Biz Memur-Sen olarak o gece nasıl ki darbenin ilk anından itibaren teşkilatımızla, üyelerimizle birlikte meydanlarda ihanete “Dur!” dediysek, nasıl ki demokrasiyi, millet iradesini, vatanı muhafazada öne atıldıysak bundan sonra da milli iradenin, demokrasinin, hukukun, tam bağımsız Türkiye’nin yanında kararlılıkla durmaya devam edeceğiz.
15 Temmuz'un bizlere yüklediği sorumluluk; birlik ve beraberliğimizi korumak, vesayetin ve ihanetin her türlüsüne karşı uyanık olmak, şehitlerimizin emanetine ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkmaktır.
Bu nedenle 15 Temmuz'u yalnızca anmak yetmez, doğru anlamak da gerekir.
O geceyi doğru okumak, milletimizin yazdığı destanın hangi bedellerle kazanıldığını unutmamak ve bu şuuru gelecek nesillere aktarmak zorundayız.
Millet olarak, sivil siyaset ve sivil toplum olarak 253 şehit verdiğimiz o gece, sadece darbe ve işgalin önüne geçmedik, aynı zamanda vatanımızda ve irademizde gözü olan küresel vesayete ve onun yerli devşirmelerine de ibretlik bir ders vererek tarihe şanlı bir kayıt düştük.
15 Temmuz'da ihanete, darbecilere boyun eğmeyip canını ortaya koyan şehitlerimiz ve gazilerimiz başta olmak üzere darbeyi çıplak elleriyle önleyen aziz Milletimize, kutlu direnişe önderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımıza, siyasi iradeye, sivil toplum örgütlerine şükranlarımı sunuyor, kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyorum.
İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.” duasını hatırlatarak “Allah bir daha bu millete 15 Temmuz gibi ihanetler yaşatmasın” diyor,
aziz Milletimizin birlik ve beraberliğinin, devletimizin bekasının daim olmasını diliyorum.
🔎https://t.co/fQX2GYhuz6
#15Temmuz #DemokrasiVeMilliBirlikGünü #İradeBizimZaferBizim
PTT’DE GÜVENCELİ İSTİHDAM ESAS OLMALI, PERSONELİN HAK KAYBI YAŞAMASINA MÜSAADE EDİLMEMELİDİR.
PTT’nin yapılandırılmasına ve istihdam biçiminin değiştirilmesine yönelik Kanun Teklifi yarın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecek. Memur-Sen olarak yıllardır güvenceli ve kadrolu istihdamı savunuyor, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini sağlıyoruz. Bütün sosyal diyalog mekanizmalarında ve her mecrada “Kamuda tek ve asli istihdam türü kadrolu olmalı, sözleşmelilik son bulmalı” diyoruz.
Şimdi de PTT’de istihdam edilen 399’a tabi personelin İHS’li yapılması, iş güvencesi endişesi taşıyan personeli tedirgin etmektedir.
▪️ 399 KHK’ya tabi 9500 personelin yaklaşık %90’ı başka kuruma gitmek istiyor. Güvencesiz istihdamla karşı karşıya kalmak istemiyor. PTT’ye yıllarını vermiş personelin bilgi, birikim ve tecrübesinin kaybedilmesi, kamu hizmetinin kalitesinin düşmesi demektir.
▪️ Diğer taraftan, İHS’li personelin ücret düzeyleriyle ilgili sorun daha da büyüyerek devam edecek. İHS’li personel için en düşük kamu görevlisi maaşından az olmayacak şekilde taban ücret belirlenmeli, temel ücretleri artırılmalıdır.
▪️ İHS’ye geçecek personelin 5510 4/a ile ilişkilendirilmesi de hem personel sistemiyle hem de istihdam biçimiyle örtüşmeyen bir durumdur. Personelin sosyal güvenlik hakları korunmalı, kayıp yaşamasına müsaade edilmemelidir.
▪️ İHS’ye geçmek isteyen ve daha sonra farklı nedenlerle personelin sözleşmesinin yenilenmemesi durumunda nakil hakları saklı tutulmalıdır.
▪️ Sözleşmeyi imzalamayarak farklı kurumlara geçecek personelin unvan noktasında yaşayacağı sorun görülmeli ve memur kadrosuyla geçişi sağlanmalıdır. İHS’li personelin yeşil/hususi pasaport hakkı olmalıdır.
