İYİ Parti STK İlişkileri Sendikalardan Sorumlu (E)Başkan Yardımcısı,İYİ Parti YİK(E) üyesi,DP(E)Genel Başkan Yrd.Türk Metal Sendikası (E)Genel Başkan Yrd.
19 Haziran 1965'ten bugüne aynı arma, aynı sevda, tek miras.
Anadolu'nun yıldızı, Türk futbolunun mihenk taşı Eskişehirsporumuzun 61. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun! 🖤❤️
Tarih 4 Aralık 2023. Kuruluşundan itibaren çalıştığım iş yerinden tazminatımı alarak ayrıldım. Aldığım parayı ne yapmalıyım diye düşünüyorum. O zamanlar para kontrolüm pek iyi değil. Bu sebeple istediğim anda dokunamayacağım tek seçenek olan BES olduğuna karar verdim. Şu anda o para 5 katına çıktı neredeyse.
Bu zamana kadar herkesin girdiği pandemi öncesi kripto merakına bende girmiştim ama çok başarılı olduğumu söyleyemem. İşten ayrılınca hayata bakış açım bir anda genişlemeye başladı. 2021 Temmuzda bana bir ödül gelmişti. Özel meleğim Elif dünyaya gelmişti. Down sendromlu bir çocuğumun olması beni ona bir gelecek kurma kaygısına itmişti. Bu iki konu beni yatırım dünyasına girmem için tetikledi.
İlk önce fon yatırımı öğrendim. Her ay kredi kartıyla otomatik fon alıyorum. Hisse yatırımı ile devam ettim. Halka arz ve seçtiğim hisselerden oluşan 2 portföyüm var. Kripto tarafında stake ettiğim Sui ve Solana tutuyorum. Abd tarafında eksikliğim ve merakım bu alanda da ilerlememi sağladı. Her gün araştırma ve okumalarım devam ediyor. Yatırım konusunda bütün kitapları okudum sayılır. Başta 6 ay analiz videoları izledim. Hala da izliyorum fırsat buldukça.
Yatırım biten bir süreç değil. Güncel kalmak için herşeyi yapıyorum. Bu hesapta bu amaçla anonim olarak kuruldu. Sonradan kendi kimliğim ile devam etmeye karar verdim. Bazı kurumlar ile işbirliği yapıyorum. Bazı alışveriş sitelerinden ürün paylaşıyorum. Gelir elde etmeye çalışıyorum. Bu aşamada yanımda duran bu kurumlara ve bana destek veren tüm dostlarıma, takipçilerime teşekkür ederim. Bu işin okulunu okumadım ama kendimi eğitip yaptıklarımı paylaşmaya devam edeceğim.
Elif ve benden size pozitif bir gülücük gönderiyoruz. ��️❤️
İstikamet Dünya Kupası! 🇹🇷
Ay-Yıldızlı şanlı bayrağımızı Dünya Kupası'nda dalgalandırma gururunu bizlere yaşatacak olan A Milli Futbol Takımımızı yürekten tebrik ederiz. Gururumuzsunuz!
🦅 Orkun Kökçü'nün asisti, Hyeon-gyu Oh'un golü | #BJKvKSP
🎯 "Oh'un ayak dışıyla dokunuşu müthiş, zor bir vuruş..."
🧠 "Orkun'un asisti zekice ve orta kalitesi çok yüksek..."
🔎 Cihan Erduran, Engin İpekoğlu ve Serkan Akcan'ın değerlendirmeleri. #Skor
Hürmüz boğazı Amerika'yı bitirebilir.
500 yıllık imparatorluk tarihini inceleyen. Milyarlarca doları yöneten Ray Dalio bugün bir makale yayınladı.
İçindeki tek bir cümle her şeyi açıklıyor.
"Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmek Amerika için 1956'da Süveyş Kanalı'nın İngiltere için olduğu şey olabilir."
Bu cümleyi anlamadan önce size 1956'yı anlatmam lazım.
Çünkü 1956'da ne olduysa şimdi aynısı olabilir.
1956: İngiltere'nin sonu
İngiltere 200 yıl boyunca dünyanın süper gücüydü. Sterlin dünya parasıydı. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Gücünün en kritik noktası: Süveyş Kanalı.
Dünya ticaretinin büyük bölümü bu kanaldan geçiyordu. Kim kanalı kontrol ederse dünya ticaretini kontrol ederdi.
1956'da Mısır kanalı millileştirdi. "Artık bizim" dedi.
İngiltere tehdit etti. "Açın yoksa geliriz" dedi.
Mısır açmadı.
İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte saldırdı.
Ama bir şey oldu. Amerika "dur" dedi. Sovyetler "dur" dedi. BM "dur" dedi.
İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve o gün dünya bir şeyi gördü.
İngiltere artık dünyanın süper gücü değil.
Ne oldu sonra?
Sterline güven çöktü. Müttefikler uzaklaştı. Sömürge devletler bağımsızlık ilan etmeye başladı. Sermaye İngiltere'den kaçtı. 20 yıl içinde İngiltere sıradan bir ülkeye dönüştü.
200 yıllık imparatorluk tek bir kanal yüzünden bitti.
Tek bir kanal değil aslında. Tek bir algı yüzünden bitti.
"Bu ülke artık güçlü değil."
Bu algı oluştuğu an para kaçar. Müttefikler döner. Sistem çöker.
Ray Dalio diyor ki: Şimdi aynı şey Amerika'nın başına gelebilir.
Hürmüz boğazı neden bu kadar kritik ?
Dünya petrol arzının %20'si bu boğazdan geçiyor.
Suudi Arabistan'ın petrolü buradan çıkıyor. BAE'nin petrolü buradan çıkıyor. Kuveyt'in petrolü buradan çıkıyor. Irak'ın petrolü buradan çıkıyor.
Boğaz kapanırsa ne olur?
Petrol fiyatları yükselir. Dünya ekonomisi durur. Körfez ülkeleri ihracat yapamaz. Avrupa enerji krizi yaşar. Asya'nın fabrikaları durur.
Şöyle düşünün.
Bir otoyolun tek tüneli var. Tüm kamyonlar bu tünelden geçiyor. Gıda, yakıt, hammadde. Her şey bu tünelden.
Birisi tünelin girişine oturdu. "Ben izin vermeden kimse geçemez" diyor.
İşte İran şu an bunu yapıyor.
Ve Dalio diyor ki: Amerika bu tüneli açamazsa her şey değişir.
Dalio'nun tarihsel formülü
Dalio 500 yıllık tarihi incelemiş. Her büyük imparatorlukların yükseliş ve çöküşünü araştırmış. Ve bir kalıp bulmuş.
Kalıp şu: Her zaman aynı şekilde bitiyor.
Bir süper güç var. Dünyanın parasını kontrol ediyor. Deniz yollarını kontrol ediyor. Herkes ona güveniyor.
Sonra daha küçük bir güç kritik bir ticaret yolunda meydan okuyor.
Süper güç tehdit ediyor. "Aç yoksa gelirim" diyor.
Ve tüm dünya izliyor.
Eğer süper güç o yolu açarsa güç teyit edilir. Herkes güvenmeye devam eder. Para akmaya devam eder. Sistem sürer.
Eğer süper güç o yolu açamazsa her şey tersine döner.
Güven çöker. Müttefikler kaçar. Para kaçar. Borç krizi başlar. İmparatorluk biter.
Portekiz böyle bitti. Hollanda böyle bitti. İngiltere böyle bitti.
Dalio'nun sözleriyle: "Süper güçler aşırı borçluyken askeri ve finansal kontrolünü kaybettiğini gösterdiğinde müttefiklerin ve alacaklıların güvenini kaybetmesini, rezerv para birimi statüsünü kaybetmesini, para biriminin özellikle altına karşı zayıflamasını izleyin"
Bu cümleyi bir daha okuyun.
Şimdi Amerika'ya bakın.
Amerika'nın durumu
Borç: 38 trilyon dolar.
Faiz ödemesi: Yılda 1 trilyon dolardan fazla. Toplanan her 4 dolar vergiden 1'i faize gidiyor.
Vietnam'da kaybetti. Afganistan'dan çekildi. Irak'ta 20 yıl harcadı, kaos bıraktı. Dünya artık Amerika'nın güçlü olmadığını düşünüyor.
Ve şimdi İran ile savaşıyor.
Trump ne dedi?
"Mayınlar koyarlarsa ve hemen kaldırılmazsa askeri sonuçları daha önce görülmemiş seviyede olacak."
Dalio ne diyor?
"Diğer ülkelerdeki üst düzey politikacıların özel sohbetlerde şunu söylediğini sık sık duyuyorum: 'Trump iyi konuşuyor ama işler zorlaşınca savaşıp kazanabilir mi?'"
İşte kritik nokta
Dalio'nun en önemli tespiti şu:
Savaşta acıya dayanma kapasiten acı verme kapasitenden daha önemlidir.
İranlılar ne yapıyor?
Savaşı uzatmaya çalışıyor. Yavaş yavaş yoğunlaştırıyor. Çünkü herkes biliyor ki Amerikan halkının ve Amerikan liderlerinin acıya ve uzayan savaşlara dayanma kapasitesi çok sınırlı.
İran'ın planı basit: Savaşı yeterince acılı ve yeterince uzun yap. Amerikalılar savaşı bırakacak.
Vietnam'da olan bu. Afganistan'da olan bu.
İranlılar için bu savaş varoluşsal. İntikam meselesi. Onur meselesi. Hayattan daha önemli bir şey için savaşıyorlar.
Amerikalılar ne için endişeleniyor? Benzin fiyatları. Ara seçimler.
Bu asimetri Dalio'yu korkutuyor.
Anlaşma mümkün mü?
Dalio'nun cevabı net: Hayır.
"Herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek."
Ne olursa olsun, ister Hürmüz İran'ın elinde kalsın ister kontrolü alınsın, önümüzdeki dönem çatışmanın en kötü aşaması olacak.
İran'ın sözleri: "Bölgedeki ABD'ye ait olan veya ABD ile işbirliği yapan tüm petrol, ekonomik ve enerji tesisleri derhal yok edilecek ve küle dönüştürülecek."
Bu son savaş yaklaşıyor.
Ve Dalio diyor ki bu savaşın sonucu tarihi yeniden şekillendirecek. Bu savaşın etkileri sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacak.
Ticaret akışları değişecek. Sermaye akışları değişecek. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan, Japonya. Hepsi etkilenecek.
Eğer Amerika kazanırsa:
Dolara güven artar. Tahvillere talep artar. Müttefikler yakınlaşır. Trump'ın gücü teyit edilir. Amerikan hegemonyası devam eder.
Eğer Amerika kaybederse:
Dolar çöker. Tahviller satılır. Altın fırlar. Müttefikler uzaklaşır. BRICS güçlenir. Çin'in yükselişi hızlanır.
Dalio'nun 500 yıllık tarihten çıkardığı ders:
Para ve güç her zaman kazanana akar. Kaybedenden kaçar.
SONUÇ
Ray Dalio açıkça söylüyor:
Hürmüz Boğazı Amerika için son sınav.
Kazanırsa hegemonya devam eder. Trump'ın gücü katlanır. Dolar güçlenir.
Kaybederse 1956 İngiltere senaryosu başlar. Dolar çöker. Altın fırlar. Müttefikler dağılır. Amerikan çağı biter.
500 yıllık tarih aynı şeyi söylüyor. İmparatorluklar kritik ticaret yollarını kaybettiğinde biter.
Portekiz bitti. Hollanda bitti. İngiltere bitti.
Sıra Amerika'da mı?
Cevap Hürmüz'de.
Sen ne düşünüyorsun?
Ocak ayı transfer döneminde beklenen takviyelerin henüz yapılmadığı Beşiktaş’ta panik yaşanmıyor.
Menajer ve kulüpler yüksek maliyetli ve gelecekte kulübü zor duruma sokabilecek sözleşme şartları teklif ederken, siyah beyazlı yönetim taviz vermemekte kararlı.
(Türkiye Gazetesi)
GREV KARARIMIZI ALDIK...
İşveren sendikası MESS ile yürütülen Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinde anlaşma sağlanamaması üzerine Türk Metal Sendikası olarak grev kararımızı aldık.
Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında 13 Ekim 2025 tarihinde başlayan ve 138 bin üyemizi ilgilendiren Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri, 8 Aralık 2025 tarihinde yapılan oturumda Sendikamız Türk Metal’in masadan kalkması üzerine kesilmiş ve taraflar uyuşmazlık tutanağını tutmuştu.
Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde o güne kadar yapılan 5 oturumda, 47 Ana Madde, 5 Ek Madde ve 2 Geçici Madde olmak üzere toplam 54 Madde ile sözleşmenin eki niteliğindeki 2 Yönetmelik Sendikamızın teklif ettiği şekliyle kabul edilmişti. Görüşmelerde 33 Ana Madde, 2 Ek Madde, 3 Geçici Madde olmak üzere toplam 38 Madde ile 1 Yönetmelikte ise anlaşma sağlanamamıştı.
Anlaşma sağlanamayan maddelerin başında ücret artışına ilişkin hükümler ile sosyal haklara yönelik maddeler gelmektedir. Ayrıca, MESS’in kazanılmış haklarımızı geriye götürecek nitelikteki teklifleri de uyuşmazlığın en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.
Hatırlanacağı üzere MESS, ücret teklifine, sözleşmenin ilk 6 ayı için, 6 aylık enflasyonun bile altında kalan (%5+Seyyanen 11,50 TL) toplamda %10’luk oran ile başlamıştı. Uyuşmazlık tutulmasının ardından 8 Ocak 2026 tarihinde yapılan 6. oturumda teklifini (%7,5+Seyyanen 17,30 TL’ye) toplamda %15’e, 13 Ocak 2026 tarihinde yapılan 7. oturumda ise (%10,5+Seyyanen 17,30 TL’ye) toplamda %18’e çıkarmıştı. Ancak bu teklifler sendikamız tarafından kabul edilmemişti.
