DHMİ PERSONELİNİN 2024-2025 YILINA AİT KORUYUCU GİYİM YARDIMLARININ
TEMİNİ İÇİN GEREKLİ SÜRECİ BAŞLATIYORUZ
Bilindiği üzere, 7. Dönem Toplu Sözleşme hükümleriyle güvence altına alınan ve 2024-2025 yıllarında DHMİ Genel Müdürlüğü personeline tahsis edilmesi gereken Koruyucu Giyim Yardımı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın genelgesi gerekçe gösterilerek askıya alınmıştı.
Ancak aynı hukuki statüye tabi olan ETİ Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, personeline bu hakkı eksiksiz tahsis etmiş; her iki yıla ait koruyucu giyim yardımını 2025 Kasım ayında yaklaşık 153.000 TL tutarında alışveriş kartı şeklinde dağıtmıştır.
Aynı mevzuata ve personel rejimine tabi iki kamu kurumundan birinde toplu sözleşme kazanımları harfiyen uygulanırken, diğerinde personelin idari genelgeler sebebiyle bu haktan mahrum kalması, hakkaniyete ve hukukun temel prensiplerine aykırı bir tablo ortaya çıkarmıştır.
📌 TOPLU SÖZLEŞME, KANUN HÜKMÜNDEDİR VE UYGULANMASI ZARURİDİR
Zira normlar hiyerarşisi gereği Bakanlık Genelgesi gibi bir alt düzenleyici işlem, kanun hükmündeki toplu sözleşme kazanımlarını ilga edemez veya uygulamasını durduramaz.
📌 KAMU UYGULAMALARINDA EŞİTLİK ESASTIR
Aynı statüdeki personele yönelik farklı idari tasarruflarda bulunulması, Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin açık ve net bir ihlalidir.
PEKİ ETİ MADEN PERSONELİ ALIRKEN, DHMİ PERSONELİ NEDEN MAHRUM KALDI?
Bu sorunun yanıtı, yetkili sendikaların masadaki ve sahadaki irade farkında gizlidir. ETİ Maden personeli, ilgili hizmet kolundaki yetkili sendikanın idare nezdindeki girişimleri ve kararlı duruşu sayesinde personelin hakkını almıştır. Bu durum, mevzuatın aşılamaz olmadığını ve doğru bir
sendikal iradeyle personelin haklarının temin edilebileceğini açıkça göstermektedir.
Buna mukabil, DHMi'de "yetkili" sendikamsı yapı, personelin on binlerce liralık mağduriyeti karşısında etkisiz kalmış; hiçbir hukuki veya idari inisiyatif alamamıştır. Üyelerinin hak kayıplarıyla ilgilenmek yerine, aylarca süren kongre süreçleri ve akabindeki bitmek bilmeyen tebrik ziyaretleriyle meşgul olmayı tercih etmişlerdir.
Çalışanın hakkının temin edilmesi için adım atmak bir yana, “geriye dönük yapılan ödemeleri lütfen rücu etmeyin” diye ricacı olmayı bir sendikal icraat gibi sunmaları, içine düştükleri acziyetin boyutunu gözler önüne sermektedir.
PASİF SENDİKAL ANLAYIŞIN ACI FATURASI: 8. DÖNEM HEZİMETİ
Bu pasif ve yetersiz tutumun faturası 8. Dönem Toplu Sözleşme masasında da personele ödetilmiştir. Masada sürecin liyakatle yönetilememesi neticesinde; geçmiş yıllarda ciddi bir kazanım olan koruyucu giyim yardımının meblağı korunamamış, güncel ekonomik gerçeklikten tamamen kopuk bir şekilde yıllık ortalama 19.000 TL seviyelerine düşürülmüştür. Üstelik eriyen bu asgari tutarın dahi ne zaman ve ne şekilde ödeneceğine dair, yetkili sendika tarafından idare nezdinde atılmış tek bir somut adım
bulunmamaktadır.
ETKİLİ SENDİKA ANLAYIŞIMIZLA SÜRECE MÜDAHİL OLUYORUZ
Temsil makamını işgal eden yetkili etkisizlerin bu süreci çözmesini beklemenin, personelimiz adına vakit ve hak kaybından başka bir anlam ifade etmediği anlaşılmıştır. Bu bilinçle HTKSEN olarak; tüm DHMİ personelinin kanuni hakkını savunmak adına DHMİ Genel Müdürlüğü'ne resmi idari
başvurumuzu yapmış bulunuyoruz.
