Türk Dil Kurumu (TDK), Babalar Günü nedeniyle paylaştığı "Atatürk" paylaşımını sildi.
TDK'yı Atatürk kurdu. Makamını, özgürlüğünü, vatanını borçlu olduğu Atatürk paylaşımını silmiş.
-Atatürk olmasaydı, o makam olmayacaktı, işgalcilerin bayrakları olacaktı. Anadolu'da Türk kalmayacaktı. Nankörlüğün zirvesi nedir derseniz, budur derim...
"Vefa imandan gelir" diye bir hadis vardır. Demek, bu hadise de inanmıyor.
-Atatürk'ü kim sevmez?
-İstanbul’u işgal eden ülkeler sevmez, İstanbul’u onlardan kurtardığı için,
-İşgalciler sevmez, Anadolu’yu işgalden kurtarıp, Sevr’i yırtıp çöpe attığı için,
-PKK terör örgütü hiç sevmez, Şeyh Sait ve yandaşları sevmez, Türkiye’yi parçalayacak projeyi engellediği için,
-İşgal döneminde işgalci devletlerle işbirliği yapanlar hiç sevmez, köle olmalarını önlediği için,
-Afganistan ve benzer ülkelere özenenler sevmez, özgür ve çağdaş bir devleti kurduğu için.
-Yakup Kadri, 1932'de dünyanın en haklı sorusunu sorar; "İnsan Türk olur da nasıl Mustafa Kemal Paşa'dan yana olmaz?"
Evet, insan bu vatanda yaşar da Atatürk’ü sevmez mi?..
Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
TSKF’nin yeni dönem buluşma serisi “Köklerimizden Geleceğe Buluşmaları” ilk etkinliğiyle başlıyor.
Serimizin ilk buluşmasında, “Dünden Bugüne Tarihi Dönüştüren Kadınlar” başlığı altında bir araya geliyor; kadınların tarihsel süreçlerdeki dönüştürücü gücünü, toplumsal gelişime +
Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack da “Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir. 1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Bu sistem çok kültürlü toplulukları bir arada tutmak için dünyada ve Orta Doğu'da uygulanması gereken bir model.” dememiş miydi?
Ve not…
Türkiye; üniter, laik ve demokratik bir ulus devlettir.
Sorun; CHP içi sorun değil miydi?
Bu açıklamanın CHP içindeki sorunla ilgisi ne?
5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında sürdürdüğümüz “5 Günde 5 Etki” serisinde, değişimin bireysel farkındalıkla başladığını bir kez daha hatırlıyoruz.
🔴Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'tan mutlak butlan yorumu: Yüksek Seçim Kurulu'nun görevi, yetkisi gasp edilmiştir
📌"Kapatılma kararından çok daha ağır bir kararla karşı karşıya kaldık. Bundan sonra hiçbir parti güven içerisinde faaliyetlerini sürdüremeyecek"
🎙️@tugbaaozerr
📹 Özgür Söylemez
Ülkede büyük burjuva olmak bile size hukuki koruma sağlamazken küçük bir ilçede AKP'li belediye meclisi üyesi olmak hukuki koruma sağlayabiliyor. Koç ailesinin en büyüğüne derhal açılan soruşturma AKP'liye açılamıyor. AKP'lilik toplumda nasıl bir imtiyazlı konum haline geldi siz düşünün.
“5 Günde 5 Etki” serimizin bu adımında; tek kullanımlıkları tercih etmemek, PET şişe kullanımını azaltmak, gereksiz tüketimden kaçınmak, yiyecek israfını önlemek ve dijital araçları daha bilinçli kullanmak gibi seçimlerin çevre için ne kadar önemli olduğunu vurguluyoruz.
TSKF Sürdürülebilir Çevre ve Kadın Çalışma Grubu tarafından, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında hazırlanan ve 100 Soroptimistin katılımıyla gerçekleştirilen Su Farkındalığı Araştırması’nın sonuçlarını sizlerle paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz.+
Bayramlaşma programımıza 2 saat olmasına rağmen İl Başkanlığımızın önünde büyük bir kalabalık oluşmaya başladı. Tüm Ankaralıları bu dayanışmanın parçası olmaya saat 14:00’da Güvenpark’a çağırıyoruz.
Deniz Zeyrek:
*Kardeşim biraz delikanlı olun ya
*Tek hedefiniz kurultay meselesini kilitlemek ve CHP'yi bölmek
*Kılıçdaroğlu, temyiz başvurusunu çekerse kurultay yapılır
*O koltukta daha uzun süre oturabilmek için şeytanın aklına gelmeyecek numaralar yapıyorsunuz
Fatih Altaylı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu adeta gömmüş
*2017 referandumunda 2,5 milyon mühürsüz oyu sen nasıl geçerli kabul edersin
*Senin yüzünden ülkenin rejimi değişti
*Şimdi yenildiğiniz kurultayın peşine mi düştün?
*Bırak artık bu işleri, seni istemiyoruz neden anlamıyorsun
Kemal Kılıçdaroğlu’nun demeçlerinden anlıyoruz ki, ne kurultay yapma ne de meclis grubunu toplama niyeti var. Her eylemi ve sözüyle ben buraya genel müdür olarak atandım. Burası artık muhalefet partisi değil, iktidarın tasarrufu altındaki bir genel müdürlüktür diyor. Erdoğan da zaten bunu istiyordu. Çünkü onun gözünde CHP, Cumhuriyet’in kurucu partisi olması nedeniyle yıkılması hedeflenen bir rejimin sembolü ve kalesi. CHP’nin bırakın seçim kazanmasını böyle bir ihtimalle varlığını sürdürmesi dahi Erdoğan’ın kurmak istediği sultanik rejime bir tehdit ve ABD’nin bölge valisi Tom Barrack’ın vurguladığı meşrutiyet rejiminin akamete uğraması demek. Öyle görünüyor ki, CHP’yi kapatmak yerine, onu muhalefet partisi olmaktan çıkarıp, devlette bir genel müdürlük statüsünde varlığını devam ettirmesi hususunda Kemal Kılıçdaroğlu ile uzlaşılmış.
Bu oyunu ancak halkla birlikte hareket eden Özgür Özel bozabilir. İç ve dış tüm güç odaklarının mutabık kaldığı ama halkın aleyhine olan bu yapı yerleşiklik kazanmadan yeni bir yol bulmak başta Türkiye’de demokrasi isteyenlerin ve bunun taşıyıcılığını yapan Özgür Özel’in öncelikli görevidir. Tarihin önümüze koyduğu yol budur. Tam da şimdi hep beraber “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” deme anıdır.
“Yokluk, hayal gücünün en verimli toprağıdır” sözünü doğrular seçim otobüsünün icadı.
Mucidi ise Rahşan Ecevit’tir.
Tam da bugün 14.00’te Güvenpark’ta olduğu gibi o tarihlerde de bir çok şeye ihtiyaç vardır.
Sahne kurulacak, ses sistemi gelecek, mitingin olduğu yere seyahat edilecek… Ancak tam da bugün olduğu gibi imkanlar kısıtlıdır.
Bazı fikirler ancak imkânsızlıkların gölgesinde filizlenir denir ya. Seçim otobüsü de imkansızlıklar içinde filizlenmiş bir fikirdir.
Elindekiler tükendiğinde, aklındakiler çoğalmaya başlar. İşte bu, imkan yokluğunda çoğalmış bir fikirdir.
Şimdi bizim de imkanlarımız yok denecek kadar az. Bugün Güvenpark’a kim geliyorsa kendi imkanları ile geliyor. İmece kültürü büyüyor. Onları Kızılay’da karşılayanlar da aynı imkansızlıklarla ama güçlü bir kararlılıkla hazırlanıyor.
Tıpkı yarım asır önce olduğu gibi.
Sahne kurulacak, ses sistemi gelecek, mitingin olduğu yere seyahat edilecek…
Bunlar için olanak bugün de yoksa, yine Rahmetli Ecevitler’in icadı devreye girecek…
Hazırız…
Bekliyoruz.
14.00
Kızılay
Güvenpark
Turhan Çömez:
"İngiltere'de İranlı bir garsonun babası Türkiye'de bir ev almış diye bütün aileye Türk vatandaşlığı verilmiş
Tek bir kelime Türkçe bilmiyor, ama Türk vatandaşı diye seçim günü konsolosluğa gidip Akp'ye oy verecekmiş
Şu ülkeyi ne hale getirdiniz yazıklar olsun
Partimize mahkeme tarafından atanan yönetimin bugün ortaya koyduğu tavır, en az Genel Merkezimize polis sokmak kadar ağır bir zarara neden olmuştur. Yalanlarla bezenmiş bir seviyesizlik ne yazık ki bayram gününde sergilenmiştir.
O zaman artık, sustuğumuz gerçekleri anlatmanın zamanıdır.
İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki;
1-Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Bir daha böyle seviyesiz görüntüler görmemek umuduyla söylüyorum:
Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
‘Tedbir kalksın kurultay yapacağız’ demek, CHP’ni AKP’ye teslim ettim demektir.
Seçimde AKP’ye hizmet etme niyetinin açıkça ilanıdır.
Kimse kimseyi kandırmaya, milleti enayi yerine koymaya kalkmasın
En azından ayıptır.