Sayın ve sevgili takipçilerim, sizden bir ricam var. Lütfen yorumlarınıza ağlama emojisi koymayın.
Allah bizi ağlanacak durumlara düşürmesin. Biz ne ülkemizin kanunlarına ne inancımıza ne de insanlara karşı suç işledik.
Başımızı öne eğecek, ağlayacak bir hâlimiz yok! Selamlar
Çorum'da meslektaşlarımızla verimli bir tecrübe paylaşımı yaptık. Organizasyonda emeği geçen İMO Çorum Temsilciliği, Çorum Barosu ve Çorum Belediyesi yetkililerine emekleri ve misafirperverlikleri için teşekkür ederim. Depremlerde enkaz altında kalmamak için elbirliğiyle çalışmaya devam edeceğiz.
"Devlet yatırımcıya kazanç vaat etmez. Fakat kendi izniyle kurulan, kendi gözetiminde çalışan bir piyasada kuralların öngörülebilir, denetimin gerçek ve hesabın sorulabilir olmasını vaat eder.
Seçici denetim mi yapılıyor? Seçici gözetim, seçici soruşturma ve seçici kovuşturma mı var? Basının ilgisi de ancak mızrak çuvala sığmayınca mı uyanıyor? Bu sorulara “devlet gereğini yapıyor” cümlesiyle cevap verilemez. Çünkü gereğin ne zaman yapıldığı, en az ne yapıldığı kadar önemlidir.
Bu dosyada yapılması gereken, yalnız şüpheli isimlerin listesini uzatmak değildir. SPK ve ilgili bütün kurumlar tarih sıralı bir gözetim raporu yayımlamalıdır: Hangi risk göstergesi ne zaman oluştu? Hangi uyarı kime gitti? Hangi inceleme açıldı? Hangi tedbir neden alınmadı veya gecikti? Kurumlar arası bilgi paylaşımı çalıştı mı? Tasfiye zararı nasıl hesaplanacak ve yatırımcı hangi hukuki yollara başvurabilecek?
Devlete güven, vatandaşın devlete gösterdiği safdillik değil; hukuk devletinin vatandaşa borcudur. Otelde, evde, bankada ve fonda her an kandırılabileceğimizi; sonra da bütün yükün birkaç ceza dosyasına bırakılacağını düşünerek yaşayamayız."
@serbestiyetweb için yatırım fonları ve borsa rezaletleri hakkında yazdım.
https://t.co/D7VNyVZkg5
“6 Şubat’ta yalnızca binalarımız yıkılmadı; önceki depremlerden sonra gerçeği bütün boyutlarıyla ortaya çıkaramayan adli ve idari öğrenme düzenimiz de çöktü. Bugün yine yalnızca en yakındaki imzaları cezalandırıp dosyaları kapatırsak, gelecek depremin enkazını şimdiden hazırlamış oluruz.
Adaletin ilk sorusu “Kimi cezalandıralım?” değil, “Bu bina neden yıkıldı?” olmalıdır.”
“Neden Enkaz Altında Kaldık?” dizisinin 10. yazısında deprem yargılamalarını @serbestiyetweb için yazdım. Okumanız dileğiyle. Sonraki yazı final olacak.
https://t.co/R7DSCFiNmO
Bana betonarme konut binalarımızda tekrar tekrar karşılaştığımız dört temel kırılganlığı say deseler, bir çırpıda yumuşak kat, kapalı çıkma, kısa kolon ve bitişik nizam derim.
Her depremden sonra bilgimizi ve hesabımızı geliştirdik. Fakat yumuşak katı, kapalı çıkmayı, kısa kolonu ve bitişik yapıları konut geleneğimizden söküp atamadık; artan tehlike bilgisine rağmen mevcut binalar için zorunlu bir tespit ve tedbir düzeni de kurmadık.
Değişen yönetmeliklere rağmen değişmeyen binaları @serbestiyetweb için “Neden Enkaz Altında Kaldık?” dizisinin 9. yazısı olarak kaleme aldım. Okumanı dileğiyle. Devamı gelecek.
https://t.co/vx7hYxCX6X
"Gerçek bir yapı güvenliği düzeni, denetim için depremi beklemez. Binayı daha doğmadan ruhsatlandırır, yapım sırasında denetler ve kullanım ömrü boyunca izler. Bunu yapmadığımız sürece bir sonraki deprem, yalnız taşıyıcı sistemlerimizi değil; “belge varsa güvenlik de vardır” yanılsamasını da yeniden çökertecek."
"Neden Enkaz Altında Kaldık" yazı dizisinin 8.'sinde binalarımızın neden kullanım ömrü boyunca denetlenmesi gerektiğini @serbestiyetweb için anlattım. Okumanız dileğiyle. Devamı gelecek.
https://t.co/ODMwtFxR3E
"Yapı denetim kuruluşu müteahhidin kendisinden gerçek bir denetim istemediğini biliyor. Müteahhit, denetim kuruluşunun hangi ekonomik ve idari baskılar altında çalıştığını biliyor. Şantiye şefi ile ustalar denetçinin her imalatı görmesinin fiilen mümkün olmadığını biliyor. İlgili idare, dosyadaki imzaların her zaman sahadaki denetimi göstermediğini biliyor. Bakanlık, sistemdeki ücret, personel, yetkinlik ve veri sorunlarını biliyor. Yurttaş ise ruhsat ve iskânı görünce yapının kamu otoritesinin güvencesinden geçtiğini sanıyor.
Herkes, diğerinin neyi yaptığını ve neyi yapmadığını biliyor; fakat evraklar tamamlandığında yapı denetlenmiş kabul ediliyor.
Bu nedenle yapı denetim sistemimiz yalnızca bir “denetimsizlik” sistemi değildir. Aynı zamanda kusur ortaya çıktığında sorumluluğun üzerine bırakılabileceği imzalı insanlar üreten bir sistemdir."
@serbestiyetweb için yazdığım dizinin 7. yazısnında Yapı denetim(sizlik) sistemini ele aldım. Okumanız dileğiyle. Devamı gbelecek.
https://t.co/3g8vD89LNP
“Bir diplomatımıza atfedilen “var mı var ülkesi” sözü tam da bu durumu anlatıyor. Mevzuat var mı? Var. Şantiye şefi sözleşmesi var mı? Var. Ruhsatta imza var mı? Var. Elektronik defter var mı? Artık o da var. Peki yapı gerçekten bir teknik sorumlunun sürekli sevk ve idaresi altında mı üretiliyor? Bu soruya aynı rahatlıkla “var” diyemiyoruz.
Sistemin ihtiyacı bazen şantiyede mühendis değil, dosyada bir isimmiş gibi görünüyor. Çünkü o isim, idareye ruhsat vermek için tamamlanmış evrak; müteahhide işe başlamak için izin; depremden sonra da sorumluluk yüklenebilecek bir kişi sağlıyor.”
@serbestiyetweb için kaleme aldığım “Neden Enkaz Altında Kaldık?” dizisinin 6. yazısında şantiye şefliğini ele aldım.
Okumanız dileğiyle. Devamı gelecek.
Yeni adli yıl; adaletin kimliğe, düşünceye, makama veya güce göre değişmediği, hürriyetin istisna değil herkes için güvence olduğu bir yıl olsun.
Çünkü adalet, yalnızca kendimiz için değil, herkes için talep ettiğimizde adalettir.
Herkes için adalet, herkes için hürriyet.
Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Akademik Camia, Araştırmacılar ve İlgililer,
Türk ceza adaleti uygulamasında kitlesel ölçekte tartışmalara yol açan terör yargılamaları ve AİHM Büyük Dairesi’nin Yüksel Yalçınkaya, Şaban Yasak ile müteakip daire kararlarının (Demirhan vd., Bozyokuş vd., Seyhan vd., Karslı vd., Çalı vd., Dönmez vd., Kılıçarslan vd.) iç hukuka etkilerini bilimsel bir titizlikle ele alan, Prof. Dr. Olgun Değirmenci tarafından hazırlanmış bağımsız uzman mütalaasını kamuoyunun, akademi dünyasının ve ilgililerin istifadesine sunuyorum.
Toplumsal barışı ve hukuki güvenliği doğrudan ilgilendiren yaygın ve yapısal yargısal krizler karşısında akademinin sessiz kalmaması, ceza hukuku biliminin ürettiği evrensel ilkeler ışığında görüş bildirmesi etik ve entelektüel bir sorumluluktur. Bu mütalaanın ve tüm hukuk çalışmalarımızın altını çizdiği en temel nokta; yargısal sorunların ve uyuşmazlıkların ancak ve ancak hukukun kendi sınırları, kavramları ve dogmatik ilkeleri içinde tartışılarak çözülebileceğidir. Mahkemelerin vicdani kanaati; soyut varsayımlara veya sübjektif kabullere değil, duruşmada çelişmeli olarak tartışılmış, hukuka uygun ve kesin delillere dayanmak zorundadır.
Prof. Dr. Olgun Değirmenci’nin hazırladığı mütalaada öne çıkan başlıca dogmatik tespitler şunlardır:
* Maddi Ceza Hukuku ve Kanunilik İlkesi (AİHS m. 7 / TCK m. 314/2): Silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve doğrudan kastla (mens rea) örgütün nihai şiddet amacını bilerek ve isteyerek hareket etmesi zorunludur. ByLock kullanımı, Bank Asya hesap hareketleri veya yasal sendika/dernek üyelikleri gibi görünüşte meşru sivil faaliyetlerin, failin doğrudan kastı somutlaştırılmadan otomatik birer "suç karinesi" olarak kabul edilmesi AİHS m. 7’nin yapısal bir ihlalidir.
