Bazı davalar vardır ateşi söndüremesen de safında dik duruş sergilediğin.Rahatlığımızın olduğu yerde onurlu,şerefli bir duruş da insanın kendi içindeki en kuvvetli savaşıdır.Mesele bu konforu bozup dert sahibi olabilmektir.
#FreePalestine#IsraelTerroristState
Bu destan ile ya bu coğrafyada ona biçilen rolü oynayacaktı ya da bu coğrafyada oyun kuracak bağımsızlığa ulaşacağı hayallerin peşinden koşacaktı. Biz kendi hikayemizi yazanlardan olmak istedik.Bize biçilen role dur dedik. 15 Temmuz milletin ve devletin bağımsızlık mücadelesidir.
Biz oyun kuranların en hayırlısı Allah'tır ☝🏼 diyerek, feraset sahibi olup, her kademe (öğrenci,öğretmen, mühendis,doktor,aile) üstümüze düşeni yaparsak geriye sadece taşları yerinde oynamak kalır. Başarının ve gücün tek yolu buradan geçer.
İsrail Lübnan ile anlaşarak Suriye'ye yönünü döndüğünü düşünüyorum. Muhaliflerin Halep'i alması veya alamasa da iki tarafında gücünün kırılması inşâallah İsrail'i harekete geçirmez. İsrail büyüyeceği topraklarda iyi veya kötü istikrarlı bir yönetim görmek işine gelmez.
ABD'nin İsrail kanadıyla dayattığı süreye cephesi,Avrupa kanadıyla oluşturduğu Ukrayna cephesi, ya zayıflık yaratır, ya kriz ortamını uzatır yine birileri karlı çıkar, ya da bir cepheden vazgeçilir yine istenilen olur. Oyunu kuran her zaman kazanır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler 79'uncu Genel Kurulu'ndaki konuşmalarından...
▪ Buradaki dostlarımın çoğunun ekranlarda seyrettiği krizleri, biz anbean yaşıyor ve yönetmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bugün sizlere gerilimlerin uzağında değil, tam kalbinde yer alan bir ülkenin lideri olarak sesleniyorum.
▪ Birileri rahatsız olsa da, birileri şahsımızı yine hedef alacak olsa da, bugün burada, insanlığın ortak kürsüsünde, insanlık adına bazı gerçekleri açık açık konuşmak arzusundayım.
▪ Şu an çatısı altında bulunduğumuz Birleşmiş Milletler, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası barışı ve güvenliği korumak amacıyla kuruldu. Birleşmiş Milletler’in kuruluşuyla birlikte küresel istikrara, huzura ve adalete dair beklentiler yeniden yeşermiş, barış umutları yeniden filizlenmişti.
▪ Ancak üzülerek görüyoruz ki; son yıllarda Birleşmiş Milletler kuruluş misyonunu ifa etmekte yetersiz kalıyor; giderek işleviz, hantal ve atıl bir yapıya dönüşüyor.
▪ “#Dünya5tenBüyüktür” şiarının temsil ettiği değerlere, bugünlerde daha çok, daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Uluslararası barış ve güvenliğin imtiyazlı 5 ülkenin keyfine bırakılmayacak kadar önemli olduğuna şahitlik ediyoruz. Bunun en dramatik örneği, Gazze’de 353 gündür devam eden katliamdır.
▪ 7 Ekim’den beri aralıksız süren İsrail saldırılarında 41 bini aşkın Filistinli hayatını kaybetti. Çoğu çocuk ve kadın 41 bin can, 41 bin insan, hem de acımasız bir şekilde hayattan koparıldı. Yine çoğu çocuk 10 binden fazla Gazzelinin nerede olduğunu kimse bilmiyor. Aynı şekilde 100 bine yakın insan yaralandı, sakat kaldı.
▪ Zor şartlar altında görevini yapmaya çalışan 172 gazeteci öldürüldü. Hayat kurtarmak için çalışan 500’ü aşkın sağlık görevlisi öldürüldü. Açlıkla, susuzlukla boğuşan Gazze halkının imdadına koşan insani yardım görevlileri, 210’dan fazla Birleşmiş Milletler personeli öldürüldü.
▪ Savaşta dahi dokunulmaması gereken 820 camiyi, 3 kiliseyi vurdular. Onlarca hastaneyi, yüzlerce okulu, hasta taşıyan 130’dan fazla ambulansı vurdular.
▪ Birleşmiş Milletler kürsüsünden Birleşmiş Milletler Şartını parçalayarak, bir de utanmadan tüm dünyaya, vicdan sahibi tüm insanlara işte buradan, bu kürsüden meydan okudular.
▪ İsrail’in “temerküz kampına” çevirdiği hapishanelerinden sızan görüntüler, nasıl bir zulümle karşı karşıya olduğumuzu çok net biçimde gösteriyor.
▪ İsrail’in saldırıları sonucunda Gazze, dünyanın en büyük çocuk ve kadın mezarlığı haline gelmiştir. 17 binden fazla çocuk İsrail’in kurşunlarının, bombalarının hedefi oldu.
▪ Hind Receb, sadece 6 yaşındaydı. Yakınlarıyla güvenli bir yer ararken, araçları İsrail güçleri tarafından vuruldu. Dayısı, yengesi, kuzenleri herkes ölmüş, sadece o hayatta kalmıştı. Tam 12 gün boyunca çaresizce kurtarılmayı bekledi. “Beni almaya gelecek misiniz, korkuyorum” diyerek bir yardım elinin 12 gün boyunca kendisine uzanmasını bekledi.
▪ Dünyamızın geldiği seviyeye, elimizin altındaki teknolojiye rağmen; çatısı altında binlerce personel çalıştıran devasa bütçeli kuruluşlarımıza rağmen, 8 milyarlık insanlık ailesi olarak, henüz 6 yaşındaki bir kız çocuğunu, gözlerimizin önünde çırpınan yaralı bir serçeyi maalesef kurtaramadık.
▪ Bir lokma kuru ekmek, bir yudum su, bir tas çorba bulamadığı için bugüne kadar yüzlerce Gazzeli çocuk öldü, halen de ölüyor. Gazze’de sadece çocuklar değil, aynı zamanda Birleşmiş Milletler sistemi ölüyor, hakikat ölüyor, Batının savunduğunu iddia ettiği değerler ölüyor, insanlığın daha adil bir dünyada yaşama umutları tek tek ölüyor.
▪Buradan açık açık soruyorum.
Ey insan hakları örgütleri!
Gazze’dekiler, Batı Şeria’dakiler insan değil mi?
Filistin’deki çocukların okuma, yaşama, sokakta oynama hakkı yok mu?
Ey uluslararası basın kuruluşları!
İsrail’in canlı yayında katlettiği, ofislerini bastığı gazeteciler sizin meslektaşınız değil mi?
Ey Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi!
Gazze soykırımının önüne geçmek; bu zulme, bu barbarlığa “Dur” demek için daha neyi bekliyorsunuz?
Filistin halkıyla birlikte kendi vatandaşlarının canını tehlikeye atan, siyasi ikbali için tüm bölgeyi savaşa sürükleyen katliam şebekesini durdurmak için daha neyi bekliyorsunuz?
Ey İsrail’e kayıtsız, şartsız destek verenler!
Bu katliamı seyretmenin, bu vahşete ortak olmanın utancını daha ne kadar taşıyacaksınız?
#WorldIsBiggerThan5
Sesimizle, sözümüzle, dualarımızla, insani yardımlarımızla, elimizdeki tüm imkânlarla Gazze’nin, Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Onların asil ve onurlu direnişine her zaman destek vermeye devam edeceğiz.
İran yine batıya hizmet ediyor, her türlü kriz ortamından sonra kalkınan lobiler devletler yine İran'ın Ortadoğu'da krizi, stresi,sonucu yine İslam dünyası dışında herkesin çıkarına çalışıyor, stresle büyüyen devletler,büyüyen ekonomiler... Tiyatroyu görmemek elde değil.