Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk.
955 yıl önce Malazgirt destanını böyle yazdık.
Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları böyle aştık.
Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık.
Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.
Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz.
Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz.
Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.
Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız.
Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa kadar tüm çabamız, müessir ve müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmek içindir.
Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.
Tahriklerle, tertiplerle, tuzaklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracağını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkûmdur.
Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz.
Başımız dik, alnımız ak bir şekilde; bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada, Anadolu’da var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
Anadolu’nun harimiismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz’un 104’üncü seneidevriyesinde, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimizi rahmetle ve şükranla yâd ediyorum.
Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizi bugün bir kez daha kemaliedeple yâd ediyorum.
Malazgirt Zaferimizin 955’inci yıl dönümü mübarek olsun.
Herkes emin olsun, rahat olsun…
Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, hiçbir kardeşimizi yarı yolda bırakmayız.
Biz elinde on binlerce masumun kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek değiliz.
Bu ülkenin dış politikasını sadece Türk milleti belirler, başka hiç kimse Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.
Şu noktaya dikkat çekmek durumundayım:
Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde hâlen dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor.
Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor.
Açık söylüyorum: Bu hayırlı süreci sabote eden, millete hesabını veremez.
Çünkü bu, iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir; bu mesele bir devlet meselesidir.
Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir.
Önceki hafta Gazi Meclisimiz, tarihî bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti.
Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır.
Şundan hiç kimse şüphe etmesin: Türkiye, Allah’ın izniyle doğru yoldadır, istikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır.
Türkiye güvendedir, 86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir.
Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz.
Bugün bir kez daha, hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi Terörsüz Türkiye sürecinin bir parçası olmaya çağırıyorum.
Gelin, Türkiye’yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim.
Gelin, sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye’mizin üstünden hep beraber kaldıralım.
Gelin, tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim.
Bu samimi çağrımız “önce milletim, önce memleketim” anlayışına sahip herkesedir.
“Türkiye artık bedel ödemesin” diyen…
“Gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim” diyen…
“Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın” diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum.
Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmasını bekliyorum.
Şunu hatırlatmak isterim ki bir miladı yaşamakta olduğumuz bugünlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır.
Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır.
Sorumluluk mevkisinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin Mecliste 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum.
Bize uzanan, yurdumuza uzanan, milletimize uzanan; kardeşliğimize, imanımıza, bölgemizin huzuruna uzanan o kirli elleri çok ama çok iyi biliyoruz.
Herkesin bir hesabı varsa emin olun, bizim de bir hesabımız, bir planımız var.
Ahlat; asırlar boyunca farklı kültür ve kimliklerin barış ve huzur içinde, bir arada ve kardeşçe yaşadığı belde olarak tebarüz etmiştir.
Ahlat; millet olma bilincimizin, birlik ve beraberliğimizin remzidir, en güçlü işaretidir.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla; Alevi’si, Sünni’siyle omuz omuza verenler Ahlat’tadır.
Burada gönül birliği, ülkü birliği, kader birliği içinde tarihe geçen bir destan yazılmıştır.
Millet olarak bu destana inşallah yenilerini eklemekte kararlıyız.
86 milyonun kardeşlik mürekkebini tek bir sayfada, Ahlat’ta olduğu gibi tek bir terkipte birleştirmek için canla başla çalışıyoruz.
İki sene önce Ahlat’tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak.
Şundan kimsenin şüphesi olmasın:
Büyük ve güçlü Türkiye’nin ufukta yükselişine Ahlat’taki şahideler gibi hep birlikte şahitlik edeceğiz.
Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye’yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız.
Bizleri hüsnükabulle karşılayan Ahlatlı ve Bitlisli kardeşlerimin her birine yürekten şükranlarımı sunuyorum.
Rabb’im birliğimizi, dirliğimizi, bin yıllık vahdet ve uhuvvetimizi inşallah daim eylesin, kıyamete kadar kaim eylesin… 🇹🇷