AKP Meclis Grup Başkanı Abdullah Güler, fondan fahiş getiri elde ettiği tespit edilen 214 kişi/kurumun isimlerinin açıklanmasına dair, bu isimleri açıklamayacaklarını söylemiş ve "Masumiyet karinesine önem veriyoruz, savunma hakkına önem veriyoruz. Ulu orta herkesin onurunu, şerefini etkileyecek şekilde itham etmeyin" demiş. Dikkat ederseniz bu masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı gibi şeyler ülkede sadece iktidar mensupları söz konusu oldunca devreye giriyor. Muhalifler bu hakların hiçbirisine sahip değiller.
Fonzi Fatma gözaltına bile alınmadı, AKP Sözcüsü Ömer Çelik, vurguncu bir isimle tatile gittiği iddialarıyla ilgili açıklama bile yapmadı. Ama Ömer Çelik ile ilgili haber yapan Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç tutuklandı. Vurguncular elini kolunu sallayarak gezecek. Gazeteciler hapiste yatacak.
PKK ve APO’cu DEM, AKP ve MHP'lilerin dikkatine!…
Bahçeli! Özellikle de senin dikkatine!
“Yıl 1987 Gatadan 1987/5 siciliyle mezun oldum. Tayin yerimizi kura ile çektik, elime tüküreyim, bi çektim Erzincan. "aileme çok uzak" diye haritaya bakıp bakıp höykürerek ağlıyorum. Bi baktım Nevin yanımda, o da ağlıyor. Nevin de Erzincan’ı çekmiş. Neyse ki en samimi arkadaşımla gidiyorum diye hafiften teselli buldum.
Biz Nevin’le el ele tutuşup gittik. İkimiz de yeni nişanlanmıştık. Nevinin nişanlısı Mehmet, öğretmen ve Ankara’da, benim nişanlım Murat üsteğmen, o da Ankara’da. Yolda plan yapıyoruz; Erzincan Asker Hastanesine katılış yaparız, en fazla 15 gün sonra dönüp düğün yapar Eş tayininde en fazla 1 ay içinde Ankara’ya döneriz.
Erzincan Asker Hastanesi 200 yataklı ufak, iş de azdır, en azından GATA gibi olmaz diyoruz.
Erzincan’a indik herkes bize yeni gelen hemşireler filan diyor valizi taşıyor, çok mutlular...
Neyse, başta bizi inanılmaz coşkuyla karşıladılar. Biz de nasıl seviniyoruz herkes çok cana yakın diye.
Meğer hastanede 6 hemşire varmış bizimle birlikte 8 olmuşuz. Ee olsun iş çok az ki bu kadar hemşire var diye iyimser olmaya çalışıyoruz.
Baş tabip bize "hastanenin üst katında hemşireler kalır, mutfak var istediğinizi pişirebilirsiniz ama çarşıya giderken benden izin alacaksınız, size araç tahsis edeceğim" dedi . Amanın biz bi sevindik özel araçla filan gezecegiz diye. Ertesi gün mesai bitince gidip alış veriş yapmamız lazım. Bizim ‘özel araç’ geldi. Arkası branda askerî jeep. Arkada iki koruma ellerinde G3, Nevin’le öne bindik hoplaya zıplaya alış veriş yapıp döndük. Yine iyimseriz, yine gülüyoruz filan. Akşam yatma vakti kıdemli hemşire abla bize dedi ki" üniformalarınızı yatağın ayak ucunda giymeye hazır bulundurun.
Acil durumda hızla giyinip acile ve ameliyathaneye gitmek gerekebilir". Ne sıklıkta acil durum olabilirdi ki?
Uykuya geçtik geçmedik kapı gümbür gümbür vuruldu. Nöbetçi subay bağırmaya başladı.
"Pülümür Karakolu vuruldu"
Fırlayıp giyindik, asansör filan beklemeden koşarak indik. Ambulanslar gelmeye başladı. Biz yaralıları indirdirip müdahale edeceğiz.
Bir yüzbaşı jeepten atlayıp kucağıma bir şey tutuşturdu; “şunu tut ve sahibini bul" diye verdigi şeye önce dört elle sarıldım. O kadar panik içindeyim ki algılayamadım önce, bana ne verdi, sahibi kim? Galiba aşırı terliyorum, tüm göğsüm ıslandı diye düşündüm.
Tuttuğum şeye baktım. Kalçaya yakın hizadan kopmuş bir bacak.
Sonrasını hatırlamıyorum kısa süreliğine bayılmışım.
Kendime geldiğimde yerdeyim ve hala kopmuş bacaga sıkı sıkıya sarılmışım. Göğsüm ter degil kan içindeydi.
O gece biz 30 şehit verdik!Ambulansta gelen Mehmetciklerden sadece bir yaralı çıktı. Diğerleri zaten olay anında şehit olmuşlardı.
2 gün sonra, gece 4 gibi bağırışlar,
"Alp karakolu basıldı"
Ve bu böyle devam etti. Biz aylarca bırakın gidip düğün yapmayı çarşıya yiyecek bile almaya gidemedik.
Ben ve benim tüm meslektaşlarımın böyle binlerce, anı diyemeyeceğim çünkü anılar güzeldir, travması var.
Yıllarca böyle çalıştık, sonra sanki normal insanlarmış gibi akşamları evimize gidip yemek pişirdik çocuklarımıza anne babalık yapmaya çalıştık. Benim çocuklarım ne zaman düşüp bir yerini incitse normal bir anne gibi üzülemedim. Çünkü biz başka annelerin öpmeye kıyamadığı evlatlarının kollarını bacaklarını topladık. Unutamıyorum. Bazılarının üzerinden kanlı aile fotoğrafları çıkardı. Bugün bile ben o fotoğrafları hatırlıyorum.
Bazen o kadar çok ağlardık ki bizim göz yaşlarımız Onların kanıyla karışırdı. Yıllarca eşim beni uykumdan uyandırırdı. “Zeyno uyan kabus görüyorsun sürekli çığlık atıyorsun ne gördün?" diye sorardı. Hep kopmuş kollar, parçalanmış kafalar, üzerime bulaşan beyin parçaları"
Ben bana bu dünyada cehennemi yaşatan hic kimseyi affetmiyorum. Kimseyle de barışmıyorum.”
Zeynep Uğur Cincioğlu.
Fon vurguncusu Emre Tezmen'in Nijerya'da kurduğu Para Haraket LTD. adlı şirketinin ortağı, siyasi bağlantıları güçlü bir Türk şirketinin Afrika CEO'su.
Bu haberi yazdıktan sonra şirket sahipleri internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından bakan ve bürokratlarla olan fotoğraflarını temizledi.
Albüm devlet protokolü gibiydi:
Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, Murat Kurum, Varank, Bilal Erdoğan, Binali Yıldırım, Varlık Fonu, Ziraat Bankası vs...
Gazeteci Mustafa Balcı bu fotoğrafı paylaştığı için gözaltına alınmış.
Evet evet yanlış okumadınız… Fotoğrafta yer aldığı için değil, fotoğrafı paylaştığı için!
Haa fotoğraftakileri mi soruyorsunuz? Onların biri fona yatırım yapan milletin 20 milyarını çarpıp kaçmış sanırım, hemen önündeki de bizim ak pak AKP’nin sözcüsü Ömer Çelik işte!
Sinem Dedetaş karşısında Üsküdar Belediye Başkanlığı’nı kaybeden AKP’li Hilmi Türkmen’in çocuklarına "yürü ya kulum" denmiş
📌Türkmen’in iki oğlu Mart 2025’te kurdukları şirketin sermayesini 10 ay sonra, Aralık’ta 25 milyon TL’ye çıkardı
📌Finans Merkezi’nde dönerci açan Türkmen kardeşler bar da açabilecek (Bar açma şirketin kuruluş belgesinde yer alıyor)
📌Şirket ortaklarından Yusuf Türkmen ise aynı zamanda THY'de...👇
Dün Sözcü TV’de yayımlanan Gazeteci Masası programında, Biga Belediyesi’nin Tera fonuna para yatırdığını gündeme getirmiştim.
Paylaşımımın ardından konunun araştırıldığını ve söz konusu yatırımın doğrulandığını öğrendim.
Edindiğim bilgilere göre Biga Kaymakamı da sürece müdahil olmuş.
Şimdi yanıt bekleyen sorular var:
Biga Belediyesi, Tera fonuna hangi tarihte, ne kadar kamu kaynağı yatırdı?
Bu yatırım kimin kararı ve onayıyla gerçekleştirildi?
Belediyenin fondaki parasının bugünkü durumu ne? Kâr mı edildi, zarar mı?
Ortada belediyeye, dolayısıyla Biga halkına ait kaynaklar var.
Konunun takipçisiyim.