Bu kızla dalga geçiyosunuz ama son açtığı ses odası yüzünden o kızla mahkemelik olmuş... maddi manevi zor bi süreçten geçiyor. Üstelik anne babası kızı "twitterdan çıkmıyosun" diyip evden kovmuş.. Allah kimseyi twittera düşürmesin başka dicek bi sözüm yok.
Bilecik kyk kız yurdunda yeni yapılan ek binada korkunç şartlarda yaşıyoruz. Gece odalara biri giriyor koridorda kamera yok. Erkek işçiler defterlere notlar yazıyor. Eşyalar çalınıyor. Yeni yurt olmasına rağmen sıcak su yok duşlar buz gibi. Kaloriferler kapalı
“Tacizci antrenörün ortaya çıkan ses kaydında defalarca özür diliyor, ‘ben yapmadım Allah bana yaptırdı’ diyor. Ona rağmen beraat ediyor!” Arkadaşlar! Bu 4 kız çocuğundan biri bizim kızımız olabilirdi. Susma, haykır: TACİZE HAYIR!
15 yasındaki bir kız kardesimiz bu sahıs tarafından tacize ugruyor ve kız sahısa istemiyorum dedikten sonra tacizci sahıs kinlenip adına sahte hesap acıp fotograflarını kullanıyor hesapları sikayet edebilir miyiz cok ciddi lutfen goren rt atabilir mi yayılsın istiyoruz
Orkun Özeller’in avukatı Doğukan Kozan:
“Dün sabah 06:00 sıralarında nakil için Ordu Cezaevinden çıkarılmış olmasına rağmen ne yakınlarına ne de vekili olarak bize bilgi verilmemiştir.
Öğleden önce bir meslektaşımızın ziyareti üzerine Ordu Cezaevinde bulunmadığı anlaşılmış, Cezaevi idaresine sorulduğunda sevk edilmekte olduğu, güvenlik sebebiyle (!) götürüleceği yerin bilgisinin paylaşılamayacağı söylenmiştir.
Araştırmalarımız neticesinde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5 nolu L tipi cezaevine nakledildiği öğrenilmiştir. Ancak görüşe geldiğimizde burada da olmadığı anlaşılmış ve infaz memurlarınca meşhurlar koğuşu, küçük meclis gibi isimlerle anılan 9 nolu L tipi cezaevinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Nakil işlemini aktaran Özeller, bana düşmanlarımın yapamadığını idareciler Türk askerine yaptırdı diyerek 6 Saat boyunca görevliler için durulmasına rağmen kendisine tuvalet ihtiyacı için izin verilmediğini, yemek molasında bir bardak çay talebine rağmen vermediklerini, kendisini götüren 6 kişilik ekipten 5 kişinin dayanamayıp muhalefet de etseler ekip başının bu yöndeki talimatlarına uyduklarını dile getirmiştir.
An itibariyle B-35 koğuşunda yalnız, bırakın televizyonu saat dahi olmadan kalmaktadır. Ancak biliyor ki #OrkunÖzellerYalnızDeğildir
Henüz soruşturma dosyasında bir gelişme bulunmamakta olup iddianame hazırlanmadığından duruşma günü meçhuldür.
Nizami ilerlemeyen süreçlere tatminkâr açıklama yapamamaktan Milletimizin ferasetine sığınıyorum.
Sağlıklı ve güçlü, Türk Subayının vakarıyla karşımda gördüğüm, fikri hür, vicdanı hür Orkun Özeller’in herkese selamları var.”
Numan Kurtulmuş, “Anayasada yer alan Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür tabiri değiştirilmelidir. Devletin ülkesi olmaz, devletin milleti olmaz” diyerek anayasanın değiştirilemez maddelerini tartışmaya açmıştır.
Hukuki Gerçek:
Devletin varlığı, siyaset bilimi ve hukuk teorisine göre üç temel unsura dayanır:
-Ülke – Devletin egemenliğini kullandığı toprak parçası.
-Millet (Halk) – Devletin vatandaş topluluğu.
-Egemen iktidar – Siyasi teşkilatlanmış otorite.
Bu üç unsur olmadan
“devlet”ten söz edilemez.
“Devletin ülkesi olmaz, milleti olmaz” ifadesi,
sadece Türkiye Anayasası’na değil,
dünya hukuk düzenine de aykırıdır.
Dünya Anayasalarında:
– Fransa Anayasası m.1: “Fransa bölünmez, laik, demokratik ve sosyal bir Cumhuriyettir.”
– Almanya Temel Yasası m.20: “Federal Cumhuriyet, halkın iradesine ve ülkesine dayanır.”
– İspanya Anayasası m.2: “İspanyol ulusu bölünmez bir bütündür.”
