👉2022 ve 2024 yıllarında Diyarbakır ve Van’da TRT naklen yayın araçlarında uyuşturucu yakalanmıştı.
🖊️Resmi görevlendirme yazısının altında TRT Ulaştırma ve Şoförlerden Sorumlu Müdürü Hasan Göçer’in imzası vardı.
👉Bu kez TRT Genel Sekreteri Mesut Eker’in makam aracı Kahramankazan gişelerinde 7,5 kg uyuşturucu ile suçüstü yakalandı.
🚗Sevkiyat Ankara’dan İstanbul'a yapılıyordu.
🖊️Görevlendirme yazısındaki imza yine aynı isme ait.
🇹🇷Aziz Türk Milleti'nden toplanan vergilerle var olan, hepimize ait bu güzide kurumun düştüğü hale bakın.
👉Güzelim ülkede çürütmedik, dağıtmadık, talan etmedik bir tek kurum bırakmadılar.
☀️Konuyu Meclis gündemine taşıyoruz.
SARAR İLKOKULU’NDA NELER OLUYOR?
Ankara’nın göbeğinde…
Millî Eğitim Bakanlığı’nın hemen yakınında…
Bir okulda üç kadın öğretmen aylarca mobbinge maruz kaldıklarını söylüyor.
Dilekçe veriyorlar.
Tutanak tutuyorlar.
Tanık gösteriyorlar.
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
Çalmadıkları kapı kalmıyor.
Çünkü iddialara göre öğretmenler;
“Okulun sahibi benim.”
“Sizi paramla satın alırım.”
“Açlıktan nefesiniz kokuyor.”
“Çekil önümden.”
“Ben istersem izin veririm.”
“Nereye şikâyet ederseniz edin.”
gibi ifadelerle karşılaşıyor.
İddialara göre öğrencilerin ve velilerin önünde azarlanıyorlar.
Mesleki itibarlarının zedelendiğini düşünüyorlar.
Hazırlamak istedikleri gösteri ve törenlere izin verilmediğini belirtiyorlar.
Ve bütün bunların bir bütün olarak mobbing oluşturduğunu savunuyorlar.
Bu yüzden dilekçeler yazılıyor.
Bu yüzden tutanaklar tutuluyor.
Bu yüzden üç öğretmen aylarca mücadele ediyor.
Ama asıl hikâye bundan sonra başlıyor.
Çünkü öğretmenler çoğu zaman yaşadıkları baskıdan değil, o baskıyı şikâyet ettikten sonra yaşadıklarından yoruluyor.
Yalnızlaştırılıyorlar.
Dışlanıyorlar.
Sorun çıkaran kişi ilan ediliyorlar.
Sonra dosya kapanıyor.
Sonuç kısmına şu cümle yazılıyor:
“İddialar sübuta ermemiştir.”
Ve ardından…
Müdür görevine devam ediyor.
Öğretmene ise görev yeri değişikliği çıkıyor.
İşte tam da bu noktada eğitim camiasında şu algı büyüyor:
“Şikâyet edilen kalıyor, şikâyet eden gidiyor.”
Dün Ağrı’da…
Bugün Ankara’da…
Yarın başka bir şehirde…
İsimler değişiyor.
Okullar değişiyor.
Ama hikâye değişmiyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’na ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne soruyoruz:
Üç öğretmenin aylarca verdiği mücadelenin karşılığı bu mu?
Sarar İlkokulu’nda neler oluyor?
Ve bu hikâyeyi daha kaç öğretmen yaşamak zorunda kalacak?
@cankayailcemem@MemAnkara@mebpgm@meb_ogm
Otoyolda o kahverengi tabelaları görürsün ve hep merak edersin: "tarihi köprü", "ören yeri", "antik kent".
İşte o ülkemizdeki 32.500+ kahverengi tabelalı yeri tek haritaya topladım.
Fotoğraf, kısa anlatı, Türkçe + İngilizce sesli rehber. Gittiğin yeri işaretle, puanla, kendi fotoğrafını ekle, listeni yap.
Tamamen ücretsiz.
@MelihKarakelle İyiler için harika teknolojiler ama kötülerin de hayallerini ileri seviyeye taşıyacak kadar ulaşılabilir artık. La casa de papel deki gibi yer tespiti yapılmasın diye iki telefonu birbirine bantlayıp sokak sokak gezdirmeye gerek yok heralde.
1 MLR USD yatırım yapacaklardı
Yatırım teşviki kapsamında 40% Çin mallarına uygulanan vergiden muaf binlerce araç sattılar
Şimdi, "yok biz Avrupa'ya yatırım yapacağız" diyor
Ticaret bakanlığı sözleşmeye uymadığı için ceza kesecekti, ne oldu o iş?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını canlı izledim. Sonra videoda tekrar dinledim. Terörsüz Türkiye süreci ve dış politika ile ilgili sözlerinin anlamı şu:
-Terörsüz Türkiye süreci kayıtsız şartsız desteklenecek,
-Anayasa değilikliğine “evet” denilecek,
-Atatürk’ün “ulus devlet” yapısı yerine Osmanlı millet sistemi savunulacak.
-Bunlar, ABD’nin hedefi. Lozan’ı bir türlü hazmedemeyenlerin hedefleri. Ve Türkiye’yi parçalar.
--“Butlan vakası” sanıldığı gibi sadece koltuk/makam olayı değil, çok ötesinde stratejik hedefi var.
Kılıçdaroğlu’nun konuşması, “100 yıldır devlet olmamız engellendi” diyenlerle, “Cumhuriyet’in 1923’te açılan bir parantez” olduğunu söyleyenlerin hedefleriyle örtüşüyor.
-SORU: Bu konuşmayı kim hazırladı? Açıklanmalı.
İtalya vizesi randevusu alamadığımız için, dünya çapında Codementum sınavında derece elde eden 9 yaşındaki oğlumun Roma'daki uluslararası finallere katılma hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Oğlum ilkokul 3. sınıf öğrencisi.
Çoğunlukla ortaokul ve lise öğrencilerinin katıldığı uluslararası Codementum sınavında dünya 23'üncüsü olarak İtalya'nın Roma kentinde düzenlenecek Grand Final'e katılmaya hak kazandı.
Bu başarı sonucunda resmi davet aldı.
Final organizasyonu için kayıt işlemlerimizi tamamladık.
Uçak biletlerimizi aldık.
Konaklama rezervasyonlarımızı yaptık.
Sınav ve organizasyon ücretlerini ödedik.
Bugüne kadar yaklaşık 10.000 Euro tutarında harcama gerçekleştirdik.
Ancak bugün itibarıyla hâlâ vize başvurusu yapabilmek için gerekli randevuyu alamıyoruz.
Açılan Randevular birkaç dakika içinde tükeniyor.
Defalarca denememize rağmen sonuç alamadık.
Profesyonel vize danışmanlık şirketleri aracılığıyla da denedik, onlar da randevu oluşturamadı.
Telefonlarımıza yanıt verilmiyor.
E-postalarımıza dönüş yapılmıyor.
Konsoloslukla doğrudan görüşmek istediğimizde içeri alınmıyoruz. idata hiç bir şekilde bilgi vermiyor.
Buradaki sorun vizenin reddedilmesi değil.
Sorun, dünya finallerine davet edilmiş bir öğrencinin başvurusunu yapabileceği bir randevuya dahi erişememesi.
Bir çocuğun uluslararası akademik başarısının bürokratik erişim sorunları nedeniyle karşılıksız kalmaması gerektiğine inanıyorum.
Yetkililerin sesimizi duymasını ve oğlumun hak ettiği bu final sinavina erişebilmesi için destek olmasını rica ediyorum.
@ItalyinTurkey
@idataTurkey @ItalyinTurkiye
#Codementum #STEM #İtalyaVizesi
Irmak öğretmenin, okul müdürü Melahat İleri’nin 2 defa tokat attığına, mobbing uyguladığına dair yazdığı tutanak yazısı…
Okul müdürü, “Çingene”, “sende aşağılık psikolojisi var”, “gerizekalı” gibi ithamlarda bulunmuş.
Okuldan üç kişi de olayın şahidi olmuş… Üstelik şahitlerden biri okulun müdür yardımcısı
#Irmaköğretmeniçinadalet
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
Delirmemek elde değil!
Giresun'un mükemmel fındığı ve çayıyla meşhur ilçesi Tirebolu'daki Sekü köyü sakini Mesut ve köylüleri bayramın üçüncü günü Giresun'un Görele ilçesinde vahşi madene hayır miting düzenlediler.
Mitingin afişlerini etrafa astığı için Doğankent Belediyesi Zabıta Birimi Mesut'a 115 Bin Tl ceza kesmiş!!!
Kendisi Alagöz Madenciliğin Doğankent Çatalağaç köyünde maden atığını dereye boşalıttığını kamuoyuna gösteren genç arkadaşımız.
Doğankent Belediyesi şirket koruması gibi davranıp afiş astı diye sadece kendi suyunu, toprağını savunanlara göz korkutmak için 115 bin Tl ceza kesti! Yuhlar olsun, yuhhhh!!!!
Nerede gelip fotoğraf çektirip giden Milletvekileri? Neden bu gençler yalnız başına savaşıyor?
ISRAEL IS DOING IT AGAIN 🚨
Israel is demanding the purchase of 40 Greek islands to serve as a private safe haven for Israelis.
They are literally blueprinting the total erasure of Greek borders, planning to usurp full sovereignty and install an Israeli ethnostate in Europe.
Görev yaptığı okulda öğrencileri için büyük emek veren, velilerin dilekçelerle kalmasını istediği öğretmenimiz Irmak Koparan; iddialara göre okul müdürü tarafından fiziksel şiddete maruz kaldıktan sonra korunmak yerine çok uzak bir bölgeye gönderilmiş, barınma ve ulaşım sorunu içinde bırakılmıştır. Günlük yaklaşık 3000 TL taksi ücreti ödeyerek okula gidip gelmek zorunda kalan öğretmenimiz ağır mobbing yaşadığını belirtmekte; ilçe milli eğitimden kaymakamlığa ve valiliğe kadar başvurmasına rağmen çözüm bulamadığını ifade etmektedir. Öğrencileri için mücadele eden bir öğretmenin bu kadar yalnız bırakılması kamu vicdanını yaralamaktadır. Yetkililerin bu duruma sessiz kalmamasını istiyoruz.