Yürürlükteki yasa gereğince Arabuluculuk sürecinin başlamasının ardından, resmi arabulucu tarafları uzlaştıramamış ve arabulucu raporu bugün (19 Ocak 2026 Pazartesi günü) sendikamıza ulaşmıştır.
Türk Metal Sendikası olarak; ülkemizin ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiğinin, enflasyon karşısında hayatın her geçen gün pahalandığının, tüm ücretlilerin geçim sıkıntısı yaşadığının bilincinde olarak böyle bir dönemde metal işçilerine reva görülen bu teklifleri kabul etmediğini kamuoyuna daha önce olduğu gibi bugün bir kez daha açıklamaktadır.
Süreçte ise bu duruma karşı tepkimizi sokaklarda, işyeri sahalarında, yemekhanelerde, tezgah başında yaptığımız etkin ve anlamlı eylemlerle göstermiştik.
İşte tüm bu tabloyu değerlendirmek için bugün (19 Ocak 2026 Pazartesi günü) Başkanlar Kurulumuz Genel Merkezimizde toplanmıştır.
Ve sonuç olarak;
Sendikamız, üyelerinin sendikamıza emanet ettiği alın terlerini korumak, çalışma yaşamında hak ve adaletten taviz vermemek için 19 Ocak 2026 günü grev kararı almıştır.
Türk Metal Sendikası artık sözün bittiği yerde, bıçağın kemiğe dayandığı noktadadır. Ayrıca Sendikamız, sözleşmede insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek için sonuç alıncaya kadar eylemlerine de aynen devam edecektir.
Basınımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TÜRK METAL SENDİKASI BAŞKANLAR KURULU
KENDİSİNE RÜŞVETÇİ DİYENİ KAHVEHANEDE BULUP HESAP SORAN BAKAN!
Yeni yetişenler merhum Adnan Kahveci'yi bilmezler.
Anlatayım:
Hayatımda tanıdığım en dürüst, en çalışkan, milletin refahı için projeler geliştiren çok çalışkan siyasetçilerden biriydi.
Hazine ve Maliye Bakanı iken beni Kartal'daki evinde ağırlamıştı.
Yaşadıkları ev memur lojmanından farksızdı.
Kahveci, "Toprak Dede" Hayrettin Karaca ve bilim insanlarıyla birlikte yaklaşık 10 gün süreyle Anadolu meralarını, kamp kurarak dolaşmıştık. Sonunda hayvancılığın geliştirilmesi için meraların ıslah edilmesi gerektiği, aksi takdirde gelecekte bugünkü duruma (Et konusunda dışarıya bağımlı) düşeceğimizi anlatan bir rapor ortaya çıkmıştı.
Rahmetli çok dürüsttü.
Genellikle makam aracı ve sürücü kullanmaz, her yere özel aracıyla giderdi.
Bardaktaki su gibi şeffaftı.
Bir gün beni arayarak; "Yalova'da bir kişi, benim rüşvet aldığım iftirasını atıyormuş. Şimdi Yalova'ya gidip o kişiden bu iftirasının hesabını soracağım. Siz de gelin tanık olun" dedi.
Yine onun aracıyla Yalova'nın yolunu tuttuk. Arabayı yine kendisi kullanıyordu. Biraz araştırdıktan sonra müfteriyi, bir kahvede oyun oynarken bulduk ve tepesine dikildik.
Adam başına geleceği anlamış gibi titremeye başladı.
Kahvedeki herkes susmuş, bakanın ne diyeceğini bekliyordu.
Adnan Bey, yüksek tondan bir sesle "Bu kişi benim rüşvet aldığımı söylüyormuş. Şimdi anlatsın bakalım, kimden rüşvet almışım?"
Adam sapsarı kesilmişti. Korkudan titriyordu.
Kekeleyerek; "Ben asla böyle bir şey söylemedim. Sadece sizi eleştirdim. Siz çok dürüst bir siyastçisiniz. Yine de bir hatam olduysa affedin. Bir daha asla aleyhinizde konuşmayacağım. Yemin ediyorum." dedi.
Biz ayrılırken kahvedekiler Bakanı ayakta alkışlıyorlardı...
***
Türkiye böyle siyasetçiler de gördü.
Bu dünyadan tertemiz bir Adnan Kahveci geçti.
Mekânı cennet olsun, nurlar içinde yatsın.
Siyasete adım attığım, bir dönem mensubu olmaktan gurur duyduğum Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Sn. Cenk Küpeli'ye nazik ziyareti için teşekkür ederim.