Ben bu ulkenin imam hatipli/ilahiyatci yoneticilerinin, yaptiklari kotu bir isi , zorbalikla, baskiyla kabul ettirmeye calismalarindan yildim. Isini guzel yap, her ulkede kabul gor sana gecelim, niye bana sormadan, gorusumu almadan oldu bittiyle troy gonderiyorsun ki?
ŞU REZİLLİĞE SES ÇIKARMAYAN İTİRAZ ETMEYEN HER BİR KİŞİYE HAKKIM HELAL DEĞİL. TFF’DEN ÇOK BU FONTU PAZARLAYAN 13 YILDIR GIKI ÇIKMAYAN KULÜBE MİLYON DEFA YAZIKLAR OLSUN TARİH SİZİNKİ GİBİ BİR İHANETİ GÖRMEDİ HEMEN ARİAL BASIP KOYMUŞLAR
#ArialOut#ArialaFontİstemiyoruz
TFF Neden Arial Mahkumu?
Ş. Ligi,🏴,🇪🇸,🇩🇪,🇫🇷,🇮🇹 gibi büyük liglerde işler nasıl yürüyor?
Neden Avrupa’daki hiçbir takım Arial kullanmazken biz bunu dayatıyoruz? Bu gerçekte neyin işareti?
Ve tahmin edebileceğiniz gibi neden bu olay sadece font meselesi değil? #ArialOut
👇🏻
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, yol arkadaşım Sn. Ekrem İmamoğlu’nun hukuka ve tüm mevzuata uygun diplomasının iptal edilmesine ilişkin karar sonrası Türkiye demokrasisi maalesef bir başka evreye geçmiştir.
Hatırlatmak gerekir ki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu, partimizin cumhurbaşkanı adayını belirleme yetkisine anayasal olarak sahip TBMM Grubumuzun büyük çoğunluğunun verdiği imzalarla; Parti Meclisimizin Cumhurbaşkanı adayımızı belirlemek için yöntem olarak öngördüğü ön seçime katılma hakkı elde etmiştir.
Demokrasiye uygun olmayan bir biçimde rakipleri devreden çıkarmak öncelikli olarak Türkiye’ye ve on yıllarca yıl kurumsallaştırmaya çalıştığı demokrasisine yapılabilecek en büyük kötülüktür. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali; Hukuki istikrar, hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Buna izin vermek bu ülkeye ve demokrasisine yapılan en büyük ihanettir.
İstanbul Üniversitesi’nin bugün verdiği karara karşı tüm hukuki sürecin işletileceğini ve Genel Merkezimiz öncülüğünde Anayasa’yı yok sayan, hukuku ayaklar altına alan bu karara karşı gereken adımların atılacağını herkesin bilmesini isteriz.
İmamoğlu’nun hukuk ve demokrasi dışı bir zorlama ile adaylık hakkının elinden alınmasına sessiz kalacağımızı ya da bundan hoşlanacağımızı kimse düşünmesin.
Ben Ekrem Başkanımıza yapılan bu haksızlığı kabul etmiyorum.
Tüm bu hukuki ve siyasi sürecin her dakikasında Ekrem Başkanımızın yanında olacağımı, böylesine hukuksuz bir süreçte daha önce üçlü masada ifade ettiğim “Cumhurbaşkanlığı adaylığımı günü gelince değerlendireceğim” kararımı, bu hukuksuzluk ortadan kalkana kadar ASKIYA alacağımı da kamuoyuna ilan ediyorum.
Ayrıca, yaşanan tüm adaletsizliklere ve demokrasi dışı müdahalelere karşı sessiz kalmayacağız. En güçlü mücadeleyi de Cumhuriyet Halk Partisi olarak, milletvekili grubumuzla, il başkanlarımızla, örgütümüzle, belediye başkanlarımızla, tüm üyelerimizle ve demokrasiye inanan tüm yurttaşlarımızla vereceğimizden kimsenin de şüphesi olmasın.
CHP içindeki dayanışma duygumuzu ise kimse küçümsemesin ve bizlerin, en büyük makamlar karşısında bile bu birlikteliği kaybetmeyeceğimizi unutmasın. Hele, ‘selden kütük kapmaya’ çalışanlarla bizleri aynı tutmaya kalkmasınlar.
