23 Haziran 2026 tarihli AİHM KARARI UYARI YENİDEN YARGILAMA ve İNFAZ DURDURMA KARARI
Aihm'in 23/06/2026 tarihli Kılıçarslan vd. Türkiye kararı uyarınca yaptığımız yeniden yargılama başvurusu sonucu yargılamanın yenilenmesine ve infazın durdurulmasına karar verildi.
AİHM kararında ismi olanların vakit kaybetmeden yargılandıkları ilk derece mahkemelerine yeniden yargılama başvurusu yapmaları gerekiyor.
Özellikle halen infazı devam edenlerin infaz erteleme talebinde de bulunmaları halinde büyük ihtimalle tahliye edileceklerdir.
AİHM İhlal Kararı Sonrası Cuma Günü Yaptığımız Yeniden Yargılama Başvurusu Sonucu Bugün Beraat Kararı Verildi
Müvekkilimiz, ağır ceza mahkemesinin 23.01.2018 tarihli kararıyla, ByLock kullandığı iddiası esas alınarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmıştı. İlk derece mahkemesi, müvekkile atfedilen ByLock ID’si, GSM hattı, kullanıcı adı, şifre ve log kayıtları üzerinden kullanıcı aidiyetinin sabit olduğu kanaatine varmış; bu kabulden hareketle örgüt üyeliği suçunun oluştuğu sonucuna ulaşmıştı.
Buna karşılık yargılama süreci boyunca, ByLock verilerinin ham hâliyle savunmaya açılmadığı, kullanıcı aidiyetinin bağımsız ve denetlenebilir teknik incelemeyle ortaya konulmadığı, dosyada mesaj, mail, grup yazışması veya örgütsel talimat içeren herhangi bir içerik bulunmadığı, ayrıca müvekkilin FETÖ/PDY hiyerarşisine bilerek ve isteyerek dahil olduğunu, örgütün cebir ve şiddet amacını bildiğini ve özel kastla hareket ettiğini gösteren somut delillerin mevcut olmadığı ileri sürülmüştü.
Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığımız başvuruda, özellikle AİHS m. 6 ve m. 7 kapsamında; adil yargılanma hakkının, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, kanunilik ilkesinin, kişisel cezai sorumluluk ve suçun manevi unsurunun bireyselleştirilmesi yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürdük.
AİHM, Karslı ve Diğerleri/Türkiye kararında, Yalçınkaya kararında ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda, ByLock kullanımına ilişkin teknik tespitlere otomatik ve belirleyici cezai sonuç bağlanmasının AİHS m. 7 bakımından kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını; ayrıca dijital delillere etkili erişim, delilin doğruluğunu tartışma, savunmanın teknik verileri denetleyebilmesi ve mahkemenin kişiselleştirilmiş değerlendirme yapması bakımından AİHS m. 6 güvencelerinin sağlanmadığını tespit etti.
Bu arada, dosyaya kodlama ve fişleme iddiasına ilişkin Veri Analiz Raporu girmiştir.
AİHM’in ihlal kararı üzerine cuma günü CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduk. Mahkeme, başvurumuz üzerine derhal duruşma günü vererek dosyayı pazartesi günü duruşmaya aldı. Bugün yapılan duruşmada, önceki mahkûmiyet hükmü kaldırılarak müvekkil hakkında beraat kararı verildi.
Bu karar, AİHM ihlal kararlarının iç hukukta yalnızca şekli bir yeniden yargılama sebebi olarak görülemeyeceğini göstermesi bakımından önemlidir. Yeniden yargılama, ihlalin sonuçlarını gerçekten giderecek şekilde yürütülmeli; önceki mahkûmiyetin dayandığı delil standardı, savunmanın delile erişim imkânı, suçun maddi ve manevi unsurları, kişisel cezai sorumluluk ve kanunilik ilkesi yeniden ve etkili biçimde değerlendirilmelidir.
