@haberrekor O kurultayda bir numara yaptığınız o kadar belliydi ki sevinçten @veliagbaba ile birbirinize çılgınca sarıldınız. Zoomcu tayfa, hepiniz 1 bir defolup gideceksiniz.
Özgür Özel, İmamoğlu'nun talimatıyla yeni kuracağı parti için kurucular arıyormuş, sağa sola telefonlar ediyormuş.
Gölge bakanlarınız nerede, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi diye bangır bangır bağırıp kamuoyuna parlatarak sunduğunuz isimler nerede. Onlar yetmiyor mu..
Kurun partinizi görelim.
Hiçbir şey yapma şansınız yok. Partinizi kurduktan sonra hızla uçurumdan aşağıya yuvarlanacaksınız.
Yaşayalım görelim.
@herkesicinCHP
Tarihin Doğru Yerinde Olmak
Dün akşam bir telefon aldım.
Arayan, geçmişte Türk Harb-İş Sendikası'nın Genel Başkanlığını yapan, sonrasında Kocaeli Milletvekili olan, daha sonra Genel Başkan Yardımcılığı ve Ankara Milletvekilliği yapan İzzet Çetin'di.
Bana kurduğu ilk cümlesi "Bülent, bir kere de tarihin doğru yerinde ol!" şeklindeydi. "AKP'ye payanda..." diye başladığı ikinci cümlesini, gerisini getirmesine izin vermeden kestim ve ağır bir tepki vererek telefonu yüzüne kapattım.
Üniversitenin bitiminden itibaren, 1989 yılında SHP'de Gençlik Kolları'na girerek siyaset alanında yer almaya başladım. Cumhuriyet Halk Partisi'nin tekrar açılması ile birlikte Çankaya'da ilk üyelerinden oldum ve yönetimde yer aldım. İzzet Çetin ile yollarımızın kesiştiği yıllarda Haluk Koç'un Deniz Baykal'a karşı genel başkan adaylığı sürecinin içinde yer aldım. Deniz Bey'in istifasından sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olma sürecinde birlikte Kemal Bey'e destek verdik.
Kemal Bey Genel Başkan olduğunda, Haluk Koç ve İzzet Çetin Genel Başkan Yardımcıları oldular. Haluk Koç uzun yıllar partinin mali işlerini yürüttü. Grup başkan vekilliği dönemi de olmuştu. O süreçlerde Haluk hoca ve İzzet Çetin ile yan yana olduk. 2018 yılında, CHP'nin 15 milletvekili vererek seçime girmesini sağladığı İYİ Parti'ye katıldım, muhalif alanın genişletilmesine "AKP'nin geriletilmesi" stratejisine katkıda bulundum. 2019'a gelindiğinde yerel seçim işbirliği sürecinde arka planda yürütülen çalışmalarda Oğuz Kaan Salıcı ile aynı masada yer aldım ve çalışmalarımızın sonucunda. Türkiye'ye büyük bir zafer armağan edildi. Bugün o zaferin üstünde oturuyor herkes. 2023 yılında altılı masanın dağılma aşamasında bütün Türkiye'nin gözü önündeki en büyük tepkiyi ben verdim ve Meral Akşener'i protesto ederek Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında yer aldım, siyasi çalışmalarımı CHP'de sürdürdüğüm 4-5 Kasım 2023 tarihindeki 38. Kurultay'da Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekledim ve o günden bugüne kadar da desteğimi açık açık sürdürdüm, hiçbir zaman geri adım atmadım. Bugün de Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemeye devam ediyorum.
Ömrümüz yeterse, bugünler 'tarih' olarak yazıldığında, tarihin bugünleri nasıl yazacağını hep birlikte göreceğiz.
Yukarıda anlattığım süreçlerde tarihin doğru yerinde durduğuma inanıyorum.
İzzet Çetin'in bana söylediği söz üzerinden baktığımızda, onu tanıdığım dönemler açısından Kocaeli milletvekili iken yaklaşan seçimde milletvekili listesine konulmayacağı anlaşıldığında PM'de birilerinin para-tura ilişkilerine girdiğini anlattığı ve buna şiddetle karşı çıktığı konuşmasını bana verirken, birlikte tarihin doğru yerindeydik. Haluk Koç'un adaylığını birlikte desteklerken tarihin doğru yerindeydik. Baykal'dan sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığını desteklerken tarihin doğru yerindeydik. Haluk Koç ve kendisi Genel Başkan Yardımcısı olduğunda yanlarındayken tarihin doğru yerindeydik. 2019'da Ekrem İmamoğlu dahil birçok belediye başkanına belediyelerin alınmasına neden olan stratejileri kurarken tarihin doğru yerindeydik. Altılı masa sürecinde tarihin doğru yerindeydik. Seçim kaybedildiği andan itibaren tarihin doğru yeri değişti. İzzet Çetin'e göre o tarihin doğru yerinde, biz eğri yerinde kaldık.
Hadi oradan.
Hadi oradan.
Bırakın bu hikâyeleri.
Tarihin doğru yerini günü geldiğinde tarih yazacak. O gün, kim tarihin doğru yerindeymiş, hayatta kalanlar görecek.
@herkesicinCHP
@bulentgrsy@gulay0962@herkesicinCHP@ank_kentkonseyi@ankarabbld Aliştılar, şoförler arabalar, kapılarının açılmasına , arıza çıkarıp duruyorlar.Bir fikirleri de çabaları da yok. Partinin imkanlarını bir mirasyedi gibi kullanıyorlar. Bu rahatlığı bırakıp zor giderler.
Eserlerimi Kemal Kılıçdaroğlu ve partisi kullanamaz!" çıkışları,
siyasi tarihe altın harflerle geçecek cinstendi.
Düşünsenize, koskoca ana muhalefet partisi iktidar yürüyüşüne çıkmış, meydanlar hıncahınç dolu, tam mikrofon açılacak...
Hop! Oradan bir ses yükseliyor:
"Orada durun! Benim do-re-mi'lerimle devrim yapamazsınız! O fa-diyez benim helalleşme listeme dahil değil!"
Sanki Kılıçdaroğlu miting meydanına çıkıp ülkenin ekonomik vizyonunu anlatmayacak da, eline bağlamayı alıp o türküyle turneye çıkacak, albüm yapıp parsayı toplayacak! Altı ok, birdenbire "Altı Nota" barajına takılıverdi.
Sazın Sapıyla Siyaset Yapmak
Bu yasakçı koroya katılan sanatçılarımızın asil duruşunu (!) da takdir etmek lazım.
Onlar ki, sanatın evrenselliğine, müziğin birleştirici gücüne inanmış (!) koskoca çınarlar. Ama iş siyasi pozisyon almaya gelince, o evrensel müzik birdenbire sadece "belirli bir ideolojinin hoparlöründen çıktığında" kutsal sayılan birer seçim enstrümanına dönüştü.
Yasak kararını alan sanatçılarımızın vizyonu takdire şayan: