Kızımı katleden caninin kendi Instagram hesabında paylaştığı fotoğraf. Bu fotoğrafa iyi bakın.Bu canileri topluma kazandırma amacı güden herkesin vicdanını sorgulamasını istiyorum! Herkesi topluma kazandıramazsiniz.Benim gözümden sakındığım toprak oldu. #HiranurAygariçinadalet
TEM Otoyolu’nun Sakarya geçişinde, orta şeritten sol şeride hızını büyük ölçüde düşürerek geçmeye çalışan bir sürücünün neden olduğu kazada ortalık savaş alanına döndü. Kazanın ardından sürücü olay yerinden kaçtı.
Ya şunlara bakar mısınız, bu tiplerden ülkeye hayır gelir mi?
Batman’da üç tane h*rtonun yaktığı karton parçası alev alarak yanındaki araca sıçrıyor. Şimdi o araç sahibi siz olsanız ne yapardınız?
Bu sokak serserilerinin artık temizlenmesi gerek, zarar vermekten başka hiçbir şey bilmiyorlar.
🚨 BU BİR İHBARDIR! 🚨
Bu h*rtlara kafalarına göre racon kesemeyeceklerini artık birisinin öğretmesi gerek!
Çanakkale’den İstanbul’a giden yolcu otobüsünün önünü kesen bu magandalar, bakın nasıl h*rtoluk yapıyorlar.
Plaka belli, yüzleri belli, bu şahıslara gerekenin en acil şekilde yapılması şarttır!
Şimdiye kadar hiç anlatmadığım bir detay var...
Ahmet’i yoğun bakımda gördüğümde gözlerim doğrudan alnındaki morluğa takıldı. O morluğun neden olduğunu biliyordum. İşte o an,nefes alamadım, konuşamadım, sadece baktım... Evladımın yüzüne, bana bir daha gülümseyemeyecek olan yüzüne.
Sonra kulağında küçük bir yara gördüm. Doktora sordum: “Bu nedir?” Dediler ki, “Başı uzun süre sol tarafa yatık kaldığı için oluşmuş, annesi.”
O küçücük yarayı duyduğumda bile içim kan ağladı. Günlerce kulağındaki o izi düşündüm. Ama kimse bana alnındaki morluğu unutturamazdı. Çünkü o morluk, evladımın çektiği acının sessiz tanığıydı.
Şimdi size soruyorum; ben kulağındaki küçücük yara için kahrolurken, alnındaki o morluğu görünce neler hissetmiş olabilirim? Bir anne yüreği bunu nasıl taşıyabilir? O gün Ahmet’in alnındaki morluk sadece onun bedeninde değildi; benim ömrüme vurulmuş bir mühürdü. O an kalbim kırılmadı, paramparça oldu. Ve o parçalar hâlâ yerinden toplanamadı.
İsmini dile getirmek istemiyorum, son bayramın olur inşallah.
Takipçi Şikayeti:
🔹️"Bayramda Elazığ’a gittik, Harput Kalesi’ne çıktık. Hemen kalenin dibinde bir kafe vardı. Baktık, demlik çay 80 TL, kahve 80 TL.
🔹️Dedik, soluklanalım, çay içelim. 1 demlik çay, 1 kahve, 2 su istedik. Toplamda 200 TL hesap gelmesi lazımdı.
🔹️Hesabı ödemeye kalktık, 340 TL dediler. “Nasıl 340 TL?” dedik. Bu sefer “Biz 2 kişilik demlik yolladık” falan dediler.
🔹️Öyle bir seçenek yok, öyle olsa bile yine hesap tutmuyor. Bu defa üstümüze yürüdüler.
🔹️'Derdiniz 100 TL mi, amacınız ne? Ödüyorsanız ödeyin, zaten başka memleketten gelmişsiniz' gibi kabadayılık yaptılar. Böyle esnafların silinmesi lazım.
🔹️Bu arada hesap yine ucuz, ona itirazım yok. Ama 1 TL bile olsa dolandırılmak ve bu üslup insanın zoruna gidiyor."
4 kişilik ailemle 9 gecelik Tayland tatilinin (18-28 Mayıs 2026) yaklaşık maliyeti ektedir. Uçuşlar THY ile aktarmasız yapılmıştır.
-Uçuşlar : 110.000
-Konaklamalar: 33.000
-Transferler: 5000
-Şehir içi ulaşım: 3000
-Tüm yeme içme: 25.000
-Tur bedelleri : 14.000
TOPLAM: 180.000
Antalya'da aynı dönem için aldığım fiyatlar ise 350.000 - 550.000 arasındaydı. Ulaşımın tamamını da kendim karşılamam şartıyla. Yukarıdaki bedellerden ulaşımı çıkarırsak 70.000 maliyet var.
Şimdi soralım; Türk Milleti neden olması gerekenin en az 5 katı bedel ödüyor her şeye? Neden 70.000 liralık tatili 350.000'e satıyorlar? Aynı paketi yabancılara Tayland'la benzer fiyatlara satanlar iş Türk Milleti olunca neden bir kazıklama duygusuna giriyor?
Buna dur diyecek bir otorite yok mu?
Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün kurucularından, kulübün 1 numaralı üyesi, başkanı, sporcusu ve antrenörü; Olimpiyatlara katılan ilk Türk eskrimci, Türkiye Eskrim Federasyonu'nun kurucu başkanı; Osmanlı subayı, Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı gazisi, İttihat ve Terakki üyesi, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu, ilk Türk komitacı, İstiklal Madalyası sahibi ve Trakya kahramanı Fuat Balkan'ı vefatının 56. yıl dönümünde saygıyla ve rahmetle anıyoruz.
Alkışlar sana Ebubekir Durmuş:
🔹️4 Nisan 2017’de Şırnak’ın Gabar Dağı bölgesinde jandarma operasyonu sırasında PKK’nın tuzakladığı el yapımı patlayıcı patladı.
🔹️Ebubekir Durmuş ağır yaralandı. Başının bir kısmı parçalandı, 6 kez kalbi durdu, sol tarafı felç kaldı ve yaklaşık 7 ay komada kaldı.
🔹️Ankara Gülhane’ye (GATA) sevk edilen Durmuş, uzun ve zorlu bir tedavi sürecine girdi. Bu süreçte Türkiye’de ilk kez uygulanan kafa derisi nakli gibi kritik ameliyatlar geçirdi.
🔹️Hayata tutunmasında en büyük desteği, 14 yıllık çocukluk aşkı Sümeyra Payveren verdi. Sümeyra bir an olsun yanından ayrılmadı.
🔹️Yoğun mücadele sonucunda Ebubekir Bey iyileşti ve 2025 Temmuz ayında Sümeyra Hanım’la evlendi.
🔹️Vatanı uğruna büyük bedel ödeyen Gazi Ebubekir Durmuş, azmi ve aşkıyla birçok kişiye ilham olmaya devam ediyor.
🇹🇷
Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik
Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nün Mayıs ayı etkinlikleri kapsamında, Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğümüz koordinesinde yürütülen “Ben Her Yerde Varım” projesi doğrultusunda öğrencilerimiz mesleki becerilerini uygulamalı eğitimlerle geliştirmeye devam ediyor. 🏍️🔧
Motosiklet bakımı, tamiri, elektrik tesisatı kontrolü ve süspansiyon bakımı gibi alanlarda eğitim alan öğrencilerimiz; gerçek iş ortamlarında gerçekleştirilen staj programlarıyla sektör deneyimi kazanıyor. Böylece öğrencilerimiz hem üretim süreçlerine aktif olarak katılıyor hem de meslek hayatına güçlü bir şekilde hazırlanıyor. ⚙️👏
Gazi Mesleki Eğitim Merkezi öğrencilerimiz de motosiklet tamirciliğini severek yaptıklarını ve mezuniyet sonrasında kendi iş yerlerini açmayı hedeflediklerini ifade etti. Mesleki eğitimle yetişen gençlerimiz, ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağına katkı sunuyor. ✨
@tcmeb@Yusuf__Tekin@AnkaraValiligi@tcmeb_mtegm@skaygusuz@Murat4Kucukali
Gözünüzü kapatın ve hayal edin terörist ateşine gerek yok sabaha kadar yürümüşsün sabah kar başlamış böyle bir arazide tüm kayalar sabun gibi ve onca yük sırtında kaymadan düşmeden ses çıkarmadan ilerlemek zorundasın.
Evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun!
Sultan Vahdettin Milli Mücadele sırasında ya da hemen sonrasında ölmedi.
1926’ya kadar yaşadı.
Gayet sağlıklıydı. Yazışmalarını, görüşmelerini, mülakatlarını sürdürdü.
Ölümüne kadar tek bir gün Milli Mücadele’ye destek verdiğini iddia etmedi.
Tek bir gün “ben aslında Anadolu’da bir Kurtuluş Mücadelesi örgütlemek istedim ama bunu gizli yaptım. Mustafa Kemal’e gizli görev verdim vs” demedi.
Adamın görüşü şuydu:
“Devletin kurtuluşunun yolu İngilizler ile iş birliği yapmaktan geçiyor. Savaşarak değil uzlaşıp anlaşarak devleti ayakta tutabiliriz”
Nitekim bu görüş o yıllarda Osmanlı entelijansiyasının görüşüydü. Marjinal bir görüş değildi.
Sadece Vahdettin değil İstanbul’da tüm Saray çevresi, hürriyet ve itilaf partisi, aydınlar grubu böyle düşünüyorlardı.
Marjinal olan Milli Mücadelecilerdi.
Hal böyleyken, Vahdettin bile Kurtuluş Savaşı’nı (zaferden sonra bile) sahiplenmezken günümüzde ortaya çıkıp boş boş konuşanlar iddialarını neye dayandırıyorlar?
Vahdettin silikti, inançsızdı, liyakatsızdı, zayıftı, ümitsizdi, kötümserdi, teslimiyetçiydi ama hiç değilse yalancı değildi.
Bugün onu “kahraman” diye sunanlar bir de üstüne yalancı!