Bakanlık bütçesinden milyarlar yutuyor
Şehir hastaneleri, Sağlık Bakanlığı bütçesini delik deşik etmeyi sürdürüyor. 2025’te 111,1 milyar TL kaynak yutan 18 şehir hastanesi için Ocak-Mayıs 2026 döneminde 63 milyar TL’lik kamu kaynağının kullanıldığı belirlendi
https://t.co/u8xWjKMijq
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
🥼📢 Süper Kahraman Değiliz, Aile Hekimiyiz!
📌 Aile hekimliği sistemi, son yıllarda giderek artan hasta yoğunluğu, sağlık hizmetiyle doğrudan ilişkili olmayan bürokratik ve angarya nitelikli görevler, yetersiz fiziksel altyapı ve finansman sorunları nedeniyle ciddi bir tıkanma yaşamaktadır.
📌 Birinci basamak sağlık hizmetlerinin temel amacı olan koruyucu sağlık hizmetleri, artan iş yükü ve performans baskısı altında geri plana itilmekte; aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, toplum sağlığını geliştirmeye yönelik çalışmalar için yeterli zaman ve kaynak bulamamaktadır.
📌 Mevcut koşullar, hem sağlık emekçilerinin çalışma yaşamını olumsuz etkilemekte hem de yurttaşların nitelikli, erişilebilir ve sürekliliği olan sağlık hizmetine ulaşmasını güçleştirmektedir. Tıbbi hizmet dışındaki idari ve bürokratik yüklerin kaldırılması, aile hekimliği ekiplerinin güçlendirilmesi ve Aile Sağlığı Merkezlerinin kamusal sorumluluk anlayışıyla devlet tarafından planlanıp finanse edilmesi acil bir gerekliliktir.
📌 Halkın koruyucu, önleyici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinden nitelikli biçimde yararlanabilmesi için sayıları on binleri bulan işsiz sağlık meslek mensupları kadrolu, iş ve gelir güvenceli şekilde Aile Sağlığı Merkezlerinde istihdam edilmelidir. Bu adım, hem sağlık hizmetlerinin kapsamını ve niteliğini artıracak hem de birinci basamağın ekip anlayışıyla güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.
📌 Ücretlendirmenin emekliliğe yansıyan tek kalem ödeme şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir. Performansa ve memnuniyete dayalı parçabaşı ödeme uygulamaları, sağlık çalışanları açısından gelir belirsizliğine ve psikolojik yıpranmaya yol açmakta, sağlık hizmeti sunumunu zorlaştırmaktadır.
📌 Toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi, ancak güçlü bir birinci basamak sağlık sistemiyle mümkündür.
📌 Aile hekimliğinin piyasa odaklı uygulamalar yerine kamusal sağlık hizmeti anlayışı temelinde yeniden yapılandırılması, hem sağlık çalışanlarının haklarının korunması hem de toplumun sağlık hakkının güvence altına alınması açısından yaşamsal önemdedir.
Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu
👉 https://t.co/Ri2RAa9Yvs
Milletin egemenliği yolunda bir milim geri adım atmayacağız.
Yoldaşlarımla dayanışmamız dünden öndedir.
Akçalı ve ahlaki kodlardan bir saniye ayrılmadan sürdürdüğümüz kişisel ve siyasi yaşamımız söz konusuysa, içerde ve dışarda, kim arınmadan söz ediyorsa, beri gelsin!
Mutlak butlan yönetimi, CHP Tüzüğü’ne aykırı olarak, 9 milletvekilinin tedbirli disipline sevk edildiğini açıkladı.
#Tüzük hükmü çok açık, bu karar kabul edilemez.
Kabul etmiyorum. Butlan kararında olduğu gibi bu karar da hukuka aykırı. #Hukuk talebinde de samimi değillermiş.
Türkiye adım adım seçmenin iradesiyle yönetilmekten uzaklaştırılıyor!
Bir yandan seçmenin iradesi ortadan kaldırılırken, diğer yandan da önümüzdeki seçimde ortaya çıkacak iradesine de şimdiden müdahale edilmeye çalışılıyor.
CHP’nin mutlak butlan kararı ile yaşadığı süreç bunun en önemli örneğidir.
CHP’nin üyeleri ve delegelerinin iradesi yok sayılarak, atanmış bir yönetim ile son seçimlerin Türkiye’nin birinci partisi olan CHP zayıflatılmaya ve Cumhur İttifakının destekçisi olmaya zorlanmaktadır.
CHP ivedi olarak Kurultaya gitmelidir.
Kurultaya gitmesini önleyen ve geciktirenler tarih önünde hesap vermeye mahkumdur.
Çok ağır, çok haksız, çok hukuksuz 15 ay yaşadık. Sevdiklerimizden, ailelerimizden ve sizlerden uzak.
15 ay sonunda inşallah konuşacağız. Anlatacak çok şeyimiz var.
Partimiz ve yol arkadaşlarımız üzerinde oynanan her türlü hukuksuz ve ahlaksız müdahalelere karşı, Maltepe’de seçilmiş yöneticilerimizle ve halkla beraber; Geçim, Özgürlük, Adalet, Seçim Yürüyüşü’nü gerçekleştirdik.
Biz haklıyız; adalet gelene kadar mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız.
19 Mart 2025’ten bu yana Silivri’de tutuklu bulunan Başkanımız Resul Emrah Şahan, bugün ikinci doğum gününü özgürlüğünden uzak geçiriyor
İyi ki doğdun Başkanımız Adaletin ve özgürlüğün hakim olduğu günlerde birlikte kutlayacağımız nice yaşlara…
📍Selam Olsun Tarihin Doğru Yerinde Duranlara!
AKP’nin yargı kararlarının arkasına sığınarak en temel hukuk ilkelerini yok sayan kayyım yönetimi ve işbirlikçilerinin partimizi ve ülkemizi kuşatma girişimlerine karşı; 28 yol arkadaşımızla birlikte Parti Meclisi Üyeliği görevimizden istifa ettik!
Tarihin doğru yerinde durduğumuzu, bu mücadelenin bir parti mücadelesinden öte; ülkemizin geleceği, halkın iradesi ve demokrasinin yarınları için verilen bir varoluş mücadelesi olduğunu ilan ediyoruz.
Halk kazanacak, biz kazanacağız!
Ak Parti tarafından “Butlan” atanan mazbatasızlar CHP’de Genel Başkanlık yapamazlar…
Erdoğan iktidarının devamı için görevlendirilen butlan yönetimi, 9 milletvekilimizi hukuksuz bir şekilde disipline sevk etmek istemektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin onurlu ve mücadeleci tarihinde, demokrasiye ve örgüt iradesine sahip çıkanlar gururla anılacaktır. İradeyi gasp edenler, korkuyla ve baskıyla yol yürüyenler ise utançla hatırlanacaktır.
Bizler, baba ocağını teslim almaya çalışanlara karşı örgütün sesini, üyelerimizin iradesini savunmaya devam edeceğiz.
CHP, Saraydan icazet alan, Saraya payanda olanların değil; bedel ödeyerek mücadele edenlerin partisidir.
Milletvekillerimizi, millet seçti ancak millet görevden alır.
Atanmışlar bu partide paralel CHP oluşturamazlar.
Bu darbe püskürtülecek ve CHP’yi atanmışlar değil seçilmişler yönetecektir.
Kamu malına kim göz diker, kim yolsuzluk yaparsa; parti, makam ve kişi ayrımı yapılmaksızın hesabı sorulmalıdır.
İBB davasında yüzlerce kişi rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla yargılanıyor. Bazı suçlamalar ise hâlâ “miş, mış” boyutundan ileri dahi gidebilmiş değil.
Seçilmiş Belediye başkanları hakkındaki iddialar henüz iddia düzeyindeyken tutuklandılar ve görevden alındılar.
AK Partili Kırıkkale Keskin Belediye Başkanı Ekrem Cönger, rüşvet suçlamasıyla yargılandığı davada dün 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Rüşvet iddiasıyla yargılanan müteahhit ise 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Ekrem Cönger, tutuksuz yargılandığı gibi, hakkındaki iddiaları değerlendiren ağır ceza mahkemesi hapis cezası vermesine rağmen hâlen görevinin başında.
AK Partili Mesudiye Belediye Başkanı Cengiz Koçyiğit Cinsel saldırı suçundan 5 yıl hapis cezası aldı .Halen görevinin başında.
Adalet herkese eşit değil mi? İktidar partisinin temsilcileri mahkeme kararlarının sonuçlarından muaf mı?
Laiklik Meclisi olarak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin yürütmesinin durdurulması talebiyle açılan davanın reddedilmesinin ardından Danıştay 8. Daire’ye temyiz başvurusunda bulunduk.
Başvuru metnimize internet sitemizden erişebilirsiniz.
https://t.co/lfjIvRbhoA
📢 ''Kemal Bey beni aradı ve yaşananlar hakkında kendisine sorular yönelttim. Benim oradan çıkardığım sonuç:
Kemal Kılıçdaroğlu bu sürecin tam merkezinde, hem belediye başkanlarının tutuklanması hem de mutlak butlan meselesinin bizzat içinde."
Prof. Dr. @orsanoymen1965
Bu kesitin tamamını izleyin:👇
📹https://t.co/d1YOa6Udj6