📢 BASINA VE KAMUOYUNA
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak kent içi toplu ulaşım hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak, özel halk otobüsü esnafını desteklemek ve yurttaşlarımızın ulaşım hakkını korumak amacıyla bugüne kadar kentimizde uygulanmamış kapsamlı bir protokolü hayata geçirdik.
Bu protokol kapsamında; ücretsiz ve indirimli ulaşım hakkından yararlanan engelli, yaşlı ve diğer yurttaşlarımızın taşıma bedellerinin belediyemizce karşılanmasını güvence altına aldık. Ayrıca özel halk otobüslerine biniş esaslı ödeme sistemini devreye alarak esnafın mali yükünü hafifleten, hizmetin sürekliliğini güçlendiren ve toplu ulaşımdaki pek çok soruna çözüm üreten önemli bir destek mekanizması oluşturduk.
Akaryakıt, bakım ve yedek parça maliyetlerinde yaşanan değişimleri yakından takip ediyor; ulaşım esnafının içinde bulunduğu koşulları ve taleplerini göz ardı etmiyoruz. Ancak yurttaşlarımızın ekonomik koşulları ortadayken, yolcu ücretlerine yeni bir zam dayatılmasını bu aşamada doğru bulmuyoruz. Toplu ulaşım tarifelerine ilişkin kararların yalnızca işletme maliyetleri üzerinden değil, halkımızın alım gücü ve ulaşım hakkı gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Özel halk otobüsü esnafıyla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da varsa bir sorunları görüşmeye ve çözüm üretmeye hazırız. Bununla birlikte, yurttaşlarımızın mağdur edilmesine yol açabilecek herhangi bir hizmet aksamasını ve dayatmaları kabul etmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
Serdar Bakıroğlu
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi
Genel Sekreteri
Çocukluğumdan bu yana en çok bu fotoğrafını severim annemin. Otuz sekiz gün önce ellerimle toprağa koyduğum annemin. Yüzünü kıbleye çevirip kefeninin üzerinden sırtını sıvazladığım annemin. Üzerine kendi ellerimle toprak attığım annemin. Elli beş yıl bir kez bile incitmediğim annemin. Benden sadece on dokuz yaş büyük olan hayattaki tek gerçek arkadaşım olan annemin.
Babam aradı bugün. "Gelmiyor musun anneler günü için annenin mezarına?" dedi. "Yok baba, gelmiyorum, gelemiyorum." dedim.
Gider miyim? Gitmem. Bana üç yüz altmış beş gün anneler günü artık. O günü bir güne indirir miyim? İndirmem. Ona ait bir tek gün olduğunu kabul eder miyim? Etmem. Üç yüz altmış dört gün o mezara giderim ama bugün gitmem. Çünkü anneler günü anneleri yaşayanlar için varmış. Annesini kaybedenler için her gün anneler günüymüş.
Ben işte bu fotoğraftaki kadını gömdüm yüreğime. Tek arkadaşımı. Lafın gelişi değil, gerçekten benim hayattaki tek gerçek arkadaşımdı annem. Bu benim seçimimdi. Yalnız olmayı hep sevdim. Annem de biliyordu bunu ve o boşluğu her zaman o dolduruyordu.
Amedspor'un şampiyonluğunu onunla paylaşmayı çok isterdim. Ölüm döşeğinde kaç maçını izledi. Kaç canlı yayını yanından yaparken beni dinledi. Ne çok istedim maç bittiğinde onu aramayı. Gerçi bana fırsat bırakmazdı ki. Maç biter bitmez ilk o arardı. "Kuzularımı tebrik et yerime yavrum." derdi mutlaka.
Ben neyi sevdiysem onu sevdi annem. Bir partiyi sevdim o da onu sevdi. Bir şehri sevdim o da onu sevdi. İki rengi çok sevdim o da onları sevdi.
Bugün yaşayanların anneler günü annem. Bugün seni her günkü kadar çok seviyorum ve çok özlüyorum. Ne biraz daha fazla ne de biraz daha az.
On dört yaşında gelin olan on beş yaşında anne olan annem. Bana o anlattığın, hani ayaklarının yerden kesilip de içine girdiğin ve hiç bitmesin istediğin ışık bulutunun içinde hepimizin hesaba çekileceği güne kadar huzurla bekle. Çok yorulmuştun. Uzun uzun dinlen. Ama senden tek bir ricam var. Otuz sekiz gün oldu. Bir kez rüyama gelmedin. Gel artık annem. Gel artık. Hiç mi sözün yok bana?
Sen her zaman bu fotoğraftaki kadın olarak kalacaksın aklımda. Hiç yaşlanmayan muhteşem güzel kadın.
Arkadaşlar, yarın 20 hanelik bir köyde hunharca katledilen Narin kızımızın duruşması var! Bu olayı unutturmamalıyız!
Bu tweeti gören herkesten en az 1 tweet atmasını rica ediyorum. Etiketimiz bu:
#NarinDavasıHepimizin
İsrail vandalizminde son nokta!
İsrail, Gazze'nin merkezinde kalan tek hastane olan Mescid-i Aksa Şehitleri Hastanesi yakınında, çadırlara sığınan onlarca sivili bombalayıp katleterek korkunç bir katliam daha gerçekleştirdi!
https://t.co/aQLcSiPQNu
🔴 Çekiliş zamanı!
📖 100 kişiye Arafta Düet romanı
Selahattin Demirtaş ve Yiğit Bener'in beraber yazdığı Arafta Düet kitabını, değerli takipçimiz İbrahim Zorel sponsorluğunda sizlere hediye etmek istiyoruz.
Tweet'i beğenin, paylaşın ve bizi takip edin.
🔹Mahkeme Salonunu Titreten Savunma🔹
���KHK’lı bir öğretmenin duruşma salonunda yaptığı “hukuki bir manifesto”sunu izleyeceksiniz....
Suizan ve ceza vermeye çalışıyorsunuz. Allah'tan ve hesap gününden korkmuyor musunuz? Ben bu ülkenin vatandaşı olarak doğdum ve hala vatandaşta kimlik taşıyorum. Benim nerede okuduğum, nerede ne görevde çalıştığım devletin SSK kayıtlarında mevcut. Siyasi suçlu muyum ben? Kime, nerede, ne zaman muhalefet yapmışım? Devlete, hükümete ve kanunlara karşı en ufak bir fiilde bulunmamış, toplumun huzur ve skorunu bozacak en küçük bir davranışı olmayan masum din kardeşinize hapise atıp ceza vermeye çalışıyorsunuz. Allah'tan ve hesap gününden korkmuyor musunuz? Silahlı terör örgütü üyeliği, terörist iftirası çok ağır bir iftira değil mi? 2014'te dükkan açmış, tabelasında Gülen ticareti yazmışım. Bu mu suç? Kendi hesabıma 13 15 bin TL parayı atlamışım. Bu mu suç? Hangi suçumu sayayım? Sayın savcı 25'e ceza alacak. Hangi suçumu, hangi filmi bulup ispat olmadınız? At mı çaldım, kız mı kaçırdım? Adalet terazisinin kefesinde oturan gulyabani kim? Yoksa attığınız iftirayı korkmama gayreti mi bu? Beraat vermeniz mağduriyetimi gider mez. Yaptığınız hak gaspına ve soykırımı örtmez. Yargılanırken içten katılıyorum. Ceza almamışım. Çalışma iznini iptal ediliyor ve ülke sınırları içinde başvurma cevabı sevap verecek hiçbir kurum ve yetkili yok. Ama hesapların ince görüldüğü bir meydan var. Orada kimseye zulm edilmez. Zulmedenler bile adil bir yargılama sonucu cehenneme sürüklenir. Allah'ın