Onlar NATO’cu, biz yurtseveriz!
NATO zirvesi öncesi bir dizi ilde düzenlenen ev baskınları ve yapılan gözaltılar, AKP’nin OHAL ya da sıkıyönetim rejimini olağan hale getirdiğinin en somut örneğidir. Sosyalist parti ve güçlerin yönetici ve üyelerinin ev baskınlarıyla göz altına alınması, 12 Eylül cunta rejiminin AKP’yle devam ettiğini fazlasıyla göstermektedir.
NATO zirvesine katılacak devlet başkanları için kendi yurttaşlarını alıkoymak, evlerine polis baskını düzenlemek ve gözaltına almak korkunun değilse hangi mantığın sonucudur?
NATO, emperyalizmin çıkarlarını koruyan bir savaş yapılanmasıdır. Patronu ise haydut ABD’dir. NATO’ya hayır demek, bu savaş örgütüne dur demek, emperyalizme karşı tam bağımsız Türkiye demek ne zamandan beri suç sayılmaktadır?
Düzenlenen ev baskınlarına ve gözaltı uygulamasına son verilmeli, bütün gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır.
Kimin yurtsever kimin işbirlikçi olduğu buz gibi ortaya çıkmıştır.
Bir tarafta Trump’ın dostları diğer tarafta Türkiye’nin yurtseverleri vardır!
DENİZ GÖKTAŞ SUÇSUZDUR!
AKP’nin yaygara siyasetine boyun eğmeyeceğiz!
Ülkemizde sermaye diktatörlüğünün adı olan AKP’nin istibdat rejimi bugün komedyen Deniz Göktaş’ı tutuklayarak yeni bir adım atmıştır. Yaptığı gösterideki mizahi unsurların “dini değerleri aşağılama” ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” olarak ele alınması ve tutuklama yönünde adım atılması AKP rejiminin kendisine karşı çıkanlara tehdit siyasetinden başka bir şey değildir.
Ülkeyi parsel parsel satan, “ben ülkeyi pazarlamakla mükellefim” söylemini en başa yazan, emperyalizm ve haydut ABD’ye hizmette sınır tanımayan ve en önemlisi dini siyasete alet ederek yurttaşların inançlarını sömüren bu iktidar tüm bu yaptıklarını görünmez hale getirmek için kendisine dönük mizahi söylemlere ve şakalara dahi tahammül edemiyor.
Çünkü suçlu olduklarını, ülkemiz emekçilerinin alınterini sermayeye ve emperyalizme peşkeş çektiklerini; gençlerin geleceğini, kadınların ve emeklilerin haklarını gasp ettiklerini çok açık bir şekilde biliyorlar. O yüzden kendilerine her türlü ifade, düşünce ve eylem serbestken, kendilerine karşı çıkanların ifadelerini, düşüncelerini ve eylemlerini baskı altına almak istiyorlar.
Önümüzdeki günlerde emperyalizmin terör örgütü NATO’ya şirin görünmek için ülkemiz gerçeklerini makyajlamaya çalışan AKP iktidarı, bu ülkenin yurtseverlerini, devrimcilerini ve emperyalizm karşıtlarını baskı ile sindirmeye çalışıyor.
Deniz Göktaş emekçi, ilerici yurtsever bir sanatçı olarak AKP iktidarının tüm çirkin yüzünü kendilerine gösterecek bir ayna tutmuştur. Herkesin bildiği gibi söylemlerinde dini değerlere dair bir aşağılama yoktur. AKP iktidarı “dinimize saldırı var” diyerek ülkemize asıl saldırının üzerini örtmek için bir yaygara kopartmaktadır. Oysaki, ülkenin gerçekleri açlık, yoksulluk, emperyalizme kölelik, tarikatlarda tecavüze uğrayan çocuklar, Gazze’de soykırım sürerken Türkiye’nin ticaretinin devam etmesidir…
Ülkemiz hak ettiği düzlüğe mutlaka çıkacaktır.
İstibdat rejimi yenilecek, eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum kurulacaktır.
Deniz Göktaş suçsuzdur ve derhal serbest bırakılmalıdır!
AKP’nin istibdadına da, hamaset ve yaygara siyasetine de boyun eğmeyeceğiz!
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması karşı devrim cephesinin ülkemize nasıl bir hukuki, kültürel ve toplumsal gömlek biçtiğinin göstergesidir!
Deniz Göktaş, internete yüklediği programında toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla siyasal iktidarı, ülkemizin getirildiği baskı ortamını, siyasal alandaki kültürel gerilemeyi ifade özgürlüğü bağlamında ele almış, eleştirel ve mizahi bir retorik kullanmıştır. Sözleri hiçbir suç unsuru taşımamasına, hiçbir hakaret içermemesine rağmen siyasal İslamcı iktidar çevrelerini rahatsız etmiş, hakkında ideolojik bir soruşturma açılmıştır. Bu soruşturma nedeniyle yurda dönüşünde, gözaltına alınmıştır.
Siyasi iktidarın dini siyasete alet etmesini, iktidarın uzantısı hâline gelen savcılığın, adli süreci de bunun uzantısı haline getirerek, perçinlediği anlaşılmaktadır. Laiklik ilkesinin anayasal koruma altında olduğu laik cumhuriyete bağlı hukuk düzeninde bazı kesimlerin söz konusu mizah söyleminden hoşnut kalmaması, kırılması veya bunu "saygısızlık" olarak nitelendirmesi, o ifadenin ceza hukuku anlamında bir "suç" olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki, hiçbir dinsel öğreti laik anayasal bir düzende eleştiriden muaf değildir. Laik bir düzen hukuki, siyasi ve toplumsal düzeylerde “duygular”, “kutsallıklar” ve tabulardan muaftır. Ülkemize ve yurttaşlara dayatılan laikliğin tasfiye edildiği gerici bir rejimdir.
Mizah ve eleştiri toplumların uygarlık düzeyinin göstergesi iken, buna tahammülsüzlük, uygarlık düzeyindeki gerilemenin göstergesidir. Mizah ve eleştiriyi her fırsatta “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” gibi suçlamaların konusu yapmak, karşı devrim cephesinin ülkemize nasıl bir kültürel ve toplumsal gömlek biçtiğinin de göstergesidir.
Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, bu soruşturma ve gözaltı, sadece hukuki olarak bile "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi ile laik anayasanın fiilen ortadan kaldırılması sürecinin bir parçası niteliğindedir. Öte yandan, yurt dışı seyahatinden dönen Göktaş’ın “yakalandı” gibi ifadelerle ters kelepçeyle gözaltına alınması, kötü muamele, eziyet ve işkence suçudur. Bugün bu suçları işleyenler, Anayasayı ve laik hukuku ortadan kaldıran bir karşı devrim cephesinin bileşenleridir.
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır!
Laiklik Meclisi, laiklik ilkesini ve çağdaş bir toplumu yok sayan her türlü saldırının karşısındadır!
Laiklik Meclisi, 3 Temmuz 2026
2 TEMMUZ BU ÜLKENİN AYDINLIK GELECEĞİNE KARŞI YAPILAN BİR KATLİAMDIR!
Bir kez daha tarih takvimleri 2 Temmuz'u gösteriyor. 2 Temmuz 1993'te Madımak'ta toplanan gericiler, bu ülkenin aydınlarını, ilericilerini katlettiler. 33 yıl önce Sivas'ta işlenen katliamın failleri bellidir ve zihniyeti iktidardadır. AKP'nin yöneticileri, kurucuları, bakanları Sivas'ta katliamı gerçekleştirenlerin koruyucusu, kollayıcısı ve fikirdaşıdır. Dün Sivas'ta yakanlar, Türkiye'nin ilerici birikimi ile hesaplaşmayı kafasına koymuş örgütlü gerici azınlıktır. Bu gerici azınlık, bugün sermaye adına, emperyalizmle işbirliği için Cumhuriyet'in tüm kazanımları ile hesaplaşmayı kafasına koymuş, toplumun gericileştirilmesini siyasetin başat unsuru haline getirmiştir.
Sivas'ta yakanları yakından tanıyoruz! Sivas'ı "şanlı kıyam" olarak tanımlayanlar, bugün iktidarın koruması altındadır. Sivas'ta harekete geçirilen gerici azınlık, ilerici birikimle tarihsel bir hesaplaşma içine girmiştir. 33 sene sonra, bu hesaplaşma iktidar eliyle bizzat devam ettirilmektedir.
Ülkemiz emperyalizmin tahakkümü altında, emekçileri baskı altında tutmayı tek politikası haline getiren bir azınlık iktidarının yönetimindedir. Dün Sivas'ı yakanlar, bugün NATO eliyle düzenlenen Ortadoğu'da kurşun asker olmak için heveslenmektedir. Dün 6.filoyu kıblesi olarak görenler, 2 Temmuz'da Sivas'ta aydınlık yarınları yakanlar, bugün emperyalizme karşı "Nato'ya hayır!" diyen bağımsızlık isteyen yurtseverleri sosyalistleri polis baskısı ile yola getirmek istemektedir.
Dün olduğu gibi, bugün de gericiliğin bu adımları başarıya ulaşamayacak. Ellerine geçirdikleri her fırsatta emekçileri sömüren, gericilikle boğan, emperyalizmle işbirliği yapanlar bilsinler ki; bu ülkenin tükenmez bir ilerici birikimi vardır. Ülkemizin emekçileri, gençleri, kadınları Sivas'ta boğulmak istenen aydınlık yarınlara her fırsatta sahip çıkmıştır.
Bugün de ülkemizi benzer bir hesaplaşma içine sokmak isteyenler yanılıyorlar, Türkiye'nin emekçi halkı size bir fırsat daha vermeyecek. Sivas'ın ışığı asla sönmeyecek!
📣 İstanbul'da NATO'YA karşı alandayız!
🔴 Emperyalist savaş örgütü NATO'ya da, Trump'a da istenmiyorsunuz demek için buluşuyoruz!
📆5 Temmuz Pazar
📌Boğa-Kadıköy
🕒19:00
#natoyahayır#notonato
Nepotizmle övünen “rektör”
UTANMAN YOK MU?
Akrabalarını üniversiteye dolduran Şırnak Üniversitesi rektörü, kibir ve tehdit dolu bir ferman yayınlamış. Kendisini öve öve bitirememiş.
Kendisinden önce üniversitenin tam anlamıyla bittiğini söyleyerek, AKP’nin övündüğü her ile üniversite gerçeğini de itiraf etmiş.
“Üniversiteye hayat vermek” için ise üniversitenin logosunu değiştirmiş, kampüsün çevre düzenlemesini yapmış, sistem odası kurmuş, üniversiteye slogan belirlemiş. Bunu da başarı diye anlatmış. Ama asıl başarıyı akrabalarını üniversiteye atamakmış!
Nepotizm ile övünmek de varmış!
Ama asıl olgu nepotizmi inancıyla eşleştirmesidir.
AKP’liler, yandaşlar, siyasal İslamcılar budur: Onlar için din kendi çıkarlarıdır. İslam dinini nepotizmle eşdeğer görmekten utanmayacak bir çürümüşlük içindeler.
“Boyunlarına kadar pisliğe battıklarından, başları dik yürüyorlar.”
NATO’nun selametini düşünmek Özel’e mi kaldı?
ÖZEL KARAR VERSİN: KUVAYI MİLLİYE Mİ NATO MU?
Newsweek dergisi için kaleme aldığı yazının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde İngiltere merkezli Financial Times gazetesinde de bir makale yayımladı. Söz konusu yazı, bütün yurttaşların okuması gereken ibretlik ifadelerle doludur. Makalede kısaca NATO’nun kısa vadeli jeopolitik hesapları nedeniyle Erdoğan’ın otoriter yönetimine meşruiyet verilmemesi isteniyor. NATO zirvesi üzerinden Erdoğan’ın güç ve meşruiyet devşirme hesabı içinde olduğu söylenirken, Batıya “kendisinin” tercih edilmesi “ima edilmektedir.”
Erdoğan’ın emperyalizm karşısında tutumu ortadadır: Bizzat Büyük Ortadoğu Projesi için “uyumlu İslamcılık” adıyla başa getirilmiş, BOP eş başkanlığı görevi kendisine verilmiş, onun döneminde ülkenin bütün değerleri emperyalist şirketlere peşkeş çekilmiş, Türkiye emperyalizmin tam boy pazarı haline getirilmiş bulunmaktadır. Bugün İsrail’in güvenliği için NATO’ya yeni bir görev verilirken, bunun için Erdoğan’a bir kez daha misyon biçilmektedir.
Özel, NATO’nun böyle bir misyonu için otoriter bir tek adam rejimine ihtiyacınız yok demeye getirmekte ve NATO’yu uyarmaktadır. Ancak dile getirilen sözler ve görüşler, emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı verilerek kurulan Cumhuriyet’i ve her platformda Kuvayı Milliye’yi savunan bir partinin “liderine” yakışmamaktadır!
Özgür Özel ya ne dediğini bilmemekte ya da hangi tarafta olduğunu net olarak ortaya koymaktadır: "Demokratik rekabetin, halk nezdinde meşruiyetin ve hukukun üstünlüğünün bulunmadığı bir Türkiye öngörülebilir ya da güvenilir bir ortak değildir. Böyle bir ortamda dış politika, iç siyasette ayakta kalmanın aracı haline gelir. Erdoğan bugün Washington'a, yarın Moskova'ya, ertesi gün Pekin'e yönelebilir; tek amacı kendi iktidarını güvence altına almak olur. Tek bir kişinin iktidarını sürdürmesi, Türkiye'nin ulusal çıkarlarının önüne konulmaktadır." Sözüyle Erdoğan dış politikasının eleştirisini değil aynı zamanda Washington dışındaki seçenekleri eleştirmekte, Amerikancılık dışındaki seçenekleri bizzat Batıya şikâyet etmektedir!
Özgür Özel’in bu sözleri, açık olarak, tıpkı “NATO, demokrasinin güvencesidir” diyen atanmış genel başkan Kılıçdaroğlu’nun çizgisinin devamından başka bir şey değildir.
Ancak asıl skandal makalesindeki şu sözlerde bulunmaktadır: "Vatandaşların seçimler yoluyla değişimin mümkün olduğuna inanmasını engelleyen bir rejim, umutsuzluk ve öfke üretir," diyerek bunu "daha acil bir tehlike" olarak nitelendiren Özel "Bu durum ekonomik kötü yönetim ve derinleşen yoksullukla birleştiğinde toplumsal ve siyasi çalkantı riskini artırır. Böyle bir patlama Türkiye sınırları içinde kalmaz. Avrupa'nın güvenliğini, kritik enerji hatlarını, Orta Doğu'yu ve NATO'nun güney kanadını etkiler," ifadelerini kullanarak miting meydanlarındaki “solculuğun” nasıl bir biçimden ve kılıftan ibaret olduğunu fazlasıyla göstermektedir.
Bu ülkede toplumsal tepkinin NATO’ya, emperyalizme, ABD’ye yönelmesini büyük bir tehlike olarak gören bir zihniyetin ne solculukla ne ülkenin çıkarlarıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Ülkemizdeki emperyalizme karşı büyük halk hareketinden çıkacak bir anti-emperyalist devrimden korkan solcu olamaz: NATO’nun selametini düşünen halkın selametini düşünmez!
Her platformda Kuvayı Milliye geleneğinden geldiğini söyleyen Özel karar vermelidir: Kuvayı Milliye mi NATO mu?
NATO'ya hayır demek suç değil
BAĞIMSIZ TÜRKİYE DEMEKTİR!
İstanbul'da toplanan NATO Parlamenterler Asamblesi ile NATO ülkeleri Meclis Başkanları, NATO'nun yeni saldırılara ve savaşlara hazırlandığını ilan ettiler. Silah yatırımlarının artacağının mesajını veren Meclis Başkanları, ABD'nin çıkarları etrafında tek sıra dizilerek NATO’nun gerçek misyonunu da ortaya koydular.
Bölge ülkelerine dönük saldırganlığın öne çıktığı bu toplantı, ülkemiz adına utanç vericidir! İktidar, NATO Zirvesi öncesi baskıyı arttırırken, emperyalistlere "konuksever" davranmayı ise ihmal etmedi.
İstanbul'da yapılan NATO Parlamenterler Asamblesi, NATO'nun bir savunma örgütü olarak değil, savaş, saldırı ve emperyalizmin çıkarlarının korunması için kurulmuş bir mekanizma olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Türkiye'nin bağımsızlığı, emekçilerin çıkarı ABD'nin çıkarlarının ardına dizilmekten geçmiyor. NATO, bölgemizi ateşe atmaya, Türkiye'nin emekçi halkını da kurşun asker olmaya çağırmaktadır.
Türkiye'nin emekçi halkı NATO'nun kurşun askeri, ülkemiz ABD'nin ileri karakolu olamaz!
İstanbul'daki bu toplantı dünya barışının, emekçi halkın, egemenlik haklarının karşısındadır. 21. yüzyılın savaş baronlarının ilan ettiği politikayı emekçi halkımız kabul etmeyecektir.
Emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veren bir ülkenin emekçileri, NATO'nun savaş politikalarına da ABD'ye de boyun eğmeyecektir.
NATO'ya hayır demek, bağımsız Türkiye demektir!
Bağımsızlık için NATO’ya hayır diyen bütün yurttaşlar derhal serbest bırakılmalıdır!
İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Adana'da, Türkiye'nin dört bir yanında NATO'ya hayır çağırısı yapmaya devam edeceğiz!
📣 NATO'YA karşı yürüyoruz!
🔴 Emperyalist savaş örgütü NATO'ya da, Trump'a da istenmiyorsunuz demek için buluşuyoruz!
📆5 Temmuz Pazar
📌Boğa-Kadıköy
🕒19:00
#natoyahayır#notonato
(1) İstanbul'un dört bir yanında pankartlarımız ile NATO'ya hayır demeye devam ediyoruz!
📌 Bakırköy
📌 Mecidiyeköy
📌 Pangaltı
📌 Zincirlikuyu
🔴Sen de bize katıl, bağımsız sosyalist Türkiye mücadelesini büyütelim!
📱0541 515 1920
#NATOyaHayır#notonato
Devamı 👇
📣 Katil NATO, katil Trump ülkemizde istenmiyorsunuz!
🔴 NATO Zirvesi öncesi utanç binası Trump Tower önünde bu ülkenin yurtseverleri, devrimcileri ve komünistleri NATO'ya hayır dedi!
🔴 Bağdat'ın, Gazze'nin, Tahran'ın katillerine karşı İstanbul'un emekçi halkı tek yürek tek sesti! Bağımsız bir ülke için sen de bizimle yürü!
#NATOyahayır
#notonato
TKH sosyal medya hesaplarına erişim engeli
BAĞIMSIZLIK İSTEYENLERE DEĞİL, NATO'YA ERİŞİMİ KISITLAYIN!
NATO zirvesi öncesi fiili sıkıyönetim ilan eden iktidar, gözaltı ve sansür uygulamasına devam ediyor. Önceki günlerde bir dizi NATO karşıtı siteyi erişime engelleyen, Ankara'da fiili sıkıyönetim ilan eden, yüzlerce yurttaşımızı tutuklayan iktidar, sosyal medyaya da el attı.
Sosyal medyada bir dizi hesabı önceki günlerde erişim engellemesi getiren iktidar, sansürüne TKH İstanbul İl Örgütü'nün Twitter (X) hesabını engelleyerek devam etti.
İstanbul'da yüzlerce noktaya erişen, binlerce emekçiyle NATO Karşıtı çalışma ile temas eden partimiz, bağımsızlık mücadelesini yükseltmeye devam edecektir!
Erişim kısıtı getirdiğiniz bağımsızlık ve sosyalizmin sesini İstanbul'un ve yurdun dört bir yanındaki emekçilerine ulaştıracağız. Buna şüpheniz olmasın.
Türkiye Komünist Hareketi Genel Merkez
NATO'CULARA KARŞI GÖREV BAŞINDAYIZ!
Emperyalizmin silahlı aygıtı NATO ülkemizde yapacağı toplantı ile bir yeniden yapılanmaya giriyor. NATO'nun kan ve savaşla dolu tarihine yeni halkalar katmayı hedefleyen NATO Zirvesi, ülkemizin emekçileri adına utanç verici sahnelere şahit olacak. Bir yanda Erdoğan'ın kişisel gövde gösterisi, diğer yanda sermaye düzeninin emperyalist sahipleri tarafından yeni görev yerlerinin belirleneceği NATO Zirvesini bu ülkenin emekçileri, ilericileri, yurtseverleri ve komünistleri kabul etmiyor.
Başkenti olağanüstü önlemler ile abluka altına alan, bu ülkenin ilerici, yurtsever, solcu birikimine karşı 12 Eylül darbesi günlerini andıran bir sürek avını başlatan AKP iktidarının NATO'dan alacakları kursağında kalacaktır. Yeni görev yerlerine kurşun asker olmayı hedefleyen AKP iktidarının karşısında bu ülkenin bağımsızlıkçı, ilerici, yurtsever birikimi çıkacaktır.
Partimiz Türkiye Komünist Hareketi'nin de içinde olduğu NATO'ya Hayır Koordinasyonu, Gazze'nin, Tahran'ın, Ankara'nın düşmanlarına karşı görev başına diyor.
Ülkemizin emekçileri, gençleri, kadınları, aydınları, partimiz Türkiye Komünist Hareketi sizleri emperyalizmin silahlı aygıtına karşı bağımsızlık ve sosyalizm bayrağını yükseltmeye çağırıyor.
"NATO'dan çıkılsın, üslere el konulsun" demek için, NATO Zirvesine karşı bir araya geliyoruz!
Ortadoğu'yu kan denizine çeviren, ülkeleri bölmek konusunda "uzmanlık" almış Trump'ı da, Barack'ı da, bilumum emperyalisti de bu ülkede istemiyoruz!
Orada NATO varsa, burada da komünistler var!
27 Haziran Eylem Takvimi
İstanbul 18:00 Trump Tower
Ankara 19:00 Sakarya Caddesi
İzmir 16:00 Şirinyer Migros
Türkiye Komünist Hareketi Genel Merkezi
NATO'ya karşı sosyalistler sahaya iniyor: Üç büyük kentte "istenmiyorsunuz" denilecek
📌 Aralarında TKH, Sol Parti, EMEP, TİP, Halkevleri, EHP ve Devrim Partisi gibi sosyalist parti ve çevrelerin oluşturduğu NATO'ya Hayır Koordinasyonu 27 Haziran tarihinde üç büyük kent başta olmak üzere bir dizi yerellikte "İstenmiyorsunuz" başlıklı eylemler düzenleyeceğini açıkladı.
https://t.co/kAhHwoL8QS
TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek’ten Ankara Valiliği’ne tepki: Milli güvenlik ve ülkemizin itibarı böyle sağlanmaz!
TRUMP’A ŞİRİN GÖZÜKMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ!
🔗https://t.co/cpKdJjwQm6