Benim Sandığın Kalp, Gerçekten Senin mi?
1. "...Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer."
Şöyle bir durup düşünelim... Bu öyle bir cümle ki, insanın "benim" dediği, göğüs kafesinde taşıdığı o kalbin üzerindeki tüm sahiplik iddiasını tek hamlede elinden alıyor.
Düşünelim... Allah Teâlâ, "Kalbini Ben yarattım, ama artık onu uzaktan izliyorum" demiyor.
"Ben seninle, senin en gizlin, en mahremin olan kalbinin tam ARASINA girerim" buyuruyor.
Peki, bu ne anlama geliyor? Bizim o çok güvendiğimiz irademiz, sahibiz sandığımız duygularımız aslında kimin elinde?
2. İlahi Bir izlenme : Maskelerin Düştüğü Yer
İnsan dış dünyaya karşı çok güzel oynayabilir. Süslü püslü kelimeler seçer, iyilik meleği gibi roller yapar, etrafına muazzam bir imaj çizer. Herkesi kandırabiliriz belki ama Allah’ı asla...
Çünkü Allah, seninle o süslü cümleleri kuran kalbinin arasına giriyor. Zihninden anlık geçen o gizli hesapları, kalbinin en dibindeki asıl, çıplak gerçeği görüyor. Yani kalbinde sakladığın hiçbir şey, O’na gizli kalmıyor. Maskeler dışarıda kalıyor, Allah kalbini izliyor.
3. Kalp Bizim Değil ki!
Gafletle kalbimizi kendi malımız sanıyoruz. "Ben bilirim, ben severim, ben nefret ederim" diyoruz.
Oysa dön bir bak hayatına: Bugün deliler gibi sevdiğinden yarın buz gibi soğuyorsun; bugün yüzünü görmek istemediğine yarın için ısınıyor.
Neden biliyor musun? Çünkü kalp senin elinde değil. O, ilahi bir müdahaleyle her an yön değiştirebilir. Sen kalbine yön verdiğini sanırsın ama o geminin dümeni aslında sende değildir.
Peki, Bu Ayeti Gün İçinde Nasıl Yaşayacağız?
"Yüce Allah'ın kul ile kalbi arasına girmesini" sabah yataktan kalkıp akşam başımızı yastığa koyana kadar, şu 4 eşikte nasıl fark ederiz?
1. Niyet Eşiği (Kendine Dürüst Olma Anı)
Gün içinde bir adım atarken, birine bir iyilik yaparken ya da bir işi bitirirken bir paylaşım yaparken dur ve kalbine bak: "Ben bunu gerçekten Allah rızası için mi yapıyorum, yoksa 'helal olsun desinler, beni övsünler, beğensinler ' diye nefsim için mi?"
İşte tam o durduğun an, Allah'ın kalbinle senin arana girdiğini, içindeki en gizli çıkar duygusunu bile bildiğini hissetmek var ya... İşte ihlas, yani samimiyet tam olarak bu hisle başlar.
2. Tepki Eşiği (Öfkeni Yutma Anı)
Hayat bu ya, gün içinde bir haksızlığa uğrarsın. İçindeki o bencil dürtü hemen parlar, "Bağır, çağır, kır, dök, intikam al!" diye fısıldar.
Tam o öfke patlaması anında durup: "Yahu bu kalp bana ait değil. Ben şimdi susuyorum; kalbimi de, uğradığım bu haksızlığı da bu zulmü de araya giren, her şeyi gören Allah’a bırakıyorum ve fıkhın söyledikleri ile amel edeceğim" diyebilmek, bu ayeti hayatın tam merkezine koymaktır. Sükutun asaletine sığınmaktır.
3. Yalnızlık Eşiği (Vicdanın Uyanma Anı)
Dört duvar arasında, kimsenin görmediği, yapayalnız kaldığın o anlar vardır ya... İşte o an insan nefsinin fısıltılarına, günahın çağrısına en açık olduğu andır.
Ama o perdenin arkasında, telefon ekranıyla baş başayken bile, "Kimse görmüyor ama Allah benimle kalbimin arasında. Şu an kalbimden geçen hainliği de, niyetimi de biliyor" diyerek o uyanıklığı korumak, Enfal 24'ün sende hayat bulmuş halidir.
4. Zamana Güvenmeme Anı
Bizim en büyük yanılgımız nedir bilir misiniz? "Bugün dilediğim gibi yaşayayım, gençliğimin tadını çıkarayım, yarın tövbe eder yönümü değiştiririm. Nasılsa zamanım var" yalanıdır.
Bu gaflete düştüğün an hemen bu ayeti hatırla: Yarın, o tövbeyi isteyecek bir kalbe sahip olacağının garantisi var mı?
Ya Allah kalbinle senin arana girer de, sen o kadar erteledikten sonra o hidayet kapısını kapatırsa? İşte bu korku ve idrak, insanı her an diri ve uyanık tutar.
Sonuç olarak kalbine Hükmedemeyen, Dünyaya Meydan Okuyamaz.
Bakın, bu sırrı en iyi bilen Allah Resulü (sav) ne buyuruyor: "Kalpler Rahmân’ın iki parmağı arasındadır, dilediği gibi çevirir." (Müslim). Koskoca Peygamber bile gece gündüz şu duaya sığınırdı:
“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzerinde sabit kıl.”
Bir Teslimiyet Sınavı:
Evlatla İmtihan Neden Bu Kadar Ağır Gelir?
İnsan psikolojisi, emek verdiği ve büyüttüğü her şeyi kendi "eseri" olarak görme eğilimindedir. Evlat yetiştirirken de farkında olmadan bu zihinsel tuzağa düşeriz. Onu eğitip şekillendirdikçe zihnimiz bize tehlikeli bir oyun oynar: "Süreç benim kontrolümdeyse, sonuç da benim olmalı." Bu psikolojik yanılgı, insanı adeta sonuçların mutlak hakimi olmaya zorlar.
Ruhsal yorgunluğun başladığı yer tam olarak burasıdır.
Psikolojide, anne-babanın çocuğu bağımsız bir birey değil de kendi benliğinin bir uzantısı olarak görmesine "narsisistik uzantı" denir. Çocuk bizim doğrularımızla yaşasın, bizim vizyonumuzu gerçekleştirsin isteriz. Oysa karşımızda şekil verilecek cansız bir hamur değil; kendi iradesi ve kendi kader programı olan bağımsız bir kul vardır.
İmtihanın canı en çok yakan kısmı, kulun sınırlarını unutarak kendini mutlak söz sahibi sanmasıdır. Çocuk yetiştirmek matematiksel bir formül değildir.
Rabbimiz Enfal Suresi 28. ayette kalbimizi şu evrensel gerçekle sarsar: "Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah katındadır."
Ayette geçen imtihan (fitne) kavramı, altını posasından ayırmak için yüksek ateşte eritmek anlamına gelir.
Yani evlat; içimizdeki kibri, sabrı ve en önemlisi o gizli sahiplik duygusunu eritip saflaştıran ilahi bir aynadır. O bir mülk değil, muazzam bir emanettir.
Bu gerçeğin en somut laboratuvarı kendi evlerimizdir. Aynı anne-babanın elinde, aynı eğitimle büyüyen kardeşlerin bile nasıl taban tabana zıt karakterlere büründüğünü hepimiz görürüz. Bu bize apaçık bir sünnetullah gerçeğini gösterir: İnsan esbaba (sebeplere) sarılmakla mükelleftir ama hüküm yalnızca Allah’ındır.
Tarih, Hz. Nuh’un oğlu Kenan’dan Hz. Yakup’un evlatlarına kadar bu hakikatin büyük nişaneleriyle doludur.
İnsanın nefis olarak en çok hırpalandığı yer, çabaladığı halde sonucun kendi istediği şablona uymamasıdır. Tam o ruhsal sıkışma anında kalbe şu şifayı üflemek gerekir: Sen sonuçtan değil, sadece gayretten sorumlusun.
Bazen Allah uslu bir evlat verir, şükrünü sınar; bazen de zor bir evlat verir, sabrını ve rızanı sınar. Çünkü insan, her zaman en yoğun sevgi beslediği yerden sınanır.
Kul olarak vazifemiz, bir bahçıvan gibi tohumu ekmek, suyunu vermek ve gerisini sahibine bırakmaktır. Çaba kuldan, netice yüce Allah'tandır.
Bu psikolojik ve dini eşiği aşıp "Ben sadece bir emanetçiyim" diyebildiğinde insanın kalbi genişler. Teslimiyet başladığında, o omuzları çökerten ağır yük de yerini derin bir hafifliğe bırakır.
Kimileri vardır ki, onların nasîbi sonradan kazanılmış bir makamdan ziyâde, ezelde takdîr olunmuş bir istidâd ve mazhariyetin tezâhürüdür.
Onlar, daha ezelden muhabbet ile seçilmiş; hizmet, irşâd ve hilàfet sırrına mazhar kılınmış kullardandır.
Bu sebeple bazı zatların hilâfeti, insanların nazarında sonradan verilmiş bir pâye gibi görünse de, hakikatte o nur ezelden beri takdîr olunmuş bir emanetin zuhûrundan ibârettir. Seyyid Yâkûb el-Hüseynî büyüğüm de —Allah kendisini muhafaza buyursun— bu kàbîlden bir zâttır.
Zîrâ bazı gönüller vardır ki, bereket onların etrafında toplanmaz; bilâkis onlar bizzat bereket kılınırlar. Bereketin menbâında var olan izhar edildi.
Cenâb-ı Mevlâ, kendilerine ihsan buyurduğu feyz u bereketi dâim eylesin, hizmetlerini makbûl, himmetlerini âlî, tesirlerini bâkî kılsın.
Âmîn yâ Rabbi’l-âlemîn.
ŞERİATE İTİRAZ, GAVSIMIZA VEFÂSIZLIK EDEN KARDEŞLER!
Menzil Hanımlar Dergahı
merhum Gavsımızın hem vakfı hem vasiyeti olan bir binadır.
"Yapmayız, yaptırmayız" diyen ve yaptırmamak; yapıldıktan sonra ise bugün yıkmak için ellerinden gelen mazarratı ve çamuru çıkaranlar
Vakıf malına miras diyerek şeriati
Vasiyetine muhalefet ederek merhum Gavsımızın hatır ve hukukunu hem de ümmetin hakkını ihlâl etmektedir!
Ulul Emre itaat bize Allah cc ‘ nın emridir. Yüzyıllar boyu bu tarikat itaatsizlik yapmamıştır yapmaz . Aramıza fitne sokmaya çalışanlara Allah cc fırsat vermesin amin.
💠🤍✨ Şeyh Seyid Sultan Muhammed Saki Elhüseyni K.s Hazretleri Buyurdular:
💠🤍✨ Bir kadın için en hayırlı yer evinin içidir.
💠🤍✨ Bir kadın için en kutsal vazife anneliktir
💠🤍✨ Bir kadın için en emniyetli yer yuvasıdır
💠🤍✨ Bir kadın için en güzel arkadaş ALLAH için yaşayan kocasıdır
💠🤍✨ Bir kadın için en hayırlı meşguliyet ibadettir
💠🤍✨ Bir kadın için en huzurlu an yavrularının sevincini seyretmektir
💠🤍✨ Bir kadın için en güzel süs edeptir.
Şeyh Seyid Sultan Muhammed Saki Elhüseyni K.s Hazretleri Buyurdular:
Memleket büyük sıkıntıda; gençlerimiz ve ailelerimiz elden kayıyor.
Bu sene olduğu kadar aile problemi hiç olmamıştı.
Her 10 sofiden 7-8 tanesinin aile sorunu, 3-4 tanesinin çocuk sorunu var. Neslimize ve ailemize karşı sabırlı olmamız lazım.
UYUŞTURUCU BELASI MENZİLE KADAR İNMİŞ, DUYUYORUZ.
Çok çalışmamız, dergahlara sahip çıkmamız lazım.
Dergahlar kalp ve ruh merkezidir.
Orayı canlı tutmalıyız; canlı olmazsa kalp de ruh da kokar."
"Ailelerinizle ilgilenin, onlara zaman ayırın.
Boşlukları biz doldurmazsak başkaları dolduruyor.
Kulluğun esası, Allah korkusu, ümit ve muhabbettir. Korkunun alameti haramları terk, ümidin alameti sürekli kulluk ve itaat, muhabbetin alameti ise şevk ve aşktır.
(Şakîk-ı Belhî [kuddise sırruhû])
Serhend Takvim
Celal Karatüre hadisesindeki diğer bir hikmet te şudur:
Gönüllere dokunmak ancak samimiyet ve tevazuyla mümkün.
Tesiri hakiki Allah’tandır ve Allah indinde kalıp değil kalb önemlidir.Allah kimseye muhtaç değildir, din hizmetinde kimi dilerse onu istihdam eder.
Şu son ilahi işinde çok hikmetler var:
Cenab-ı Hakk’ın zikriyle meşgul olan dergahlarla uğraşmamalı.
Sonra bir sabah bakmışsınız bütün yeryüzü tekke olmuş, yediden yetmişe herkes
Allah,
Hu,
Kâbe,
diyerek cehri zikir yapıyorlar.
Birkaç aydır medresedeki talebelerin dersi ve medresenin işleri dışında bir camide vekil imamlık yapıyorum.
Net bir şekilde gördüm ki ;
Meyhanedeki adama irşad yapmak, beş vakit camiye gelen cemaate irşad yapmaktan çok daha kolay.
Kalpleri kaskatı olmuş, gözleri görmüyor...
Sizden birisinin kapısının önünde nehir olsa ve orada günde beş kere yıkansa o kişinin hiç kiri kalır mı? İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah, onunla günahları siler.
(Buhârî, "Mevâkîtu'- Salât", 6; Müslim, "Mesâcid", 283)
🚨 Spending just 5 to 10 minutes a day in this meditative pose does more than open your hips. It can ease lower back tension, support digestion, and calm a busy mind.
Research shows that gentle stillness paired with slow breathing helps lower stress hormones and guides the body into a relaxed, focused state.
It is a small daily habit, but one that can help reset your nervous system and bring real calm.