Büyük bir hassasiyet ve dikkatle takip ettiğimiz bir konuda kamuoyumuzu doğru bilgilendirmemiz gerekmektedir.
📌 İBB Eyüpsultan Yuvam İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezi’nde yaşandığı iddia edilen olaya ilişkin İBB, kamuoyuna yansımadan çok önce “durumu” kurum personelinin fark etmesi üzerine anında tutanak tutmuş, aileyi ve yetkili kurumları bilgilendirmiş, konuyu o andan itibaren titizlikle araştırmaya başlamıştır.
📌 İlgili hizmet birimi tam 35 kamerayla her saat izlenen bir yerdir. Tüm kayıtlar adli mercilerle paylaşılmıştır.
📌 Bu kayıtların tamamı incelenmiş, İBB görevlileri tarafından bir fiilin işlendiğine dair bir emare bulunmamıştır. İBB ve resmi kurumların incelemeleri ve teknik çalışmalarında iddialara yönelik bir bulguya rastlanmamıştır.
📌 Buna rağmen adı geçen tüm isimler tedbiren görev yerlerinden uzaklaştırılmıştır.
📌 Detaylı teknik incelemeler ise hem idari, hem de adli olarak sürmektedir.
📌 İBB başından itibaren olayın aydınlanması için çalışan, devletin tüm kurumları ve aile ile tam işbirliği yapan tavrını sürdürmüştür, sürdürmektedir.
📌 Tüm bunlar olurken çocuğun mahremiyetini de hiçe sayarak yapılan haberler ve açıklamalar ile İBB’nin kurum itibarını zedelemek için siyasi bir kampanya başlatıldığını görüyoruz.
📌 On binlerce çocuğun ve ailenin faydalandığı 127 Yuvam İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezi’ni itham altında bırakan kampanya, özellikle orta ve alt gelir grubunun faydalandığı bir kamu hizmetini ve toplumun büyük bir kesimini toptan yaftalayan kışkırtıcı bir yöntemi benimsemiştir.
📌 Belediyemizin çok açık, şeffaf ve yapıcı biçimde birlikte çalıştığı devlet kurumlarının başındaki bazı bakanlar da dahil olmak üzere, iktidar mensuplarının konuyu ucuz siyaset konusu yapmalarının iyi niyetli olmadığını görüyoruz. Bu tavrın 2019’dan beri Etkinlik Merkezleri’nden eğitim alan 26 bin 144 çocuğun ailelerinde oluşan memnuniyetten kaynaklandığını biliyoruz.
Bizler çocuklarımız için, onların sağlıklı beslenmesi, güvenli ve mutlu ortamlarda büyümesi ve geleceğe umutla hazırlanmaları için çok çalışmaya devam edeceğiz.
Türkiye görsün, duysun, bilsin.
Mecliste AK Parti vekillerinin gündeminde trafik cezalarını daha da arttırmak var.
CHP vekillerinin gündeminde ise emekli maaşlarını arttırmak var.
Zenginlerin iktidarı halkın sırtına yeni külfetler yüklemeye çalışırken, bizim vekillerimizin halkın geçim derdi için mücadele ediyor.
Değerli İstanbullular,
17 Aralık Çarşamba günü gerçekleştireceğimiz Kağıthane mitingimiz, çok kıymetli yol arkadaşımız, Manisa Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay’ın vefatı nedeniyle iptal edilmiştir.
Başkanımıza Allah’tan rahmet; ailesi, partimiz ve tüm sevenlerine sabırlar dileriz.
Başımız sağ olsun.
Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
Milleti duvarların ardına hapsedemezsiniz, mahkeme salonlarına sığdıramazsınız.
O duvar,
O duvarınız,
Vız gelir bize vız!
Milletimizin gönlünden Ekrem Başkanımızı silemezsiniz!
Durmaksızın çalışan zulüm çarkı bugün de dostlarımızı, yol arkadaşlarımızı, bizlerden, ailelerinden, sevdiklerinden koparmak için yine özel gayret gösteriyor.
Bugün tutsak edilen tüm yol arkadaşlarımızın başı dik, alnı açık. Tarih önünde, milletimizin vicdanında veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yok.
İftiralarınız, itibar suikastleriniz, yenemedikçe çevirdiğiniz oyunlarınız vız gelir bize!
Bizler Kuva-yi Milliye geleneğinin izcileriyiz, herkes bilsin ki boyun eğmeyeceğiz, demokrasi için halkımız için vatanımız için mücadele etmeye, direnmeye devam edeceğiz!
Ant olsun ki biz kazanacağız! 🇹🇷
Zalimin karşısında adaleti haykırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Bu sabah Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık ve 8 bürokrat arkadaşımız, avukatlarına ve ailelerine haber verilmeden, hiçbir gerekçe sunulmadan farklı şehirlerdeki cezaevlerine sevk edildiler.
Bu yapılan muamele haksızlıktır, hukuksuzluktur, vicdansızlıktır.
Suçu kanıtlanmamış, hukuken tertemiz ve masum insanları bayramın hemen öncesinde ailelerinden koparmanın adı eziyettir.
Oradan oraya sürdükleriniz eşya değil insan! Aileleri, çocukları olan insanlar…
Uygulama bellidir. Cezaevinde disiplin suçu işlememiş tutukluların sürgün edildiği görülmemiştir. En ağır suçları işleyenler bile bu muameleye muhatap olmuyor.
İnsanların onuruyla oynayan, sevdikleriyle sınayan bu karanlıktan er geç çıkacağız.
PKK sözde kendini feshettiğini açıkladı!
Ama bu bir tasfiye değil, yeni pozisyonlanma hamlesidir. Açıklamada:
-1921 Anayasası referans gösteriliyor, “Türk Milleti” yerine “Türkiye Halkı” deniyor.
-1924 Anayasası için “inkar ve imhanın belgesi” denilerek Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri hedef alınıyor.
-Lozan Antlaşması üzerinden statüsüz bırakıldıklarını ima ederek uluslararası kamuoyuna “haklılık” zemini yaratılmak isteniyor.
PKK kendini 40 Bin kişinin katili silahlı bir terör örgütü değil, “tarihsel ve hukuki temeli olan bir yapı” gibi göstermeye çalışıyor.
“PKK adıyla yapılan çalışmalar sonlandırıldı” ifadesi ise gerçek niyeti ortaya koyuyor.
PKK yokmuş gibi gösterilip, YPG-PYD-KCK-YJA-Star gibi yapılar üzerinden devam edilecek!
Bu; terörün bitişi değil, bölgede büyüyen savaş öncesi yeni bir dizayn denemesidir.