13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey’in yayımladığı fermanla Türkçe, devlet dili olarak ilan edilmiş; dilimiz, milletimizin birlik ve bağımsızlığının en güçlü sembollerinden biri olmuştur.
Türk Dil Bayramı’nı kutluyor; güzel Türkçemizin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması adına emek veren herkese teşekkür ediyoruz. #türkdilbayramı 🇹🇷
Katar’da meydana gelen elim helikopter kazasında şehit olan kahraman askerimize ve görev başındaki ASELSAN personellerimize Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
25 Mart, milletimizin gönlünde derin izler bırakan Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet,minnet ve dualarla anıyoruz.Şehadetinin sene-i devriyesinde, aziz hatırasını yaşatmak ve vefamızı göstermek adına düzenleyeceğimiz anma programımıza tüm gönüldaşlarımızı davet ediyoruz.
Cumhuriyet tarihimizde yaşanan darbe ve darbe teşebbüslerinin tümünün, millet iradesini ve milletimizin istikbalini hedef aldığını, tümünün hukuk dışı, hemen hemen tümünün dış destekli olduğunu, tümünün ülkemize, milletimize ve devletimize büyük zararlar verdiğini ifade ederek, 28 Şubat başta olmak üzere millet iradesine yönelen tüm darbeleri ve müdahaleleri kınıyor, başta Rahmetli Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, ülkesi, milleti ve devleti için feda olmayı seçen kahraman vatan evlatlarını rahmetle, minnetle anıyorum...
25-26 Şubat 1992’de Hocalı’da insanlık bir kez daha karanlığa gömüldü; kadın, çocuk, yaşlı demeden 613 masum Azerbaycan Türkü Karabağ #Hocalı’da Ermeniler tarafından hunharca katledildi.
34 yıl önce Hocalı’da işlenen soykırımı bir kez daha lanetliyor; şehit edilen soydaşlarımıza Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyorum.
Türkiye ile Azerbaycan iki devlet, tek millettir. Acımız ve kaderimiz ortaktır. Dün olduğu gibi bugün de can Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceğiz.
Hocalı’yı unutmadık, unutturmayacağız!
🇹🇷🇦🇿
Genel Başkanımız Sn. Mustafa Destici :
"Devletimizin adı: 🇹🇷Türkiye Cumhuriyeti
Milletimizin adı da: 🇹🇷Türk Milleti’dir."
Kabul eden kalır, etmeyen de gider.
#MustafaDestici#AlperenOcakları
Yalan dünya işte senden
Aha geldim gidiyorum
Kalanlara selam benden
Aha geldim gidiyorum
Var mı sana gelip kalan
Baştan başa murad alan
Varın yoğun hepsi yalan
Aha geldim gidiyorum
Rahmet ola
#OzanArif
Terörist başı Öcalan gibi batılıların deyimiyle "bir numaralı halk düşmanı" etiketli teröristler, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde aynı şekilde mahkum olsalardı, kesinlikle “insani hak” veya “umut hakkı” gibi tartışmalar açılmazdı. Çünkü Avrupa, terör suçluları söz konusu olduğunda bu tür vurguları kesinlikle gündeme getirmez.
Ülkemizde ise konunun AİHM kararları üzerinden “demokratik reform” adı altında tartışmaya açılması düşündürücüdür.
On binlerce insanın umutlarını yok edenlerin “umut hakkı”ndan bahsetmek, adalet duygusunu derinden zedeler. Kundaktaki bebeklerin dahi umudunu çalanların, bu milletin evlatlarını bombalarla, pusularla, hendeklerle hedef alanların "umut hakkı" olamaz!
En önemlisi: Teröristbaşı Öcalan’ın kişisel salıverilmesi veya “umut hakkı” gibi konular, son anketlerde kamuoyunda yalnızca %13-15 civarında destek bulurken, karşıtlık %70-80’in üzerindedir. Milletin vicdanında meşrûiyeti bu denli zayıfken bu ısrarın gerekçesi nedir? Bu yaklaşım, yeniden canlanabilecek ayrılıkçı hareketlere, kutuplaşma ve keskin ayrışmalara zemin hazırlamaz mı?
“Taleplerimizi kabul etmedikçe bizim için ortak vatan, ortak bayrak yoktur” söylemini hâlâ Meclis çatısı altında dahi dile getirebilen hain ve kanlı terör örgütü ve siyasi uzantılarının isteği doğrultusunda, terörist başına ve diğer teröristlere af veya umut kapısı aralanmamalıdır.
“Şehidime saygı duymayan, rahmet dilemeyen terörü lanetlemeyen bir adama lanet olsun. O sözde PKK uzantısı partiye de lanet olsun.
Kim kızacakmış?
Kim kızmayacakmış?
Kim oy verecekmiş?
Kim oy vermeyecekmiş diye bakmam.
Ben ahirette o şehitlerin yüzüne nasıl bakacağım?
O hesabı düşünerek yapıyorum siyasetimi. Oy kaygısıyla siyaset yapmıyorum.
Biz siyaseti devletin varlığı Ülkenin bütünlüğü, milletin istiklali ve istikbali için yapıyoruz. Önce bunlar için yapıyoruz.
Binaenaleyh, biz doğruları söylemekle mükellefiz.
6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz. Aziz milletimizin bir daha böyle acılar yaşamaması için Rabbimize niyaz ediyoruz. Mekânları cennet olsun.
ALPEREN olmak!
Biz, Orta Asya bozkırlarında "Kılıçlarımız İslam'a kalkan olsun!" diyerek at süren Alplerin torunlarıyız! Biz, Hoca Ahmet Yesevi'den Şeyh Edebali'ye, Yunus Emre'den Hacı Bektaş-ı Veli'ye uzanan o mübarek zincirin, gönül erleri, Erenleriyiz!
Büyük Türkiye'yi inşa edeceksek önce milli,manevi ve ahlaki değerlerini öz bütünüyle bilen büyük bir gençlik yetiştirmek zorundayız. Tembelliğe, cehalete, uyuşukluğa geçit yok!
Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun dediği gibi: "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz, bir hayat için, fırıldak olmaya gerek yok."
Biz fırıldak değil, yalçın kayalarız!
Şimdi kalkma ve yürüme vaktidir. Türk'üz, Müslümanız, Alperen'iz!
Bu düstur ve şuurla hareket etmek bizim için esas'tır.
Ve ben bir Alperen olarak Ezel'den Ebed'e bu kutlu davanın neferi olarak yol almaya devam edeceğim.
Kıymetli gönül dostlarım,dava arkadaşlarım, kıymetli Alperenler!
Bizler Türkiye'nin kalbiyiz.
Ve gerçeklerin en büyük kalkanı olarak ülkemizin geleceğini uyanık zihinlerimizde daha ileriye taşımak için tüm varlığımızla bir olmalıyız, dir olmalıyız.
Var olsun kutlu davamız!
Var olsun kutlu davanın neferleri Alperenler!
Ferhat ÇİÇEKCİ
Alperen Ocakları Genel Bşk. Yrd.
#MuhsinYazıcıoğlu #AlperenOcakları #Türkiye #BüyükBirlikPartisi
#EpsteinFiles
Millî Şairimiz #MehmetAkifErsoy dünyanın hiçbir ülkesine nasip olmayan milli marşımızı necip Türk Milletine armağan etmiştir. Biz de bu eşsiz eserin ışığında, İstiklal Marşı ruhuyla vatanımıza, devletimize ve milletimize sahip çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz.
Vefatının yıl dönümünde Milli Şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy'u hürmet, rahmet ve şükranla yâd ediyorum. Ruhu şâd, mekanı cennet olsun.
“Sâhipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır”
Rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan ve içinde Kadir Gecesi bulunan Ramazan-ı şerifin müjdecisi olan üç aylara girmiş bulunuyoruz. Mübarek Üç Aylar’ın birlik, kardeşlik ve dayanışma duygularımızı güçlendirmesini Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyor, aziz milletimiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Üç Aylar mübarek olsun🌙🤲
Anayasa, bir pazarlık belgesi değildir. Devletin kurucu iradesini, milletin ortak kader anlayışını ve hukuki sürekliliğini güvence altına alan temel metindir.
