Sayın Özgür Özel,
Sevr Anlaşmasının 106. Yıldönümünde PKK’ya Af ve Öcalan’ın demokratik Cumhuriyet dediği çok-uluslu, özerk bölgeli devlete gidiş sürecine destek olarak aşağıda görüldüğü gibi Atatürkçü, ulusalcı Yeni Parti tabanıdan kopuyorsunuz.
Atatürk çizgisinden ayrılmayın: Sezgin Tanrıkulu ve benzerlerinin oyununa gelmeyin. Atatürk’e ihanet etmeyin. Komisyonda yer almayın diye size ricada bulunmuştum. Komisyonda yer almanın ne kadar büyük bir yanlış olduğu ortaya çıktı.
Şu anda en az 30 Yeni Parti milletvekilinin HAYIR oyu vereceği söyleniyor. Bu sayı Genel Kurulda daha da artacaktır. Bu yasaya EVET oyu vermek gibi bir mirası kimde çocuklarına bırakmak istemez. Umarım Öcalan Cumhuriyetine değil Atatürk Cumhuriyetine destek olursunuz: @zaferpartisi@eczozgurozel
🔴Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı
Dr. Fatih Erbakan:
“Terörle masaya oturulmaz, terörle pazarlık yapılmaz. Teröristlere söz verilmez, teröristlerin sözüne güvenilmez!”
Kız çocuğu gibi yetişmiş dünkü pasifler Yeni Parti olarak
ülkenin yarını için imza atmış
4 kere imza namustur diyor
Konu imzaların namus olması konusu değil ki ona vurgu yapıp duruyosun
Biz senin namuslu olduğunu nerden bileceğiz ki imzamız namustur sözüne inanalım
Bir örnek vereyim
Evlenirken, hastalıkta yoklukta sonsuza kadar seveceğim beraberim vs palavraları yeminler sözler havada uçuşur
İmza atılır , namus hesabııı
Sonra aynı imza ile tek celsede boşanır bu kişiler
İmza dediğin nedir ki ?
Konu ;
Sizlerin, 🇹🇷 Atatürk’ ün yolundayız diyerek CHP yi bölüp sonra da
Söylediğinizin tam tersi istikamette bir yola girmeniz
Konuşmaya bak çay demle
Adalet Birlik
Gökhan Bilik
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Öcalan ile müzakereler, PKK’nın yurt içinde tükendiği; kahraman ordumuzun Kuzey Irak’ta PKK’yı Kilit-Pençe Operasyonu ile sınır bölgesinden söktüğü ve Irak-Suriye sınırını kontrol altına aldığı bir aşamada devreye girdi.
Bu süreç askeri anlamda PKK için can suyu oldu.
Sürecin en büyük hedefi anayasayı Erdoğan’ı iktidarda tutacak şekilde değiştirmektir. AK Parti-MHP-DEM ittifakı bunun için kurulmuştur.
Bu yasa tasarısı Bahçeli’nin “Önümüzdeki süreçte çok şey değişecek, her şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez” dediği sürecin ilk adımıdır.
Bu yasa tasarısı, Öcalan’ın cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli, demokratik Cumhuriyet’e gidişin ilk adımı olarak ifade ettiği; milli, üniter, laik devletten çok uluslu-özerk bölgeli devlete geçişin ilk adımıdır.
Bu yasa tasarısına “evet” demek Erdoğan ile ittifak yapmak, AK Parti’ye payanda olmak demektir.
Yurttaşlar sizi neden eleştiriyor?
1.Yeni Parti’nin programında bir PKK kavramı olan “eşit yurttaşlık” yazdığı için;
(Bütün yurttaşlar Anayasa’nın 10. Maddesine göre yasalar önünde eşitken neden amacı Türk ve Kürt için iki ayrı siyasi kimlik isteyen eşit yurttaşlık kavramının Yeni Parti’nin programına girmesine neden karşı çıkmadınız?)
2.Öcalan’ın “bu bize yeter dediği” Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Türkiye’nin koyduğu şerhleri kaldıracağınızı söylediğiniz için;
3.Şimdi de PKK’ya af yasasına karşı çıkmadığınız için;
4.Bütün bunları MUHALEFET olduğunuzu söylerken yaptığınız için.
Hangi muhalefet iktidarın iktidarda kalma projesine destek olur?
Biz iktidarla ve bu yıkım projesi ile zaten mücadele ediyoruz.
Bugün anlamaya çalıştığımız şey Atatürk Cumhuriyetini korumak için sizinle de mücadele etmek zorunda kalıp kalmayacağımız:
Bizim esas meselemiz; muhalefet gibi görünüp kritik anlarda Ekmelettin operasyonu ile iktidara destek atan, kirli referandum gecesi YSK’nın önüne gitmeyen, seçimden önce çok da fazla Suriyeli’ye vatandaşlık verilmedi diyerek iktidara destek atıp sonra kongrede seçimleri çok fazla Suriyeli’ye vatandaşlık verildiği için kaybettik diyen majestelerinin muhalefet ile.
Şimdi bu kritik anda sizin ne yapacağınızı bekliyor, izliyoruz.
Karınca gibi tarafım belli olsun diyerek Cumhuriyet yanarken söndürmek için su mu taşıyacaksınız yoksa destek mi olacaksınız?
Hem Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni hem de Öcalan’ın sözde demokratik Cumhuriyetini birlikte savunmak mümkün değildir.
“Bizi zorla bu işin karşısında durmaya itiyorlar” diyerek mevcut politikanızı eleştiren yurtsever solcu entelektüellere kızıyorsunuz. Oysa CHP’nin de Yeni Parti’nin de yurtsever, Atatürkçü tabanı PKK affına karşı. AK Parti ve MHP tabanları da. Referandum yapılsa “Evet” oyları yüzde 25’i geçmez.
Sayın Özel, Atatürk’ün çizgisine gelin.
Bu yasaya evet diyerek, yasanın Türk devleti ve Türk milletine karşı bir suç olduğunu zımnen kabul eden bir sürecin parçası olmayın.
24 yıl boyunca iktidarın yanlış yaptığını söyleyip, günün sonunda onun getirdiği yasaya imza atmak muhalefet değil, kendi itirazını inkâr etmektir. Aynı siyasete ortak olup farklı bir sonuç beklemek ise, olsa olsa siyasi bir akıl tutulmasıdır.
Özetle, Özgür bey açık olun, net olun, gerçek muhalefet olun.
Ve son olarak bu yasa tasarısına evet derseniz, sakın “biz muhalefet partisiyiz” diye ortaya çıkmayın. Kemal Kılıçdaroğlu’da muhalefet olduğunu söylüyordu. Bu yasaya evet derseniz ancak Kemal bey kadar muhalefet olursunuz. @zaferpartisi
“Çerçeve Yasa” TBMM Adalet Komisyonu’nda
AK Parti,
MHP,
DEM Parti ve
YENİ Parti’nin “evet” oylarıyla kabul edildi.
-YENİ PARTİ, kuruluş felsefesini ve Atatürk’ü inkar etti.
Müsavat Dervişoğlu’ndan Erdoğan’a:
“Sen başbakanlığa gelirken elinde bir tek yüzüğün vardı. ‘Bu yüzükle geliyorum.’ dedin. Bundan fazla ne varsa sende, zehir zıkkım olsun!”
Çakarlı araçlardan sonra bir de başımıza “Ülkü Ocakları Başkanlığı”adı taşıyan plakalı araçlar çıktı. Bunun hiçbir resmiyeti ve geçerliliği yoktur. Hangi akla hizmetle bu şekildeki bir plakayla trafiğe çıkıyorsunuz? Cahil misiniz, maganda mısınız belli değil.
Devletin resmi kurumları hariç hiç kimse trafiğe bu şekilde kafasına göre uydurduğu plakalarla çıkamaz. O zaman ben de bir parti kurup “Alp Kılınç İl Başkanlığı”yazıp takayım aracıma, çıkıp trafikte gezeyim. Olacak iş değil…Umarım yetkili merciler bu arkadaşa gerekli cevabı verir.
Beş erkek, 18 yaşındaki bir kızı kandırıyor, otele götürüp alkol etkisi altındayken tecavüz etmiş. Bu kişilerden beşi arkadaş, ikisi kardeş🤔 aralarında utanma da yok. Aşiret üyesi olan bu adamların 18 yaşındaki bir kızla ne işleri var? Kız şikayetçi olunca ailesinin adresini öğrenip arabalarını yakmış ve tehdit etmişler. Alkol etkisi altında ve kendini savunamayacak durumda birine tecavüz etmenin cezası 12 yıldan başlıyor. Peki neden her biri 12 yıldan daha az ceza alıyor? Tecavüz suçuna ek olarak tehdit ve kundaklama suçları neden işlenmiyor?
Sgk normal vatandaşın diş implantını ödemiyormuş.
Sadece milletvekilleri ve yakınlarına ödeniyormuş. Her geçen gün daha da nefret ediyorum bu düzenden.