslında ne anlama geliyor? Yeşil dönüşüm mü, yoksa mülkiyetsizleştirme mi?
"Çevre hassasiyeti sebebi ile… evlerimizin kontrolünü dijital bir merkeze bağlama projesine karşı uyanık olmak zorundayız. Bu videoyu mülk sahibi olan tüm sevdiklerinizle paylaşın, tehlikenin farkına varsınlar. Gerçekleri konuşmaya devam edeceğiz!"
#MülkiyetHakkı #BüyükReset #EnerjiKimlikBelgesi #AkıllıŞehirler #KüreselPlan #İklimKarantinası