GİK Üyelerimiz Şeyhmus Tanrıkulu, Mahmut Eminoğlu ve beraberindeki heyetimiz, bacanağı vefat eden İl Başkanımız Zeynul Abidin Gülsever'in ve kayınvalidesi vefat eden İl Başkan Yardımcımız Mustafa Şenol'un taziyelerine katıldı.
Vefat edenlere Allah’tan rahmet dileyen heyetimiz, Gülsever ve Şenol ailelerine ve yakınlarına sabrı cemil temennisinde bulundu.
Yeni 'İstanbul Sözleşmesi' tehlikesi!
"Ankara’da BM Kadın Ülke Ofisi Kurulmasına İlişkin Anlaşma", toplumsal dokumuzla ve medeniyet kodlarımızla uyuşmayan İstanbul Sözleşmesi sistematiğini referans alan BM Kadın Birimi’nin etki alanını genişleteceği yönünde ciddi endişeler taşımaktayız."
Şahzade Demir | Gaziantep Milletvekilimiz
Maalesef Kerbela’dan yeteri kadar ders alamadığımızdan dolayı bugün Gazze'de bir Kerbela yaşanıyor.
Tıpkı Kerbela'da Ehl-i Beyt’in bir damla suya muhtaç olduğu gibi Gazze’deki kardeşlerimiz bir damla suya ve bir lokma ekmeğe muhtaçtır.
Faruk Dinç | Mersin Milletvekilimiz
Hazine ve Maliye Bakanlığı Enerjide dışa bağımlılıktan ve yeşil dönüşümün “zorunluluk” olduğundan bahsediyor. Doğrudur; dönüşüm bir zorunluluktur.
Ancak asıl zorunluluk, bu ülkenin kaynaklarını yabancı tefecilere ve faiz lobilerine aktarmayı durdurmaktır!
Övünerek anlatılan Dünya Bankası’ndan alınan 400 milyon avroluk (yaklaşık 15 milyar TL) kredi, bu milletin cebinden sadece 2026’nın Mayıs ayında ödenen 128,9 milyar liralık faizin onda biri bile etmiyor!
Sadece 2025 yılında faize 2 trilyon 54 milyar TL aktarıldı. 2026’nın ilk 5 ayında ise faiz lobilerine aktarılan para 1 trilyon 262 milyar TL’yi aştı!
Son 17 ayda faize ödenen bu devasa tutar (yaklaşık 3,3 trilyon TL), bahsettiğiniz 400 milyon avroluk yeşil enerji kredisinin tam 220 katına ulaştı!
El âlemden borç dilenerek yeşil dönüşüm yapılmaz. Bu ülkenin bütçesini faiz batağına saplamasaydınız, bugün dışarıdan 400 milyon avro kredi aramaya gerek kalmadan kendi öz kaynaklarımızla enerjide devrim yapardık.
Gerçek “bağımlılık” enerjide değil; uygulanan faiz ve borçlanma siyasetindedir!
Bu hafta sonu YKS’de ter dökecek tüm gençlerimize şimdiden başarılar diliyoruz. Sınav sonucunuz ne olursa olsun Allah, harcanan hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz.
Sadece sizin için hayırlı olanı zamanı gelinceye kadar muhafaza eder.
Sınav, hedeflerinize doğru giden tek yol değildir. İnancınızı, gelecek umudunuzu ve kazanma azminizi hiçbir zaman kaybetmeyin.
Başaracağınıza inanıyoruz ama unutmayın ki YKS ömrünüzün tümü değildir. Çünkü hayatınız bir tek sınavın içine sığmayacak kadar değerlidir. Bu tür sınavları, yeni ufuklara doğru giderken, yelkeninizi dolduran bir rüzgar gibi görün. Bu rüzgar olmadıysa daha yakalayacağınız sayısız rüzgarlar olacaktır. Yeterki kendi rotanızı belirleyecek yüksek inancınız ve tükenmez bir iradeniz olsun.
Sizleri şimdiden başardınız olarak kabul ediyor ve hepiniz için Rabbimden kolaylıklar diliyorum.
"Medreselerin desteklenmesi, mezunlar için denklik ve akademik geçiş imkanlarının geliştirilmesi önem taşımaktadır.
Teknoloji, yabancı dil ve dijital araştırma imkanlarının güçlendirilmesiyle medreselerin çağın ihtiyaçlarına daha güçlü cevap vermesi sağlanmalıdır."
Serkan Ramanlı | Parti Sözcümüz
Açıklanan buğday ve arpa fiyatları artan maliyetlere göre çok düşük kalmıştır. Maliyetler %60 artarken tahıl fiyatları ise %20 de kalmıştır. Tahıl fiyatlarının güncellenmesi ve en azından maliyetlerin artış oranlarına yükselmesi gerekir.
Çiftçilerimizin bu talebini Tarım Bakanımız Sayın @ibrahimyumakli ile paylaştık. Umarım bu beklenti karşılanır.
#Enflasyonun yükü sabit gelirlinin sırtında her geçen gün ağırlaşıyor.
#Emekli de, asgari ücretli de, dar gelirli vatandaş da ay sonunu getirmekte zorlanıyor.
Geçim giderek zorlaşıyor, hayat pahalılaştıkça maaşlar yerinde sayıyor.
❗️En düşük emekli maaşı asgari ücretin altında,
❗️Asgari ücret ise açlık sınırının altında olmamalıdır.
Kamu kaynakları #faize değil; üretime, istihdama ve emeğin korunmasına Adil Sistem Hakça Paylaşıma yönlendirilmelidir.
Peygamber Efendimizin(sav) “alan da veren de mel’undur” ifadesi ile lanetlediği rüşvetin, yerel ve genel siyasetin şekillenmesinde bir araç olarak kullanılması kabul edilemez.
Ülkemizin, "dürüst siyaset gerçek adalet" siyasetine şiddetle ihtiyacı vardır.
Hazine’nin 2026 yılı ilk 5 aylık nakit gerçekleşmeleri açıklandı. Bu veriler, ekonomik dengesizliğin üretimden ziyade faiz ve borçlanma yükünde yoğunlaştığını göstermektedir.
Ocak–Mayıs döneminde gelirler 6,43 trilyon TL, giderler ise 7,54 trilyon TL olmuş;
böylece nakit açığı 1,1 trilyon TL’yi aşmıştır.
Peki, bilin bakalım aslan payı nereye gitmiş?
Tabii ki faize!
İlk beş ayda 1,24 trilyon TL faiz ödemesi yapılmış olması oldukça dikkat çekicidir.
Soruyorum: Nereye bu gidiş?
Bu tablo; kamu kaynaklarının önemli bir kısmının üretim yerine faiz giderlerine yöneldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Evet, faiz bereketi bitirir.
Kesinlikle faizin olduğu yerde bereket olmaz.
Dün kamuoyuna yansıyan görüntülerde, Koç Holding ‘Onursal’ Başkanı Rahmi Koç’un, İzmir’deki bir hastane açılışı sırasında Kürt kadını figürü üzerinden aşağılayıcı ve ahlaksızca bir “fıkra” anlattığı; aralarında eski Başbakan Binali Yıldırım’ın da bulunduğu protokol mensuplarının ise bu söyleme gülerek karşılık verdiği görülmektedir.
Söz konusu anlatım; Kürt kimliğini ve Kürt kadınını aşağılayan ve kadın bedenini aynı anda araçsallaştıran, etnik kimliği ve cinsiyeti alay konusu haline getiren, insan haysiyetini zedeleyen ayrımcı bir söylemdir. Bir halkın kimliği, bir kadının mahremiyeti ve toplumsal hassasiyetler “espri” adı altında tahkir edilemez.
Bu tür sözler yalnızca münferit bir nezaketsizlik olarak görülemez. Aksine, Kürt kimliğine yönelik tarihsel önyargıları yeniden üreten, aşağılamayı normalleştiren ve toplumsal barışı zedeleyen bir zihniyetin dışavurumudur. Hele ki bu sözlerin kamuya açık bir ortamda, devlet protokolünün de hazır bulunduğu bir zeminde dile getirilmesi ve kahkahalarla karşılanması, meseleyi daha da vahim hale getirmektedir.
Rahmi Koç’un sözleri; Kürt kimliğini ve Kürt kadınının haysiyetini hedef alan, insanlık haysiyetiyle bağdaşmayan ayrımcı bir söylemdir.
