Hiç kimse bizden Kıbrıs Türkü’nün davasını müzakere masalarında aşındırılmış formüllere, uzatılmış oyalamalara, Rum tarafının bitmeyen oyunlarına teslim etmemizi istemesin.
Kıbrıs’ta hakikatin adı iki millettir, iki devlettir, iki ayrı egemen iradedir.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; milletimizin huzurunu, esnafımızın emeğini, gençlerimizin geleceğini ve kamu düzenini hedef alan organize suç örgütleriyle mücadelemizi tavizsiz bir kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu kapsamda talimatımızla, Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından 81 ilde 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına “Organize Suç Örgütleri ile Mücadele” konulu yeni ve kapsamlı bir genelge gönderilmiştir.
Genelgeyle; şehirlerde yapılanan, evlatlarımızı ve gençlerimizi istismar eden, sosyal medya üzerinden suç propagandası yapan, haraç, tehdit, yağma ve silahlı eylemlerle vatandaşlarımızı korkutmaya cüret eden suç örgütlerine karşı adli süreçlerin daha hızlı, daha etkin ve topyekûn bir şekilde yürütülmesi hedeflenmiştir.
Soruşturmalar; örgütlü suçlar konusunda uzmanlaşmış Cumhuriyet savcılarımız eliyle yürütülecek, gerekli hâllerde birden fazla savcı görevlendirilecek, kolluk birimleriyle kesintisiz ve sıfır toleranslı bir koordinasyon sağlanacak, hiçbir suçluya nefes aldırılmayacaktır.
Bu yapılar sadece sokaktaki tetikçileriyle değil; yöneticileriyle, azmettiricileriyle, finans kaynaklarıyla, kripto varlıklar, yasa dışı bahis ve benzeri yöntemlerle aklamaya çalıştıkları suç gelirleriyle birlikte kökünden kazınmak üzere hedef alınacaktır.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç örgütlerinin karanlık ağına çekmeye çalışanlara karşı hukuk düzenimizin öngördüğü tüm yaptırımlar en ağır şekilde uygulanacak, örgütsel amaçlarla çocukların istismar edilmesi hâlinde cezanın artırılacağı hususu tüm soruşturmalarda titizlikle gözetilecektir.
Sosyal medya üzerinden suç örgütlerine özendiren, korku salan, çocukları ve gençleri suça yönlendiren içeriklere karşı da derhâl harekete geçilecek; suç propagandasına, tehdit diline ve dijital çetelere müsamaha gösterilmeyecektir.
Güvenli başvuru, gizlilik ve tanık koruma mekanizmaları devletin güvencesi altında en etkin şekilde işletilecek; alın teriyle ekmeğini kazanan esnafımız çetelerin merhametine asla terk edilmeyecektir.
Ağır ceza merkezlerinde Cumhuriyet başsavcılıklarımız, Cumhuriyet savcılarımız, emniyet, jandarma ve ilgili tüm birimler düzenli koordinasyon toplantılarıyla sahadaki mücadeleyi kesintisiz takip edecektir.
Kim hangi maskenin arkasına saklanırsa saklansın; sokak çetelerine, organize suç örgütlerine, çocuklarımızı hedef alan yapılara, esnafımızı haraca bağlamaya çalışanlara, vatandaşımızın huzurunu bozanlara asla geçit vermeyeceğiz.
Devletimiz; her daim vatandaşının, esnafının, gençlerinin ve çocuklarının yanında olmaya devam edecektir.
Türkiye’yi dışarıda ve içeride vakarla temsil edecek, şartlar ne olursa olsun her platformda ülkemizin çıkarlarını cesaretle savunacağız.
Dikleşmeyeceğiz ama dik duruşumuzu da hiçbir zaman bozmayacağız.
Türkiye’nin gayesi bölgemizde gerilim üretmek değil; barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir.
Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz; aksine karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız.
Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır.
Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır.
Bununla birlikte hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına, menfaatlerimize zarar vermesine müsaade etmeyiz.
İlkemiz çok net: Biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz.
Türkiye Cumhuriyeti, demokratik hukuk devleti ilkesine bağlı, köklü devlet geleneğine sahip, bağımsız ve egemen bir ülkedir. Türk yargısı, kararlarını anayasa, kanunlar ve milletimiz adına sahip olduğu yargı yetkisi çerçevesinde verir.
Türkiye’de devam eden yargı süreçlerini çarpıtarak, henüz kovuşturması devam eden dosyalar üzerinden siyasi kampanya yürütmek; Türk yargısına ve şahsıma yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmak, ancak ideolojik ön yargılarla izah edilebilir bir tutumdur.
Avrupa Parlamentosu’nun bazı çevrelerince körüklenen bu siyasi içerikli yaklaşım, bu kişilerin temsil ettiği kurumların güvenilirliğini zedelemektedir. Bizim için asıl olan, Aziz Milletimizin vicdanı ve bağımsız Türk mahkemelerinin kararlarıdır.
Avrupa Parlamentosu raporları ise tavsiye niteliğinde siyasi metinlerdir. Bu metinler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı kurumlarını hedef almak, milli iradeye ve devletimizin egemenlik haklarına yönelmiş beyhude bir çabadır.
Belediyecilik döneminden seçim kampanya süreçlerine kadar farklı başlıklarda tartışma konusu olmuş bir Avrupa Parlementosu üyesinin, kendi siyasi kariyerine ilişkin kamuoyuna yansıyan şeffaflık, etik ve hesap verebilirlik tartışmalarına bakması da yerinde olacaktır.
Türkiye; terörle, organize suç örgütleriyle, yolsuzlukla ve her türlü hukuksuzlukla mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu mücadele ne içeriden ne de dışarıdan yürütülen siyasi baskı kampanyalarıyla sekteye uğratılamaz.
Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti yargısını baskı veya vesayet altına alabileceği zehabına kapılmasın. Milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve hukuk düzenimizin korunması için görevimizi yapmaya devam edeceğiz.
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız, göreve başladığı ilk günden itibaren geçmiş yıllara ait dosyaları büyük bir titizlikle ele almaktadır. İlgili Cumhuriyet başsavcılıklarımızla koordineli yürütülen çalışmalar neticesinde, vicdanları yaralayan bir olayın daha üzerindeki sis perdesi kaldırılmıştır.
2010 yılında Manisa’da yaşanan bebek ölümü hadisesi, bizzat öncelik verdiğimiz dosyalardan biri olmuştur. Sağlık Bakanlığı topuk kanı verileri üzerinden bu ay içerisinde gerçekleştirilen çapraz sorgulamalar, 16 yıl sonra vakanın aydınlatılması bakımından kırılma noktasını oluşturmuştur.
Topuk kanı kayıtları, nüfus kayıtları, sağlık verileri ve tanık beyanları üzerinden yürütülen incelemeler neticesinde, bebeğini dünyaya getirdikten sonra çöp konteynerinin yanına bıraktığı anlaşılan şüpheli ile olaya iştirak ettiği değerlendirilen kardeşi hakkında gözaltı kararı verilmiştir.
Bu süreçte, İçişleri Bakanlığımızla kurduğumuz koordinasyon; adli birimlerimizin hukuki değerlendirmeleri, emniyet birimlerimizin saha araştırmaları ve ilgili bakanlıkların veri tabanlarından elde edilen verilerin analiziyle olay aydınlatılmış; şüpheliler hakkında “altsoyu kasten öldürme” suçu kapsamında işlem başlatılmıştır.
Hukuk devletinin vazifesi, mazlumun hakkını aramak, maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesini sağlamaktır. Bu doğrultuda özveriyle çalışan Manisa Cumhuriyet Başsavcılığımızın değerli savcılarına ve olayın aydınlatılmasında görev alan Manisa İl Emniyet Müdürlüğümüzün kıymetli mensuplarına teşekkür ediyorum.
Her bir dosyanın izini sabırla sürmeye, hakikati ortaya çıkarmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.
Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.
Bu tür sözlerin bir "fıkra" veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına getiren İran savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak, Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılığına tevessül etmiştir.
Böyle bir dönemde dahi “iktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin” mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar.
Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar.
“Doğruya doğru, yanlışa yanlış” diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesini güçlendirmek yerine hükûmetin “ak” dediğine “kara”, “doğru” dediğine “yanlış” demekten öteye maalesef geçemiyorlar.
Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye, bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir.
Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir.
Hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün, iyi yönetim ilkelerinin temel dayanağı anayasal metinlerdir.
Kanun-i Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi hâlen dinmemiştir.
Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür.
Bu demokratik ayıbı gidermek, Türk siyasetinin boynunun borcudur.
Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânıyla önümüzde duruyor.
Anayasayı, darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız.
İnanıyorum ki böyle bir anayasa ile hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır.
Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde, zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz.
CHP yönetimi yanlışı daha büyük bir yanlışla telafi etmeye, ortaya saçılan pislikleri daha büyük yalanlarla örtmeye çalışmaktadır.
Bu son derece bayat bir stratejidir.
Meyhane jargonuyla ona buna saldırarak, ona buna hakaret ederek siyasetteki kapasite açığı kapatılamaz.
CHP yönetimi vatandaşın aklıyla alay etmeyi artık bırakmalı, başkalarını suçlama kurnazlığından vazgeçmeli, eğer cesaretleri varsa enerjilerini hatalarını düzeltmek için harcamalıdır.
Herkesi bir kez daha siyasette seviyeyi, nezaketi, centilmenliği gözetmeye çağırıyorum.
Türkiye; devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır.
Bu iradenin temelinde “vatan sağ olsun” diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır.
Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır; gazilerimizin fedakârlıkları vardır.
Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır.
Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek…
Husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak…
Terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah göstereceğiz.
İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız.
Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.
En güncel haliyle…
The most recent version...
SİVRİSİNEK Akıllı Dolanan Mühimmat, EFES’in ardından şimdi #SAHA2026’da… 🦟🚀
MOSQUITO Intelligent Loitering Munition now at SAHA, following EFES... 🦟🚀
📍 İstanbul 🌐🇹🇷 | SAHA 2026
SAHA 2026’nın ilk günü; kurulan stratejik iş birlikleri, imza törenleri ve gerçekleştirilen lansmanlarla tamamlandı.
Savunma sanayiimiz; geliştirdiği yerli ve millî teknolojilerle sahadaki kabiliyetlerini güçlendirmeye ve uluslararası iş birliklerini ileri taşımaya devam etmektedir.
Türkiye; savunma sanayiinde üreten, geliştiren ve sahada karşılık bulan bir anlayışla yoluna kararlılıkla ilerlemektedir.
#MilliTeknolojiHamlesi #MilliYetkinlikHamlesi