AK Partili arkadaşlar: Mağduriyet seansınız ve fon vurgunu için verdiğimiz araştırma önergesini reddetmenizin rehaveti bittiyse okuyabilirsiniz:
-Otoriter rejimlerin sonunda hep yağma baş gösterir. Haramiler kontrol edilemezler. Bu fon vurgunu da bir tür yağma… Biz de bir yılı aşkın bir süredir bu vurgunun sorumlularını araştırıp bu milleti soyanları açığa çıkarmaya çalışıyoruz.
-Herkes biliyor ki AK Parti, siyasetçisiyle, bürokratıyla, iş insanlarıyla bu yağmanın tam ortasında. Neredeyse her zanlının AK Partiyle bir bağı var. Ayrıca bu vurgunun karanlıkta bırakılmak istenen isimleri var. Biz bu isimlere ulaşmayı bir ölçüde başarıyoruz. Bu süreçteki kaynaklarımızdan biri de AK Parti’nin içinden uçurulan belgeler.
-Bize belgeler geldiğinde kamuoyunun önünde sorular soruyoruz. Dün TBMM’de, bugün de Parti Genel Merkezi’nde kabinedeki iki mevcut Bakana ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na sorular sordum. Dün Sayın Cevdet Yılmaz sorumuza yanıt verip bizdeki bilginin doğru olduğunu teyit etti ve bir açıklama getirdi.
-Bugün de iki bakan ile ilgili sorularımızı MKK işlem kayıtları üzerinden sorduk. Üstüne basa basa söylüyorum: Bu MKK belgeleri sahte değil. İsimler de meblağ da doğru. Sayın Mahinur Özdemir Göktaş “geçmiş olsun” dileklerini kabul ettikten sonra AK Parti’nin içinden kendisiyle ilişkilendirilen bir dosyanın neden hazırlanıp bize ulaştırıldığını düşünebilir.
-Bir başka dikkat çekici nokta ise sorumuzu yönelttikten on dakika sonra iki kişinin TCKN bilgilerini de içeren bir açıklama yapılabilmesidir. Demek ki Sayın Bakan, dolayısıyla ilgili bakanlıklar ve tabii ki Cumhurbaşkanı, fon vurgunu yapan kişileri yaptıkları işlemler ve TCKN detayında biliyor. Bu kişilerin içinde AK Parti ile bağlantısı olanlar hakkında Sayın Cumhurbaşkanı’nda bir klasör olduğunu da biliyoruz. Bizim de derdimiz bu klasördeki isimlerin kamuoyuyla paylaşılması ve suçluların cezasını çekmesi. Aslında basit ama AK Parti için yapması bir o kadar da zor.
-Sayın Özdemir Göktaş ile ilgili bir mağduriyet kampanyası başladığını görmek şaşırtmadı. Kimse kusura bakmasın ama aileleriyle beraber 2 milyon vatandaşın mağdur edildiği bir fon vurgununda Sayın Bakana sorduğumuz soruların yaşattığı mağduriyet kocaman bir hiç kalır. İki senedir çirkin iftiralarla tutukladığınız arkadaşlarımıza ve onların ailelerine yaşattığınız zulmün, mağduriyetin yanında Sayın Bakana PR yapma fırsatı da veren bu bir günlük incinmenin esamesi okunmaz. Sayın Bakanın da çok iyi bildiği Yunus Emre’den alıntılayacak olursak “Sen sana ne sanırsan, ayrığa da onu san”. Yani, kendin için ne istiyorsan başkası için de onu iste. Bizden özür mü bekliyorsunuz, o zaman ilk önce gerçekten mağdur ettiğiniz hak sahiplerinden, sonra da yıllardır hak mahrumiyeti yaşattığınız, zulmettiğiniz arkadaşlarımızdan özür dileyin. Gerisi kolay.
-Ben bir yıldan beri bu fon vurgununu çalışıyorum ve halkımı dolandıranları ve nasıl dolandırdıklarını ifşa ediyorum. Vicdanım rahat, veremeyeceğim bir hesap da yok. Partimle, çalışma arkadaşlarımla ve bu konudaki hassasiyetimizle de gurur duyuyorum.
-Son söz: Biz bu soygun çetesini ifşa etmeye ve bu vurgunun siyasi ayağını temize çıkarmaya ilk günkü heyecanımız ve enerjimizle devam edeceğiz. Bu halkı soyanlardan, onları koruyanlardan ve denetim görevini yerine getirmeyenlerden de hesap soracağız.
Vay Vay Vay
Ümit Özlale’den 10 hükümet düşürecek büyük ifşa
Sn Cevdet Yılmaz;
🔥Mevcut bir bakanın babası 470 milyon koyup 830 milyon aldı mı
🔥Mevcut bir bakan 170 milyon lirayla çıktı mı
🔥Özel kaleminizin Pusula kapalı fonunda parası var mıydı
Onurunuz varsa istifa edin
Biri şu adama, @drcemiltugay “Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.” sözünün Ulu Önder, Ebedî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ait olduğunu hatırlatsın.
Fatma Betül Sayan Kaya vurgun yaparken yakalanırsa, AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini koruyacağını biliyordu.
Ve haklı çıktı.
Bir hafta boyunca plan ve pazarlık yapıldı. Bu sırada savcılar bekledi, SPK bekledi, Borsa yönetimi bekledi. Ve mutlu son.
Link aşağıda
Bir asır önce saraydan bir imza alanlar, Anadolu’yu da aldıklarını sandılar.
Yanıldılar.
Şimdi de bir bed-maye’den tehditle imza alınca koca İzmir’i alacaklarını sanıyorlar.
Yanılıyorlar.
İzmir’e “gavur” diyenlerin, İzmir marşına merakı manidar.
Rehni alan, mülke sahip olmaz.
Mülk benim oldu sanan varsa işte meydan.
Mert olan sandığı koyar, İzmirlilerin huzuruna çıkar.
Bakanı aday çıkardın olmadı, Başbakanı aday çıkardın olmadı.
İzmir’i sandıkta hiç kazanamadın, hiç kazanamayacaksın.
KapKaç ile olmaz bu işler.
Milletten ödü kopanın zaten süresi geriye işler.
Hadi Erdoğan, yarın o namerd ile kamera karşısına geçmeni ve tarihe yeni bir utanç fotoğrafı bırakmanı bekliyorum.
Kaçan kaçsın, giden gitsin.
Ben milletin gözüne bakıyorum.
Herkes kendine yakışanı yapıyor.
Millet bu olan biteni tarihin kara kaplı defterine yazıyor.
cumhurbaşkanımızın yeğeninin adının usame olması ve kurduğu şirketin adının da binbin olması bir rastlantı mı yoksa bu aile kara mizah konusunda bu kadar mı ileride
Başkanlık sistemi neden kötüdür?
İşte bu yüzden…
Tera’nın borsaya açılmasını sakıncalı bulup imza atmayan SPK üyeleri Mütalip Ünal ve Ali Akay, HİPER SÜPER BAŞKANLIK SİSTEMİ sayesinde bir gece yarısı görevlerinden alındılar ve yerlerine Enver Usca ve Bülent Murat Hahoğlu atandı.
İki ay sonra da SPK, Tera’nın borsaya açılmasına onay verdi.
Fail olup mağdura yatanları iyi görün sevgili halkım…
AKP Genel Başkan Yardımcısı fondan elde ettiği parayı “Gönüllük Esasına” göre iade etmişmiş ! Hayır “Suçüstü Yakalanma” esasına göre iade etmek zorunda kaldı !