* Yargılamanın Yenilenmesinin Sınırları (CMK m. 311/1-f): AİHM kararları üzerine işletilen yargılamanın yenilenmesi, kesin hükümdeki adli hatayı tasfiye etmeyi amaçlayan ve münhasıran hükümlü lehine kurgulanmış olağanüstü bir kanun yoludur. Mahkemenin hareket alanı yalnızca AİHM kararında saptanan ihlali ve hukuki yanılgıyı gidermekle sınırlıdır.
* Aleyhe İkame Delil ve "Makyajlama" Yasağı: Yeniden yargılama yapan mahkemenin, yetersiz delilleri telafi etmek amacıyla re'sen sanık aleyhine yeni bir delil araştırmasına (ikame delil arayışına) girişmesi veya AİHM tarafından mahkûmiyete elverişsiz bulunan faaliyetleri salt gerekçeyi uzatarak/şeklen revize ederek (makyajlayarak) yeniden cezalandırma gerekçesi yapması, aleyhe yenileme yasağına ve Sözleşme'den doğan ihlali giderme yükümlülüğüne (AİHS m. 46) aykırıdır.
* Dijital Deliller ve Adil Yargılanma Güvenceleri (AİHS m. 6/1): Dijital verilerin manipülasyona ve tahribata açık doğası gereği; ham verilere savunmanın erişiminin sağlanmaması, veri bütünlüğü (chain of custody) ve adli bilişim güvenilirliği konusundaki somut teknik itirazların mahkemelerce cevapsız bırakılması ve bağımsız bilirkişi incelemesi taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerini zedelemektedir.
* Örgütlenme Özgürlüğü ve Yasallık Karinesi (AİHS m. 11): Mevzuata uygun olarak kurulmuş ve faaliyet göstermiş sendika veya derneklere üyelik Anayasa ve Sözleşme koruması altındadır. Bu faaliyetlerin şiddeti teşvik ettiği veya örgütsel şiddet amacıyla zihinsel/fonksiyonel bir bağı bulunduğu somut olgularla kanıtlanmadıkça mahkûmiyete dayanak yapılması örgütlenme özgürlüğünü ihlal eder.
* Beraat Kararı Zorunluluğu (CMK m. 223 / CMK m. 322/2): AİHM kararlarında ihlale konu edilen deliller dışında failin doğrudan kastını ve şiddet içeren eylemlerini ortaya koyan bağımsız ve hukuka uygun bir delil bulunmadığı tüm durumlarda, mahkemenin varması gereken hukuki sonuç CMK m. 223 ve CMK m. 322/2 uyarınca sanığın beraatine karar vermek ve önceki mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaktır.
Yargı organlarımızın, akademisyenlerimizin, hukuk uygulayıcılarının ve ilgililerin istifadesine sunduğum bu uzman mütalaasının tam metnine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz. Ceza muhakemesinin maddi gerçeğe, hukukun üstünlüğüne ve adil yargılanma standartlarına sadakatle yürütülmesi temennisiyle saygıyla duyurulur.
https://t.co/2pHdyM9Zpf
https://t.co/sOw14g6lOe
“30 Ağustos Zafer Bayramını” en içten duygularımla kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakların bedelini kanlarıyla ve canlarıyla ödeyen aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.🇹🇷🇹🇷🇹🇷
"Bir sonraki depremden sonra kimi yargılayacağımızı konuşmadan önce, bugün kimin hangi nitelikle bina yapmasına izin verdiğimizi sormalıyız. Yaşam hakkını koruyan sistem, enkazdan suçlu seçen değil; niteliksizliği ruhsattan önce durduran sistemdir.
Mühendisliği imzaya, ustalığı fotokopiye, müteahhitliği kayıt numarasına indirgemeye devam edersek, her yıl verdiğimiz yüz binlerce yeni ruhsatla yalnız konut değil, bir sonraki depremin yeni enkazlarını da üretmiş oluruz."
"Neden Enkaz Altında Kaldık?" sorusuna cevap aradığım @serbestiyetweb için kaleme aldığım dizinin 4. yazısında müteahhitlik ve ustalık konusunu ele aldım. Okumanız dileğiyle. Devamı gelecek.
https://t.co/CfiWEnVW1q
AİHM Osman Kavala kararını caydırıcı etki üzerinden değerlendirdim.
"Kavala dosyası, bir insan hakları savunucusunun başına neler gelebileceğini tarihe kaydetti. Hak savunucuları cayarsa ihlaller sona ermez; yalnız görünmezleşir. Zarar gören bir kişi veya bir çevre değil, bütün toplum olur. Metinler kalır, fakat hukuk ortadan çekilir. Bundan sonra kayda geçmesi gereken, bu ülkenin bu kayıttan ne öğrendiğidir." Okunması umuduyla @serbestiyetweb için yazdım.
https://t.co/mbcGZmupWp