“MHP gölgede duranların değil; milli tehditlere karşı Türk milletine gölge olanların adresidir. İki yıldır olduğu gibi tüm teşkilat kademelerimizle milletimizle doğruları paylaşmaya devam edeceğiz. Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu ve heyecanını tüm ülke sathında kutlu bir toya dönüştürerek paylaşacağız.
Biz ülkemizi ve milletimizi karşılıksız sevdik. Siyasi hesap yapmadık, önce ülkem ve milletim düsturuyla hareket ettik. Siyaset gayemiz devletimizi ve milletimizi ilelebet yaşatmaya, küresel meydan okumalara mukabele edebilme kudretine sahip olmaya ve tam bağımsızlığa yöneliktir.
Ne yaptığımızı ve nereye varacağımızı biliyoruz. Zira yegâne ilham kaynağımız milletimizin bilgeliği, feraseti ve sağduyusudur. Kimse endişe duymasın. Milliyetçi Hareket Partisi karanlık emellere sur, kararan kalplere nurdur.
MHP politiği Türk siyasetinin pusulası, Türk milletinin kutup yıldızıdır. MHP kurumsallığı barış ve kardeşliğin, demokratik değerlerin, devletimizi ilelebet payidar kılma ülküsünün sarsılmaz iradesi, Türk milliyetçiliğinin siyasi burcudur.”
Devlet Bahçeli
MHP Genel Başkanı
Şu Alihan Kuriş, Süleymancılığı ifsad ederek saptıran, kendi tarikatını kuran bir şahıs hatırlarsınız.
Hani beddua seansları yapan bize...
Kendisi ve çetesi göz altına alındı.
Daha önemlisi şu görüntüler. Bir sözde tarikatta silah mühimmat ve bu kadar nakit para...
Hafız, bu tarikat işi karlı iş sanırım değil mi Alihan?
@smailenolu4@avserkantoper Yazık olan ne biliyor musunuz? Sizlerin yapılan temenniler de ne anlatmak istediğimizi anlamamış olmanız. Gerçekden yazık.Saldırmak için bekliyorsunuz. Yapmayın.
2023 seçimleri öncesinde yaptığım bütün televizyon konuşmalarında 6’lı masanın Suriye tezkeresine hayır oyu vermesini ve mutabakat metinlerinde Suriye’deki Türk askerî varlığının sona erdirilmesine yönelik taahhütlerini, sırf iktidar nimetlerini hunharca sömürmek adına Türkiye’nin bekası açısından ihanetle eş değer gaflet olarak değerlendirdirdim.
Daha önemlisi, HDP oylarına duyulan ihtiyaç ile verilen tavizlerin Suriye’nin kuzeyinde terör örgütünün devletleşme hayallerine nasıl bir siyasi alan açabileceği konusunda da uyarılarda bulundum.
Suriye, terör örgütünün devletleşme planı ve İsrail’in bölgeyi parçalayarak kendi güvenliğini tahkim etme stratejisinin kesiştiği yerdi.
Eğer 2023 seçimlerini 6’lı Masa kazanmış olsaydı, Suriye’de 8 Aralık’ta gerçekleşen devrim oluşmayacaktı.
Emperyalizmin ve Siyonizmin bölgeyi çatışma alanına çevirdiği, Suriye’de terör yapılanmasının devletleşme arayışının güç kazandığı ve kardeş kanının Siyonist hesaplar uğruna akıtıldığı bir süreçle karşı karşıya kalacaktık.
Böyle bir tablo kimin işine yarardı?
Elbette İsrail’in.
Milletimiz de ağır ekonomik sıkıntılara rağmen meselenin yalnızca ekonomi olmadığını, Türkiye’nin aynı zamanda bir beka meselesiyle karşı karşıya bulunduğunu gördü ve tercihini bekadan yana yaptı.
Bu iradenin ardından Türk askeri varlığı, Türkiye’nin sahadaki ağırlığı ve diplomatik kapasitesi, İsrail’in, İran’ın ve terör yapılanmalarının bölgeye ilişkin hesaplarını bozan bir güç dengesi oluşturdu.
İsrail’in bölgeyi parçalı, çatışmalı kardeş toplumlar üzerinden şekillendirme hesapları da boşa çıkarıldı.
Kardeş kanı dökülmesini isteyenlerin hesapları bozulunca Türkiye daha ileri bir adım attı.
Suriye’de bozulan oyunun ardından içeride de Terörsüz Türkiye süreciyle iç cepheyi tahkim etme ve Kudüs ittifakı hamlesine girişti.
Bugün yaşanan büyük dönüşümün özü budur.
