Oğluma söz vermiştim; karne hediyesi olarak onu aquaparkı olan güzel bir otele, tatile götürecektim.
Özel lansman fiyatlı erken rezervasyon yaptırdığım otel sezona yetişmeyince, yaşanan mağduriyet nedeniyle daha üst segment bir otele yönlendirildik. Açıkçası normal şartlarda böyle bir otelde tatil yapmam mümkün değildi. Bu fırsat, tamamen yaşanan aksaklığın telafisi sayesinde ortaya çıktı. Kabul ettik.
Burada beni en çok etkileyen ise otelin kendisi değil, gördüğüm tablo oldu.
Etrafımız Romanya, Polonya, Sırbistan, Belarus, Bulgaristan Doğu Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen ailelerle dolu…O ülkelerin en alt gelir grubu, ağırlıklı olarak hizmet sektöründe çalışan insanlar…
Aynı yaşta çocuğu olan bir aile dostumuz da bize katılmak istedi. Kendisi üst düzey bir banka yöneticisi. Fiyatı görünce rezervasyon yaptıramadı; “Bana çok pahalı geldi.” dedi. Düşünün Romanya’da Bükreş’te banka güvenlik görevlisinin ailesiyle tatil yapabildiği otel, Türkiye’nin saygın bir bankasında yönetici olarak görev yapan birine pahalı geliyor…
İnsan ister istemez düşünüyor…
Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde sıradan aileler Türkiye’de beş yıldızlı bir otelde tatil yapabiliyor. Buna karşılık bu ülkenin eğitimli, çalışan, üreten, vergi veren orta sınıfı, kendi ülkesinde aynı tatile gidemiyor.
O yüzden kimse insanımızı Yunan adasına tatile gidiyor diye ayıplamasın. Turizmin başkentinde her şey dahil bir otelde gördüğüm ve ailemle birlikte yaşadığım manzara bu. Kim ne yorum yaparsa yapsın, hangi açıklamayı getirirse getirsin gerçek bu.
“Muhteşem tavır;
Fransa’da çok meşhur bir sözlük vardır: Larousse. Bu sözlükte bir kelime var: “décapiter”…
Bu kelime, 1931 yılındaki sözlükte “boynunu vurmak” diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var: “Kazığa oturtmak”, yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada, ‘kazığa oturtmak’ deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
“Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar.”
Atatürk bunu öğrenince, Fransız Büyükelçisi’ni yemeğe davet ediyor.
Elçi, diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor; Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk, “Kelimenin başka bir anlamı var mı?” diye sorunca, Büyükelçi “Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir” diyor.
Atatürk, daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larousse’u getirtip Büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi, daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında, ‘kazığa oturtmak’ konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk’ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
“Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz, öyle mi sayın Sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız. Bu doğru mu?”
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki: “Efendim, bu sözlük Katolik Kilisesi’nin matbaasında basılmıştır. Bildiğiniz gibi biz laik bir ülkeyiz. Kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yoktur. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız.”
Atatürk:
“Öyle mi efendim? Siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul’daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum” diyor.
Bunu duyan Sefir birden ayağa kalkıyor ve “Ekselans, protesto ederiz!” diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
“Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?” diyor ve ilgililere dönerek “Sefire yolu gösterin” diyerek, bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabii Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor. İşte ‘dünya lideri’ diye ben buna derim. Atatürk’üm, ne büyüksün ya… Senin dünya bakışına, bu milleti karşılıksız sevmene hayranız. Seni sevmeyen utansın. Rahat uyu ATATÜRK…
Dostlarınızla paylaşın. Saygılarımla…”
(Doç. Dr. Mustafa Tarakçı — Duruş kitabından alınmıştır.)
Türk vatanının dört bir yanından “Bayrak Açıyorum” çağrıma kulak vererek Ankara’ya akın eden, Tandoğan’dan taşan kıymetli kardeşlerim, sağlıcakla gidiniz.
Aziz Ankaralılar, sel olup Tandoğan’a aktınız. Var olun.
Terörist başına özgürlük isteyenlere ve onlara bu imkanı sunan, içimizdeki İrlandalılara karşı bugün Tandoğan’da yerimi aldım.
Eylemde itirazım olan karşı çıktığım hususlar olsa da çok önemli ve kıymetli bir etkinlikti.
Katılım sağlayan CHP li yetkililere de teşekkür ederim.
Bir şeyler oluyor güzel memleketimde…
Bir şehri gezer geçersiniz. Bir de bir şehir sizi yüreğine buyur eder.
Gaziantep bugün bizi yüreğine buyur etti.
Böyle karşılananlar yorulmaz; böyle yürüyenler durmaz.
Durmayacağız, yorulmayacağız.
Fotoğraftaki kişi NATO operasyonunda gözaltına alınan TEMA Ankara Şube Müdürü Fatma Didem Genç. Annesi ve babası alzheimer hastası. “Beni tutuklamayın anneme ve babama bakacak kimse yok, onlar ölüler” diyerek ağladı. Tutuklandı.
İyi Parti, Özgür Özel'den başka kimsenin cesaret edemediği günlerde büyük bir iş başardı.
Ankara Tandoğan'da 100 Bin kişiyi aşan bir kalabalıkla meydana çıktı.
📍Demokrasilerde en güçlü ses meydanlarda duyurulur.
Millet meydanları doldurmaya hazır, umarım devamı gelir.🇹🇷
Yasağa Rağmen İş Makineleri Çalışmaya Başladı: İdyros Antik Kenti Yakınında Tepki Çeken Müdahale
Antalya’nın Kemer ilçesinde, birinci derece sit alanı ve Beydağları Sahil Milli Parkı sınırları içinde yer alan İdyros Antik Kenti yakınındaki ormanlık alanda iş makinelerinin çalışmaya başladığı bildirildi.
Bilirkişi keşfi öncesi 5 yıldızlı otel projesi için başlatıldığı öne sürülen faaliyetler, bölge halkı ve uzmanların tepkisine neden oldu.
#halkseciyor #HalkınMedyası #Antalya #Kemer #İdyrosAntikKenti
Antalya Alanya'daki Süleymancı cemaatine ait Sugözü Ortaokul Erkek Öğrenci Yurdu'nda 10 erkek çocuğunun eğitmen G.R.U. tarafından istismar edilmesine ilişkin kamu görevlileri hakkında açılan soruşturmada, "kovuşturmaya yer yok" kararı verildi.
(Deniz Güngör)
📢 Yazar Sunay Akın, İBB davasını takip etmek için geldiği mahkeme önünde çağrıda bulundu:
🗣️ “Bu ülkenin çok değerli hukuk fakültesi öğretim görevlileri, buraya gelin. Sizi burada görmek istiyoruz.”
🗣️ “Bu ülkenin adaletine kim sahip çıkacak? Bu davanın nasıl siyasi bir dava olduğunu, o insanların nasıl siyasi rehine haline getirildiğini her gün gelip görüyorum.”
🎤 @sezincerenovuc
🎥 Uğur Koçkaya
📺 SÖZCÜ
@ferg1923 Sığır sürüsü modern binalara bakıp ne güzel hastane diyor.hersemtte özel hastane,kapatılan semt hastaneleri.uzak diyarlarda şehir hastaneleri.hepsinin içi boş doktor larla dolu.sahte diplomalı proflarla dolu.hepsi inleyen halkla dolu.yabancı ilaç firmaları roketledi.oy verin.
Hatay'dan Türkiye'nin dört bir yanına uzanan sağlık skandalı!
Reyhanlı'da Suriyeli bir şahıs sanayi sitesinde kaçak diş imalathanesi kurmuş. Burada üretilen implant, porselen ve protez dişler Türkiye'nin dört bir yanındaki özel hastanelere gönderiliyor...
https://t.co/gvZdUnAj5v