Epsteingiller neden her alanda güçlendi? Müslümanlar neden her alanda zayıf düştü? Batılılar çok mu zekiydi? Hayır!
Cevap, Başkan Erdoğan’ın geçmişte anlattığı ‘Hülagu ve Kadıhan Kıssası’nda saklı. Bu kıssayı tekrar dinlemenin tam sırası.
Hepimizin çıkaracağı çok ders var.
TAŞERON MAĞDURİYETİ: AYNI İŞ, BÖLÜNEN HAKLAR, BİRİKEN MAĞDURİYETLER
Taşeron işçinin mağduriyetini yalnızca “kadro bekliyor” cümlesine sığdıramayız. Bu işçi yıllardır aynı hastanede, fabrikada, belediyede veya kamu kurumunda çalışıyor olabilir. Hizmet sürer, işyeri aynı kalır, hatta yaptığı iş değişmez; fakat bağlı göründüğü şirket, statüsü ve yararlanabildiği haklar değişir. İşçinin hayatında biriken emek, kayıtlar üzerinde parçalara ayrılır.
2018’de yapılan düzenleme birçok işçi için önemli bir adımdı. Ancak herkesi aynı sonuca ulaştırmadı. Kamu kurumlarında sürekli işçi kadrosuna geçirilenler oldu. KİT’lerde ve bazı kurumlarda kapsam dışında kalanlar oldu. Belediyelerde ise taşeron şirketten belediye şirketine geçirilen işçiler, bunun belediyenin doğrudan sürekli işçi kadrosuna geçmekle aynı şey olmadığını söylüyor. Bugün dile getirilen kadro talebinin nedenini anlamak için önce bu farkı görmek gerekir.
İşçilerin talepleri de tek kalem değildir: Çalıştıkları kurumda açık bir statü, iş güvencesi, eşit işe uygun ücret, ilave tediye ve sosyal haklar, kıdemin korunması, geçmiş hizmetin tanınması… Belediye şirketi işçilerinin 52 günlük ilave tediye talebi ile KİT’te taşeron şirket üzerinden çalışan bir işçinin sürekli işçi kadrosu talebi aynı başlık altında konuşulsa da hukuken ayrı ayrı karşılanmalıdır.
İşten çıkış kaydı, yılların emeğini silemez
Taşeron çalışmanın en ağır tartışmalarından biri kıdemdir. İhaleyi alan şirket değişir; işçi aynı yerde çalışmaya devam eder. Bazen kayıtlarda işten çıkış ve yeniden giriş görünür. İşçi açısından soru şudur: “Ben işten hiç ayrılmadım; yıllarım neden yeni başlamışım gibi değerlendiriliyor?”
Her çıkış ve giriş işleminin amacı aynı değildir. Fakat böyle işlemler işçinin gerçek çalışma süresini bölmek veya kıdem tazminatı yükümlülüğünden kaçınmak için kullanılıyorsa, bunun üzerine gidilmelidir. SGK’daki bir çıkış kaydı tek başına fiilen süren çalışmayı yok etmez. İşyeri kayıtları, bordrolar, ihaleler, şirketler arasındaki geçiş ve işçinin gerçekte ne yaptığı birlikte incelenmelidir. Kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı da her dosyada çalışma süresi ve iş sözleşmesinin sona erme biçimine göre belirlenir.
Kâğıt üzerinde değişen şirketin bedelini işçiye ödetemeyiz. Çözüm, taşeron değişikliklerini görünmez kılmak değil; gerçek ve belgelenebilir hizmet süresini korumaktır. Kadroya geçiş yapılacaksa önceki çalışma yılları, doğmuş işçilik alacakları ve kıdem hesabı açıkça güvence altına alınmalıdır.
Aynı insanda birden fazla mağduriyet var
Biz bu meseleyi incelerken bir başka gerçeği daha görüyoruz: Taşeron mağduru olan herkesin sosyal güvenlik geçmişi aynı değil.
Bugün taşeron çalışan bir kişi, gençliğinde çırak veya stajyer olarak üretimde çalıştığı dönemin emeklilik hesabında tanınmasını da bekliyor olabilir. Bir başkası kademeli emeklilik mağduriyeti nedeniyle emekliliğine ulaşamadığı yılları yine taşeron işte geçiriyor olabilir. Bir diğeri işyerini kapatmış eski bir Bağ-Kur’lu olarak prim, hizmet veya emeklilik sorunlarını taşırken şimdi taşeron çalışma nedeniyle yeni bir hak mücadelesi veriyor olabilir.
Biz buna çoklu mağduriyet diyoruz. Aynı kişiye ait farklı dönemlerdeki sorunlar üst üste biniyor. Kadro verilmesi çıraklık, kademe veya Bağ-Kur sorununu kendiliğinden çözmez. Geçmişteki sigortalılık sorununun çözülmesi de bugünkü ücret, kıdem ve iş güvencesi talebini ortadan kaldırmaz. İnsanı tek bir mağduriyet başlığına yerleştirerek çalışma hayatının geri kalanını görmezden gelemeyiz.
Bu nedenle çözüm, işçinin yalnızca bugünkü iş sözleşmesine bakmamalı. İlk çalışma döneminden bugüne kadar uzanan emek ve sigortalılık geçmişini de görmelidir. Her dosyanın koşulları ayrı incelenir; fakat hiçbir dönem sırf farklı bir etiket taşıdığı için baştan değersiz sayılamaz.
İstenen çözüm açık olmalı
Öncelikle kamuda taşeron olarak çalışmaya devam edenlerin hangi kurumda, hangi işte ve hangi hukuki statüde bulunduğu şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. KİT ve diğer kurumlardaki kapsam dışı işçiler için sürekli işçi kadrosuna geçiş; belediye şirketi işçileri için doğrudan kadro ve eşit hak talepleri, kendi hukuki farkları gözetilerek düzenlenmelidir.
Geçiş sırasında önceki hizmetler ve işçilik alacakları korunmalı; şirket değişiklikleriyle doğan kıdem uyuşmazlıkları çözüme kavuşturulmalıdır. İşçiye “Hakkını almak istiyorsan yıllarca dava aç” demek, eksik düzenlemenin yükünü yine onun omzuna bırakmaktır. Sürekli yapılan işler için yeni taşeron ilişkileri kurularak aynı mağduriyetin yeniden üretilmesi de önlenmelidir.
Meclis kayıtlarında, kamu kurumları ve yerel yönetimlerde taşeron çalışmanın kaldırılmasını ve işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesini amaçlayan bir teklif bulunmaktadır. Teklifin komisyonda olması, mağduriyetin çözüldüğü anlamına gelmez. İşçilerin beklediği şey bir başlığın gündeme gelmesi değil, kapsamı ve hakları açık bir düzenlemenin hayata geçirilmesidir.
Taşeron işçi, bir ihale kaleminden ibaret değildir. Aynı kapıdan yıllarca giren, aynı hizmeti üreten, ailesini emeğiyle geçindiren insandır. Onun kıdemini şirket değişikliğiyle, geçmişini bir sigorta etiketiyle, geleceğini belirsiz bir vaatle bölemeyiz.
İşçinin çalıştığı kurumu, yaptığı işi ve bütün çalışma hayatında biriktirdiği emeği birlikte gören bir çözüm istiyoruz. Çünkü taşeron mağduriyetini gidermek, yalnızca bir kadro işlemi yapmak değil; parçalanmış hakları aynı insanın hayatında yeniden birleştirmektir.
ADAM RESMEN MEYDAN OKUMUŞ KARŞI TARAFTAN TIK YOK !
NEREDESİN KEMALİST ATATÜRK'ÇÜ TAYFA !
KİM İNGİLİZLERLE ANLAŞMIŞ GÖRELİM.
#5816sayılıkanunkaldırılsın
"Fonculara kaptırılan parayı vergimle karşılamak istemiyorum"
İsmail Kılıçarslan:
- Bir tane görevini kötüye kullanan adam, bir tane hırsız, bir tane arsız, bir halt yiyecek, ben de o haltın üzerini kapatmakla meşgul olacağım. Öyle bir dünya yok
📍 Türkevi
Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu vesilesiyle bulunduğumuz New York’ta, gazeteci Sayın @cuneytozdemir’in gündeme ilişkin sorularını yanıtladık.
New York temaslarımız kapsamında gerçekleştirdiğimiz görüşmelerden yargı reformu çalışmalarımıza, yeni nesil suç örgütleriyle mücadeleden kamuoyunun yakından takip ettiği diğer gündem başlıklarına kadar birçok konuda görüşlerimizi paylaştık.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler kürsüsünden dile getirdiği daha adil bir uluslararası düzen ve küresel adalet çağrılarına ilişkin düşüncelerimizi de kamuoyuyla paylaştık.
📌 Röportajın tamamını buradan izleyebilirsiniz:
https://t.co/1kHyodsRHI
Mora’da Türk Müslüman katliamı nasıl mı durdu..
Katledecek Türk Müslüman kalmadığı için…
Mora + Anadolu + Kıbrıs
Bugünün rakamları ile 10 milyon Türk Müslüman katlettiler..
Bugün Ankara’da, öğrencilik yıllarımın geçtiği sokaklarda eski hatıraları yâd ederken esnafımızı ziyaret ettik, vatandaşlarımızla sohbet ettik.
1995 yılında mezun olduğum Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin bulunduğu bu çevrede yıllar sonra yeniden olmak, öğrencilik günlerimi bir kez daha hatırlattı.
Fakülteler Mahallemizde esnafımızın hâlini hatırını sorduk; Muhtarlığımızda da mahallemizin ihtiyaçlarını ve vatandaşlarımızın taleplerini dinledik.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın muhtarlarımıza verdiği önem doğrultusunda, muhtarlarımızı devletimizle milletimiz arasındaki en güçlü bağlardan biri olarak görüyoruz.
Ankara Üniversitesinde Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın İbrahim Ermenek’le de üniversitemiz, gençlerimiz ve eğitim hayatı üzerine değerlendirmelerde bulunduk.
Milletimizin arasında olmak, insanımızı yerinde dinlemek bizim hizmet anlayışımızın temelidir.
Bizleri samimiyetle karşılayan tüm hemşehrilerimize, esnafımıza, Muhtarımıza ve kıymetli hocamıza teşekkür ediyorum.
Allah birliğimizi daim, esnafımızın kazancını bereketli eylesin.