– İtalya Anayasası m.5: “Cumhuriyet, bölünmez bir bütündür.”
Görüldüğü üzere, ülke ve millet unsuru tüm demokratik anayasaların temelinde yer almaktadır.
Türkiye Anayasası’nın 3. maddesi de bu evrensel gerçeği teyit eder:
“Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.”
Bu madde 4. madde gereğince değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Siyasi Boyut:
Bir Meclis Başkanı’nın, devletin üniter yapısını ve anayasal temellerini tartışmaya açması, anayasal sadakatle bağdaşmaz.
Bu sözler, toplumsal birliği zedeleyen, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık unsurlarını yok sayan vahim bir çıkıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, ülkesi ve milletiyle mümkündür. Bu gerçek hem anayasal bir hüküm, hem de dünya hukukunda kabul edilmiş evrensel bir ilkedir.
Hiç kimse –hele ki Meclis Başkanı sıfatıyla görev yapan bir kişi– anayasanın değiştirilemez hükümlerini tartışmaya açma hakkına sahip değildir.
Derhal istifa etmelidir.
#TürkiyeCumhuriyeti
#ÜlkesiyleMilletiyleBütün
#Anayasa
@ankahabera@halktvcomtr@tele1comtr@szctelevizyonu@TvCumhuriyet
BİM’de çalışan bir takipçimiz, yaşadıklarına isyan etti:
“BİM’de yaşadıklarımız tamamen personelin emeğini sömüren, baskıcı ve adaletsiz bir düzenin yansımasıdır. Tarihi geçmiş ürünler defalarca personele zorla cebinden ödetiliyor.
Her ay ürün yarışı adı altında gerçekçi olmayan satış hedefleri dayatılıyor. Örneğin günlük 500 adet satış hedefi veriliyor ama mağazanın cirosu zaten buna imkân tanımadığı için en fazla 200 ürün satılabiliyor. Satılamadığında ise mobbing ve ağır baskılarla karşılaşıyoruz.
Mesai saatimiz 17:45’te bitmesine rağmen bizi hiçbir zaman o saatte çıkarmıyorlar, fazladan çalıştırıldığımız saatler ise hiçbir şekilde karşılık alınmıyor. Yıllık izinlerimiz sürekli erteleniyor, mağaza sorumluları tarafından sistematik mobbing uygulanıyor.
Bölge sorumlularına defalarca şikâyet etmemize rağmen hiçbir adım atılmıyor, aksine görmezden geliniyor. En vahimi, dışarıda kimsenin yüzüne bile bakmayacağı kişileri mağaza sorumlusu yapıp, gariban personelin üstünden egolarını tatmin etmelerine göz yumuluyor.
Personelin emeğini, zamanını ve psikolojisini hiçe sayan bu düzen resmen zulme dönüşüyor.”
Arkadaşlar sizden bir yardım istiyorum. Bu adam aylardır ablamı ve beni rahatsız ediyor. Bugün de sadece süt almak için çıktığımiz markette Kıbrıs'tan ta yaşadığım ilçeye gelip bizi takip etti. Karakola gittik ifade verdik önceden de ifade vermiştik. Kamera kayıtlarıyla birlikte+
Başörtü takması için babası tarafından silahla ölümle tehdit edilen bir kız öğrencinin burs ve Teknofest ödül parasına babası el koydu üniversiteye gidemiyor. Şu an ne kalacak yeri var ne de parası
İFŞA EDİYORUZ
Hayır, cumhuriyet çocuğun velisiyle olduğu kadar çocukla da yapılan bir sözleşmedir. Eğitim hakkı, çocuğun hakkıdır ve onu okula göndermek istemeyen baba başka bir vatandaşın hakkını gasp ettiği için suçludur. Salt bu gerekçeyle, kız okulu açmak, başkasının hakkını gasp edeni ödüllendirmekten başka bir şey değildir. Yapılması gereken çocuğunun eğitim hakkını gasp eden babayı ağır şekilde cezalandırmaktır.
Yeni doğan bebek çetesi gündemden düşürülüp unutulursa, onlar da kaldıkları yerden devam ederler. Bugün Sancaktepe’de Özel İstanbul Bölge Hastanesi’nde, 2015 ve 2025 yılına kadar hastaneye kontrole gelen hamile kadınlara vajinal yoldan “Cytotec” isimli ilaç verilerek normal doğum süresinden önce 32, 34 ve 36’ncı haftalarda doğum yaptırıyorlarmış. Birçok kişinin çocuğu yoğun bakım ünitelerinde hayata tutunmaya çalışıyor. Diğer bebekler ise özel gereksinimli olarak kalıcı sağlık sorunlarıyla yaşamak zorunda kaldılar.