İdari başvuru sürecinin ardından, gerekli tüm hukuki adımları da kararlılıkla atacak, çalışanlarımızın kazanımlarını elde etmesi için var gücümüzle çalışacağız. İdari ve hukuki süreçlere dair gelişmeleri tüm
şeffaflığıyla kamuoyu ve üyelerimizle paylaşmaya devam edeceğiz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
“YETKİLİ” DEĞİL, "ETKİLİ" SENDİKA ANLAYIŞI KAZANDI!
DHMİ maaş promosyonu sürecinde, Sendikamızın masada imza yetkisi bulunmamasına rağmen; süreci yakından takibi, nitelikli muhalefeti ve emsallere dayanan haklı argümanları neticesinde banka üzerinde oluşturulan kamuoyu baskısı meyvelerini vermiştir.
Bilindiği üzere, girişim ve itirazlarımız neticesinde ilgili bankanın ilk teklifi kabul görmemiş; akabinde DHMİ Genel Müdürü Sn. Enes ÇAKMAK’ın yoğun çabalarıyla teklifin revize edilmesi sağlanarak promosyon tutarında %30 oranında bir artış elde edilmiştir.
Bu kazanım, "birlikten kuvvet doğar" ilkesinin ve “gerçek sendikacılığın” nasıl sonuç verdiğinin en net ispatıdır. Personelin haklı talepleri, doğru ve etkili bir dille anlatıldığında ortaya çıkan başarı aşikardır.
Bu vesileyle, süreci yakından takip edip, personel lehine bir tablo ortaya çıkması adına büyük gayret gösteren DHMİ Genel Müdürümüz Sn. Enes ÇAKMAK’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
⚖️ REKABET KURULU’NA BAŞVURUYORUZ
Elde edilen artış, memnuniyet verici olmakla birlikte YETERLİ DEĞİLDİR. Zira 12.000 kişilik devasa bir finansal güç, bu tutarlara mahkum edilemez.
Bankalar arasında rekabet koşullarının oluşmadığına dair kuvvetli şüpheler ve nihai tutarın adil piyasa değerinin altında kalması nedeniyle hukuki süreci başlatıyor; konuyu REKABET KURULU'na taşıyoruz.
🚫 BU NETİCE, "YETKİLİ AMA ETKİSİZ" ANLAYIŞA CEVAPTIR
Yıllardır personelin hakkını masada bırakan, bankaların sunduğu her rakamı "müjde" olarak pazarlayan, sendikacılık anlayışı boy boy fotoğraflarla “bürokratik güç gösterisi” yapmaktan ibaret olan sendikamsı yapıların sessiz kaldığı yerde; BİZ KONUŞTUK, BİZ İTİRAZ ETTİK ve HEP BİRLİKTE KAZANDIK.
Açıkça İlan Ediyoruz: Bu artış, masada susan “yetkili etkisizlerin” değil; dışarıda hakikati hayk��ran BİZLERİN ortak zaferidir! Nitekim bu ses yükselmeseydi, bugün bu artışlar konuşulmuyor olacaktı.
Resmi olarak davet edilmediğimiz bir ihale sürecinde bizleri “masada olmamakla” suçlayanlar, evvela yıllardır o masada otururken personel lehine ne yaptıklarının hesabını vermelidir. Zira Ziya Paşa’nın da dediği üzere “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Bizim eserlerimiz ortadadır; yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır.
🤝 GÜÇLENEREK BÜYÜYORUZ: TERCİH "ETKİLİ SENDİKACILIK"
Biz bu mücadeleyi verirken, DHMİ personeli de hangi sendikanın "personelin yanında” olduğunu ve “gerçek sendikacılık” yaptığını net bir şekilde görmüştür. Bu farkındalıkla, sadece son birkaç gün içerisinde Apron, Elektronik ve Güvenlik birimlerindeki personelimiz başta olmak üzere 100’e yakın mesai arkadaşımız "etkili sendikacılık” anlayışımızı tercih ederek aramıza katılmıştır. Bu teveccüh, “Başarı, gayretin gölgesidir; sen yürüdükçe o da peşinden gelir" şiarının doğruluğunu ortaya koymuştur.
Bizler, malum sendikamsı yapıların algı oyunlarına ve kara propagandalarına kulak asmadan; hiçbir ayrım gözetmeden hakkın ve haklının yanında olmaya, üyelerimizin huzuru ve refahı için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Dövülerek öldürülen polis memuru Melih Okan Keskin'in 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.
Eşi Emel Keskin: “Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar.
Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor.
'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar 'Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez' diyerek, eşimi gönderiyorlar.
Ama alay eder bir şekilde 'Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz' diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar.
Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar.
Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112'yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor.
Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor.
Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2'nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; 'Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı' dedi. Sonra hastaneye gittim.
Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi.
Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi.
Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı.
Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış.
Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım.
Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi.
Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar.
Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok.
Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar.
20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış.”
AYNI BANKA, TERS MATEMATİK: DHMİ PERSONELİNİN HAKKI NEREDE?
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) ile Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) promosyon ihalelerinde ortaya çıkan tablo, bankacılık teamüllerine ve ticari akla tamamen aykırıdır.
Görseldeki verilere dikkatle bakalım; ortada sadece bir "rakam farkı" değil, açıklanması güç bir "orantısızlık" var.
📊 VERİLERLE ÇELİŞKİ:
1. Hacim Farkı: DHMİ, personel sayısı olarak KEGM'nin 5 KATI, yıllık maaş hacmi (nakit akışı) olarak ise yaklaşık 4 KATI büyüklüktedir. Maaş promosyonlarında "işlem hacmi" en önemli hesaplama bileşenidir.
2. Para İşletme Süresi (Valör): KEGM parayı dağıtımdan 1 GÜN önce, DHMİ ise 2 GÜN önce bankaya aktarıyor. Yani banka, DHMİ'nin personel bütçesini kendi kasasında 1 gün daha fazla tutup işleterek ekstra kâr elde ediyor.
3. Sonuç (Ters Orantı): Bankaya 4 KAT daha fazla para akışı sağlayan, parayı bankada 2 KAT daha uzun süre tutan ve 5 KAT daha fazla potansiyel müşteri (kredi kartı/kredi kullanıcısı) sunan DHMİ'ye; KEGM'den 50.000 TL daha DÜŞÜK teklif veriliyor.
📉 SORUYORUZ:
Maaş hacmi 26 Milyar TL’yi aşan, 12 bine yakın personeliyle devasa bir ekonomik potansiyel sunan DHMİ'ye yapılan bu teklifin finansal mantığı nedir?
Daha az hacimde, daha kısa süre parayı tutan kuruma 149.730 TL verilebilirken, bankaya çok daha fazlasını kazandıran DHMİ personeline 100.000 TL’nin reva görülmesi, açık bir adaletsizliktir.
🔇 YETKİLİ SENDİKA NEREDE?
Bu tablo ortadayken, asıl sorulması gereken soru şudur: Yetkili Sendika bu adaletsiz tablonun neresinde?
• Daha küçük kurumlar masadan rekorlarla kalkarken, havacılığın devasa gücü DHMİ neden sahipsiz bırakılıyor?
• Açık bir "matematik hatası" ve "hak gaspı" varken, neden derin bir sessizlik içindeler?
• Yetki, sadece üye sayısı ile övünmek (!) midir; yoksa masada personelin hakkını söke söke almak mıdır?
Bizler ETKİLİ SENDİKA anlayışımızla bu konunun yakınen takipçisi olmaya devam edeceğiz. DHMİ yetkililerinden, kurumsal büyüklüğüne ve personelin hakkına yaraşır, adil bir revize bekliyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@realmadrid@10ardaguler You guys have no ability to use him. Thats a huge waste of time for him playing in realmadrid im genuinely sorry for him. Shame on you
DHMİ Banka Promosyon Süreci Hakkında Duyuru
Bilindiği üzere, DHMİ personeline yönelik banka promosyon anlaşması için ihale süreci yakın dönemde gerçekleştirilecektir.
Geçmiş yıllarda yapılan banka anlaşmalarında, maaş ortalaması en yüksek kurumlardan biri olmasına karşın *promosyon tutarının diğer kurumlara kıyasla oldukça düşük kalması*, tüm personelin malumudur. Bu durumun tekrar etmemesi ve personel mağduriyetinin önlenmesi amacıyla aşağıdaki adımların atılması çağrısında bulunuyoruz:
1.İhale şartnamesinin *adil, rekabetçi ve şeffaf* şekilde hazırlanması,
2.Promosyon tutarının *tek seferde, nakit olarak* ödenmesi ve para puan benzeri uygulamalara yer verilmemesi,
3.Anlaşmanın *2026 Ocak* ayındaki *zamlı maaşlar* ve *performans primi ödemeleri* baz alınarak yapılması,
4.Promosyonun yanı sıra, *yüksek meblağlı* ve *uzun vadeli faizsiz kredi seçeneğinin* personele sunulması,
5.İhale sürecinin şeffaflığı adına *kurum bünyesindeki tüm sendikaların* promosyon görüşmelerine dahil edilmesi.
HTKSEN olarak, *bu sürecin yakınen takipçisi olacağımızı* ve geçmiş yıllarda olduğu gibi *personel aleyhine imzalanacak* herhangi bir anlaşmaya karşı *her türlü idari ve hukuki girişimde bulunacağımızı* peşinen ilan ediyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.