Bu söyleme gülerek iştirak eden protokol mensupları da Kürt toplumuna yönelik bu incitici ve aşağılayıcı tavır karşısında sorumluluktan kaçamaz.
Rahmi Koç ve bu söyleme alenen ortak olanlar, başta Kürt toplumu olmak üzere tüm kamuoyundan açık ve koşulsuz şekilde özür dilemelidir.
Kürt kimliği bir fıkra malzemesi değildir. Kürt kadını da hiçbir elit protokol ortamında alay konusu yapılamaz. Kimden gelirse gelsin; etnik, cinsiyetçi ve aşağılayıcı her türlü söylemi reddediyoruz.
Bu kapsamda, söz konusu ifadelerin TCK’nın 216/2. maddesinde düzenlenen “halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçunu oluşturduğundan gerekli hukuki başvuruları yapacağımızı ve süreci yakından takip edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
Bugüne kadar madde bağımlılığı nedeniyle annesini, oğlunu, hamile eşini, okul arkadaşlarını ve rastgele vatandaşları katleden onlarca vaka yaşanmıştır.
Toplum güvenliğini derinden sarsan bu durumun önüne geçilmesi için, madde bağımlısı şahısların zorunlu tedavi altına alınmasını öngören kanun teklifimiz bir an önce yasalaşmalıdır.
Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, Van'da yaşanan sahipsiz köpek saldırılarıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı'nın cevaplaması istemiyle Meclis'e soru önergesi verdi.
Son dönemde Maliye, belediyenin belirlediği rayiç bedel üzerinden tapu harcını ödeyen vatandaşa yüksek cezalar kesiyor. Oysa rayiç bedeli belirleyen belediye de bir kamu kurumudur ve bu bedelin esas alınması son derece doğaldır.
Belediye tarafından belirlenen rayiç bedellerin düşük olduğu düşünülüyorsa asıl sorunun orada aranması ve belediyeler nezdinde gerekli adımların atılması gerekmektedir. Vatandaş, birbiriyle çelişen kurumsal uygulamaların faturasını ödemek zorunda bırakılmamalıdır. Maliye Bakanlığı, yüksek ceza ve ek ödemelerle vatandaşı ezmekten vazgeçmelidir.
@memetsimsek@HMBakanligi@_cevdetyilmaz@tcbestepe
Alkol ve uyuşturucu etkisinde işlenen suçların cezalarının artırılmasını öngören kanun teklifimiz Meclis’e sunuldu.
Teklifimiz ile; ceza sisteminin caydırıcılık işlevinin güçlendirilmesi, suçun önlenmesi, alkol ve uyuşturucu kaynaklı suçlarla mücadelede etkili bir cezai mekanizmanın oluşturulması amaçlanmaktadır.
Milli mühendisliğimizin ulaştığı bu başarı gerçekten gurur verici. Saatte 240 kilometre hıza ulaşan milli hızlı trenimizi geliştiren tüm mühendislerimizi ve emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz.
Fakat;
Keşke aynı milli başarı ve kararlılığı, vatandaşın belini büken enflasyonun düşüş hızında da yakalayabilseydik…
Bayramın ilk gününde Hatay’da yine bir uyuşturucu vahşeti.
Bir baba —baba denilir mi bilmiyorum!— uyuşturucu etkisiyle üç yaşındaki oğlunu boğarak katletti, parçaladı.
Madde bağımlılarının sadece kendileri için değil, aileleri ve toplum için de tehlike arz ettiklerini defaatle söyledik. "Zorunlu tedavi olsun," dedik.
Çarşıya dalıp 4 kişiyi katleden ve 4 kişiyi yaralayan Bingöl örneğini verdik.
İstanbul’da üç saat içinde üç farklı yerde 7 kişiyi katleden genci söyledik.
Annesini öldüren, hamile eşini katleden ve onlarca vahşet işleyen kişileri örnek verdik.
Ama sözümüzü dinletemedik.
Bağımlı şahıslara zorunlu tedavi şartı olmalıdır.
Ve en önemlisi, uyuşturucu baronlarına yönelik ağır cezalar olmalıdır. Hatta uyuşturucu baronları için idam kararı olmalıdır.