kanunları değişmez. Sizler önünüzde bulunan kitaptaki kanunları uygulamıyor sunuz. Güç sahiplerinden korkuyor ve benim gibi yüzlerce günahsız masumu zulm ediyorsunuz. Terörist mi oldu benden? Sayın savcı dosyamı okumadınız mı? 400 küsür sayfa savunmamı okumadınız mı? Yazdığınız mütalaa tam bir fiyasko. Dağ fare doğurdu, Koca değil sinek. Ben ömrümü iskambil partilerinde nargile içerek geçirmedim. Hayatım ve mesleğimi. Bayrağına, toprağına, dinine bağlı ahlaklı gençler yetiştirmek için harcadım. Şahsımdan, mesleğimden rahatsız olan kim var? Olsa olsa şeytan ve ruhunu şeytana satmış kişiler rahatsız olabilir. Hayatımda yargının ilgi alanına girip dava konusu olacak ne buldunuz? Birşey bulamadıysanız neden cezalandırmak istiyorsunuz? Sizler adaletten ve vicdani kanattan ayrılıp makamınıza ve mesleğinizi kötüye kullanmış olmuyor musunuz? Sizler ağaç kökü yesinler diyenlerin temsilciliğini yapıp talimatlarını uygulamıyor musunuz? Karşınızda bir aile reisi, bir baba, bir eş olduğunu görmezden gelerek zulm ediyorsunuz.
Durumum ablukaya alınıp aç ve susuz bırakılan Hüseyin'den farksız. Hırsızlık ve arsızlık yapma kabiliyetim de yok. Kerbela'da kanı içilen seyitler gibi bu asırda canımız yakılıyor, kanımız içiliyor ve yaşam hakkımız yargı eliyle elimizden alınıyor. İnsan ve Müslüman olmak dışında bir vasfın yok demek ki. Dininden, inancından dolayı yargılanıyor, soykırıma maruz bırakılıyor. Oğlum Peygamber torunlarının maruz kaldığı kuşatmaya ve tenkide maruz kalıyorum. Elinizden geliyorsa idam edin ama haysiyetiyle, şerefiyle oynamayın insanın. Ne demek silah, terör, örtü üyesi? Bu nasıl bir iftira, bu nasıl bir zulüm? Bir öğretmene bu ne zor kaldıracak durum? Hiç düşündünüz mü? Empati yapmıyor musunuz? Halbuki hep yanlıştan döneceğinizi, Hüsnü zanda bulunup pardon demenizi bekledim. Ama hesap ulaşacağımız bir Mahkeme i Kübra var. Insani ve vicdani davranma adınız, Anayasa ve kanunları uygulama adınız. Bana olmayan suç ve fiil ile hapse atıp iddianame hazırladınız. Neymiş efendim, bankaya para yatırma sorusunu bitirmişim. Bu da gösteriyor ki terör örgütü üyesiyim. Zan ile adalet nasıl aynı kefede bulunur? Yaptığınız yargılama adaletsiz, suçlama ise mesnetsiz ve iftiradır. Talimatla, kinle, nefretle tutuklama yapıp yargılama yaptınız. Masum ve suçsuz olduğum ay gibi, güneş gibi aşikar iken formaliteden aylık değerlendirme ile mağduriyetimi aktardığınız. Halbuki maliyeti mi giderebilirsiniz? Neden ki demediniz. +++
Kuzey Kıbrıs’ta Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Doğuş Derya’nın konuşması ..
Türk muhalefeti bile böyle teşhis koyamadı . İnanılmaz bir konuşma ‼️
Yunanistan'daki tren kazasında 40 kişi öldü. Ulaştırma Bakanı Karamanlis istifa etti.
Bizde resmi ölüm sayısı 50 bine dayandı ama istifa yok,öz eleştiri yok,özür yok…
Ne var? Tehdit var,hakaret var,küfür var,baskı var, dayanışmayı engellemek var.
#HesapVereceksiniz