Kurban Bayramı’nın ülkemize, tüm insanlığa ve çalışma hayatımıza huzur, bereket ve esenlik getirmesini dileriz.
Dayanışmanın, birlik ve beraberliğin önemini her zamankinden daha fazla hissettiğimiz bu özel günlerde, sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi temenni ederiz.
Bayramınız kutlu olsun.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak bağımsızlık mücadelesinin ilk adımını attığı o anlamlı günün 107. yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. 19 Mayıs; milletimizin özgürlük iradesinin, bağımsızlık inancının ve gençliğe duyulan güvenin en güçlü simgelerinden biridir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyor; geleceğimizin teminatı gençlerimizin ve aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz
18 Mayıs Uluslararası Denizci Kadınlar Günü kutlu olsun.
Dünya Denizcilik Örgütü’nün (IMO) aldığı kararla ilan edilen 18 Mayıs Uluslararası Denizci Kadınlar Günü; denizcilik sektöründe kadın emeğinin görünürlüğünü artırmak, toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek ve daha kapsayıcı bir çalışma yaşamını teşvik etmek açısından önemli bir gündür.
Denizlerde, limanlarda, gemilerde ve denizcilik sektörünün her alanında bilgi, emek ve mücadeleleriyle var olan kadın denizciler; karşılaştıkları tüm eşitsizliklere rağmen mesleklerini büyük bir özveriyle sürdürmekte ve sektöre güç katmaktadır.
Kadınların denizcilikte daha fazla yer aldığı, eşit haklara ve güvenli çalışma koşullarına sahip olduğu bir sektör, hepimiz için daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin de anahtarıdır.
Denizlerin her köşesinde emeğiyle iz bırakan tüm kadın denizcilerin 18 Mayıs Uluslararası Denizci Kadınlar Günü’nü kutluyor; eşitlik, dayanışma ve özgürlük mücadelesinde yan yana olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.
Rotamız eşitlik, pusulamız dayanışma olsun.
#WomenInMaritimeDay
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen çatışmaya müdahale sırasında şehit olan kahraman polislerimize Allah’tan rahmet; ailelerine, yakınlarına, Emniyet Teşkilatımıza ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Milletimizin başı sağ olsun.
1 Mayıs; emeğin, dayanışmanın ve adaletin tarihsel simgesidir. 19. yüzyılda işçilerin "insanca çalışma saatleri ve insanca yaşam" talebiyle başlattığı bu büyük yürüyüş, bugün sermayenin küresel kuşatmasına karşı en güçlü birleşik barikatımızdır. Bizler biliyoruz ki; 1 Mayıs sadece bir anma günü değil, geleceği elleriyle kuranların haklı taleplerini haykırdığı bir irade beyanıdır.
Bugün dünya genelinde emeğin payı sistematik bir şekilde küçültülmekte, sermaye sınır tanımadan palazlanırken, emeğin değeri sınır tanımadan düşürülmektedir. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca emekçi; güvencesizliğe, sendikasızlaşmaya ve derinleşen eşitsizliğe mahkûm edilmek istenmektedir. Üretimin öznesi olan işçi sınıfı, küresel ekonomik sistemin çarkları arasında görünmez kılınmaya çalışılsa da, bizler değer üretenlerin bu sistemin asıl sahibi olduğunu biliyoruz. Küresel sömürüye karşı tek cevabımız, küresel ve örgütlü dayanışmadır.
Çalışma hayatının en derin yarası, adaletsiz bölüşüm ve vergi sistemidir. Büyük sermaye grupları çeşitli muafiyet ve avantajlarla kârlarını koruma altına alırken, emeğiyle geçinenler daha yılın ilk aylarında ağır vergi yükleri altında ezilmektedir. Az kazanandan çok, çok kazanandan az alınan bu düzen, toplumsal adalet duygusunu derinden zedelemektedir. Adil bir vergi sistemi ve emeğin hakkının tam teslimi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Modern çalışma düzeni adı altında pazarlanan taşeronlaştırma ve esnek çalışma modelleri, aslında işçiyi haklarından mahrum bırakma çabasıdır. Hangi iş kolunda olursa olsun; güvencesiz çalışma, geleceksizlik demektir. İş güvenliğinin zayıfladığı, sendikal hakların engellendiği bir düzende sürdürülebilir bir gelecekten bahsedilemez. Kalıcı ve güvenceli istihdam, her emekçinin en temel insan hakkıdır.
