“Öcalan diyor ki; ‘Demokrasi, hukuk üzerine inşa edilmezse eğer, demagogların elinde halkı yönetmenin en soysuz araçlarından birine dönüşür’.
Hal bu iken Öcalan neden seksen yıla yakın ömrünü, elli yılı aşkın mücadelesini gelip de ömrünün son deminde çöpe atsın? Barış ile yetinebilecekken, demokratik cumhuriyet diyen Öcalan değil mi? Çıtayı yükselten Öcalan değil mi? Öcalan bilmiyor mu demokratik cumhuriyetin hukuk devleti ile mümkün olduğunu?
Ne diye sabah akşam norm devlet deyip duruyor, neden sürecin başından beri her seferinde eli havada kalmasına rağmen Özgür Özel’e ve partisine selam gönderiyor Öcalan?
Öcalan neden kurucu önderi olduğu hareketi gitsin de bir başkasının ittifakına, iktidarına vagon yapsın? Öcalan bilmiyor mu hareketinin ve partisinin sisteme itiraz üzerinden yükseleceğini? Neden kaba bir asimilasyondan kirli bir asimilasyona sürüklesin halkını Öcalan?
Aydın olmak, hakikate göre hareket etmeyi gerektirir. Zordur, ama aydın olmak budur.”
“Güneş bayrak, gök çadırdı. Kürt’ün taziye çadırının üstüne kurulamaz Türk’ün devlet otağı.
Türk göçebeydi, nerde kaldı göçebeliği; mekânla mı sınırlıydı, Türk’ün zihni de göçebe değil miydi? O göçebelik sayesinde yayılmadı mı üç kıtaya Türk, o sayede otağına girmedi mi, sığınmadı mı yetmiş iki millet? Nerede duygu ve düşüncede göçebelik, nerede o bitmek bilmeyen oluş hali Türk’ün?
Türkiye yüzyılı epik bir ülkü, onu ancak lirik bir dille inşa edebiliriz. Türk ile Kürt’ün yurttaş olması yetmez, ülküdaş ve yoldaş olması gerek. Cüzi bir siyaset değil külli bir siyaset gerek. Yola Nallıhan’dan çıkmak gerek. Vahdet haşa biz kimiz, bir olamayız; kesret ise biziz, birlik olabiliriz. Türk-Kürt iki ayrı halk, iki ayrı varlık. Ama aynı zamanda da tek bir varlığın iki ayrı tezahürü.
Bir olmak Allah’a, birlik olmak ise biz insanlara mahsus. Ezeli ve ebedi kavramları da Allah’a mahsus; insanın evveli ve ahiri olur. Ezeli dostluklar, ebedi düşmanlıklar yoktur. Maharet boyun eğdirmekte değil, el sıkışmakta. Bırakın gazetecileri, siyasi liderler neden gitmesin İmralı’ya? Madem gelemiyor İmralı Ankara’ya. Misal Devlet Bahçeli neden el sıkışmasın Abdullah Öcalan’la?
Önce sen sen ol, ben de ben olayım; sonra da sen-ben perdesini yırtıp biz olalım, bir değil birlik olalım. Terörsüz Türkiye ve Türkiye yüzyılı; korku ve kaygı silinmeden olmaz, kibir ve komplekse kapılarak olmaz.”
@abdurrahim48319 Sayın Öcalan'a atfedilen bu söz ( kudretine şükürler olsun) cümlesinde yanlış bir şey yoktur.
Siz kelimeleri sadece dini olarak ele alırsanız yanılırsınız.
@abdurrahim48319 Kudret, en genel anlamıyla güç, kuvvet ve bir şeyi yapabilme yeteneği demektir..
Kudret ilahi bir güce sadece atfedilmez. Kudret insana dair bir kavramdır.
kişiye şükür... Bir insanın yaptığı iyiliğe karşı duyulan şükran...
Leyla xanım asalet abidesidir.!
"Mirin li ber riya meye tevaye,ciwanê Kurd nemirin besi meye"
"Sonuçta hepimiz öleceǧiz yeter ki Kürt gençleri ölmesin" diyor.
@abdullahnaci Gülmenin ardından boğazda ki acı yutkunmanın verdiği gözyaşlarının sıcaklığını çekenler iyi bilir.
En sevdiğinin ölümünden sonra her anda onu görmek onu hatırlamak ,sonrasında özlem içinde kalmak. Çok özledim... 😔