“Abartıyorlar” işte tüm olayda bu ya sonra medyada adamlar Barış’ı Trossard’ın önüne koyar kendi yalanlarına inanmaya başlarlar ve bir noktadan sonra doğru kabul edilir hale gelir ve durum buyken medyalarıda güçlüyken kelebek etkisi gibi buna inanan ve bunu doğru kabul eden sayısı artar Rashica’yı övmek zorunda değilsin ancak bunu herkesin gözüne soka sokada yer yeksan etmek zorunda değilsin şayet bunu yaparsan ne olur iki gün sonra kaptanına “çöp,yedek” çekerler sende buna çanak tutarsın bazılarınız buna destek verir ve Barış hakkında yapılan olumlu yalanlamada, yalana inanıp Trossard’ın önüne konulduğu gibi Kaptana yapılan olumsuz yalanlamada, yalana inanıp İsmail’in gerisine koyarlar bizide hem renklilere karşı hem kendi taraftarımıza karşı mücadele etmek zorunda bırakırsınız apaçık gerçeği savunmak zorunda bırakırsınız sonra önüne geleni tesesi samsunu sivası kocaeliside kendini bir bok zannedip çubuğunu sana dikeltmeye cüret eder :)
Fırsat transferi demek, maliyet~performans/kalite endeksinde performans/kalite tarafının maliyet bakımına ağır basması anlamını taşır. Bir ürünü konu itibariyle oyuncuyu ederinden alta almak her bakımdan “fırsat transferi” olarak nitelendirilebilir fırsat transferinde ödenen miktarın ehemmiyeti yoktu yani bir oyuncuya 5 milyonda versen 55 milyonda versen eğer bariz bir şekilde bu oyuncu harcanan fiyattan daha yukarı ücretleri hak ediyorsa bunun ismi fırsat transferi olur.
3 çeşidi var
1-Murillo’da olduğu gibi oyuncun yaşadığı bir sıkıntıdan ötürü normalde gerçekleşmeyecek ancak “fırsat” yakalandığı için gerçekleşen hem maliyetten fırsatı yakaladığın transfer
2-Osimhen’de olduğu gibi hak ettiği maliyetin üstüne veya eş değerde olsa şansın yüzüne güldüğü ve bir anda masada tek kaldığın fırsatlar
3-hem maliyetten kısılıp hemde normalde TR’ye düşmeyecek boyutta bir transferi indirmek bu 3’ü arasında en zor “fırsat transferi”
@umutjk3434 12M’a Musrati çakan transfer ödemelerinin bir kısmını Arabistan’da ki fonlara yatıran döneminde oyuncuların maaşını ödeyemediğimiz adam değil yani
Uzun zamandır böyle denemeler yapılmıyor ki; sistemli ve bir planlama doğrultusunda… İlhan’a falan “Ulan ya tutmazsa? Yandık, bittik, kül olduk.” gözüyle bakılıyor veya “Buna niye 3 milyon veriyorsunuz, ne verecek bu adam? Yapacağınız transfer bu mu?” gibi söylemler oluyor. Ama hiç kimse bu denemelerden 10 tane yapıp en kötü 1 tanesini tutturduğunda kazanılacak deli bonservisleri aklına getirmiyor. Veya yerli ya da yabancı fark etmeksizin bir mevkinin senelerce birine emanet edilmesini…
Harbi diyorum ya, biz en son ne zaman “Aha tamam, bu adam bizi burada şunca yıl düşündürtmez.” dedik? Veya bunu desek bile ömrü ne kadar sürdü? Bu transfer dönemi öncesi bu sözü sadece 1 oyuncu için kullanabilirsin; o da canımız kaptanımız Orkun.
Adam çıkıp açık açık “Eğer izin verirlerse ömrümün sonuna kadar Beşiktaş’ta kalırım.” diyor. Bizimkiler hâlâ “Yok şu teklif gelirse satarız, yok o, yok bu…” Hacı, niye satacaksın? Bu adam senin yerlin, bu adam senin kaptanın, bu adam senden benden az Beşiktaşlı değil; hatta belki daha fazla. Adam bir maestro. Adam 3-4 dil biliyor. Bu adam klas, çok üst düzey bir oyuncu.
Ve Orkun’dan önce bunlar Orkun’un gitmesini düşünüyor. Kulübe haciz gelmediği, olağanüstü durumlara düşülmediği sürece başlarım kazandıracağı 70-80 milyon bonservise. Belki o paralara daha iyi 1 oyuncu alırsın, belki Orkun’dan biraz daha kötü ama yine çok iyi 2-3 oyuncu alırsın. Ancak Orkun’un sağladığı rahatlığı, kattığı değeri, Beşiktaş’a vereceği şeyi değil parayla, Dünya üzerindeki hiç kimseyle kazandıramazsın.
Biz bazı reflekslerimizi, bazı alışkanlıklarımızı unutmuşuz. Senin alıp parlatıp daha yüksek bonservisle para kazanacağın oyuncu zaten bunu versin diye getirdiğin, maliyet açısından o değerlerde olduğu için, kapısında Liverpool beklerken seni tercih ettiği için imza töreninde stat doldurulan kaptanın değil. O senin bel kemiğin, duruşun, kimliğin. O her zaman orada durur, sana bir oh çektirtir. Onun etrafındakileri değiştirirsin.
Takımın en değerlisini satmak büyük takım refleksi değildir; underdog, sistem takımlarının özelliğidir. Özellikle sana kattığı, sağladığı performansı kazanacağın parayla yerine koyabileceğin net değilken… Bu kısmı Oh ile Murillo ile ölçebilirsin. 5-6 milyon kâr edeceğim diye verdiği performansı yerine koyabileceğin şaibeliyken o oyuncudan çıkmak ahmaklıktır.
İşte bu denemeleri İlhanlarla, Doğanlarla, neredeyse hiç parlatamadığın, forma şansı vermediğin ama yine de üstüne koyup sattığın Ricardolarla ya da Olatianlarla yaparsın.
Şu son 2 transfer dönemi içerisinde gerçekten beklentilerimin üzerine çıkılcak gibi açıkcası Serdal Adalı’nın başaracağına hep inandım. Ancak şu anki süreç hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunları görmek beni kısa vade ve Süper Lig için değil, uzun vade ve Avrupa için heyecanlandırıyor. Geleceğe umutla bakıyorum…
@likeaboubakar Galiba daha önce emsali var mı bilmiyorum ama ilk defa yabancı hoca Avrupai antrenman ve kondisyon seviyesini entegre etmeye çalışıyor galiba takıma
Stu’nun wonderkid olarak nitelendirdiği genç Alman bir kalecileri var aktif piyasa değeri 10 milyon ve yaşı daha 20 Almanya U21’in kalecisi ve çok gelecek vaat ediyor aynı zamanda maaşı’da 470 bin euro Nübel ile hem yönetimleri hem de taraftarı güzel bağ kursa da Stu kaleciye bu şekilde yatırım yapmak yerine genç kalecilerine kaleyi emanet ediceklerini bildirdiler Nübel’e bundan mütevellit Nübel ve Stu arasında yollar ayrıldı
@EmirrJK10 2 sene önce takım 60’dan sonra emeklemeye başlıyordu mk ilk defa yabancı bir hoca yabancı antrenman ve kondisyon seviyesini takıma entegre etmeye çalışıyor ona da muhalif olmayın la
@MrtKrklk Bu bilgiyide camia öğrenmesin bazen çenenizi kapalı tutmayı bilin 15 gün sonra Avrupa maçımız var elimizde ki tüm sağ kanatlar hakkında medyaya girdiğin şeye bak karakteriniz yok