📢 Defineci Katip Boy:
🔸 "Bizim amcaoğlu var; onun ahırında mal olduğunu söylediler."
🔸 "Bir arkadaşı aradı, onda cihaz vardı ve getirdi."
🔸 "Ahıra girer girmez cihaz belli bir noktada ötmeye başladı."
🔸 "Cihaz ötünce ahırın sahibi, önce ahırı temizlememizi istedi ve tezeklerin hepsini bize taşıtırdı."
🔸 "Meğer asıl amacı tezeği taşıttırmakmış, nitekim taşıttırdı da."
🔸 "Ondan sonra kazmaya başladık; kazma kürek sesleri arasında altın sesini hepimiz duyduk."
🔸 "Sekiz dokuz kişiyiz, hepimiz bu sesi duyduk."
🔸 "Sesi duyunca büyük bir heyecanla kazmayı bıraktık ve ellerimizle eşmeye başladık."
🔸 "Ancak ortada tertemiz, içi boş ve mavi renkli kırık bir küpten başka bir şey yoktu; ama altının sesini hepimiz duymuştuk."
🔸 "Küpün tertemiz ve etrafın boş olduğunu görünce şaşırdık; 'Nasıl olur, hepimiz duyduk' dedik."
🔸 "Morallerimiz bozulunca cihazı tekrar getirdik; cihaz içeride yeniden ötüyor, fakat bu sefer üç metre ileride, kapının altında başka bir bölgede bağırıyordu."
🔸 "Oraya yönelip eşmeye başladık ve seksen santimden fazla indik."
🔸 "Normalde evdeki gömüler kırk ile en fazla seksen santime gömülür, bu derinliği geçiyorsa o artık mezardır ve mezarlık statüsündeki yerlere biz girmiyoruz."
🔸 "Cihazı tekrar getirdiğimizde bu sefer başka bir yerde bağırıyordu ve bunun üç harfliler tarafından gezdirildiğini anladık."
🔸 "Zaten böyle bir inanış da duyduk; 'Allah Allah, ne yapacağız?' deyip etrafı eşmeye karar verdik."
🔸 "Orayı eşerken ben arkadaşlara gidip çay yapacağımı söyledim."
🔸 "Gece geç saat olmuştu; çünkü üç harflilerin olduğu yerde asla akşam namazından sonra kazı yapılmaz, bu çok tehlikelidir çünkü onlar o vakitten sonra piyasaya çıkar."
🔸 "Ben çay yapmaya gittikten kısa süre sonra yeğenim beni aradı ve 'Amca yetiş, bunlar birbirini yiyor' dedi."
🔸 "Nasıl diye sormaya kalmadan yanlarına vardım; ikisi birbirine kilitlenmiş bir şekilde karşılıklı küfürleşiyordu."
🔸 "Araya girip 'Yahu ne yapıyorsunuz, yapmayın' diyorum ama öbür iki tanesi hiçbir şey olmamış gibi birbirine bakıp gülüyordu, kavgayı hiç görmüyorlardı."
🔸 "O sırada yeğenim, ev sahibinin oğlunun odaya girdiğini söyledi."
🔸 "Ben de 'Allah Allah, o odanın kapısında kilit var, nasıl girdi?' dedim."
🔸 "Yeğenim 'Şimdi girdi içeri' dedi, fakat baktığımda oda kapısı dışarıdan kilitliydi."
🔸 "Kapının dışarıdan kilitli olduğunu görünce işin rengini anladım ve işlerin karışık olduğunu fark ettim."
🔸 "Tam o sırada ev sahibinin oğlunun dışarıdan geldiğini gördüm; 'Hani içerideydi, bak dışarıdan geliyor' dedim."
🔸 "Durumu anlayınca hemen bildiğim bütün ayetleri okumaya başladım ve oradakileri kollarından tutup dışarı attım."
🔸 "Dışarı çıkardığımda sanki üzerlerinden bir yük kalkmış gibi rahatladılar."
🔸 "Onlara 'Ulan siz niye birbirinize küfür ediyorsunuz?' diye sorduğumda, 'Yok ya, ne zaman küfür ettik?' dediler."
🔸 "Hiçbirinin yaşananlardan haberi yoktu."
