Kamuoyuna Duyuru
Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkında gündeme gelen iddialara ilişkin açıklama yapma gereği doğmuştur.
Konuyla ilgili olarak, 25 Mart 2025 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen müfettişlerin tarafıma yönelttiği tüm sorular cevaplandırılmış; talep edilen bilgi ve belgelerin tamamı eksiksiz şekilde kendilerine teslim edilmiştir.
Söz konusu bağışlar, Haluk Levent'in 7 Şubat 2023 tarihinde MASAK'tan aldığını duyurduğu onay doğrultusunda Ahbap Derneği'nin resmi kripto varlık borsa hesaplarında toplanmış ve tamamı eksiksiz olarak derneğin banka hesaplarına aktarılmıştır. Aynı dönemde alınan onay akabinde, Kızılay başta olmak üzere çeşitli dernek ve sivil toplum kuruluşları da kripto varlık yoluyla bağış kabul etmiştir.
Kamuoyunun bilmesi gereken önemli bir husus da şudur: Kripto varlık borsalarında hesaplardan varlık çekim işlemleri yalnızca hesap sahibinin adına gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle, söz konusu bağışların üçüncü kişiler tarafından farklı hesaplara yönlendirilmesi teknik olarak mümkün değildir.
Öte yandan, ben Ahbap Derneği'nin üyesi veya görevlisi değilim. Derneğin banka hesaplarına erişim veya tasarruf yetkim de bulunmamaktadır. Bu nedenle konuya ilişkin bilgi ve değerlendirmelerim, yukarıda açıkladığım hususlarla sınırlıdır.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım.
Not: Süreci daha ayrıntılı incelemek isteyenler, aşağıda paylaştığım görseller üzerinden olayların kronolojik gelişimini inceleyebilirler.
Depremde Hatay'daki riskli bir hastaneye drone ile girerek tıbbi malzemelerin yerini tespit eden, yanındaki insanlarla birlikte tahliyesini gerçekleştiren ve kripto dünyasındaki güvenilirliğiyle büyük bağışlar toplanmasını sağlayan bir insanın iyi niyetini sorgulamak yanlıştır. Doğru olan, toplumun bu isme duyduğu büyük güvenin nedenlerini ve arkasındaki değerleri anlamaktır. Toplumsal bir çürüme aranacaksa, hedef senin gibi iyi niyetli insanlar değil, bu yozlaşmaya yol açan asıl nedenler olmalıdır. Seni seviyoruz ve iyi niyetini biliyoruz 😇 @efebulduk
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
çocuklarla ilgili sahici bir pedagojik derdi olan çocuk işçiliğiyle, cocuk evliliğiyle, çocuk istismarıyla mücadele eder, en az bir öğün ücretsiz yemeği kural haline getirir, çocukların üzerinden tarikatın, cemaatin, yobazın elini çeker. o yüzden geçiniz bu masalları.
Kendisi, eşi, akrabası, dostu kanser tedavisi gören,
Annesi, babası, kardeşi, yakını diyaliz tedavisi gören,
Böbrek, karaciğer, kalp nakli olan,
Kısırlık tedavisi gören veya “sağlığım yerinde” diyen herkes…
Bu haber hepimizi yakından ilgilendiriyor!
Türkiye’de büyük bir skandal ortaya çıktı:
5 milyon adet sahte ilaç ele geçirildi!
Üretim yapılan imalathaneye baskın düzenlendi, milyonlarca hayatı tehlikeye atan ilaçlar deşifre edildi!
👉 Tüm ayrıntılar bu akşam saat 21:00’de
#OnlarTV canlı yayınında!
Osmaniye’de yaşayan 5 yaşındaki bir çocuk evinin bahçesinde otururken 1 KM uzaklıktaki bir düğünde havaya sıkılan kurşun kafasına düştü. (Emrullah Erdinç)
Havaya silah sıkan şahıs olay sonrasında tespit edildi ve SERBEST BIRAKILDI. Şahıs tutuksuz yargılanacak.
Bu kurşun hangi partiden olursa olsun herhangi bir vekilin yakınına düşseydi gün yüzü göstermezlerdi. Kimsesi olmayanın hakkı da böyle aranıyor. Çok yazık.
Sadece sahte üniversite diploması mı sanıyorsunuz?
Bakın, yine 2024 yılında gündeme getirmiş ve açıkça uyarmıştım:
Sahte ehliyet düzenleyen bir “ehliyet çeteleri” vardı.
Bu çetelerden biri sonunda ortaya çıktı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nda görevli bir personelin e-imzası kopyalanmış; bazı sürücü kurslarıyla iş birliği içinde, sınavda başarısız olan kişilerin e-sınav notları sistem üzerinden değiştirilmiş.
Ve bu sadece bir yerde tespit edilen örnek.
Bu çetelerin içindeki bir kişi yüzlerce,binlerce kişinin bu şekilde ehliyet aldığını belirtiyor.
Buyurun tespit edilen 90 kişinin İsim ve değiştirilen not listesi.
Türk Hava Kurumu'nun yangın söndürme uçakları olan ateş kuşlarını ilk defa kullanamadığımız 2021 yılında ülke olarak 10-15 yılda kaybettiğimiz ormanı bir yılda kaybettik.
-Bugün THK'nın başında da kayyum var. Ilgili kayyum, söndürme uçakları için yangın sezonunun ortasında 21 Haziran'da ihaleye çıkmış.
-Yangınların bir kısmının sorumlusu olan elektrik hatları özelleştirilmiş bir şirket kontrolünde. Kurumun yandaş olduğu için doğru düzgün denetlenmediği iddia ediliyor.
Özetle, gelinen nokta itibariyle, elimizi attığımız hemen her şey liyakatsızlık, ahlaksızlık, denetimsizlik ve rant sebebiyle dökülüyor.
Hiçbir şeyin tadı kalmadı.
Çok yazık.
Görsel: @izmirgibiyiz
@DoganEth İstatistik konusunda istediğin verinin kaynağının nereden aldığını sorgulatınca daha da saçma sonuçlar verebiliyor. Konu hakkında daha önce bloglarda yazılmış bilgiler üzerinden kendi yorumunu katarak verileri derliyor. Güzel bir kaynak bulursan yoruma taglersen sevinirim (:
📖 Vizyon 2025 | Pharus Yayında!
Bu raporda, projelerin temel ve teknik detaylarını bakış açımızla birlikte sizlere sunuyoruz. 2025 ve sonrasında hangi alanlarda hangi projeler öne çıkıyor? Bizim beklentimiz ne?
Tüm sorularınızı cevapladık.
https://t.co/WpJ0Bwdvo3
Türkiye’de son 10 yılda yaşanan enflasyon ve adaletsizlik nedeniyle toplumsal ahlak çöküyor.
Okuyarak hiçbir şey elde edemeyeceğini gören gençler; Yasadışı kumara, fuhuşa, dolandırıcılığa vb. bir çok alana yöneliyor.
Türkiye’de sessiz bir yıkım yaşanıyor.
Bir yandan da siyasiler ve onların medyası kendi tarafındaki usulsüzlükleri görmezden geliyor.
AK Parti’nin kendi bakanlığına dezenfektan satan Pekcan’ı, CHP’nin Kamu malını millete sormadan satan Marmaris belediye başkanı Acar’ı hiçbir hesap vermedi.
Türkiye’de belki ekonomi ilerde düzelir ancak yıkılan bu toplum ahlakı düzelmeyecek.