…
Sonra aramıza şehirler girecek,
Hiç karşılaşmayacağız.
Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
Sonra da belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek.
Nazım Hikmet
Yoksun işte.
Sesin yok.
Kokun yok
Fotoğrafların var bakıyorum.
Sensizliğe alışamadım. her an geleceksin sanki kapıdan içeri girecekmişsin gibi bir his var içimde
Ama yoksun işte..
“Şehrin en karanlık yerinde duruyorum.
Haydi vur beni!
Hiç ümidim kalmadı, tutunacak bir dalım
Başımı yere eğme benim
Mazlum yerine koyma
Allı pullu düşlerim vardı oysa
Bir hayat böyle tersine dönmez
Dağlara taşlara bağırasım geliyor
İçim yanıyor içim…
Bildiğin gibi değil”
bu resimden çıkıp gidiyorum. seni isteyen yanım ölümsüz yanımdır. bulutsuz da yağan nedir? şimdi öğreniyorum ki, gözyaşı! bu resimden çıkıp gidiyorum. seni isteyen yanım aşk yanımdır.”
S.T
ve nihayet ikimiz kaçtığımız aşkların toplamıyız-
sokakta yaralı bir it koşturuyor iki buluşmadır koluma girmiyorsun. ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi. benimle çıkmıyorsun bu yolculuğa. ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim…
Asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim?
ibrahim içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrahim güneşi evime sokan kim…
“Şimdi, seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık nolursun
Gel artık nolursun”
Yavuz Bülent Bakiler