Türkiye’de hukukun üstünlüğüne gölge düşüren her adımın karşısında olmaya, adalet ve demokrasi mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Ekrem başkanım; haklı mücadelenizin sonuna kadar yanınızdayız. @ekrem_imamoglu
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!
Bugün yeni bir başlangıcın ilk adımını atarak, mensubu olmaktan onur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı olmak için resmi müracaatımı yaptım.
İnsanca yaşamayı hak eden, özgürlüğe, adalete, refaha ve birlik olmaya hasret milletimizle bir yolculuğa çıkıyoruz.
Devletimizi demokratik ve güçlü, milletimizi zengin ve huzurlu, vatandaşlarımızı eşit ve özgür kılma yolculuğuna çıkıyoruz.
Parlamenter demokrasi, güçler ayrılığı ve denge denetleme mekanizmalarını en kısa zamanda hayata geçireceğiz. Demokratik katılımı önceleyeceğiz.
Milletimizin kaygılarını, endişelerini giderecek, hep birlikte umudu ve gelecek hayallerini ayağa kaldıracağız.
Adaleti iktidarın değil mülkün temeli kılacak, devletin kurumlarını, bilimi, sanatı, sporu, medyayı partizanlıktan kurtaracak, rakiplerimizi düşman görmeyecek, siyasi rekabeti milletin huzurunda adil, medeni ve mertçe bir yarışa dönüştüreceğiz.
Ülkemize, birliğimize, dirliğimize ve güçlü Türkiye hedefine hep birlikte sahip çıkacağız.
Çok çalışacağız, çok kazanacağız, adil paylaşacağız. Milletçe bereketimizi artıracağız. İnanç ve umutla yürüyeceğimiz bu mücadelede asla yorulmayacağız ve asla vazgeçmeyeceğiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve şehitlerimizin emaneti Cumhuriyetimiz’i ikinci yüzyılında bir yıldız misali parlatacağız. Milletimizin güçlü katılımı ve dualarıyla,
Yolumuz açık olsun.
Dünyada kendi vatandaşından yurtdışına çıkıyor diye haraç kesip, elalemi süresi geçmiş kimliğiyle bile beş kuruş para almadan sınırlarından içeri alan muhtemelen tek ülkeyiz. Yazıklar olsun.
Artık işin cılkı çıktı. Medeni ülkelerde ve AB’de 50 metreden sığ avlanmak yasakken birde artık karaya çıkacaklar. Balıkların göç yolu Boğaz’ı kesip avlanmak katliamdır. Sonra balık bitti diye ağlarlar. Bakanlık ve sahil güvenlik de bu rezaleti izler @TCTarim@sahilguvkom
İstanbul boğazı 25 metre derinliğinden itibaren oksijensiz, Balıklar sadece ilk 25 metre derinlikte göç edebiliyor.
AB ve benzeri ülkelerde 50 metreden sığ denizlerde avlanmak yasak. Marmara denizinde ilk 25 metre derinlikte balık yaşabilir.
Balıkların göç yolu olan Boğaz’ı ağlarla kesip avlanmak katliamdır, Marmara denizinde balık neslini yok etmektir.
Sonra balık bitti diye ağlarlar.
Tarım Bakanlığı ve sahil güvenlik de bu rezalete neden dur demiyor.
Boğazda Katliam Balık Avcılığı ⬇️
Şu yapının yıkılmasına çok üzüldüm.
Bazen bize garip gelebilecek mimariye sahip yapılar da şehrin sembollerinden olabiliyor. Bu da öyle bir binaydı.
Kent hafızası kapsamında korunmalıydı.
#kaybolantarihinpeşinde
Bencil ve görgüsüz bir halk, işini yapmayan belediyeler ve emniyet, yürünemeyen bir Boğaz kıyısı.
Bazı oltacılar Boğaz’ın en geniş yerlerinde bile tüm yaya kaldırımını kapıyor.
Paşam kaldırımın ortasına motorunu park etmiş. Ne de olsa ceza yazan yok. @TC_istanbul