▪️ Kurumun personel ihtiyacı taşeronlaşmanın önünü açmamalı, güvenceli ve kadrolu istihdamla olmalıdır.
▪️ Kamu görevlilerinin huzursuzluğu arttıkça kamu hizmetinin kalitesi azalıyor, kamu görevlileri haklı olarak bu duruma isyan ediyor. PTT’de yapılacak düzenleme tekrar Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gözden geçirilmeli, güvenceli istihdam benimsenmeli, personeli mağdur edecek düzenlemelerden kaçınılmalıdır.
🎙️TBMM’DE GÖRÜŞÜLECEK KANUN TEKLİFİ MEMUR EMEKLİLERİNİ GÖRMELİ VE GÖZETMELİDİR
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelecek Kanun Teklifi ile en düşük emekli aylığı %17,76 oranında artırılacak.
Kamu görevlisi emeklilerimiz seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması ve 1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularında haklı beklenti içindeler.
İlk çıktığında 8.077₺ olan ve bugünkü rakamı 25.150₺’ye ulaşan seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılmaması mağduriyetlerinin boyutunun daha da ağırlaşmasına neden olmuştur.
Toplu sözleşme masasından etkilenen fakat yasada hak arama mücadelesinin zeminini bulamayan memur emeklilerimiz hem sendikal örgütlenme hem de kayıplarını telafi etme mücadelesini sürdürüyorlar.
Kamu görevlisi emeklilerimiz Komisyona gelen teklif içerisinde kendilerini bulan, emekli aylığı ile görev aylığı arasındaki uçurumu kapatan düzenlemeyi bekliyor.
Memur-Sen olarak; Komisyon görüşmelerinde özellikle 3 konu başlığını gündeme getireceğiz.
▪️Emekli memurlarımızın sendikal örgütlenme hakkı,
▪️Seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması,
▪️1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularını Komisyonda ifade edeceğiz.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi vekillerimizden ve siyasi iktidardan beklenti açık ve nettir. Çalışanın “nasıl emekli olacağım” emeklinin ise “nasıl ayakta duracağım” sorularına cevap, sorunlarına çözüm üretecek Kanun Teklifinin getirilmesi ve mağduriyetlerin bitirilmesidir.
🎙️KAMU GÖREVLİLERİ DİSİPLİN AFFI BEKLİYOR !
Eğitimden sosyal güvenliğe, para cezalarından vergi cezalarına birçok alanda işlenen cezalara karşı af düzenlemesi yapılıyor.
Toplu sözleşme masasında söz verilen, teklifimiz olmasına rağmen kabul edilmeyen disiplin cezalarına af düzenlemesi birçok kamu görevlimiz tarafından bekleniyor.
En son disiplin cezası affı 5525 sayılı kanun ile 2006 yılında yapılmıştı. O tarihten sonra benzer disiplin cezası alanların arasında farklılıklar yaşanıyor. Elbette keskin sınırları, devletimizin ve milletimizin güvenliğini oluşturan hususların etrafı çizilerek bir düzenleme yapılması gerektiğini savunuyoruz.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından 7. Dönem Toplu Sözleşme masasında bu hususla ilgili cümle kurulmuştu. Memur-Sen olarak biz de masaya geçmiş dönemde yapılan düzenlemeye benzer bir düzenleme önermiş; zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, terör ve benzeri hususlar hariç olmak üzere disiplin affı getirilmesini teklif ettik.
Şuan gündemde öğrenci affına ilişkin düzenleme var. Kamu görevlilerimiz de disiplin affı bekliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü ortak bir çalışma yaparak beklentiyi karşılamalıdır.
Şube Müdürü ve Eğitim Müfettişlerine Verilen Yeni Mali Hakları Olumlu Buluyor, Kapsamının Genişletilmesini İstiyoruz
İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları, İlçe Milli Eğitim Müdürleri, Şube Müdürleri, Eğitim Müfettişleri ve Eğitim Müfettiş Yardımcılarının mali haklarının iyileştirilmesi amacıyla uzun süredir kararlılıkla yürüttüğümüz mücadelenin sonucunda, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemelerle bazı olumlu adımlar atılmıştır.
Atılan bu adımı yerinde buluyor, gösterilen çabayı takdir ediyor, ancak yapılan düzenlemenin, yıllardır dile getirdiğimiz haklı talepleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.
Zam ve Tazminatlar Kararnamesinde yapılan değişiklikle; il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri ve belirli şartları taşıyan şube müdürlerine ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştır. Buna göre toplam hizmet süresi 20 yıl ve üzeri olanlara 50 puan (7.426 TL), 10 yıl ve üzeri olanlara ise 25 puan (3.713 TL) ilave özel hizmet tazminatı verilecektir.
Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Usul ve Esaslarında yapılan değişiklikle eğitim müfettişlerine haftalık 15 saat, aylık 60 saat karşılığı 11.146 TL ek ders ücreti ödenmesi sağlanmıştır.
Söz konusu düzenlemeler, eğitim yöneticileri ve eğitim müfettişlerinin yıllardır biriken mali hak kayıplarını telafi edecek düzeyde değildir.
Eğitim-Bir-Sen olarak toplu sözleşme masasına getirdiğimiz talebimiz; il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri, eğitim müfettişleri, eğitim müfettiş yardımcıları, şube müdürleri ve dengi kadrolarda görev yapanların tamamına ayrım yapılmaksızın 120 puan ilave özel hizmet tazminatı (17.820 TL) ödenmesidir. Eğitim yöneticilerinin ve müfettişlerinin haklı ve yerinde taleplerinin karşılanması ancak bu şekilde sağlanabilir. Maalesef yeni düzenleme, bu haklı talebimizi karşılamaktan uzaktır.
Sonuç olarak; atılan adım yerinde ve doğru ise de kapsamı dar, miktarı ise yetersizdir. Eğitim çalışanlarının haklı beklentilerini karşılamayan, yeni mağduriyetlere yol açan ve mevcut mali hak kayıplarını gidermekten uzak kalan bu düzenleme, eğitim yöneticileri ve müfettişlerinin yetersiz mali haklar sorununa nihai bir çözüm niteliği taşımamaktadır.
Mücadelemiz; hiçbir ayrım yapılmadan, hiçbir ünvan dışarıda bırakılmadan, tüm eğitim yöneticileri ile eğitim müfettişlerini kapsayacak şekilde 120 puan ilave özel hizmet tazminatının hayata geçirilmesine kadar aynı kararlılık ve azimle devam edecektir.
🎬 EĞİTİM TEMALI 10. ULUSLARARASI KISA FİLM YARIŞMAMIZA BAŞVURULAR BAŞLADI
Eğitimin birey ve toplum üzerindeki etkisini, öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın fedakarlığını sinemanın diliyle anlatmak isteyen yönetmenleri yarışmamıza davet ediyoruz.
Bu yıl ilk kez verilecek Seyirci Özel Ödülü ile yarışmamızın ödül heyecanı daha da büyüyor.
Yarışmada birincilik ödülü 150 bin TL, ikincilik ödülü 125 bin TL, üçüncülük ödülü 100 bin TL, Mehmet Akif İnan Özel Ödülü 80 bin TL, Erol Battal Sendikal Kadraj Ödülü ise 60 bin TL olarak belirlendi. Seyirci Özel Ödülü sahibi ise 50 bin TL ödül almaya hak kazanacak.
Eğitimin hikayesini beyaz perdeye taşımak isteyen tüm yönetmenleri, öğrencileri, öğretmenleri Eğitim Temalı 10. Uluslararası Kısa Film Yarışmamıza katılmaya çağırıyoruz.
⏳ Son başvuru: 14 Aralık 2026
Başvuru için:
https://t.co/OQ3GQNPlN0
https://t.co/5ZvuY267pI
AP’NİN KIBRIS KARARI RUM PROPAGANDASINA TESLİM OLMUŞ BİR İFTİRA METNİDİR
Memur-Sen olarak, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı tarihsel ve hukuki bağlamından koparan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni asılsız iddialarla hedef alan ve Türkiye’yi “işgalci” olarak tanımlayan bu kararı şiddetle kınıyor; Rum propagandasına teslim olmuş bu iftira metnini bütünüyle reddediyoruz.
https://t.co/KwAUwTmgrq
***ÖNEMLİ***
Önemli konuları konuştuk, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol ÖZVAR'a teşekkür ediyoruz.
