Bırakın gitsinler...
Bırakın sizi kaybetsinler.
Bırakın onlara sunduğunuz tüm güzellikleri kendilerinden sansınlar.
Bırakın sizi bıraktıklarında, kendilerinden sandıkları o tüm güzellikler ellerinden kayıp gitsin.
Bırakın yokluğunuzun acısını çeksinler.
Bırakın deliler gibi pişman olsunlar.
Bırakın sizden özür dileyecek yüzü bile bulamasınlar.
Bırakın o muhteşem hayatınızı uzaktan, sadece bir yabancı gibi izlesinler.
Bırakın ne kadar zor durumda olduklarını size söylemeyip, tanıdıklarınızla inceden inceye haber göndersinler.
Bırakın sizsizliğin acısını öylesine anlasınlar ki; bir daha asla kimsenin canını yakamasınlar.
Bırakın ellerinizle göklere çıkardıklarınız, sizin elleriniz olmadan yerin dibine çakılsınlar.
Kısacası; gitmek isteyeni bırakın.
Ve sırtınızı yaslayıp sadece izleyin.
Çünkü her şey çok güzel olacak...
El amor es rarísimo. Dos personas se conocen de la nada, empiezan a verse, a hablar, a tocarse y besarse, a dormir juntas, a despertarse juntas, a desayunar, comer, cenar, a ir al cine y a conciertos. Y después, un buen día, todo eso se termina.