🔸 "Ertesi gün gelip orayı kapattık; buranın sihirli ve sahipli olduğunu anladık ve buraya bir şey yapamayacağımıza karar verdik."
🔸 "Olayın üstünü kapattık, yer hala duruyor; kendine güvenen varsa gelsin."
Kaynak: Halil Boy YouTube Kanalı
— Fenerbahçe yönetiminin stadyumda çalmaya başladığı beste sosyal medyada beğeni topladı.
Selda Bağcan’ın “Sürgün” şarkısının bestesi üzerine yapay zekâyla hazırlanan marş, son dönemde sosyal medyada yayılmıştı.
Fenerbahçe yönetimi, şarkıyı tribünlerde çalmaya başladı. Taraftarlar hep bir ağızdan söyledi:
“Bak yine hasretin düştü içimize
Sadece Fenerbahçe!”
Bir koyun besicisi, yazın gelmesiyle koyunlarını kırktığını ve yünleri depoya kaldırdığını, satmak için müşteri bulduğunu ancak müşterinin “Ben kendi tartımla tartarım, senin tartında tartmam.” demesi üzerine duruma tepki gösterdi.
Adana’dan İstanbul’a getirdiği 22 ton karpuzun 13 gündür alıcı tarafından teslim alınmadığını söyleyen kamyon şoförü, fiyatların düşmesi nedeniyle malın bilinçli olarak bekletildiğini iddia etti.
"Fatih Altaylı'ya çıkınca süt dökmüş kedi gibi oluyorsun" diyen Ebubekir Sifile Cübbeli hocamızdan cevap:
28 Şubat’ta Nusayri cuntaya ben direndim ve o dönemde iki kere hapse girdim.
FETÖ dünyanın en şerli teşkilatıydı; bunlara diyalogcu dedim, şirk ehli dedim, talebe vermeyin dedim, açıkça harp ettim. O zamanki hükümet de onları tutuyordu.
Adnan Oktar en masonik örgüttü; onun aleyhine kitap yazdım diye bana ne davalar açtı, peşime ajanlar taktı. Bunların hepsinin bedelini ödedim, senelerce hapis yattım.
Asıl sen, doçentliğin ona bağlı diye “Sahih hadisler arasında bile işe yaramaz şeyler var”, “ayet bile olsa aklen reddederiz” diyen Halis Aydemir’e karşı süt dökmüş kedi gibi oldun.
“Allah gökte midir yerde midir, 1400 senedir âlimler buna karar veremedi” diyen, Rasûlullah bile kâmil mürşit değildir diyen Nurettin Yıldız’a bir cevap verdin mi?
Hayrettin Karaman Hz. “Muaviye’yi sevmem” diyor, kabir azabı ile ilgili hadisleri okumayalım diyor; buna ses ettin mi?
Bu kadar ilahiyatçı, geçmiş Diyanet İşleri başkanları en mütevatir konuları inkâr ettiler, fiten hadislerini sorunlu dediler. Mehmet Görmez, İbrahim aleyhisselam’ın oğluyla ilgili kurban ayetini inkâr etti. Bunların hiçbirine senin ismen ve cismen bir reddiyen vâki olmuş mu?
@bayrakmedya Birçok eski mezarlıklar bu durumda ama hata kimde? ;
Muhtar, ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi mi?
Yıllarca büyüklerin kabrine ziyarette bulunmayan bizim mi?
Elhamdülillah, kıymetli hocamız Fatih Kalender Hocaefendi ile bir araya gelerek Kerem Derneği bünyesinde tefsir ağırlıklı Tekâmül Programımız üzerine verimli bir istişare gerçekleştirdik.
Görüşmemizde, tefsir ilminin günümüz şartlarında ne kadar gerekli ve elzem olduğu üzerinde durduk. Hocamız, özellikle medreselerde, derneklerde ve çeşitli eğitim kurumlarında görev alacak; halkla doğrudan irtibat kuracak hatip ve vaiz adaylarının tefsir alanında kendilerini güçlü bir şekilde yetiştirmelerinin büyük önem taşıdığını ifade ettiler.
Ayrıca, görev yapacak hocalarımızın farklı alanlarda uzman birçok hocanın ders verdiği kapsamlı bir tekâmül eğitiminden mutlaka istifade etmeleri gerektiğini vurguladılar.
Bizler de Kerem Derneği bünyesinde, başta şahsım olmak üzere kıymetli hocalarımızla birlikte bu hizmeti hayata geçirmek için gayret göstereceğiz inşallah.
📌 Tekâmül Programı Mülakat Tarihleri:
6 Temmuz – 17 Temmuz
İletişim: 0543 387 56 01
Rabbimizden bu çalışmayı ilim yolunda bereketli ve hayırlı kılmasını niyaz ediyoruz.
“Kayıt altına aldığımız söyleşi yakında Youtube kanalımızda paylaşılacaktır. İnşallah”
Babası çok yüce bir velî olan Seydâ Muhammed el-Konevî Hazretleri'nin şu anda hasbelkader gerçekleşen bir ârıza sonucu postuna oturmuş bulunan Feyzullah, bir zaman önce İsmailağa’ya gidip ziyâretlerde bulunmuş ve onlara çok büyük destekler vermişti.
Bu arada bizim aleyhimize de pek çok tweet atarak terbiyesiz ifâdeler de kullanmıştı. Lakin biz, olayları şahsîleştirmemek adına bunlara cevap vermemiştik. Ancak mesele Ehl-i Sünnet itikadı noktasına gelince ve bu kişi, paylaştığım konuşmasında "Allâh'ın Arşta ve gökte olduğunu" söyleyerek Allâh'a mekân isnad edince; artık babasından dolayı kendisine saygı gösteren ve mürîdliğini devâm ettiren Müslümanları uyarmak boynumuzun borcu olmuştur. Şeyh geçinen bu adam böyle diyerek, evvelce "Allâh gökte midir, yerde midir belli değil, 1400 senedir âlimler bunu çözememiş." diyen Nureddin Yıldız'dan bile daha büyük bir dalâlet cümlesi kurmuştur.
Şunu belirtmek gerekir ki; "Allâh Arş'tadır ve göktedir" diyen birinin Ehl-i Sünnet'ten olması mümkin değildir. Bütün Ehl-i Sünnet ulemâsı, Allah'ın mekândan ve cihetten münezzeh olduğu hususunda yüzlerce, binlerce eser telîf etmiştir. Hâl böyleyken, Nakşîbendi-Hâlidî tarîkatının kimlerin eline kaldığı artık çok daha ziyâde bir şekilde vuzûha kavuşmuştur. Bu kişinin, İsmailağa'nın da Vehhâbîlik çizgisine doğru süratle ilerlediği bu dönemde onlarla bir hareket etmesinin sırrı da böylece daha iyi anlaşılmıştır.
Hazreti Ali Radıyallâhu Anh'ın, Allâh-u Teâlâ'nın mekândan münezzeh olduğuna dâir kavli için bakınız: "Ebû Mansûr el-Bağdâdî, el-Fark beyne'l-Fırak, s. 333"
İmam Gazâlî Hazretleri'nin hocası İmâmü'l-Haremeyn el-Cüveynî Hazretleri'nin; "Ehl-i Sünnet'in kesinlikle mezhebi şudur ki; Allâh-u Teâlâ, cihetlerle özelleşmekten ve bir mekânda bulunmaktan son derece münezzehtir." sözü için bakınız: "el-Cüveynî, el-İrşâd, s. 58"
İmâm-ı Sübkî'nin, İbnü Asâkir'den naklen: "Allâh-u Teâlâ'nın üst cihet dâhil olmak üzere hiçbir yönle sıfatlanamayacağı"nı zikrettikten sonra; "Bu inancı hiçbir Sünnî inkâr edemez." buyurduğu beyânı için bakınız: "Tâcüddîn es-Sübkî, Tabakâtü'ş-Şâfi'iyyeti'l-Kübrâ, 8/186"
Yine bu konuda net açıklamalar için bakınız: "Ebü'l-Mu'în en-Nesefî, et-Temhîd fî usûli’d-dîn, s. 36"
İşte Ehl-i Sünnet itîkadının metinleri olarak yüzyıllardır okutulan bu kitaplardaki beyânlardan yola çıkarak; şimdi şeyhlik yapan Feyzullah'ın Ehl-i Sünnet'ten olup olmadığına kendi videosunu izledikten sonra siz karar verin!