Sn. Başkan, takip ettiğimiz önemli başlıklara ilave bir konuya dikkat çekti:
Öğrenci affından, kanun yayınlandığı gün itibari ile üniversiteden ilişiği kesilmiş olanlar yararlananileceği için, atılma durumuna gelen öğrencilerin şimdiden gereken girişimlerde bulunması gerekiyor.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek tüm gençlerimize başarılar diliyoruz.
Uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından hayallerine bir adım daha yaklaşmak için sınav sıralarına oturacak öğrencilerimizin emeklerinin karşılığını almasını temenni ediyoruz.
Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin bilgi, azim ve gayretle çıktıkları bu yolculukta başarılı sonuçlar elde etmelerini diliyor; sınava katılacak tüm öğrencilerimize zihin açıklığı, gönül ferahlığı ve kolaylıklar temenni ediyoruz.
Cenab-ı Allah emeklerini bereketlendirsin, yollarını ve bahtlarını açık eylesin.
#YKS2026 #Başarılar
“Bu oyunu Sivas ve Erzurum’da da seyirci ile buluşturalım dediler. Yoook ! Oradaki seyirci başka ikimizden birisinin ölmesine müsade edemeyiz dedik”
Ne bu espri mi?
Sivas ve Erzurum halkını geçmişte yaşanmış bazı acı olayları hatırlatıp potansiyel katiller olarak yaftalamak sanat mı?
Erzurum ve Sivas şehirlerinde yaşayan vatandaşlarımızı potansiyel suçlu gösteren, milletin değerlerini aşağılayan, mütedeyyin kimlikteki siyasetçilere hakaretler yağdıran, milli meselelere duyarlı sanatçılara küfürlerle bezeli bu sözde oyunun Munzur Üniversitesi öğrencilerine ne katacağını, ne öğreteceğini bekliyordunuz da üniversite içine soktunuz.
Bu yaptığınız rektörlük değil bu yaptığınız milleti devletine düşman etmeye çalışan TİP’siz provakatörlere yardım etmektir.
#KenanPekerGitsin
Munzur Üniversitesi ve muzur işler…!
Karaman Valiliği’nin izin vermediği ama Tunceli Munzur Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı bir gösteri ve mizah adı altında üniversite gençliğine yapılan siyasi (!) telkinler üzerinden birkaç gündür tartışma var ve bugün #KenanPekerGitsin hashtagı açılmış.
Rektör Kenan Peker’in hukuk tanımaz işleri ve üniversitede yaşananlar "Buradan Fizan'a yol olur."
Oğuz Atay’ın dediği gibi “Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın… Sussan acıtır, konuşsan kanatır.”
@tcbestepe | @YuksekogretimK
Eğitim Sendikalarının Buluşma Platformu 📍EdUnion İstanbul Forum /2026
İstiklal Marşı ile başlayan açılış programımız hitaplarla devam etti…
55 Ülke, 1 Uluslarası kuruluş, 2 bölgesel kuruluş, 67 farklı kurumdan katılan 132 eğitim sendikası lideri ve sendika profesyoneli ile tarihe not düştük.
LGS Merkezi Sınavı’na girecek tüm öğrencilerimize başarılar diliyor, öğrencilerimize rehberlik yapan ve geleceğe hazırlayan tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz.
Okulları sınava hazırlayan idareci ve yardımcı hizmetli arkadaşlarımıza, sınavda görev alan eğitim çalışanlarımıza ve emniyet görevlilerimize kolaylıklar diliyoruz.
#LGS2026
4688 Sayılı Kanunun Revize Edilmesine İlişkin Alt Komisyon 5. Toplantısını Gerçekleştirdi.
Kamu görevlileri sendikacılığı alanına ilişkin değişikliklerin uluslararası sendikal hak ve özgürlüklere uygun hale getirilmesi, ILO sözleşmeleri ve Uzmanlar Komitesi Raporlarında belirtilen hakların kamu görevlilerine de eksiksiz tanınması için çalışmalar hız kesmeden sürüyor.
Kamu Personeli Danışma Kurulu'nda alınan karar doğrultusunda oluşturulan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinesinde yürütülen 4688 Sayılı Kanun Alt Komisyonu, uzmanların katılımıyla beşinci toplantısını gerçekleştirdi.
Gerçekleştirilen toplantının ana gündem maddelerini; sendika üyeliği, üyeliğin önündeki mevcut engellerin kaldırılması, sendikal örgütlenme ile grev ve iş bırakma konuları oluşturdu.