Bu nedenle anayasal düzen, silahların gölgesinde, terörle iltisaklı talepler doğrultusunda veya “barış” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılan dayatmalarla değiştirilemez. Hukuk devleti, niyet beyanlarına değil, bu taleplerin doğuracağı sonuçlara bakar.
Bu talepler, dış güçlerin desteğiyle (Tom Barrack’ın Osmanlı millet sistemi övgüsü gibi) Sevr hayallerini diriltme girişimidir. Güçlü üniter devletimizi “çok kimlikli” federasyona dönüştürme tezgahıdır.
Bu nedenle *silah bırakma karşılığında* anayasal ve siyasal taviz talep etmek, hukukla müzakere değil, hukuku rehin almaya yönelik bir girişimdir.
Herkes işitsin ki; Etnik temelli anayasal düzen arayışları barış üretmez; aksine toplumsal bütünlüğü zedeler ve devleti ayrıştırır. Üniter ulus devlet modeli, farklı kökenlerden gelen vatandaşları eşit yurttaşlık paydasında buluşturan Cumhuriyet’in temel kazanımıdır. Binaenaleyh, Devletin dili, kimliği, yapısı ve egemenliği tartışmaya açıldığında mesele artık demokrasi değil, “devletin varlığı”meselesidir.
Türkiye Cumhuriyeti, terörle müzakere eden değil; terörü hukuk ve meşru müdafaa sınırları içinde tasfiye eden bir devlettir.
Bu gerçek; hiçbir bölücü söylemle ve barış ambalajlı sahte girişimlerle örtülemez.
Güçlü ulus-devletlerin hemen hepsinde, “vatandaşlık” tanımı ve “resmi dil” adı, o ülkeye adını veren büyük “kurucu iradeye” nispet edilir.
Söz gelimi; Fransız anayasasında Fransız vatandaşları “Français” (Fransız) olarak, İspanyol anayasasında İspanya vatandaşları “Spaniard” (İspanyol) olarak anılır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da benzer şekilde, “Türk” ve resmi dilinin de “Türkçe” addedilmesi normal ve tabiîdir.
Bugün yeryüzünde 7000’e yakın dil konuşulmaktadır. Bir milyonun üzerinde insanın konuştuğu dil sayısı ise 2200’dür. Bu dillerinde ancak 300 kadarı “işlek dil” sınıfına girmektedir. Gelelim devlet sayısına; yaklaşık 200 egemen devlet vardır. Her devlette yaklaşık bu orana göre, 16-17 çeşit etnik unsur ve konuşulan anadil vardır.
Yani her konuşulan dilin bir devleti yok!
Bugün teröristler ile ayrılıkçı Kürtçüler ve muhiblerinin Kürtçenin resmi dil olarak tanınması talebi romantik, masum bir talep değildir!
Türkiye'yi “iki dilli, iki halklı" bir ülke olarak önce fiilen ve sonra da hukuken tescil ettirmek ve zamane Lawrence’ı Tom Barrack’ın verdiği sözde istikamette, güçlü üniter devlet yapımızı hedef alanların manivelasıdır!
Netice;
“Tek dil” ilkemizden taviz verilemez
Bir ülkede, Anayasal teminata kavuşturulmuş “resmî dil”, o ülkedeki “egemenlik”in sembolü hatta ta kendisidir. Bir ülkede birden fazla dile resmî nitelik kazandırmak, o memlekette birden fazla siyasi otorite, birden fazla egemenlik ihdas etmek ve egemenliğin parçalanmasını meşrûlaştırmak demektir.
Aziz Türk milletimizin başı sağ olsun🇹🇷
İstanbul Çekmeköy’de uyuşturucu operasyonu sırasında açılan ateş sonucu yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olan Samsun Ladikli kahraman hemşehrimiz Emre Albayrak'ın naaşı Çarşamba Havalimanı'nda karşılandık.
Aziz şehidimizin ruhu şad, mekanı cennet, makamı âli olsun🇹🇷