Dünyayı gezmek, sadece mükemmel insanlara vakit ayırmak ve kaliteli sohbetler etmek, harika yemekler tadmak, sanatla dolu bir hayata sahip olmak ve sonsuza dek aynı adamı sevmek istiyorum..
Fakat yaşamak, her yönüyle bu hayatı
Uğruna mücadele edecek değerlerle olduğunda;
Yağmur ıslatır, yeniden kurursun..
Yangınlar yakar da ciğerlerini, depremler yıkar da umutlarını yine de son bulmaz “yaşamak”mücadelesi..
Yine devam edersin..
Normalde bir sanatçıyla fotoğraf çektirmek pek adetim değildir ama kardeşime ısrar ettim ve kuyruğa girdik onunla bir karemiz olsun diye.. Fotoğraf çektirirken bile öyle mütevaziydi ki mahcubiyeti fotoğrafta yüzüne yansımış.. Huzur içinde uyusun.Bazen hikayeler böyle kısa oluyor.
Şu fotoğrafın üzerinden sadece 8 ay geçmiş.. Ne kadar naif, ne kadar mütevazi bir insan demiştim.. Sahnesinde yalnızdı ve elinde bir gitar ile oturduğu sandalyesinden kalkıp her şarkısından sonra eğiliyor ve seyircisine selam veriyordu.. Her şarkısından sonra..
Teşekkür edip, Kaleiçi’nde sokaklarda çalıp şimdi sahnesinde olduğunu vurguluyor ve onu sevenlere borçlu olduğunu söylüyordu.. İlk defa bunu bilen ve böyle bir minneti dile getiren bir sanatçı gördüm.. O an kendisine saygım büyüdü, kendisi de yüceldi, yükseldi..
Yaşanılan anı tam o an değiştirmek mümkünken geçmişi değiştirmek imkansız.. Ve gelecek, geçmişin oluşturduğu bir zaman örgüsü.. Bu yüzden en doğru zaman, şu an.
Anlaşılmak..
Çocuk, yetişkin, yaşlı..
Kadın, erkek..
Haklı ya da haksız..
Tanıdığımız, bildiğimiz ya da varlığından haberdar bile olmadığımız herkesin tek derdi anlaşılmak..
İsteklerinin, davranışlarının, belki sadece düşüncelerinin..
Tek derdimiz anlaşılmak..