▪️Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 4688 Raporunu hızlı bir şekilde tamamlamalı, kamu kurum ve kuruluşlarına göndermeli, Kanun değişikliği Meclis kapanmadan hayata geçirilmelidir.
Memur-Sen olarak, toplu sözleşme süreci ve uygulama aşamasında yaşadığımız sorunları sosyal diyalog zemininde iletmeye, sendikal hakların tam anlamıyla tesis edilmesi için mücadele etmeye ve çözüm yollarını masaya sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
DENİZDEN OLMAZSA KARADAN✊
Gazze'deki ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak için karadan yola çıkan Küresel Sumud Filosu konvoyunun Sirte kenti yakınlarındaki bekleyişi sürüyor. Trablus'un batısındaki Zaviye kentinden 15 Mayıs'ta yola çıkan konvoyda Cezayir, Tunus, Fas, Moritanya, Türkiye, Endonezya, Çin, ABD, Almanya, İspanya, İtalya ve İngiltere'nin de aralarında bulunduğu 30 ülkeden yaklaşık 350 aktivist yer alıyor.
Gazze’nin etrafına örülen abluka; sadece bir halkı değil, insanlığın vicdanını da kuşatıyor.
Ama bugün Libya çöllerinde bekleyen o onurlu insanlar, bu sessiz kuşatmayı vicdanın sesiyle yarmaya çalışıyor.
İçlerinde Memur-Sen teşkilatımızdan kardeşlerimiz de var…
Ertuğrul Yıldız, İbrahim Bahşi ve Resul Can; başkanlarımız Gazze’ye umut taşımak için zorlu bir yolculuğa çıktılar.
8 Mayıs’ta Trablus’a ulaşan vicdan konvoyu; günler süren eğitimlerin ardından çölleri aşarak Sirte yakınlarına kadar ilerledi. Ancak şu an, Doğu Libya yönetiminin engeli nedeniyle 4 gündür çölde bekletiliyorlar.
Onlar vicdanı temsil ediyorlar. Onlar; ekmek, ilaç, umut ve insanlık taşıyor.
Gazze’ye ulaşmaya çalışan vicdan sahiplerini durdurmak; aslında insanlığın son merhamet damarına barikat kurmaktır.
Rahatsızlığı sebebiyle konvoydan ayrılmak zorunda kalan Fatih Taşpınar kardeşimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; yolda olan tüm gönül insanlarının selametle menzillerine; Gazze’ye ulaşmasını temenni ediyoruz.
Bu yol sadece bir yardım yolu değil; insanlığın onur yürüyüşüdür. Çağrımız Libya Doğu Yönetimine; yolları açın, barikatlarınızı kaldırın ve bu onurlu, kutlu yürüyüşün önünde daha fazla durmayın…
@resulcan17@ertgrlyldz63@BahsiIbrahim@fatihefe09
#Gazze #Filistin #GlobalSumudFilotilla
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 114. Uluslararası Çalışma Konferansı öncesinde, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan ile verimli bir görüşme gerçekleştirdik.
Görüşmemizde; küresel siyasette yaşanan dönüşümlerin, bölgesel krizlerin ve ekonomik dalgalanmaların çalışma hayatına, sosyal adalete ve emekçilerin yaşam koşullarına etkilerini kapsamlı şekilde değerlendirdik. Ayrıca çalışma hayatının geleceği, sosyal diyaloğun güçlendirilmesi ve insan onuruna yakışır çalışma standartlarının korunması konularında görüş alışverişinde bulunduk.
Bunun yanında, Uluslararası Çalışma Örgütü ile önümüzdeki dönemde gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar, uluslararası iş birliği alanları ve çalışma hayatına yönelik ortak projeler üzerine de değerlendirmelerde bulunduk.
Çalışma hayatında kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerin; çatışma yerine istişareyi, kutuplaşma yerine uzlaşıyı ve gerilim yerine güçlü sosyal diyalog mekanizmalarını esas alan bir anlayışla mümkün olabileceğini ifade ettik.
Emek; yalnızca ekonomik üretimin bir unsuru değil, aynı zamanda toplumsal adaletin, sosyal barışın ve insan onurunun temel taşıdır. Bu anlayış doğrultusunda, ulusal ve uluslararası platformlarda emekçilerin haklarını savunmaya, sosyal adalet mücadelesini güçlendirmeye ve insan onuruna yakışır çalışma hayatının tesisi için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
@iloankara