Ceza yargılamasında mahkûmiyet, teknik veri veya kolluk değerlendirmelerine otomatik sonuç bağlanarak kurulamaz. Özellikle TCK m. 314/2 kapsamında, kişinin örgüt hiyerarşisine bilerek ve isteyerek dahil olduğu, örgütün cebir ve şiddet amacını bildiği ve süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk arz eden örgütsel faaliyet yürüttüğü her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve denetlenebilir delillerle ortaya konulmalıdır.
Bu dosyada verilen beraat kararı, AİHM’in Yalçınkaya, Karslı ve devam kararlarının iç hukukta etkili şekilde uygulanması; dijital delillerin denetlenebilirliği; ByLock yargılamalarında otomatik mahkûmiyet yaklaşımının terk edilmesi ve kişisel cezai sorumluluk ilkesinin yeniden merkeze alınması bakımından önem taşımaktadır.
23 Haziran 2026 Tarihli AİHM Kararları Hemen Ertesi Gün Etkisini Gösterdi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 23 Haziran 2026 tarihli Çalı ve Diğerleri/Türkiye kararı, iç hukukta derhâl sonuç doğurmaya başlamıştır.
Söz konusu kararda yer alan başvuruculardan biri, kapalı ceza infaz kurumundan ayrılmasına yaklaşık dört ay kalan bir hükümlüydü. Başvurucunun eşi/vasisi tarafından AİHM kararının hemen ertesi günü, 24 Haziran 2026 tarihinde yapılan başvuru üzerine Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi aynı gün ek bir karar vermiştir. Mahkeme, AİHM’in Çalı ve Diğerleri kararında tespit ettiği ihlali dikkate alarak CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebini kabul etmiş; mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulmasına ve ilamın geri alınmasına karar vermiştir. Ayrıca başvurucu hakkında CMK m. 109/3-a uyarınca “yurt dışına çıkamamak” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedilmiştir.
Bu karar, AİHM’in 23 Haziran 2026 tarihli ByLock temelli mahkûmiyet kararlarının yalnızca teorik bir ihlal tespitiyle sınırlı kalmadığını; doğru ve zamanında yapılan başvurularla iç hukukta derhâl sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunu göstermektedir.
Özellikle hükümlü statüsünde ceza infaz kurumunda bulunan başvurucular bakımından, AİHM kararlarının “sonuçları ve ruhu” doğrultusunda CMK m. 311/1-f kapsamında yapılacak yargılamanın yenilenmesi başvuruları, infazın durdurulması ve tahliye talepleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu gelişme, Yalçınkaya sonrası AİHM içtihadının ve 23 Haziran 2026 tarihli kararların iç hukukta etkili biçimde işletilmesi bakımından son derece önemli ve emsal nitelikte bir uygulamadır.
ANAYASA MAHKEMESİ'NİN BYLOCK DOSYALARI KAPSAMINDA VERDİĞİ RAMAZAN ÇAKIR KARARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMEM
AYM'nin Ramazan Çakır kararı, yaklaşık on yıldır ByLock deliline dayanılarak verilen mahkûmiyetlerin yol açtığı ağır hukuksuzlukların giderilmesi bakımından önemli, ancak oldukça geç kalmış ve eksik bir adımdır. Mahkeme, bir lise öğretmeni olan başvurucu hakkında verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.
Başvurucunun mahkûmiyeti; sendika üyeliği, Bank Asya'da hesap bulundurması ve ByLock kullandığı iddiasına dayandırılmıştır. AYM ise derece mahkemelerinin yalnızca teknik kayıtlara dayanarak sonuca ulaştığını, ancak ByLock'un gerçekten örgütsel amaçla kullanılıp kullanılmadığını araştırmadığını tespit etmiştir. Mahkemeler; yazışmaların içeriğini, başvurucuyla irtibatlı olduğu belirtilen diğer kişiler hakkında yürütülen soruşturmaları ve Yargıtay'ın kendi içtihadında zorunlu gördüğü araştırmaları yapmadan mahkûmiyet kararı vermiştir. Bu nedenle başvurucunun "ByLock'u örgütsel amaçla kullanmadım" savunması da gerektiği gibi değerlendirilmemiştir.
