Dünyalık telaşlar, kaygılar ve işler için sabahın köründe uykumuzdan feragat ediyor, en büyük disiplini sergiliyoruz; çünkü geçici hedeflerin hırsı ve kaybetme korkusu uykumuza galip geliyor. Fakat aynı hassasiyeti, bizi var eden Rabbimize göstermeyerek büyük bir çelişkiye düşüyoruz. Oysa Allah Nisâ Suresi 103. ayette "Namazı bitirince de ayakta iken, otururken ve yatarken Allah’ı anın. Güvenlik içinde olduğunuzda namazı gerektiği gibi kılın. Şüphe yok ki namaz, müminler üzerine vakitleri belli olarak yazılmış bir ödevdir" buyurarak kulluğun erteleme kabul etmediğini bildirmiştir. Sonuç olarak, fani kaygılar için gün doğmadan uyanıp Yaratan’a yüz çevirmek; Efendimizin (s.a.v.) "Sabah namazının iki rekatı, dünyadan ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır" (Müslim) hadisinde müjdelediği asıl kazancı kaçırıp, geçici dertlerin peşinde tükeniyoruz.