Bugün Gazi @TBMMresmi ye verilen #ögrenciaffı ile ilgili geri dönüşler oldu. Bazı haklı talepleri @tcbestepe Sn @RTErdogan a iletmek üzere not ettik. Uygun bir zamanda Komisyon ve @TBMMGenelKurulu öncesi aktaracağım inşallah.
Talepler;
1- 2022 öncesi ve daha önce af kapsamında başvuru yapmış olan öğrencilerin de kapsama dahil edilmesi,
2- Vakıf Üniversitelerinde okuyan ancak maddi imkansızlık sebebi ile devam edemeyen öğrencilerin eş değer puanlı bölümlere yatay geçiş yapabilmesi,
3- Bazı fakülteler değil, Akademisyen açığı olan tüm bölümler için 72 yaşa kadar çalışma hakkının tanınması,
4- #DenklikSorunu yaşayan gençlerin fark dersi+staj ile diploma mağduriyetinden kurtulması,
5- Milli ve Yerli Üretimin Lokomotifi Üniversitelerimizin önemli paydaşı olan Akademisyenlerin #akademikzam taleplerinin karşılanması,
6- İdari personellerin özlük haklarının iyileştirilmesi.
Naçizane #ToplumsalBeklentilerÇalıştayı nda ele aldığımız her bir maddenin torba yasa ile ele alınması elzem.
İç Cephenin güçlenmesi için atılacak her adım kıymetli...
4 kişilik ailemle 9 gecelik Tayland tatilinin (18-28 Mayıs 2026) yaklaşık maliyeti ektedir. Uçuşlar THY ile aktarmasız yapılmıştır.
-Uçuşlar : 110.000
-Konaklamalar: 33.000
-Transferler: 5000
-Şehir içi ulaşım: 3000
-Tüm yeme içme: 25.000
-Tur bedelleri : 14.000
TOPLAM: 180.000
Antalya'da aynı dönem için aldığım fiyatlar ise 350.000 - 550.000 arasındaydı. Ulaşımın tamamını da kendim karşılamam şartıyla. Yukarıdaki bedellerden ulaşımı çıkarırsak 70.000 maliyet var.
Şimdi soralım; Türk Milleti neden olması gerekenin en az 5 katı bedel ödüyor her şeye? Neden 70.000 liralık tatili 350.000'e satıyorlar? Aynı paketi yabancılara Tayland'la benzer fiyatlara satanlar iş Türk Milleti olunca neden bir kazıklama duygusuna giriyor?
Buna dur diyecek bir otorite yok mu?
📌 Haberde "bir çocuk hayatını kaybetti" deyip geçiyorlar.
Peki nasıl oluyor o süreç?
Bir anda mı?
Yoksa...?
Bu çocuk son anda kurtuldu.
⚠️ Mutlaka izleyin. Sakın yarıda kapatmayın!
Sonra itlere merhamet meselesini konuşalım.
Kişilik karizması bu işte.
Gerçek bir feminist gündem örneği. "Kadınların eskortlaşması" modası ve yozlaşmasına ilgi çekici bir meydan okuma.
Only .ans, ücretli abonelik sistemi vs gibi uygulamalarla kendini metalaştırıp, erkeklerin hazzı için içerik üretmeyi mesai(!) zanneden,
daha lüks, daha konforlu, daha zengin yaşamak, pahalı çantalar, Dubai gezileri yapmak uğruna ontolojik statüsünü küçültüp kendini istismar eden hemcinsleri arasında elmas gibi parlıyor Irmak Öztaş.
Fiziksel avantajı ve best model geçmişine rağmen kolay yoldan ucuz para kazanma yollarına tenezzül etmeyen,
kişiliğinden, değerlerinden ve duruşundan asla taviz vermeyen böyle asil kadınların varoluş hikâyeleri özellikle gündem olmalı.
Pozisyon doğruya göre alınır. Yanlışın karşısına pozisyon almak bizi doğru yerde tutmaz. Bu siyasette de böyle olmalı. Yanlışın karşısındaki yer de başka bir yanlış nokta olabilir çünkü.
Her gün birilerine ya da herkese güzel bir şey söylemek için 99 geçerli neden var. Oysa kötüyü dillendirerek onu yeniden üretmek ve çoğaltmak için ise tek bir mazeret yeterli.
Birini, bir toplumu ya da bir ülkeyi eleştirirken hangi zamandan delil bulmak meşrudur? Bir toplumu/ülkeyi eleştirmek için onun geçmişine başvurmak zorunda kalmak eleştiriyi boşa düşürmüyor mu?
يتداول البعض تصريحات لوزير الخارجية التركي Hakan Fidan هاكان فيدان .. تحمل قدرا كبيرا من الواقعية السياسية التي نادرا ما يُراد سماعها في عالمنا العربي، خاصة من قبل أولئك الذين يعيشون على إيقاع الشعارات العالية واللغة المشتعلة ...
خلاصة ما قاله الرجل كانت بسيطة، لكنها ثقيلة في معناها:
-" أي دولة تفكر حتى في مجرد مناوشة إسرائيل أو الولايات المتحدة، قبل أن تفكر في إطلاق خطاب الحرب، عليها أولاً أن تبني قدرة عسكرية واستخباراتية حقيقية، وأن تتهيأ لعواقب ما ستقدم عليه."
لم يكن كلامه دعوة للاستسلام، بل دعوة إلى العقل قبل الحماسة، وإلى الاستعداد قبل المغامرة....
فالحروب ليست قصائد حماسية تُلقى على المنابر، ولا منشورات على مواقع التواصل، بل منظومات كاملة من القوة والاقتصاد والاستخبارات والتكنولوجيا والتحالفات.
المفارقة العجيبة أن هذا الكلام، لو صدر عن مسؤول عربي، لقامت عليه الدنيا ولم تقعد...... وَلَتمّ اتهامه فوراً بالجبن، وبالتخاذل، والعمالة .. وبأنه لا يتوكل على الله، ولسُمعت العبارات الجاهزة والآيات الكريمة التي اعتدنا سماعها لتبرير مغامرات سياسية كارثية دفعت ثمنها شعوب كاملة....
لكن حين يتحدث مسؤول في دولة تُحسب في نظر هؤلاء على محور "الممانعة الرمزية" البارعة في الكلام والخطابات العاطفية المؤثرة، يصبح الكلام فجأة حكمة سياسية... سبحانك يارب..
الحقيقة التي لا يريد كثيرون الاعتراف بها أن الفرق بين الدولة والميليشيا ليس في الخطاب، بل في طريقة التفكير...
الدولة حين تفكر بالحرب تسأل أولا:
ما ميزان القوى؟
ما القدرة الاقتصادية على الصمود؟
ما حجم الرد المتوقع؟
ما كلفة القرار على الشعب والدولة؟
أما الميليشيات والحركات المؤدلجة فغالبا ما تبدأ من الجهة المعاكسة:
ترفع الشعار أولا، ثم تحشد الحشود عبر الأصوات العالية والألفاظ البذيئة والشتم والتخوين والتشكيك لكي يتم وصفهم بالشُجعان وآخر المُحترمين ... ثم تبحث لاحقا عن كيفية النجاة من نتائجه.
ولهذا رأينا خلال العقود الأخيرة حروبا كثيرة بدأت بخطاب ناري وانتهت بمدن مدمرة وشعوب منهكة ودول مكسورة.
ما قاله هاكان فيدان ليس اكتشافا جديدا في علم السياسة، بل هو قاعدة قديمة يعرفها كل من قرأ التاريخ:
القوة تُبنى قبل الحرب، لا أثناءها....
فالدول لا تدخل مواجهة مع قوى كبرى اعتمادا على الحماسة وحدها، لأن الحماسة قد تشعل المعركة، لكنها لا تحسمها.
أما العنتريات التي تُلقى في الخطب والمنابر، فهي تصلح لإثارة الحشود، لكنها حين تقع الواقعة لا تحمي حتى من أبسط صفعة في ميزان القوى...
السياسة ليست امتحانا في الشجاعة، بل اختبار في العقل والمسؤولية....
والدولة التي تحب شعبها لا تدفعه إلى المغامرات، بل تبني له أسباب القوة أولا… ثم تتحدث بعد ذلك عن المواجهة إن لزم الأمر.
ففي عالم الدول ..
الشعار كما الهُتاف لا يصنع نصرا ...
والصوت العالي لا يغيّر موازين القوة ..
الحروب لا تُدار بالشعر ولا تُحسم بالاقتباسات الحماسية من الكتب ..
بل تُدار بحسابات قاسية، وأرقام صارمة واضحة، وموازين قوة لا تكترث للعواطف...
الدولة تفكر قبل أن تقاتل ..
أما الشعار فيقاتل قبل أن يفكر....
إحسان الفقيه
Ben ilk okulu memleketim Makedonya'da okudum. Ben okurken öğretmenlerimin eğitim anlayışı da, okuduğum ders kitapları da sosyalist Yugoslavya'dan kalmaydı. Devlet tabi laikti. Zaten okuduğum okulun yarısı Müslüman, yarısı Hristiyan'dı (diğer ilk okullar genelde sırf Makedon öğrenci alırdı.)
Ben ilk okuldayken genelde Türklerin sınıfları öğleden sonra olurdu. Dolayısı ile iftar vakti okulda girerdi. Okulda iftar açardık (genelde simit peynir yerdik). Öğretmenler izin verirlerdi iftar yapmamıza.
Tabi iftar saatini beklerken ilahi okuduğumuz olurdu. Okulda ilahi okuduğumuz programlar bile olurdu. Çoğu ilahiyi orada ezberledim. Solcu öğretmenler oruç tutmazdı, Hristiyanlar da elbette. Bir kere bile birinin okulun dersler arasında iftar açmamıza imkan sağlamasına ya da ilahili programlar yapılmasına tepki gösterdiğini görmedim. Bu bir arada yaşama kültürüdür çünkü. İnsanlar saygı ile bir arada yaşar.
Bu ilahiler benim okuduğum (ve doğduğum) şehir Ohri'de en az 5 asırdır okunuyor. Okunmaya devam edecek inşallah. Solcular bile bunu bir kültür olarak görürdü. Çocukların kültürü yaşatması da doğaldı.
Peki laiklik elden gitmedi mi? Hiç öyle bir şey diyen duymadım Makedonya'da. Çocuklar ilahi okuyunca yasalara dini referanslar mı giriyor? Dini ayrımcılık mı oluyor? Hristiyan arkadaşlarım ben ilahi okuyunca İslam'a mı giriyordu?
Laiklik insanların dinini ya da kültürünü yaşamasına engel olmamalıdır. Ramazan coşkusu ve ilahiler bu topraklara iz bırakmış, dindar olmayan bir insanı bile etkileyen kültürel olgulardır. İlahiler kötü şeyler öğütlemez... Laiklik kültürü ortadan kaldırmak ya da dindarları toplumsal boyutta silmek olamaz. Bunların tartışılması ve anlaşılması lazım...
Not: Ben daha geleneksel ilahileri severim ama bu ilahi de güzel dinliyorum...
İstanbul'da 2025 yılında kuduz riskli temas nedeniyle hastanelere 123 bin 538 kişi başvurdu, 411 bin 432 kuduz aşısı uygulandı.
En çok vakanın yaşandığı ilçe ise Kadıköy oldu.
https://t.co/auu11pFOUs
Irkçılık bir hastalık ama bizdeki boyutu hastalık seviyesini de aşmış.
Bir baba ve küçücük kızı “Kürt aşireti” olduklarını söyleyen kişiler tarafından çok ciddi şekilde darp ediliyor ve bu darp tüm Kürtlere mal edilmeye çalışılıyor.
Benim oğlum hiçbir tanışkınlığı ve husumeti olmayan bir azmettiricinin işaretiyle bir tetikçi tarafından iki yerinden vuruldu. Defalarca ameliyat olmak zorunda kaldı. Vuran kişiler sadece Türk değil tam anlamıyla Türkçüydü.
Ne bu baba ve kızı darp edenleri Kürtlere ne de benim oğlumu vuranları Türklere mal edemeyiz. Şerefsizlik ve haysiyetsizlik kişiseldir. Toplumlara mal edilemez. Ve hiçbir Kürt bir bebeği darp eden birine sahip çıkmaz.
Bu münferit olayı Kürtlere mal etmeye çalışanların asıl amaçları mevcut süreci baltalamaktır. Sağ duyulu Türkler ve Kürtler olarak buna izin vermeyeceğiz.
Videodaki kişinin toplama çıkarmayı yanlış yaptığını farketmeyen insanlar saydırmış durmuş. Oysa yorumlamadan önce bilginin doğruluğunu teyit etmek lazım değil miydi?
Temizlikçi ücretinden yakınan bir kadın, kendi verdiği ücreti açıkladı:
"Temizlikçi ücreti 6000 oldu. Alt kat 6, üst kat 6 toplam 12 bin TL.
Haftada bir gelse ayda 48 bin TL, 3 eve gitse 150 bin, ayda 600 bin TL kazanır. Bence herkes temizlikçi olmalı."
2023-2025 döneminde yükseköğretim kontenjanlarını kapsamlı ve veriye dayalı bir planlama süreciyle yeniden düzenledik. Toplam kontenjanı %23 oranında azaltarak yükseköğretimde kaliteyi ve istihdam dengesini önceleyen güçlü adımlar attık.
İkinci öğretim programlarını kapattık; mezun-istihdam dengesi zayıflayan birçok lisans ve ön lisans programında kontenjanları düşürdük. Açık öğretimi ise kademeli olarak yeniden yapılandırıyoruz.
Bu süreci yürütürken üniversitelerimizin mevcut kapasitesinin yanı sıra iş gücü piyasasının ihtiyaçlarını, sektörlerin dönüşümünü ve ülkemizin orta ve uzun vadeli insan kaynağı planlamasını dikkate aldık.
Başta Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlarla yakın iş birliği içinde çalışıyor, personel ihtiyaç öngörülerini ve sektörel gelecek perspektiflerini detaylı şekilde değerlendiriyoruz.
Öte yandan yapay zekâ, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi geleceğin alanlarında yeni programlar açarak yükseköğretim sistemimizi dönüşen dünyaya uyumlu hâle getiriyoruz.
Hedefimiz, gençlerimizi değişen dünyaya güvenle hazırlamaktır. Kalite standartları yüksek, sürdürülebilir ve mezunlarına güçlü bir gelecek sunan bir yükseköğretim yapısını adım adım inşa ediyoruz.
Öğrenciler suç mu işledi ki affedilsin? Okulu vaktinde bitirmeyen öğrenci en büyük cezayı kendine kesmiştir zaten. Depremden sonra okulu bırakan öğrencilere 2. bir şans verilsin emekleri boşa gitmesin. #ögrenciaffı nı gündeme alın lütfen. @RTErdogan@dbdevletbahceli
Üniversitelerde ders seçimi karmaşası
🔺Türkiye’deki birçok üniversitede bahar dönemine yönelik ders seçimleri yapılıyor. Ancak her dönem olduğu gibi bu dönem de ders kayıtları esnasında Öğrenci Bilgi Sistemleri’ne erişim hataları, yavaşlıklar ve çökmeler yaşanıyor.
🔺Ankara, İstanbul üniversitelerinde sistemler çökerken Van Yüzüncü Yıl, Adıyaman üniversiteleri ise teknik sorun yaşayan öğrencileri için kayıt yenileme tarihlerini uzatma kararı aldı.
Botlar iş başında
🔺Teknik sorunlar yaşanmayan üniversitelerde ise büyük bir rekabete neden olan ders seçimlerinde birçok kişi alarm kurarak erken saatlerde bilgisayar başına geçiyor.
🔺Bazı öğrenciler daha hızlı hareket edebilmek için otomatik yazılımlar aracılığıyla ders seçen botları kullanıyor. Böylelikle sisteme giren kullanıcılar, saniyeler içinde ders kontenjanlarını doldurabiliyor. Derslerde yer bulamayan öğrenciler de bu duruma tepki gösteriyor.
💬Üniversite ve Kariyer Danışmanı Seray Çırak “Bölüme zorunlu, diğer bölümlere seçmeli olarak açılan derste bölüm öğrencilerine kontenjan kalmaması sorunu hâlâ çözülemedi. Kontenjanı ikiye ayıracaklar sadece, ayıramadılar. Bir diğer meselemiz de kontenjan tutma botlarıyla sisteme girenler. Eskiden sabah erken kalkan arkadaşa yer tutturulurdu, devir değişti, botlar yer tutuyor.”
Cumhurbaşkanlığı'ndan Devlet Üniversitesi Kadro İşlemlerine Dair Düzenleme.
2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri kapsamında devlet üniversiteleri tarafından yapılacak kadro ihdas ve izin işlemleri öncesi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığından izin alınması zorunluluğu getirilmişti.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yeniden yapılan değerlendirme sonucunda; söz konusu uygulamanın kaldırılarak doğrudan Makamlarından bu sürecin yürütülmesinin uygun olduğuna karar verilmiştir.