2023 öncesinde “Neden böyle söylüyordunuz, şimdi neden böylesiniz” diye soranlar, cevabı sosyal medya sloganlarında ya da günü kurtarmak ve ucuz popülizmle oy almak dışında siyaset üretme kabiliyeti olmayanların söylemlerinde değil, o günün stratejik gerçeklerinde aramalıdır.
2023 seçimleri öncesinde Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığını sona erdirme hedefinin taşıyıcıları olanların bugün Terörsüz Türkiye süreci üzerinden “Madem bugün terörsüz Türkiye diyecektiniz, bize neden o kadar laf ettiniz?” şeklindeki kurnazlığına da kimse itibar etmemelidir.
Onlar 2023’te kazansaydı, bugün terörün feshedilmesini, kardeşliğin güçlenmesini ve Türkiye’nin bölgesel ağırlığının artmasını değil, Türkiye’nin Suriye’den çekilmesinin ardından kapımıza dayanmış Siyonizmin tuzakları karşısında, binlerce Mehmetçiğin kanına sebep olacak kanlı bir senaryoyu nasıl bertaraf edeceğimizi konuşuyor olabilirdik.
Türkiye sahada kaldı.
Oyunun kurallarını değiştirdi.
İsrail’in bölgeyi parçalama hesaplarına da, İran’ın nüfuz alanı arayışına da, ABD’nin terör örgütünün devletleşme hayaline de karşı Türklerin ve Kürtlerin kardeşliği üzerinden yeni bir bölgesel düzen hamlesi içine girdi.
Bugün DEM Parti’nin de emperyalizme ve Siyonizme karşı Türkiye partisi olma çağrılarına karşılık vermesi, 2023 seçimleri öncesindeki emel ve hayallerin taşıyıcısı olmadığını açıkça göstermektedir.
Artık dünün hatalarını değil, geleceğin doğrularını konuşmak, demokratik ve sorumlu siyasetin gücüyle Türkiye Yüzyılı’nı hayata geçirmek zamanıdır.
Bu vesileyle 2023 seçimlerinde büyük bir feraset göstererek, can yakıcı ekonomik sorunlarına rağmen Siyonizmin tuzaklarını boşa çıkaran büyük milletimize şükranlarımı sunuyorum.
Verdikleri kararla bu coğrafyanın geleceğini Tel Aviv, Tahran ve Washington’ın insafına bırakmadılar.
Ankara’yı yeniden oyunun asli gücü haline getirdiler.
Bugün Terörsüz Türkiye’den söz edebiliyorsak, bunun arkasında yalnızca bugünün siyasi iradesi değil, 2023’te milletimizin sandıkta ortaya koyduğu tarihi stratejik tercih de vardır.
Türkiye Yüzyılı’nı başlatan tarihi eşik ve tarihi tercih de milletin bu stratejik aklıdır.
@yasarneyasar6@avserkantoper Eğer Bu söylediğimın ne anlama geldiğinı bilseydin, sen utanırdın tabı utanman varsa... Cahillik başka bır şey..Bana laf yetiştırecegıne, bıraz kendını yetiştir...
@murat_kurum Sizden rica ediyorum. Çevre temizliğine katkı diye uygulamaya koyduğunuz, ama arıza nedeniyle çalışmayan şu doa makinalarına teknik servis elemanlarını arttırın. Çalışan ama yetersiz kalan makinalarının da sayısını arttırın. Dışarıyı temiz tutalım derken evler çöp eve dönüşmek.
Turan Orduları Başkomutanı Şehid-i Ala ve Gazi-i Namdar Enver Paşa'yı şehadetinin yıl dönümünde saygı, rahmet ve dualarla anıyoruz. Ruhu şad mekanı cennet olsun.
KAHRAMAN TÜRK MİLLETİ BİR KEZ DAHA ERGENEKON’DAN ÇIKTI
Bundan tam 10 yıl önce devletin kılcal damarlarına sinsice sızan hainler, milletin malı olan silahları kendi ülkesinin insanına, milletin meclisine, milli birlik ve beraberliğimize doğrulttu.
FETÖ’cü ihanet şebekesi o gece Türkiye’yi ele geçirmeye çalıştı ve Türk milleti, tarihinde görülmemiş bir ihanete tanıklık etti.
TBMM 11 kere bombalandı; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, polis karargâhları ile MİT binalarına saldırıldı;
medya kurumları hedef alındı.
O üniformalı teröristler, Türk ordusuna ait F-16’ları, helikopterleri ve tankları millete karşı kullanmaktan çekinmedi. Kendi milletine bomba yağdırdı bunlar, kendi milletine.
Hani anlatması “dile kolay” denir ya, bu “dile zor” geliyor kardeşim, yüreğe de ağır.
15 Temmuz darbe girişiminin ilk şehidi,Astsubay Bülent Aydın’ın ağabeyi diyor ki: “Kardeşim Bülent, öğle yemeğini birlikte yediği arkadaşı tarafından şehit edildi.
FETÖ’nün mankurtları bunlar! Kökünden koparılmış, duyguları alınmış, içine doğduğu topluma yabancılaşmış, hissizleşmiş alçalmış.
Bakın her yaştan vatandaş o gece kendilerini korkusuzca, hesapsızca silah ve tankların önüne attı.
Onlardan biri 70 küsür yaşında olan gazi Mustafa Zorova o geceyi şöyle anlatıyor:
“Doldur, boşalt, diz çök deyince kimse kalmadı. Ölenler sadece Allah diyebildi”
Fatih Kula şehit olduğunda 21 yaşındaydı. Hain darbe girişimini öğrenir öğrenmez vatanını savunmak için sokağa çıktı. Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencisiydi. Her genç gibi hayalleri vardı.
15 Temmuz darbe girişimi günü annesine, 'Ben de gideceğim. Vatan elden gidiyor. Hakkını helal et' deyip çıkmış dışarı. Hainlerin helikopterden attığı kurşunla şehit oldu.
İşte masumların başına kurşun yağdıran bu alçaklar ne kadar korkak ve yüreksizse, bizim milletimiz bir o kadar cesur, yürekliydi. “ Televizyonda gördüm, Boğaziçi Köprüsü kapatılmış diye. Hemen evden çıktım. Darbeci askerlerin tam karşısına, ileriye kadar yürüdüm. Beni korkutmak için yanağımın üzerinden ateş açtılar. Tartakladılar.” ama o geri adım atmadı 3 çocuk annesi gazi Safiye Bayat.
"Acaba biz bu tankı nasıl durdurabiliriz?' diye kendi kendimize sorarken oradan bir tamirci arkadaş “Şu egzozlara bir şeyler tıkarsanız, bu tanklar stop eder' dedi. Arkadaşlarla elbiselerimizi çıkardık. Herkes elbiselerini,tişörtlerini bize uzattı. Tankın egzozuna bunları tıkayınca, filtrelerin üstünü elbiselerimizle kapattık. Bu şekilde tank 2-3 dakika sonra stop etmek zorunda kaldı." o gece yaşadıklarını böyle anlatıyor Mehmet Şükrü Kıntaş.
Bir milletin büyüklüğü, yaşadığı felaketler karşısında gösterdiği tavırdan anlaşılır. Necip Türk milleti, böyle büyük bir felaket karşısında kenetlenerek, harekete geçirdiği milli refleksinin gücünü tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir.
31 yaşındaki Emrah Sapa, Ankara Kazan’da prefabrik yapım işinde çalışıyordu. Sosyal medya adresinden, "Cumhurbaşkanım, Anadolu evlatları bütün mevcudiyetiyle emrindedir, talimatını bekler" paylaşımı yaptı. Akıncı Üssü’ne doğru yola çıktı, darbecilerin açtığı ateş sonucu şehit düştü.
4 çocuk annesi, ev hanımı Ayşe Aykaç, darbe girişimi haberini aldıktan sonra evinde Kur’an okudu, namazını kıldı, çocuklarıyla helalleştikten sonra eşiyle gittiği Boğaziçi Köprüsü'nde şehit oldu.
Çobanlık yaparak asker olan ve darbeci general Semih Terzi’yi alnından vurarak öldürüp darbe girişiminin seyrini değiştiren ve ardından 17 kurşunla şehit edilen kahraman Niğdeli astsubay Ömer Halisdemir…
Ve İsimlerini burada yazamadığım ama kalbimize kazıdığımız 251 vatandaşımızın şehit düştüğü, Yahya Tezgelen gibi 2 bin 740 vatandaşın da gazi olduğu hain darbe girişimi, Türk milletinin büyük bir mücadele ve direnişiyle püskürtülmüş, milletin kararlılığı ve iradesi o gece destanlaşmıştı.
Ve Türkiye'yi ablukaya almaya çalışan emperyalizmin aparatları bir kez daha Çanakkale, Dumlupınar, Sakarya ruhuyla püskürtüldü. İşte bu nedenle 15 Temmuz gecesi, kahraman Türk milletinin bir kere daha Ergenekon’dan çıktığı gecedir.
Lider Sn Devlet Bahçeli :
FETÖ ile mücadele geçmişte kalmış bir mesele değildir. FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez.