🔴Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan Zainal Abarakov’un babası Engin Yücel'in ifadesi:
👉Zeinal’ı “bunaldığı, annesinin panik yaptığı” için Rusya’ya göndermek istedik. Amirime sorduk, “Sorun yok” dedi, gönderdik.
👉Elazığ’daki eve İl Emniyet Müdürü Yılmaz D., Asayiş Müdürü Ertuğrul A. ve korumalar geldi. “Vali’nin selamı var, Zeinal’ı getir, hiçbir şey olmayacak” dediler.
👉Aynı görüşmede “Sizi Antalya Belek’te otele yerleştireceğiz, kimsenin haberi olmayacak, Vali Bey para yardımı da yapacak” dediler.
👉Bir gün sonra asayişten Hakan polis zarf içinde 4000 TL civarı nakit para getirdi. Vali “Parayı nakit verin, hesaptan göndermeyin” diye talimat vermiş.
👉“Zeinal’a Rusya’dan Antalya’ya bilet aldığımız gecenin arifesinde 62 AJ 616 plakalı siyah Toyota jip geldi (emniyet müdürünün korumalarının aracı). İçinde Ertuğrul ve 4 polis vardı.”
👉“Gece yola çıkıp Antalya’ya gittik. Zeinal uçaktan iner inmez VIP araçla, VIP geçişten kimse görmeden havalimanı şube müdürlüğüne getirildi.”
👉“Bizi 5 yıldızlı Sueno Hotels Deluxe Belek’e yerleştirdiler. Kaydımız yapılmadı, 3 ay kaldık. Misafirlerimizi ücretsiz ağırladık.”
👉“Korumamızı sağlayan Ertuğrul müdür de aynı otelde 3 ay kaldı, onun da misafirleri geldi, ücretsiz kaldılar.”
Herkes gibi benim de sarsıcı bulduğum bir fotoğraf karesi…
Bu fotoğrafta sadece bir kadın yürümüyor.
Elleri koynunda, başı önünde, adımları tedirgin… Gülistan, kendi kıyametine yürüyor aslında.
Üzerinde yaşadıklarının ağırlığı var.
Çaresizlik ve yalnızlık.
Görünen soğuk, görünmeyen ise onu ölüme götüren o acımasızlığın ayazı.
Kimse sormamış: “Üşüyor musun?”
Kimse görmemiş: “Korkuyor musun?”
O ellerini koynuna çekmiş çünkü sığınacak başka bir yer bırakmamışlar ona.
Sonra kayıp.
6 yıldır bir mezarı yok ama yükü hepimizin vicdanında.
O yük kalkmadan bu memlekete bahar gelmez.
Gülistan Doku nerede?
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
SON DAKİKA...
Gülistan Doku soruşturmasının baş süphelisi Mustafa Türkay Sonel nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine tarafından kasten öldürme suçundan tutuklandı.
Benim sabahları uyandırmaya kıyamadığımı hem yaşarken dünyanın bütün kötülüklerini yapmışlar, hem de kemiklerini rahat bırakmamışlar bu nasıl bir vahşetir Gülistan, oy ben ben ölem Gülistan. Katiller, tecavüzcüler, örtbasçılar hesap vereceksiniz o hücrelerde çürüyeceksiniz.
#SonDakika 📍
Eşref Rüya dizisi yayın akışından kaldırıldı.
- Yeraltı
- Gündüz kuşağı programları
-TikTok içinde uygulanması bekliyoruz.
Toplumda huzursuzluğa ve kaosa sebep olan programlar kaldırılsın.
Müge Anlı’nın başını çektiği sabah programlarının tamamı yayından kaldırılmalıdır.
Bu sözde programların Türk milletine verdiği zararın haddi hesabı yoktur.
Tıpkı Gülistan Doku Cinayetinde Olduğu Gibi Rojin Kabaiş Cinayetinde de Vali Rojin İntihar Etti Diyip Örtpas Etmeye Çalışmıştı.
Rojin Cinayetinde İntihar Diyen Vali Dahil DNA Testi Vermek Zorundadır.
Delilleri Karartan İlk Savcı Sorgulanmalıdır.
#RojinKabaisİcinAdalet
Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, eski vali Tuncay Sonel’in, kardeşinin SİM kartı bilgilerinin ve görüntülerinin silinmesi için ihraç polis memuru Gökhan Ertok’a iki seferde 10 bin dolar gönderdiğini anlattı. Parayı eski koruması Şükrü Eroğlu göndermiş. Bunu ablaya anlatan kim? Cinayet üzerine yıkılacak diye korkan Gökhan Ertok. Tuncay Sonel hala görevde mi?
Benim bu masum kızımı bir şeylere zorlayacaksınız, kabul etmediği için oğlun mustafa türkay sonel öldürecek ,sonra siz valilik koltuğunu kullanarak oğlunuzun pisliğini kapatmak için bize kızınız intihar etti diye dünyanın gözü önünde bize oyun oynayacaksınız+
Es increíble cómo abandonan la tierra prometida por Dios con tanta facilidad y cobardía, mientras que los palestinos, a pesar de saber que van a morir, permanecen allí.
Bu olayı okuyup geçmeyin. Olabildiğince her yerde, herkesle paylaşın ki skandalı duymayan kalmasın:
— Aylardır kızı ve kendisi için adalet arayan bu annemiz #FatmaNurÇelik ve kızı bugün sahilde ölü bulundu!
Kuran’a Hizmet Vakfı sorumlusu Ayhan Şengüler'in istismarına karşı yıllardır mücadele veren, sesini duyurmak için adliye önünde nöbet tutan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu.
Anne “ölürsem intihar etti demeyin” demişti. Bu yüzden “intihar etti” demiyorum. Bu adam EN AĞIR CEZALARI almalı! Yeter artık! Bir canımızı daha kaybetmek istemiyoruz!