Artan hayat pahalılığı ve derinleşen yoksulluk, emeğiyle yaşayan milyonların üzerine ağır bir gölge gibi çökmüştür. Bir ülkede üretenler payına düşeni alamıyor, çocuklar yoksullukla büyüyor ve kadınlar hem iş yerinde hem sosyal hayatta şiddet ve eşitsizlikle boğuşuyorsa; orada gerçek bir refahtan söz edilemez. 1 Mayıs, aynı zamanda kadının yaşam hakkının, çocukların aydınlık geleceğinin ve toplumsal barışın savunulduğu gündür.
Şunu çok iyi biliyoruz ki; sermayenin bu sınırsız ve küresel saldırısı karşısında hiçbir işçi yalnız başına ayakta kalamaz. Sendikal örgütlenme, sadece bir hak arama yolu değil, işçi sınıfının nefes borusu ve sömürüye karşı tek gerçek kalkanıdır. Emeğin örgütlü gücü yoksa, vergi adaleti bir hayalden; iş güvenliği ise boş bir sözden ibaret kalır.
Bu 1 Mayıs; sadece bir takvim yaprağı değil, sömürü düzenine karşı çekilen en net resttir! Fabrikalardan ofislere, tarlalardan şantiyelere kadar üretimin her zerresinde biz varız. Şimdi bu gücü, sendikal saflarda çelikten bir iradeye dönüştürme vaktidir.
Emeğin sömürülmediği, adaletin sadece sözde kalmadığı bir dünya için omuz omuza, tek yumruk olacağız! Haklarımızı söke söke almak, bölüşümde adaleti kurmak ve güvenceli bir geleceği kendi ellerimizle inşa etmek için birleşiyoruz. Biz yoksak hayat durur, biz birleşirsek dünya değişir!
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın Emek, Adalet ve Sendikal Mücadelemiz!
Bugün 28 Nisan İş Kazalarında Yaşamını Kaybeden İşçileri Anma ve Yas Günü. Bizim için bu tarih, sadece bir takvim yaprağı değil; çalışma hayatının acı gerçekleriyle yüzleşme, yitirdiğimiz canları hatırlama ve insanca yaşam hakkını savunma günüdür.
İSİG Meclisi’nin verileri Türkiye’deki tablonun vahametini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor: 2026 yılının henüz ilk üç ayında, en az 432 işçi kardeşimizi iş cinayetlerine kurban verdik. Bu rakamlar birer istatistik değil; ihmallerin, denetimsizliğin ve insan hayatını kâr hırsına feda eden anlayışın ağır bilançosudur.
Sorun sadece fiziksel kazalarla da sınırlı kalmıyor. ILO’nun küresel verileri, çalışma hayatındaki "görünmez katili" deşifre ediyor: İş yerinde aşırı baskı, mobbing, güvencesizlik ve yoğun stres gibi psikososyal risk faktörleri, her yıl dünyada 840 binden fazla işçinin yaşamına mal oluyor. Kötü çalışma ortamı sadece bedenimizi değil, kalbimizi ve ruhumuzu da hedef alarak bizi erkenden hayattan koparıyor.
İş cinayetlerinin “önlenemez olduğunu”, psikososyal baskıların ise bir çalışma gerekliliği olduğu masalını reddediyoruz. Ne bedenimizin üretim çarkları arasında ezilmesine ne de ruhumuzun mobbing ve gelecek kaygısıyla karartılmasına izin vermeyeceğiz. Bizim için her bir üyemizin sağlığı ve can güvenliği, her türlü kâr marjının üstündedir.