Bu tespit önemlidir. Çünkü AYM, ByLock'a dayalı mahkûmiyetlerde eksik inceleme ve yetersiz gerekçenin hak ihlaline yol açabileceğini açıkça ortaya koymuştur.
Bununla birlikte kararın önemli bir eksikliği de bulunmaktadır. Başvurucu, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmesine rağmen AYM bu iddiayı incelememiş, sadece gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal kararı vermekle yetinmiştir.
Oysa AİHM'in Yalçınkaya ve ardından Yasak kararlarında ortaya koyduğu temel mesele çok daha kapsamlıdır. Sorulması gereken soru şudur: Kişinin gerçekten örgütün terör niteliğini bildiği, örgütün amaçlarını benimsediği ve bu amaçlara bilerek ve isteyerek sürekli destek verdiği ispatlanabilmiş midir?
İşte yaklaşık on yıldır bu yargılamalara maruz kalan binlerce insanın, avukatlarının ve hukukçuların sorduğu soru da tam olarak budur.
Terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için kişinin örgütün niteliğini ve amacını bilerek ve isteyerek hareket etmesi ve terörle ilgili amaca destek için özel kastının bulunması gerekir. ByLock kullanımı da dâhil hiçbir delil, bu bilinçli ve iradi bağ ortaya konulmadan tek başına örgüt üyeliğinin kanıtı sayılamaz. AİHM de tam olarak buna dikkat çekmekte; kişinin suç kastı ispatlanmadan cezalandırılmasının, ceza hukukunun en temel ilkelerine aykırı olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin verdiği ihlal kararı, bireysel bir mağduriyetin giderilmesi bakımından elbette sevindiricidir. Ancak on yılı aşkın süredir devam eden binlerce benzer dosya düşünüldüğünde, gerçek anlamda adalet ancak AİHM'in ortaya koyduğu ilkelerin tüm yargı organlarınca benimsenmesiyle sağlanabilir.
Bugün hala birçok insan, hukuken geçersiz yorumlarla ve özellikle suçun manevi unsurunun varlığı gerekçelendirilmeden verilen mahkûmiyetler nedeniyle yıllarını cezaevinde geçirmiş ya da cezaevi tehdidi altında yaşamaktadır. AİHM'in içtihadı artık bu yargılamaların hukukun evrensel ilkeleri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Zaten AİHM kararlarına dahi gerek yoktu; yıllardır dikkat çektiğimiz gibi hukuk fakültesinde ilk sınıflarda öğretilen ceza hukukunun asgari kriterlerinin göz ardı edilmemesi yeterliydi.
Dilerim hem Anayasa Mahkemesi hem diğer tüm mahkemeler en kısa sürede AİHM'nin ölçülerini (aslında her hukukçunun ezbere bildiği ceza hukukunun en temel kriterlerini) bütünüyle dikkate alır.
Yaklaşık on yıldır süren bu hukuksuzlukların daha fazla insanın hayatını karartmasına artık son verilmelidir.
Bylock kullanımı ve örgütsel hiyerarşiye dahil olma (ilçe sorumlusu) kapsamında verilen karar.. İçerisindeki gerekçelendirmeler zayıf ve eksik olsa da hiyerarşiye dahil olma bakımından önemli. AİHM’e entegrasyonun çok gerisinde kalsa da Yalçınkaya kararına sıkça atfın bulunduğunu gözlemliyorum. Yavaş yavaş da olsa Yasak kararındaki tespitlerin de AYM kararlarında yer aldığını göreceğiz.
