Hikayeler, çocuklar uyusun diye değil, adamlar uyansın diye anlatılır.
Mısırlı Juba
Mısırlı Juba, mütevazı bir Mısırlı gençtir. Tarih okumuş, ardından etrafındaki gençlerin durumunu derinlemesine düşünmüş ve onların bu tarihten habersiz/uzak bırakıldığını görmüştür. Bunun üzerine basit bir fikirle gençler arasında bilinci yaymaya katkıda bulunmaya karar vermiştir.
Kıyafet satmak için bir mağaza açtı. Gençlerin bilincini körelten, kimliklerini silen ve Batılı fikirlerin propagandasını yapan eşcinsellik bayrakları veya ünlülerin resimleri gibi şeyleri basmak yerine; İslami düşünceyi ve bilinci öne çıkaran resimler bastı. Belki de bu, silinmeye çalışılan o kimliği canlandırmaya katkı sağlar ve gençleri boş şeylerin bataklığından kurtarır diye düşündü.
Onun sayesinde gençler sahabeyi, tabiini ve Halid, Amr, Ka'ka gibi büyük şahsiyetleri yeniden tanımaya başladılar.
Ancak sözde sahte özgürlük savunan kişilerden ona suçlamalar yağmaya başladı. Onlara göre her şey özgürlüktü; tek bir şey hariç: Bu dinden bahsetmek! Onlara göre her türlü boş şey özgürlüktü; ancak bu dinin bilincinde olmak... terördü!
Juba sorgulandı ve ardından Allah'ın lütfuyla sağ salim evine döndü.
Juba'nın anlamını merak edenler için: "Juba", İngilizce bir kelime olup "ölüm" anlamına gelir. Amerikalı askerler, ölümün acısını tattıktan sonra 2003 yılında Bağdat Keskin Nişancısına bu adı vermişlerdi.
Onun hakkında daha önce bir bölüm sunmuştuk, sizi onunla baş başa bırakıyorum. Mısırlı Juba'yı paylaşmaktan ve desteklemekten geri durmayın. Çocuklarınıza Irak Bağdat Keskin Nişancısı Juba'yı hatırlatın.
Şimdi Irak Juba'sı ile baş başasınız...
Iraklı Juba!
Arkasında boş kovan ve Arapça yazılmış şu ifadeyi bırakırdı: "Kanla alınan, ancak kanla geri alınır. Bağdat Keskin Nişancısı buradan geçti."
Juba, hikayesini anlatacağımız büyük kahramanlarımızdan biridir. Ancak unutmayın ki hikayeler çocuklar uyusun diye değil, adamlar uyansın diye anlatılır!
Amerikalılar Irak'a girdiğinde, teslim olmayı reddeden; zillet ve aşağılanma içinde yaşamaktansa şeref ve kerametle ölmeyi tercih eden adamlar vardı. Bunlardan biri de Bağdat Keskin Nişancısıydı.
Azzam Muteb el-Enezi, Irak'ın Nuhayb kentinde doğdu. "Ebu Saleh" künyesiyle bilinirdi. Amerikalılar tarafından lağvedilmeden önce eski Irak Ordusu'nun Cumhuriyet Muhafızları özel kuvvetlerinde subaydı. Irak direnişine katıldı ve Amerikan kuvvetleri ile koalisyon güçleri arasında büyük bir korku saldı. Öyle ki ona "Juba" yani "Ölüm" lakabını taktılar.
Askerler psikolojik çöküntü yaşayacak dereceye gelene kadar her gün onlara hedef alıyordu. Bu keskin nişancı, bir cami minaresinden koca bir bölüğü yok etti. 700 Amerikalıyı öldürdü ve çok sayıda askeri yaraladı. Her defasında arkasında boş bir kovan ve Arapça yazılmış şu ifadeyi bırakıyordu: "Kanla alınan, ancak kanla geri alınır. Bağdat Keskin Nişancısı buradan geçti."
Amerikalı uzmanlar, Keskin Nişancı Juba'nın askerler üzerinde bıraktığı o kesin ve ölümcül vuruşlara hayran kaldılar. Kesin bir ölüm gerçekleştirmek için kafatası altı ile boyun arasını (arkadan veya önden) hedef seçiyordu.
Amerikan ordusu en seçkin keskin nişancılarını getirip Bağdat'a konuşlandırdı; onu bulmayı umuyorlardı ancak tüm girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.
Daha sonra kimliği tespit edilemeden yakalandı ve işkence altında hayatını kaybetti. Rus istihbaratı DNA analizi yoluyla kimliğini ortaya çıkardı ve haberi Alman Der Spiegel dergisine sızdırdı.
Juba öldü. Ancak adı; zilleti, aşağılanmayı ve zalim mütecavize teslim olmayı reddeden, onur uğruna canını feda etmenin en güzel örneklerini sergileyen şerefli insanların siciline yazıldı.
Bunları paylaşın ki çocuklarımız zillet ve aşağılanmaya rıza göstermemeyi öğrensinler —bu canlılarına mal olsa bile! Unutmayın ki hikayeler çocuklar uyusun diye değil, adamlar uyansın diye anlatılır.
Akıllı insanların dediklerini dinleyin
Faize karşı milyonlar yürüse, bu millete karşı yürütülen görünmez savaş biter.
Bırakın milyonları, esnaf yürüse yeter.
Faizle yaşayanlar, zamla kurtulacağını sanar. Bugün, küçüklü büyüklü her esnaf-kobi ve sanayici zammın, satışını yok eden bir canavar olduğunun farkında değil.
Freni patlamış koca bir kamyon son hız bayırdan aşağı gidiyor. Kasasında memleketin ipotekleri var.
Şoförün bangır bangır korna çalıp, herkesi tehlikeye karşı uyarması gerekiyor lâkin ...
O ipotek sahipleri, hâlâ ZAM yapmanın heyecanı ile rüyalarda gezinip duruyor.
FAİZ ve İPOTEKLER, FÜZE 'lerden daha tehlikeli silahlar ama ....
Kimse görmüyor.