ne alakası var? Rüşvette alan da veren de memnun.
Rüşvette hakkiniz olmayan bir seyi parayla satin alirsiniz. İrtikapta hakkınız olan şeyi ancak para vererek satın alabilirsiniz
not: Tanju özcanı severim
Spora ilk başladığım zamanlar. kaynaklar sınırlı.
Bir adam çıkmış oldukça bilimsel konuşuyor tav olduk tabi
Her ortamda bu arkadaşı savunuyorum
Cepte tekrar bırakmak(RIR), düşük volume, tükeniş yok.
Çok uzun bir zaman tüm anlatıları uyguladık, belli oranda güçlendik
Bir terslik vardı. Akranlarımdan kuvvetli olmama rağmen gelişim aşırı yavaştı.
Bu arkadaşı savunmaya hala devam ediyorum tabi.
Sonunda tak etti. Calisthenics yaparken bile daha fazla gelişmiştim.
Bu sefer antrenman hacmini artırdım, tükenişe de gittim. Vücut patladı. Hızla geliştik.
Allah Allah dedim bilimsellikten bahseden arkadaş yanılıyor muydu?
Pump kas geliştirmez diye biliyordum. Acaba hacim yüklediğim için mi büyüdüm?
Sonra büyüme durdu. İşte bu zamanlarda Şener üşümezsoy ile tanıştım. Tuluğ hocadan, kısa ve sert idmandan bahsetti. O zamanlarda ortalıkta Tuluğ hoca falan yok. İsmini ilk defa duydum. İt kopuk fitness camiasına yön veriyor.
Denedim. Vücut yine patladı. Bu gelişim daha müthiş bir gelişimdi.
Ancak tüm bildiğim doğrular, kafamda tek tek yıkılmaya başladı.
Bu işi bilimselcilere göre değil, tecrübelere göre yapacaktım artık.
Yıllar süren deneyler başladı. O idmanı da deniyorum bu idmanı da deniyorum.
Kısa, şiddetli idman en çarpıcı sonucu aldığım sistem olarak kaldı.
Ufak ufak dokunuşlar ile işler daha da mükemmelleşti.
Spora yeni başlayan arkadaşlarda da denedim. Belki belli bir seviyeye geldiğim için gelişiyordum.
Hayır. Eline ağırlık almamış adama kısa, sert idman yaptırınca adam 6 ayda bambaşka adama dönüşüyordu.
Doğru belli: Şiddet.
epstein dosyalarinda ped*fili seylerinin asil sebebi o grubu birbirine kenetlendiren etmen olmasi.
bir grup size dunyadaki en boktan seyi yaptirir ve bunu belgelerse onlarin arkasindan asla is ceviremezsiniz.
bu sebeple bu grup cok kenetlenmis bi sekilde hareket edebiliyor
Hayır. noktalama isaretleri imla kurallari da senin kendin olmadigini dusundugun “dangalakların” cok taktığı seyler aslinda. Onu da ogrenirsiniz yakinda :)
grammer en etkili kontrol yontemlerinden biridir. dilinizi kontrol eder
Epstein belgeleri bildiğimiz şeyi doğruladı. Dünyayı sığ, dangalaklar yönetiyor.
Adam basit dil bilgisi kurallarına dahi hakim değil. Noktalama işareti nedir öğrenmemiş. Tam bir "con artist"
Bu adama Norveç Prensesi, beynimi gıdıklıyorsun, seni çok özledim yazıyor.
Yıllarca Türkiye'de bir şey sanılan Noam Chomsky bu çapta bir adama "teorileri"ni yazıp takdir bekliyor. Bir de aklı sıra Epstein'e akıl vermiş, "yiğidim çok üstüne gidiyorlar. Takma, cevap verme. Benim de üstüme geliyorlar, yanıt vermiyorum" yazmış.
Acıklı!
Gerçek düşünce bunun tam tersidir.
Siz önce fikri veya hikayeyi hayal edersiniz, fikir kafanızda bir ampul gibi yanar; sonra geriye doğru giderek süreci oluşturursunuz. Süreç fikri yaratmaz, fikir süreci yaratır.
Gerçek düşünce nedir?
Okulda size Bilimsel Yöntem şu şekilde öğretilir:
Araştırma yap -> Hipotez kur -> Deney yap -> Veri topla. İngilizce dersinde bile: Araştır -> Taslak oluştur -> Yaz -> Düzenle.
Sizi sarsacak bir şey söyleyeceğim: Bu sistem tamamen yanlıştır.
+++++
Bugün doğru bilinen şeyleri yapıyor ve hala kas kazanamıyorsanız birde bunları deneyin:
-STRESİ DÜŞÜRÜN. (Kortizol varsa KAS KAZANAMAZSIN, testosteron seviyelerini artıramazsın, ashwagandha, fosfotidilserin, teanin, taurin, buteyko, topraklama deneyin)
-SÜT için. (mümkünse çiğ keçi sütü, içine laktoferrin + kolostrum eklenmiş, IGF-1 sandığınızdan daha önemli)
-GÜNEŞLENİN. (güneş yoksa - steroid üretimi yok)
-Bağırsak sağlığını mükemmel hale getirin. (gaz, şişkinlik, ishal vs sürekli varsa kas kazanmak + sağlıklı olmak, mikrobesin almak zor)
-Tek bölge + yoğun antrenmanları deneyin.
-Sürekli yağsız pirinç ve tavuk yerine diyetinize ham bal, jelatin, meyve, patates, arı sütü, arı poleni ve DOYMUŞ yağ ekleyin. (ılımlı tereyağ, hindistan cevizi yağı)
-Haftada 1-2 gün HIIT/Sprint ya da sparring / rekabet içeren spor yapın (Dopamin + testosteron doğal artar.)
-Bitkilerin etkisini küçümsemeyin. (Brutal-T alın ya da maral, butea, tongkat, shilajit gibi bitkileri cycle ile kullanın)
-MİNERALMAXXİNG yapın. (Çinko, selenyum, iyot, molibden, magnezyum elzemdir. Arı poleni, hindistan cevizi suyu, hurma, kuru erik iyi bir mineral kaynağıdır)
-WHEY kullanın ama tertemiz içerikli olmasına dikkat edin. (aroma verici, silikon dioksit, tatlandırıcı, renklendirici içeriyorsa bağırsak sağlığınızı mahvedecektir)
-UYKU düzenini kusursuzlaştırın. (22:30–23:00 arası uykuya girilmiyorsa testosteron, GH ve insülin duyarlılığı düşer.)
Looksmaxxing zor değil,
3–4 ayda ciddi bir değişim yaşayabilirsiniz.
Çirkin yüz = Düşük D + Yavaş tiroid + Mg & B eksik + Milkmaxxing yok + Hareketsizlik + Amaçsızlık
Çözüm?
-GHK-cu + DMAE içeren serum (mirror skin)
-Dermaroller + Gua sha
-Bol kırmızı et + meyve + ham bal
-Sıfır gluten, paketli gıda, işlenmiş, doymamış yağ
-Her gün 500 ml çiğ süt + Laktoferrin
-D3/K2 10 kilo başına 1 damla
-Güneş + iyot-selenyum-tirozin ya da t3
-Magnezyum gece / B-complex sabah
-Her gün ip atlama
-Ağırlık haftada 4
-Akşamları sıfır mavi ışık
-Amaç + hareket + sosyallik
-NoFap / no-porno
Not: Bu listeyi sadece okuyup geçersen hiçbir şey değişmez.
Bugün bir tanesini seç ve hemen başla,
kaybedecek bir şey yok.
Kalemine sağlık.
peki ne yapalım?
Gerçek Başarıya ulaşın. Nasıl?
Açık fikirli ol
Hata yapma cesaretin olsun
Yaptığın hataları kenara yaz ve üzerinde düşünerek Yansıtma yap
Ve bunu her yaptığında bir sonraki hatana dayanıklı ol, kırılma
AKILLI KALAN DELİRİR: UYKU HARAM, ÇIKIŞ YOK.
Haberlerde geçiyor: "Gençlerin %70’i ekonomik stres yüzünden geceleri uyumakta güçlük çekiyor."
Yanlış. Bu işin Z’si, Y’si, X’i kalmadı. İnsanlar sadece ekonomik krizden değil, "Çıkışsızlıktan" uyuyamıyor.
Çünkü denklem bozuldu. Matematik çöktü.
Milyonlarca genç, hipnotize edilmiş gibi YKS denen o illüzyona, KPSS denen o kuyruğa koşuyor.
Herkes "bir şey" olmaya çalışıyor.
Ama kimse durup sormuyor: "Neyin içinde ne olmaya çalışıyorum?"
1. ÇALINAN GELECEK VE MATEMATİKSEL İMKANSIZLIK
Duygusallığa yer yok, sadece salt gerçekler var: Anamız babamız devlet maaşıyla veya esnaf karıyla, düşük faizli kredilerle zamanında evini ve arabasını aldı.
O zamanlar denklem basitti: Çalış = Al.100 bin TL’ye, 80 bin TL’ye ev vardı.
Ortalama bir araba 30-40 bin TL’ydi.
O zamanı yaşayanlar ve o kervana katılanlar şanslıydı. Kapılar kapandı.
Şimdi ortalama bir ev 4 Milyon TL.
Teneke yığını bir araba 1 Milyon TL.
En kral ücret 100 bin TL olsa bile -ki bunu kazanan kaç kişi var?- yine de durum vahim.
Maaşlar 20 ile 50 arasında sürünüyor.
İki kişi çalışmadan, kafa kafaya vermeden, yemeden içmeden bir şeye sahip olmak imkansız.
Babanın 30 yaşında "standart" olarak sahip olduğu hayata, sen ömrünü satsan 60 yaşında bile ulaşamıyorsun.
İşte uykunu kaçıran şey bu: Geleceğinin çalınmış olması.
2. DİPLOMA YALANI VE SANAYİ KÖLELİĞİ
Hadi "okuyayım, kurtulayım" dedin.
Adam 4 yılını veriyor, gençliğini amfide çürütüyor.
4 yılın sonunda eline tutuşturulan o kağıt parçasının (diploma) piyasada hiçbir karşılığı yok. Neden?
Çünkü sistem, diplomalı işsizler ordusu yaratmak üzerine kurulu.
Kendini geliştirse ne yazar?
İçindeki inanç ölmüş. "Ne yaparsam yapayım, bu bataklıktan çıkamam" inancı, o diplomadan daha gerçek.
Tuzu kurular akıl veriyor: "Okumuyorsa sanayiye gitsin, zanaat öğrensin, usta olsun."
Gitsin de ne olsun? Modern köle mi?
Sanayideki o "Usta" dediğin adamlar, gençleri eziyor.
Bir müşteriden sadece işçilik olarak 10-15 bin TL sıyırıyor, ama o çocuğun eline haftalık 3-5 bin TL sıkıştırıyor.
Günde 100 bin TL ciro yapan patron, çırağına verdiği günlük 500 lirayı çok görüyorsa; o çocuk orada ÇALIŞMAZ.
Çalışmasın da. Çarklar dönmesin. O sömürü düzeni paslansın ve çöksün. İstediğim bu. Herkes uyansın ve ona dayatılan bu köleliği reddetsin.
3. TOPLUMSAL ÇÜRÜME: "AJAN SMITH" SENDROMU
Hadi ekonomi kötü diyelim... Peki ya İnsan?
Hayatta kalmak bir "Ekip İşi"ydi. O da bitti. Kolektif şuur çöktü. Toplumsal sözleşme feshedildi.
Kadınlar erkeklere, erkekler kadınlara düşman.
Evlat babaya, baba devlete küs.
Sevdiğin kadınla/adamla "sırt sırta" verip zorlukları aşma devri bitti; "Birbirimizi ne kadar sömürebiliriz?" devri başladı.
Güven yok. Sadakat yok. Sadece "çıkar" var.
İnsanlar bayramda bile akrabalarını aramıyor.
Kimse kimseyi umursamıyor.
Herkes duyarsızlaştı.
Sistemi eleştiremezsin, başkaldıramazsın.
Çünkü Matrix filmindeki o sahne gerçektir: Sistemi o kadar sahiplenen insanlar var ki, sistem tehlikeye girdiğinde yanındaki en yakın arkadaşın, ailen, dostun bir anda "Ajan Smith"e dönüşür ve sana düşman olur.
O yüzden kolektif bir aydınlanma, toplu bir uyanış beklemeyin. İnsanların buna götü yemez.
4. DÜNYA "MOKOKO" SEVİYESİNDE: KAÇACAK YER YOK
Sanmayın ki sadece burası böyle. "Orta Doğu" kaderdir ama dünya da cennet değildir.
Doğu: Çin'deki WeChat uygulaması insanları dijital barkoda çevirdi.
Vatandaşlık puanın düşükse tren bileti alamıyorsun, nefes alman bile izne tabi.
Batı: Amerika trilyonlarca dolar borç batağında, ödememek için 3. Dünya Savaşı'nı başlatmaya hazır.
Avrupa mülteci krizinde boğuluyor, sokaklar karışık.
Rusya tehdidi ensede.
Eski "Amerikan Rüyası" bitti.
Kaçacak bir "Kurtarılmış Bölge" kalmadı.
Dünya anlayacağınız "Mokoko" seviyesinde.
SONUÇ: SAHİP OLMA DEVRİ KAPANDI, DELİRİN.
Size yalan söylemeyeceğim. Gaz vermeyeceğim. "Güzel günler göreceğiz" demeyeceğim.
Durum gayet ortada, açık ve net.
Gören gözler için kıyamet çoktan koptu.
Aile kavramı bitti. Sahip olma devri bitti. Bireyselcilik nirvanada.
Bu devirde çok akıllı olan, çok zeki olan, çok düşünen TUTUNAMAZ.
Varoluşsal sancılar beynini yer bitirir. "Neden böyle?" diye sormak, intihardır.
Bu hayatı yaşamanın tek yolu var: DELİRMEK.
Akıl sağlığınızı korumaya çalışmayın, bırakın gitsin.
Gülün. Absürtlüğe, çaresizliğe, kaosa ve bu büyük tiyatroya gülün. Kaosun içinde dans edin.
Delirmeyenler bu hayatı yaşayamaz.
Artık zaman, akıllıların değil; delilerin zamanı.
Toplu bir kurtuluş yok. Nuh’un gemisi gelmeyecek.
Bireyselleşen dünyada çıkış da BİREYSELDİR.
Bunu aklınıza kazıyın.
Üzgünüm.
yapmayın bence bunu, mahallenizdeki sahaflara gidin kütüphanelerde dolaşın ve öyle okuyun. Yabancı kitaplara bir diyeceğim yok ama kalanları bu şekilde okursanız hem ileride çocuklarınıza güzel bir miras da bırakırsınız
Ben naçizane kindle kullanıyorum 10. Nesil. Çok memnunum. Kitap masrafım sıfıra indi. Yurtdışından bişey alacak olduğunuzda ne alsak diye düşünüyorsanız kindle alın. Türkiye’de satışı yok. Amazon nedense bize ürünlerini getirmiyor.
beyler nerden uyduruyosunuz böyle şeyleri?
gizli raf vs. yok direkt inebiliyosun klip kısmına.
uyustrcu vs de kullanılmıyor. Buraya giremeyip ahkam kesenleri anlayamiyorum
ittirince gizli bir odaya geçiliyormuş. İmdi, bu tür şeyler hep yabancı filmlerde, dizilerde olur sanıyorduk. Ama son 5-6 senede Türkiye'de öyle tüyler ürpertici cinayet vakaları, katil profilleri, dolandırıcılık hikâyeleri gördük ki ABD dizileri eski heyecanı vermiyor artık.
komedi
maalesef böyle yerlere davet “alamayan” insanlarda bu yerlerle alakalı garip iddiaları yayma hastalığı var
Kütüphanenin gizli olmasının sebebi sapkın şeyler yapmak değil, tam da böyle insanların girişini engelleyip kitleyi korumak.
iyi ki de böyle yerler varlar :)
Tabelası olmayan bir işletme Kütüphane..
Mehmet Akif Ersoy’un dosyasında tanık olarak ifade veren bir kişi Kütüphane adlı mekana gittiklerini söylüyor.
Neresi bu Kütüphane ?
Son dönem speakeasy (kapıda tabela olmayan, gizli bar(gece kulübü) mekanları ile ön plana çıkmaya başladı. Momo Bebeköy ve Beca Etiler bunların öncülerinden. Telefonunu açıkça duyurmayan, hatta bazen instagram hesabı olmayan bu mekanlara girmesi zor olmakla birlikte, oldukça popülerler. Bunlar arasında Nispetiye caddesindeki eski Bennu Restaurant’ın yerine açılan Kütüphane de yer almakta. Kütüphane Etiler, canlı müzik üzerine konsepti ile son yılların en popüler mekanlarından. (2025 başı itibarı ile 100 metre yan tarafa taşınmış durumda)
Kütüphane Etiler’e girebilmek için işletmecilerinden birini tanımanız gerekiyor. Haftanın belli günlerinden canlı müzik olan mekanda, Purple Band gibi gruplar çıkıyor. Fotoğraf çekmenin yasak olduğu, sosyal medya paylaşımlarına izin verilmeyen bu mekanlarda, rahat eğlence yaşanması hedeflenmekte. Burası bir anlamda Emirgan’da kapanan Gizli Kalsın’ın devamı olarak da yorumlanabilir.Alt katında yer alan Play by Kütüphane ise DJ bazlı bir butik gece kulübü.