28 Nisan vesilesiyle, ekmeğini kazanırken aramızdan ayrılan tüm sınıf kardeşlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Onların anısını, her bir denizcinin ve emekçinin sağlıklı, güvenli ve onurlu bir işe kavuştuğu güne kadar mücadelemizde yaşatacağız. Hatırlıyoruz, yas tutuyoruz ve daha güvenli bir gelecek için birleşiyoruz.
23 Nisan 1920, milletimizin egemenliğini ilan ederek kendi kaderini tayin ettiği en büyük adımlardan biridir. Bu anlamlı günü çocuklara armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi rahmetle; gazilerimizi minnetle anıyoruz.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın; eğitimden, oyundan ve hayallerinden koparılmadan büyüyebildiği bir dünya kurmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Çocuk işçiliğinin olmadığı, her çocuğun eşit, güvenli ve mutlu bir yaşam sürdüğü yarınlar için mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Sevgi, barış ve kardeşlik içinde, çocukların gerçekten çocuk olabildiği bir gelecek dileğiyle…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen acı haberler, eğitim camiamızı ve tüm milletimizi yasa boğmuştur. Okullarımızda vuku bulan ve fidanlarımızı, değerli bir öğretmenimizi bizden koparan bu alçak saldırıları en sert biçimde kınıyoruz.
Bir toplumun geleceği olan eğitim yuvaları, korkunun ve şiddetin değil; huzurun, güvenin ve aydınlığın kalesi olmak zorundadır. Okul çatısı altında silaha ve zorbalığa geçit vermek, geleceğimize darbe vurmaktır.
Yaşanan bu üzücü hadiselerin tüm yönleriyle aydınlatılması ve okullarımızın huzur iklimini koruyacak adımların hep birlikte atılması en büyük beklentimizdir. Eğitim yuvalarımızın güvenli kalması adına gerekli hassasiyetin gösterileceğine ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için tüm süreçlerin titizlikle takip edileceğine inanıyoruz.
Hayatını kaybeden öğretmenimize ve hayatının baharında aramızdan ayrılan öğrencilerimize Allah'tan rahmet; kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Yaralılarımızın bir an önce sağlığına kavuşması en büyük temennimizdir.
Ramazan Bayramı’nın tüm insanlık için barışa, huzura ve kardeşliğe vesile olmasını temenni ederiz.
Sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk ve bolluk içinde nice güzel bayramlar geçirmenizi diler, milletimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı en samimi duygularımızla kutlarız.
Çanakkale’de vatan uğruna yazılan kahramanlık destanının 111. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu topraklar için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
Rahmet ve bereket kapılarının ardına kadar açıldığı mübarek Kadir Gecesi’nin; gönüllerimize huzur, hayatımıza bereket getirmesini temenni ederiz. Yapılan duaların kabul olması dileğiyle, tüm İslam âleminin Kadir Gecesi mübarek olsun.
8 Mart’ın kökeni, kadın işçilerin eşitlik ve insanca çalışma koşulları için verdiği tarihsel mücadeleye dayanır. 1857 yılında ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında çalışan yaklaşık 40 bin kadın işçi, daha iyi çalışma koşulları ve insanca yaşam talepleriyle greve başladı. Grev sırasında polisin işçilere saldırısının ardından kadın işçiler fabrikaya kilitlendi. Çıkan yangında 120 kadın işçi hayatını kaybetti. Bu acı olay, kadın emeğinin sömürüsüne karşı verilen mücadelenin sembollerinden biri olarak tarihe geçti.
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerinin simgesi olmaya devam ediyor. Kadın emekçiler, çalışma yaşamında karşılaştıkları ayrımcılığa, güvencesizliğe ve eşitsizliğe karşı mücadelelerini sürdürmektedir.