AYM; Terör örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılma somut bilgi, belgelerle ve vakıalarla desteklenmedikçe İdari Yargı Mercilerince yapılan iltisak/irtibat değerlendirmesine tek başına yeterli olmadığı bildirilmiştir.
3⃣ Yalçınkaya kararı sonrası AİHM, bu kararın devamı niteliğindeki dört farklı kararda 2.659 kişi hakkında 6. ve 7. maddelerden ihlal vermiş ve iç hukukta yeniden yargılama süreçleri başlamıştı. Özellikle Büyük Daire’nin Yasak/Türkiyekararından sonra TCK 314. madde kapsamında mahkumiyet kararı vermenin imkansız hale geldiği bir ortamda, bir ağır ceza mahkemesi bakın ne yaptı biliyor musunuz? AİHM 2. Daire’nin 27/8/2024 tarihinde verdiği ancak karar tarihi itibariyle artık olmayan Yasak/Türkiye kararına atıfta bulundu ve bu kararın Büyük Daire tarafından tarihin çöp sepetine atılmasından 15 gün sonra, başvurucu hakkındaki mahkumiyet kararının onaylanmasına hükmetti (görsel).
Yargıtay;İÇERİĞİ TESPİT EDİLMİŞ TELEFON GÖRÜŞMELERİ mahkumiyete yeterli olmadığı gibi sanığın örgüt içerisinde yer aldığı, cihat amaçlı yurtdışına çıktığı, örgüt üyelerine kod adıyla hitap ettiği,üst yöneticiyle irtibatlı olduğuna dair soyut kabul de mahkumiyete yeterli değildir.
Yeniden Yargılama Sonrası İki Beraat!
⚖️Bir ağır ceza mahkemesi, AİHM'in 16 Aralık 2025'te verdiği Demirhan ve diğerleri/Türkiye kararı üzerine gerçekleştirdiği yeniden yargılama sonucunda başvurucuların beraatına karar vermiştir.
📍Yeniden yargılama talebinizi lütfen vakit kaybetmeden yapın. AİHM'in 16 Aralık 2025 tarihinde verdiği ihlal kararlarına ilişkin olarak hazırlanan ve Büyük Daire'nin Yasak/Türkiye kararı dikkate alınarak güncellenen aşağıdaki bağlantıdaki dilekçe örneklerini, kendinize uyarlayarak dosyanıza mutlaka ekleyin. Lütfen mücadeleden vazgeçmeyin!
📌Uygulamada, mağdurların "mahkemelerin tekrar ve daha ağır bir ceza verebileceği" endişesiyle yeniden yargılama talebinde bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları görülmektedir. Ancak bu endişe gerçeği yansıtmamaktadır. Zira CMK'nın 323/2. maddesi gereğince, yeniden yargılama sanığın lehine yapılmışsa, verilecek yeni hüküm, önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olamaz. Bir başka ifadeyle, mahkemeler AİHM kararına rağmen hukuka aykırı şekilde yeniden ceza verseler dahi, bu ceza ilk verilen cezadan fazla olamaz. Kaldı ki, AİHM'in verdiği ihlal kararlarının neticesi, bu dosyalar için CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraattır!
📌Mevcut durumda, mağdurların haklarını geri alabilmelerinin ve maruz kaldıkları "terörist" iftirasını ortadan kaldırabilmelerinin en hızlı ve etkili yolu yeniden yargılama yoluna başvurmaktır. Bu hukuki yola başvurmanın mağdurlar aleyhine doğurabileceği hiçbir olumsuz sonuç yoktur.
🔗https://t.co/U6vepRz2EZ
Lütfen Duyuralım, Güncellenmiş Dilekçe Örnekleri!
📝AİHM'in Demirhan, Karslı, Bozyokuş, Seyhan ve diğerleri/Türkiye kararlarının ardından, CMK’nın 311/1-f maddesi uyarınca yapılacak yeniden yargılama taleplerinde kullanılmak üzere hazırlanan dilekçe örnekleri, Büyük Dairenin Yasak/Türkiye kararı dikkate alınarak güncellenmiştir. Güncel dilekçe örneklerine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
📍Uygulamada, mağdurların "mahkemelerin tekrar ve daha ağır bir ceza verebileceği" endişesiyle yeniden yargılama talebinde bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları görülmektedir. Ancak bu endişe gerçeği yansıtmamaktadır. Zira CMK'nın 323/2. maddesi gereğince, yeniden yargılama sanığın lehine yapılmışsa, verilecek yeni hüküm, önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olamaz. Bir başka ifadeyle, mahkemeler AİHM kararına rağmen hukuka aykırı şekilde yeniden ceza verseler dahi, bu ceza ilk verilen cezadan fazla olamaz.
🔗https://t.co/U6vepRz2EZ
Bylock ve tanık beyanları nedeniyle verilen mahkumiyet hükmünün Yargıtay kararı ile onanarak kesinleşmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı ile kaldırılması
Detaylı araştırma yapılması gerektiği gerekçesiyle verilen karar ekte sunulmuştur;
Bylock hususuna ilişkin yeni tarihli ihlal kararı.. Örgütsel kullanım vurgusu Ali Bayram İskender kararındaki gibi aynı şekilde devam ediyor.. Başvurularda ve aşama savunmalarında dikkate alınabilir..
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü’nde uzun yıllardır yaşam mücadelesi veren #AvşinDemir, artık vücudunun dayanamayacağı bir noktaya gelmiştir. 13 yaşından bu yana, tam 8 yıldır bir cihaza bağlı olarak hayata tutunmaya çalışan Avşin, son 4 yıldır vücudunun bu cihazı reddetmesi nedeniyle bitmek bilmeyen enfeksiyonlar ve ağır ameliyatlarla boğuşmaktadır.
Avşin’in tek bir dileği var: Yaşıtları gibi okula gitmek, gezmek ve yarım kalan hayallerini gerçekleştirmek. Ancak bu hayallerin önündeki tek engel, beklediği o müjdeli haberin gelmemesidir. Avşin’in yorgun düşen bedeni artık daha fazla ameliyatı kaldıracak güçte değildir; onun için tek çare acil kalp naklidir.
Sağlık Bakanlığı’ndan ve ilgili tüm birimlerden, Avşin’in sesine ses olmalarını, nakil sürecinin hızlandırılması ve organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması için desteklerini bekliyoruz.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
Yılın İyilik Hareketi Ödülü’ne beni layık gören herkese çok teşekkür ederim. Bu ödülün bana değil, benim yaptıklarımı örnek alarak sahaya çıkan, bir çaba gösteren, ihtiyaç sahiplerinin yanında olan aynı zamanda bize destek olan herkese verildiğini düşünüyorum. Ben iyilik yapmayı gücüm dahilinde gittiğim her yerde sürdüreceğim. İlk hedefim yakın zamanda Adıyaman’da ihtiyaç sahipleriyle buluşmak ve orada çok daha planlı ve büyük bir destek süreci başlatmak.
Bunun için iş adamları, çeşitli sivil toplum kuruluşları, çok değerli bir kamu bankası, kendi ekibim ve sevenlerim ile çalışarak paylaşma kültürümüzün en büyük ve güzel örneklerinden birini sergileyeceğimize inanıyorum, şimdiden çok heyecanlanıyorum. Pek tabii ki herkese yetemeyeceğimizi, yetişemeyeceğimizi de biliyorum. Bunun için de affınıza sığınırım.
Sevgiler, ÇELİK
İzmir’de bir lise öğrencisi, annesini kanserden kaybettikten sonra erken teşhis sağlayan “ONCOMathRIX” adlı yapay zekâ sistemi geliştirdi.
Sistemin yüzde 97 başarı oranına ulaştığı ve patent sürecinde olduğu belirtildi.