Denizcilik sektörü uzun yıllar erkek egemen bir alan olarak görülse de bugün denizlerde, gemilerde, limanlarda ve denizcilik hizmetlerinin pek çok alanında çalışan denizci kadınlar bu algıyı değiştiriyor. Zorlu çalışma koşullarına, mesleki eşitsizliklere ve görünmez kılınmaya rağmen denizci kadınlar mesleklerini kararlılıkla sürdürmekte, deniz emekçilerinin ortak mücadelesine güç katmaktadır.
Çalışma yaşamında şiddet ve tacize karşı kabul edilen ILO 190 sayılı Sözleşmesi, herkes için güvenli ve onurlu bir çalışma ortamının temel bir hak olduğunu ortaya koymaktadır. Denizcilik sektörü de dahil olmak üzere tüm işkollarında kadınların şiddete, tacize ve ayrımcılığa maruz kalmadığı bir çalışma yaşamının sağlanması için bu sözleşmenin etkin biçimde uygulanması büyük önem taşımaktadır.Ancak, Türkiye henüz bu sözleşmeyi imzalamadı. İşyerlerinde güvenli ve adil bir ortam sağlanması için bu sözleşmenin bir an önce yürürlüğe girmesini talep ediyoruz.
TDS olarak; denizde ve karada çalışan kadın emekçilerin eşit işe eşit ücret, güvenli çalışma koşulları ve ayrımcılıktan uzak bir çalışma yaşamı için verdikleri mücadelenin yanında olmaya devam edeceğiz.
Başta denizci kadınlar olmak üzere emeğiyle hayatı var eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü dayanışma ve mücadele duygularıyla selamlıyoruz.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Sayın Mustafa Bankaoğlu ve Genel Müdür Yardımcılarının katılımlarıyla; Genel Başkanımız Sayın İrfan Mete, Genel Sekreterimiz Sayın Eyüp Kasap ve sendika yöneticilerimiz Harem Tahlisiye İstasyonu’nda üyelerimizle iftar sofrasında buluştu.
Ramazan’ın bereketiyle aynı sofrada; emeğin ortak değerini ve dayanışmayı paylaştık.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Mustafa Bankaoğlu ve Genel Müdür yardımcılarının katılımıyla Harem Tahlisiye İstasyonu’nda çalışanlarımızla iftar sofrasında bir araya geldik. Ramazan ayının bereketini, birlik ve dayanışma duygusunu aynı sofrada paylaştık.@kiyiemniyet@mustfbankaoglu
1 Mart 1958'de gerçekleşen Üsküdar Vapuru faciasının 68. yıl dönümünde, faciada hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyor, geride kalanlara ise sabır ve selamet diliyoruz.
HOŞ GELDİN, YA ŞEHR-İ RAMAZAN
On bir ayın sultanı Mübarek Ramazan ayına kavuşmanın huzur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Rahmeti ve bereketi ile gönüllerimizi kuşatan bu zaman dilimi; birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, kardeşlik bağlarımızı pekiştiren bir iklimdir.
Ramazan; iftar sofralarının bereketle çoğalması kadar, gönüllerin de genişlemesini ifade eder. Bu mübarek ay; kırıcı söz yerine yapıcı dili, öfke yerine sabrı, kayıtsızlık yerine merhameti hayatımıza yerleştirmeyi öğretir.
Toplumsal hayatın tüm alanlarında olduğu gibi çalışma yaşamında da bu manevi bilincin güçlenmesini temenni ediyoruz. Emeğin değer gördüğü, alın terinin karşılık bulduğu, hak ve adaletin gözetildiği; insan onuruna yaraşır çalışma şartlarının hâkim olduğu bir düzenin pekişmesini diliyoruz.
Bu mübarek ayın, başta kıymetli üyelerimiz olmak üzere milletimize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyoruz.
Dualarımızın kabul, sofralarımızın bereketli, gönüllerimizin umut dolu olması dileğiyle…
Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun.